Bugün 3 aralık, Dünya Engelliler Günü. Şafak Pavey’in Meclis’te yaptığı konuşmayı Zerdeşt’le internetten dinledik. Hem de üç kez. Çünkü Zerdeşt öyle istedi. Bugün köşemi Şafak Pavey’in, dün Meclis’te yaptığı konuşmaya ayırıyorum.

“Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

Türkiye, sorumluluklarını yerine getirmek ve denetlemek gibi bir derdi olmadığı için uluslararası sözleşmeleri rahatlıkla imzalıyor ve onaylıyor..

Birleşmiş Milletler, Engelli İnsan Hakları Sözleşmesi’ni de onayladı ama sözleşmenin hayatını değiştirmesi gereken Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Saffetcan daha da perişan. O halde yanlış giden ne! Ve Saffetcan kim?

22 yaşındaki Saffetcan doğduğu günden bu yana yatağında yaşıyor.
Babası engelli haklarını kullanarak eve doğalgaz yükletmek istedi. PTT’ye başvurdu. Evrakları kabul etmediler. Sakat çocuğu dünya gözü ile görmek istiyorlardı. Babası Saffetcan’ı sırtına aldı, götürdü meraklılarına gösterdi... Adeta sirk gibi.

Saffetcan çocuk bezi kullanıyor. Hükümet Ocak 2011’de, hasta bezi barkodu şart koşan bir yönetmelik getirdiği için Saffetcan’ın ailesi geçerli barkot ihtiyaçlarını ancak belli merkezlerden almak zorundalar. 83 liralık çocuk bezi hakkı için 40 lira ulaşım gideri harcıyorlar. Artık bu haktan yararlanmaktan vazgeçtiler.

Toplumun istismar edeceği vehmiyle, bir peri masalı tadında verilen haklar, uygulamaya gelindiğinde kurnaz yönetmeliklerle deliniyor.

Kaşıkla dağıtılıp kepçe ile geri alınıyor.

Ekim 2004’te hükümet ülkemizdeki engelli sayısını sekiz milyon 431 bin 937 kişi olarak açıklamış. (http://www.safakpavey.com/wp-admin/post.php?post=937&action=edit#post_statusır) 2008’de ise Başbakanlık raporunda sayı bir milyon 673 bin 550 olarak açıklanmıştır. Altı milyon 758 bin 387 kişi buhar olup uçtu mu?

Hükümet, Temmuz 2006 tarihinde, “Özürlü Raporları Yönetmeliği’ni değiştirince milyonlarca engelli bir gecede engelsiz oluverdi. Biri de benim. Buhar olup uçmadım. Karşınızdayım. Bacağımın ve kolumun uzadığı varsayılmış, dünyada yüzde 98 olan engelli raporum iptal edilmişti.

Kopan kuyruğu uzayan bir kertenkele olmayı hakikaten çok isterdim ama yazık ki kertenkele değilim.

Çocuk felci mağduru Bünyamin diyor ki, ‘2006 öncesi aldığım rapora göre engelliydim. Raporumla memur sınavlarına katıldım. Kazandım. Vergi muafiyetinden yararlanmam için hastaneye sevk edildim. Hastanede ‘özürlü olmadığım’ ortaya çıktı. Bunun üzerine KPSS’ sınavlarına girdim, yine kazandım. Memur olabilmem için sağlam raporu istediler. Aynı hastane engelli olduğuma dair rapor verdi, memur olamadım. Şimdi özürlü müyüm yoksa sağlam mıyım? Karar verin, ben de bileyim..’

Şimdi özürlü olan kim? Bence artık özürlü kelimesinden de vazgeçip engelli kavramına geçiş yapmamızın zamanı geldi.

Doğa felaketlerinin, savaşın, şiddetin, akraba evliliklerinin, yoksulluğun ve dünya ikincisi olarak trafik kazalarının ülkesi Türkiye’de engellilerin ve ailelerinin durumu trajik boyutlardadır. Ülkemizin en sessiz çoğunluğundan, aileleri ile birlikte 30 milyon civarında insandan söz ediyorum. Hepimizi onlara karşı işlediğimiz hilelerden ve insanlık suçundan vazgeçmeye davet ediyorum.

Gelin 24. Dönem’den engellilerin eşit vatandaşlık ve onur hakkını güvenceye alacak olan insan hakları yasasını, kevgire çevirmeden çıkaralım. İnsanın bütçeden daha değerli olduğunu önce maliyeye hatırlatalım. Ve insan odaklı ilk yasayı hep beraber çıkaralım.

En büyük görev şüphesiz önümüzdeki plan ve bütçe görüşmelerinde maliyeci arkadaşlara düşecek.

Önerilerim;

Modern dünyanın engelli tanımında buluşalım. Çağı geçmiş Baltazar’ı çöpe atalım. Yurttaşlarımızın acılarını cetvelle değil, ayrımcılığa karşı akıl ve bilim ve hukukla ölçelim.

Kamudaki engelli kadrolarını engelli işgücüne açalım. Kendi koyduğu kotalara bile uymayan bir devlete vatandaş nasıl güvenebilir?

Biliyorum baraj severiz ama hiç değilse engellilerin hayati medikal ihtiyaçlarındaki her türlü barajı kaldıralım. Bırakın birkaç kötü niyetli bunu suiistimal ederse etsin. Toplum ve yargı onun cevabını versin.

Engelliler siyasetin merhamet soytarıları değillerdir. Onlarla ruhlarımızı arındırmak alışkanlığından vazgeçelim. Kimsenin böyle bir haddi yoktur, olduğunu sananların hukuksal vatandaşlık tanımını öğrenmeleri gerekiyor.

Engelli sorunlarını araştırma komisyonu kurulmasını teklif eden önergemi yüce Meclis’e ulaştırdım. Ayrıca İnsan Hakları İnceleme Komisyonu içinde bir İnsan Hakları Sözleşmesi olan engelli hakları için alt komisyon kurulmasını teklif ediyorum. Yüce Meclis’e saygıyla duyururum. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.

Sayın Meclis Başkanı’na da ayrıca dilekçemi değerlendirip bu konuşmayı işaret dili tercümanı ile yapmamı sağladığı için teşekkür ederim.

İşitme engelli vatandaşlarımızın da bu meclisin çalışmalarından faydalanabilmesi için bundan sonra işaret dili tercüme hizmetinin sağlanmasını bekliyoruz.”


[email protected]

  • Abone ol