Düşünmeye ve sorgulamaya karşı o denli şartlanmışsınız ki, kanaatleriniz, olup bitenlerin analiz ve değerlendirmelerine dayanmıyor.

Başbakan’ın küçücük bir fiskesiyle, birbiri üzerine devrilen domino taşları gibisiniz.

Meselâ, şu sıralar herkesin sevinç halayları çektiği “geri çekilme” bahsi ile ilgili neler biliyorsunuz?

Takdir edersiniz ki, bu bir askerî kavramdır. Tıpkı Taarruz gibi, Savunma gibi, İntikâl gibi, bir“Muharebe Şekli”dir.

Pekiyi, bu konuda herhangi bir bilgiye, bir tecrübeye sahip misiniz?

Yoksa, internetten iddianame indirince nasıl ki hemen hukukçu kesiliyorsanız, burada da öyle alelacele“şiddet yöneticisi bir kurmay”a mı dönüşüyorsunuz?

Önce şunu sorayım size.

Henüz PKK ile savaş ilişkileri devam ediyor mu, etmiyor mu?

Eğer ediyorsa, ki bana göre ediyor ; o hâlde askerî literatürün taktik ve tekniklerinin geçerliliği ve yürürlülüğü de sürüyor demektir; öyle değil mi?

Muharebe etmenin temel kurallarından biri de, mücadele ettiğiniz mütecaviz ile somut olarak temas tesis etmenin yaşamsal gerekliliğidir.

Bu aynı, göz gözü görmeyen karanlık bir ortamda, herhangi bir cisme çarpmak istemeyen bir kimsenin, tehlikelere karşı insiyakla, şeyleri ve cisimleri yoklayarak ve onlara dokunarak, yerlerini ve durumlarını tayin etmek suretiyle, kendini emniyette hissedeceği bir pozisyon almaya çalışmasına benzer.

Gerilla taktiğinin icaplarına göre Oynak Muharebe Usûlleri uygulayarak size Taktik Akınlar düzenleyen muhatabınız PKK bakımından ise, bu temasın kaybedilmesi pırlanta değerindedir.

O yüzden, bundan önceki geri çekilmeleri bile değerlendirirken, meseleleri bu bağlamlarıyla da ele almamak, hata sayılmalıdır.

Yakında uygulamasına geçilecek olan geri çekilme, her iki taraftaki gençlerin ölmelerini durduran eylemin esasını oluşturmamaktadır.

Zira bu vakte kadar bunu sağlamış görünen olgu, yalnızca varılmış olan “ateşkes anlaşması”dır. Geri çekilme ise, bu ateşkesin zorunlu bir sonucu değildir.

Esasen bu bir geri çekilme bile değildir. Daha çok, çembere alınmışlıktan, hattâ muharebe dahi etmeden ve dolayısıyla zayiat da vermeden kurtulmanın elde edildiği bir hâli andırmaktadır.

Askerî harekât mutlaka adam öldürmeyi gerektirmez. Hasmın iradesini kırarak barışa zorlamak ve bunu sağlayacak koşulları yaratmak, en uygarca ve insani olanıdır.

Ne ki, belki de her taraftan ablukaya alınmış iken, o çemberden kurtulmanın fırsatını kolayca bulabilen savaş lordlarına kanarak inisiyatif kaybetmek, esasen silah bırakmayı kolaylaştıran değil, zorlaştıran bir etmendir.

Askerlik dışında her türlü dolapların çevrildiği darbecilik dönemleri geride kaldığına ve şimdiki komuta kademesi, orduya nispi olarak daha bir işlerlik kazandırdığına göre, ölümlerin azalmasını ve giderek yok olmasını, bahşettiği lûtfuna bağladığınız PKK’nın, ne malûmdur bir cendereye girmemiş olduğu?

Bu örgüt, imana mı geldi de barışçı kesildi birden bire?

Her tarafından sarılmış olup da, şimdi üzerine balıklama atladığı bu çekilme taktiği ile canını kurtarıyor olmasın sakın?

Ateşkese uyulduğu sürece, çekilmeselerdi, sizin rehineleriniz gibi olacaklardı oysa.

Hareket alanı daralan ve eylem yapamayan PKK çürür çünkü.

Siz ise, onların çekilmelerini isteyerek, bu zafiyetlerini giderdiniz.

O yüzden, siz söylemeseydiniz, zaten onlar muhakkak isterlerdi bu çekilmeyi.

Keşke bunu, harbin bitirilmesi koşullarından biri yapmayı becerebilseydiniz, hiç değilse.

Ama siz, rasyonellikleri bir yana bırakıp, popülist farfaralarla “ne dilersen kabulümüzdür, yeter ki canımızı alma!” diyerek hep bir ağızdan feryadı figan eylerseniz, iyice yılgınlaştığınıza kanaat getirip canınıza okurlar bunlar sizin.

Nitekim, bu çekilmeyi âdetâ kendilerinin yaptığı bir fedakârlık hamlesiymiş gibi gösterip “sıra sende”diyerek, bu kez ikinci hamleyi de tekrar sizden bekleyecekler, bir de üstelik.

Çekilme noktası olan Kandil, PKK’nın toplanma bölgesidir.


Toplanma Bölgesi
, askerî bir unsurun genel bakıma girerek, idarî, malî, eğitsel, lojistik ve moral gibi hususlarda tüm hazırlıklarını yeni baştan tasarlayıp güçlendiği, yani check-up’tan geçmek suretiyle tertiplenip gürbüzleşerek muharebeye tekrardan hazır hâle getirildiği yere denir.

TSK bakımından ise, bütün istihbarat verileri sıfırlanacak; silah sistemleri ve ateş idare merkezlerinin hedef analizleri bütünüyle ıskartaya çıkacaktır.

Şimdi söyleyin bakalım, bu ilişkide kim avantajlıdır?

Ve... Meclis’le, orduyla değil de, MİT’le, gazeteci danışmanlarla ve âkillerle götürülmek istenen bu meselelerin üzerinde bu tarz kafa yormayı, savaşçılık zannedenler mi aymazdırlar, yoksa benim gibi barışı sağlam kazığa bağlamak isteyenler mi?

PKK’nın kendisini lağvedeceğine değil de, sürdüreceğine dair işaretler gün gibi ortada iken, siz buna ne dersiniz?



[email protected]

  • Abone ol