Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Celal BAŞLANGIÇ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

ABD’deki şiddet, Lice’ye kadar olur cinayet!


23.5.2017 - Bu Yazı 730 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gazete başlıkları, televizyon haberleri neredeyse birbirinin aynıydı:

“O terörist öldürüldü”

Haberler de tek elden çıkmıştı sanki:

“Ankara’da 17 Şubat’ta Merasim Sokak’ta askeri servis araçlarının geçişi sırasında bomba yüklü araçla gerçekleştirilen ve 29 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısının faillerinden ‘Şirin’ kod adlı terörist Mehmet Şirin Kocakaya Lice’deki operasyonda etkisiz hale getirildi.”

İlk bakışta büyük bölümü Kürt kentlerinden gelen sıradan bir haber gibi görünüyor.

Ama bu haberin yalan olduğu daha ilk cümlesinden belli aslında.

“Etkisiz hale getirilen” kişinin adı Mehmet Şirin Kocakaya, kod adı “Şirin”.

Hangi “terörist” kendi resmi adını kod adı olarak alır.

Söylenen yalan bununla sınırlı olsa “neyse” der geçilir ama arkası var…

Devam edelim.

“Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre” operasyonda “etkisiz hale getirilen” Kocakaya Ankara’da 29 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırının faillerindenmiş habere göre.

Öldürülen kişinin bu olayın failliği haberlere göre bakın nereden geliyormuş:

“Saldırıyı gerçekleştiren teröristin, olaydan bir süre önce kiraladığı araçla Diyarbakır’a gelerek terörist Kocakaya ile görüştüğü belirlendi.”

Karşı karşıya kaldığımız durum şu; Lice kırsalında yapılan bir operasyonda öldürülen kişi Ankara saldırısının faili çıkıyor.

Eğer öyleyse bu kişinin aynı zamanda da devletin güvenlik güçleri tarafından “aranıyor” olması gerekiyor.

Bakalım işin gerçeği öyle mi?

‘KARDEŞİM YAŞIYORDU, ÖLMESİNİ BEKLEDİLER’

Diyarbakır’ın Lice, Hazro ve Kocaköy ilçelerine bağlı 39 köyde, 20 Haziran 2016’de sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor.

3 Temmuz’a kadar süren yasak boyunca binlerce asker, polis ve korucunun katılımıyla geniş kapsamlı bir operasyon yapılıyor. 30 Haziran’da Lice’nin Yalaza (Kerwas) Köyü yakınlarında çıkan çatışmada iki PKK’li öldürülüyor.

Gerisini “terörist diye operasyonda öldürüldüğü söylenen Mehmet Şirin Kocakaya’nın kardeşi Erdal’ın mahkemede verdiği ifadeden izleyelim:

“Üzüm bağımızda çıkan yangını söndürmek için gittik. Ama askerler izin vermedi. Sonra bizi çadırın önünde topladılar. Askerler, ilk önce kardeşim Mehmet Şirin Kocakaya’yı, ardından Veysi Gökhan’ı alıp ağaçlık alana götürüp işkence yapmaya başladılar. Bağırma ve feryat sesleri geliyordu. Biz askerlere ‘onlar sivil ve köylü niye dövüyorsunuz, işkence ediyorsunuz?’ dedik. İki asker bana ‘Seni götürelim kardeşinin yanına, biz dövmüyoruz’ dediler. Beni yanlarına götürür götürmez askerler üzerime çullanıp tekmeler ve silah dipçikleriyle bana işkence yapmaya başladılar.”

Kardeşi Mehmet Şirin ile Veysi Gökhan’ı elleri arkadan kelepçeli, yere yatırılmış bir şekilde görür Erdal Kocakaya. Ağır işkence görmüşlerdir. Yüzleri kan içinde, tanınmayacak bir durumdadırlar. Onu da yanlarına yatırıp işkenceye başlarlar.

Getirdikleri dördüncü kişi diğer kardeşi Rojhat Kocakaya’dır.

“Bak kardeşlerin bu halde” deyip Rojhat’ın da üzerine çullanırlar.

Erdal Kocakaya “Biz siviliz niye bize işkence ediyorsunuz?” diye bağırır. Aldığı yanıt nettir:

“Bu operasyon için bin 500 kilometre yol geldik. Sizi dövmeyelim de kimi dövelim.”

Dördünün de gördükleri işkenceden yürüyecek hali kalmamıştır. Askerler yerde sürükleyerek araçlara götürürler.

Rojhat Kocakaya’nın ifadesinde dikkate değer bir ayrıntı vardır.

“Ben askerlere ‘İşkence yapıyorsunuz’ deyince beni de götürdüler. Köyün görüş alanından çıkar çıkmaz ellerimi tutup kabloyla arkadan bağladılar. Kardeşlerimin yanına götürdüler. Ağabeyimin yanında beni darp etmeye başladılar. Şuurumu kaybettim. Ağza alınmayacak küfürleri söylüyorlardı. Panzer içinde dahi bize işkence yaptıklarına ilişkin görüntüler vardır. Bizi yerlerde sürüklediler. Lice’ye vardığımızda kardeşim Mehmet Şirin Kocakaya Lice Karakolu’nun önünde ambulans içerisinde yaşıyordu. Ölümünü beklediler. Yaralı olmamıza rağmen bizi ayakta beklettiler.”

İŞKENCENİN ADI ‘OPERASYON’ OLMUŞ

Bu olayların yaşandığı 30 Haziran 2016’dan bu yana geçen süre içersinde de Lice köylülerinin çektikleri bitmiyor.

O gün öldürülen Mehmet Şirin Kocakaya’nın annesi Naşide, kardeşleri Erdal, Berfin ve Rojhat Kocakaya’nın da bulunduğu 34 kişi asker ve polislerce feci şekilde dövülerek gözaltına alınmıştı.

Gördükleri işkence nedeniyle ağır yaralanan ve vücutlarında birçok kırık oluşan Erdal ve Rojhat Kocakaya ile akrabaları Veysi Gökhan, Diyarbakır’daki Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirilmiş, daha tedavileri bitmeden tutuklanmışlardı.

Aralarında öldürülen Mehmet Şirin Kocakaya’nın annesi, kardeşleri ve akrabalarının da bulunduğu 28 kişi hakkında 32’şer yıl hapis istemiyle dava açılmıştı.

Hatta operasyona katılan yedi asker “kendilerine hakaret ettikleri” iddiasıyla Kocakaya ailesinden davacı olmuştu.

30 Haziran’da öldürülen Kocakaya’nın cenazesi Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirilmişti.

Diyarbakır Barosu, İHD, MAZLUMDER, TİHV ve Diyarbakır Tabip Odası’ndan oluşan bir heyet operasyonun yapıldığı köye giderek inceleme ve görüşmeler yapmıştı.

14 Temmuz 2016’da heyet raporunu açıklarken, öldürülen iki PKK’li ile Kocakaya'nın otopsi işlemlerine ilişkin ilginç bir iddiada bulunmuştu:

“Tüm çabalara rağmen otopsilere avukatların refakat etmesi engellenmiş, otopsi işlemleri gizli gerçekleştirilmiştir. “

İşte o “gizli” gerçekleştirilen otopsi sonucu hazırlanan “Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı” bütün bu işlerin neden “gizli” yapıldığını ortaya çıkardı.

“Operasyonda öldürüldü” denilen Kocakaya hakkında hazırlanan tutanakta şu bulgu ve tespitlere yer verilmiş:

“Baş kısmında, yüzünde, kollarında iki ile 10 santimetre arasında değişen boyutlarda çok sayıda morluk, darp izi… Baş kısmın ön tarafında, alında, elmacık kemiğinde, göz çevresinde, göz kapağında değişik boyutlarda ve çok sayıda yara izi, kesim ve çizikler olduğu… Baş kısmındaki saç derisinde darp izini gösteren 10 santimetre çapında yara… Sol göğüs boşluğunda kanama, sağ göğsü üzerinde bulunan iki kaburganın kırık olduğu… Açılan kafatasında, beyin zarında ve beynin sol ve sağ tarafında yaygın kanama olduğu… “

Şimdi sıkı durun. Bu tutanakta çok çarpıcı bir tespit var.

“Belirtilen yara ve darp izleri dışında Kocakaya’nın vücudunda haricen başkaca kesici, delici alet yarası, ateşli silah yarası, boyunda boğma ya da boğulma izi tespit edilmedi…” (Kaynak: dihaber)

İşte “Operasyonda etkisiz hale getirildi” denilen Kocakaya’nın vücudunda tek bir ateşli silah yarası yok. Buradan da anlaşılıyor ki, bu operasyon “işkence operasyonu”ymuş.

ABD’DE ŞİDDET, LİCE’DE CİNAYET

Tam bu noktada güvenlik güçlerinin işlediği suçlara karşı Türkiye’de çok yaygın biçimde uygulanan “cezasızlık” kavramı çıkıyor karşımıza.

Kocakaya’nın ölümünün üzerinden yaklaşık 10 aydan fazla bir süre geçti.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı bu olayla ilgili yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı verdi. Dosyayı Lice Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

Geçen onca zamana karşın dava dosyasında şüpheli olarak ifadesi alınan tek bir kişi yok henüz.

Bu olaydan da anlaşılıyor ki, Kocakaya olaydan sonra güvenlik güçlerinin sızdırmasıyla yaygın medyanın yazdığı öyle Ankara’daki bombalamanın faili falan değil. “Şirin” de kod adı değil. Çünkü “Şirin” resmi adı.

Ayrıca operasyonda da öldürülmemiş. Otopsi tutanağından da anlaşılacağı üzere resmen döve döve öldürülmüş.

ABD’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumaları en demokratik haklarını kullanarak barışçıl gösteri yapan Kürtlere vahşi biçimde saldırırken aklımıza doğal olarak bir soru takılmıştı.

“Washington’un göbeğinde, dünyanın gözleri önünde Kürtlere böyle saldıran koruma polislerinin olduğu bir ülkede güvenlik güçleri kim bilir Nusaybin’de, Cizre’de, Şırnak’ta, Yüksekova’da, Lice’de Kürtlere neler yapar?”

Aslında öldürülen Kocakaya örneğinden de anlaşılacağı üzere sorunun yanıtı çok basit.

ABD’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koruma polislerinin en demokratik hakkını kullanarak barışçıl gösteri yapan Kürtlere uyguladığı şiddet, Lice’ye gidene kadar cinayet olur!

.

Facebook Yorumları

reklam
19.5.2018
Bahçeli, Erdoğan’a Rus ruleti oynatıyor
11.5.2018
Bir ‘TAMAM’lık canları varmış!
8.5.2018
Kendini yiyen canavar ‘Başkan’ olmak isterse…
27.4.2018
Bu bir seçim değil, hileli 16 Nisan referandumunun rövanşıdır
24.4.2018
Erdoğan kendi oyunuyla yeniliyor!
20.4.2018
Savaşı barışa dönüştürmek, Euro’yu TL’ye çevirmekten daha kolay
17.4.2018
Yunanların 'Erdoğan bize saldırırsa' korkusu
3.4.2018
Medyanın kötülüğünden kötülüğün medyasına
30.3.2018
Edoğan’ın ‘metal’i Kılıçdaroğlu’nu yordu
27.3.2018
HDP’nin sırrını Erdoğan çözemedi
24.3.2018
Cumhurbaşkanı alkışlanacak... Alkışla!
20.3.2018
Kenan Evren’in güncellenmiş modeli Recep Tayyip Erdoğan
16.3.2018
Kılıçdaroğlu seçimleri Çiftlik Bank’a yatırdı
13.3.2018
Türkiye; ‘kasvetli totaliter bir hapishane’
9.3.2018
AKP’nin karanlık yüzü: Ceylanpınar
6.3.2018
‘Cemil Bayık olmadı Salih Müslim’i alalım’
2.3.2018
CHP yönetimi Erdoğan’a ‘Allah’ın bir lütfu'
27.2.2018
Ölüler gezegeninde seçim var
23.2.2018
Hayaller yerli ve milli, gerçekler Afrin!
20.2.2018
Osmanlı tokadı sandık meğer davulcu yellenmesiymiş
13.2.2018
Başbakan’a Rojava’dan mektup getiren ‘Akil’ de gözaltında
9.2.2018
Bahçeli püskevit yerken Kobaneliler Afrin’e vardı
6.2.2018
Kendi yapabileceğinden fazlasını CHP’den bekleme!
2.2.2018
AKP iktidarı bir insanlık sorunudur
26.1.2018
Erdoğan tabuta yaslanınca erken seçim oluyor!
23.1.2018
DEAŞ çetelerinin moralini yükseltmek serbest!
19.1.2018
Olağanüstü Hal’de ‘özgür olmayan ülke’
16.1.2018
AKP’lilerin ve gizli AKP’lilerin kimyasını bozan kadın
9.1.2018
Fadıl’ı o nezarethaneye sığdıramazsınız!
5.1.2018
2018’de basın özgürlüğü 2017’den de beter olacak
29.12.2017
Kürt yoksa bunca zulmü kime yapıyorsunuz!
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
22.12.2017
Bunlar ‘yandaş medya’ bile değil, ‘saray tellalı’
19.12.2017
Başları dimdik, çünkü boğazlarına kadar pisliğin içindeler
15.12.2017
Bu ülkede eskiden ‘Kürt’ demek de yasaktı
12.12.2017
KHK’lar Reza’nın, hırsızların, rüşvetçilerin işine yarıyor
8.12.2017
Kahrolsun Reza emperyalizmi ve yerli işbirlikçileri!
1.12.2017
Yoksa Erdoğan savunmasını mı hazırlıyor?
28.11.2017
Vicdanını yitirmiş bir ülke cehennemdir!
24.11.2017
Erdoğan Kürtlerden rol çalmaya teşebbüs etti
21.11.2017
Reza’dan bahşişi peşin alanlar ‘milli kahraman’ ilan edilsin!
15.11.2017
Ergenekonun kolunda, 28 Şubatçıların yolunda!
7.11.2017
Türkiye’de medyayı işte bunun için susturuyorlar!
3.11.2017
Sen neymişsin be Osman Kavala!
31.10.2017
Az gitti, uz gitti, ‘bir Ergenekon boyu’ yol gitti
20.10.2017
AKP’liler yasalar önünde daha da eşittir
18.10.2017
AKP’nin yeni görevi: Erdoğan’ın çamaşır makinesi
13.10.2017
AKP, ‘terörist’ üretiminde patlama yaptı!
7.10.2017
Gardiyanların bildiğini Cumhurbaşkanı bilmiyor!
3.10.2017
Saksılar Meclis’te, HDP’liler Kandil’de!
29.9.2017
Irak, Türkiye’yle birlikte kendi topraklarını işgale hazırlanıyor
23.9.2017
Kim korkar gazeteciden!
16.9.2017
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, tek mezarlık!
12.9.2017
Devletin öldürdüğü her Kürt teröristtir!
8.9.2017
Erdoğan’ın ‘yeni nesil’ emanetçi medya patronları
5.9.2017
Saray’ın ‘pembe medya’sıyla hepinize iyi uykular
1.9.2017
CHP keşke İhsan Eliaçık kadar cesur olabilseydi
25.8.2017
Sır olan MİT TIR’ları değil, vicdan ve mantık
22.8.2017
‘Mercedes’se Mercedes, aynısından bizde de var’
18.8.2017
Kılıçdaroğlu’nun iddianamesi bile hazır!
15.8.2017
İyi ki varsın Eren!
11.8.2017
Ya miting meydanlarında ya da hapishane hücrelerinde buluşacaklar!
1.8.2017
Yaşasın II.Abdülhamit istibdadı, kahrolsun III. Abdülhamit hürriyeti!
28.7.2017
Cumhuriyet davası gardiyanların bile kafasına yatmamış
25.7.2017
Saray, ‘FETÖ’, Ulusolcu el ele, hücum Cumhuriyet’e!
22.7.2017
‘Sonuç belli; her Kürt bağımsızlık ister’
20.7.2017
‘Paramız yok, elektriğimiz yok, yakında suyumuz da bitecek’
18.7.2017
‘Kürt halkının değil, Barzani ailesinin referandumu’
17.7.2017
Yüz yıldır tutulmayan söz: Bağımsız Kürdistan
30.6.2017
‘İçişleri Bakanı olarak pazarlanmış bir uşak’
20.6.2017
Cumhurbaşkanı’nı yine kandırmışlar ya da
13.6.2017
'Adalet'in batsın Adalet ve Kalkınma Partisi!
9.6.2017
‘Ne yaptı lan size bu Nedim Türfent’
7.6.2017
Biz ayrı cumhuriyetlerin yurttaşlarıyız
30.5.2017
Kılavuzu Çiller-Ağar olanın sonu Süleyman Soylu'dur
26.5.2017
Halkın gerçekleri öğrenmesinden çok korkuyorlar
23.5.2017
ABD’deki şiddet, Lice’ye kadar olur cinayet!
19.5.2017
Erdoğan'ın ihraç ürünü: Polis terörü
16.5.2017
Müthiş bir yüzleşme: Büyükdedemin soykırım suçu!
13.5.2017
Gazeteci vicdanını yitirirse vicdansız da gazeteci taklidi yapar
9.5.2017
AKP ‘üst akıl’a sığınmıştı, CHP de Saray’a sığındı!
5.5.2017
CHP’nin demokrasiye daha çok ihtiyacı var!
2.5.2017
1 Mayıs'tan 1 Mayıs'a; Paris'in Zürih'i, beterin beteri var
28.4.2017
CHP; Türkiye’de doğru söyler, Avrupa’da şaşar
25.4.2017
Son çiviyi çakan CHP olmasın
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı