Celal BAŞLANGIÇ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Cumhurbaşkanı’nı yine kandırmışlar ya da


20.6.2017 - Bu Yazı 743 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye Cumhuriyeti Devleti maaşını ödemediği iki mesleğe direkt kimlik verir.

Birincisi, gazetecilere… Sarı Basın Kartı…

İkincisi de… Haydi, mesleğin ne olduğunu yazmayayım ama verilen kimliğin adını söyleyeyim; Vesika…

Gazetecilerine devlet tarafından kimlik verilen tek Avrupa ülkesi Türkiye…

Zaten Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 180 ülke içersinde 155. sırada; Avrupa’da ise  42. sırada, yani en sonda.

Türkiye’deki tutuklu gazeteci sayısı 170’ler civarında.'

Yani tüm dünyada tutuklu iki gazeteciden biri Türkiye’de neredeyse.

Gerçek bu kadar yalın biçimde ortadayken... Türkiye’de her geçen yıl kötüleşen, artık neredeyse sıfır noktasına inen basın özgürlüğü konusunda kendisini dinleyen diplomatlara "İddia ile konuşuyorum. Ne Avrupa'sında ne de diğer ülkelerinde, Türkiye'deki basın kadar özgür bir medya yoktur" diyebilecek dirayete sahip bir politikacıdır Erdoğan!

“Dirayet” sözcüğünün karşılığı “beceriklilik, yetenek, ustalık” olduğuna göre; hangi konuda beceriklilik, neyle ilgili yetenek, hangi alanda ustalık olduğuna varın siz karar verin.

Erdogan, Tarabya Köşkü’nde medya patronları, gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenlerine bir “iftar yemeği” verdi.

İşin ilginci bu yemek “basına kapalı”ydı.

“Eski Türkiye”de de Genelkurmay paşaları gazete ve televizyonların sahiplerini, yayın yönetmenlerini “brifinge” çağırır, nasıl haber yazılacağını dikte ettirir, taleplerini sıralar, bunu da “basına kapalı” yapardı.

“Yeni Türkiye”de sadece “brifingin” adı değişmiş, “iftar yemeği” olmuş.

Gerisi aynı... Ne de olsa “O artık Başkomutan”.

Elbette toplantıya katılanlar yandaş medyayla diz çöktürülmüş, biat ettirilmiş eski merkez medyanın temsilcileri.

“Belki bunlar bilmiyorlardır” diye cezaevindeki gazetecilerin durumuna açıklık getirmiş Erdoğan:

“Bugün ülkemizde, size bakanlığımızın rakamlarını veriyorum, mesleğini gazeteci olarak ifade ederek cezaevlerinde bulun 177 kişiden sadece ikisi sarı basın kartı sahibidir. Bu 177 kişiden biri cinayet suçundan, diğerleri de terör örgütleriyle ilişkileri sebebiyle cezaevinde bulunuyor.”

Bu konuşmada “sarı basın kartı” vurgusu önemli. Önce bir altını çizelim.

Nedense bu ülkeyi yönetenler “sarı basın kartı” olmayanları gazeteci saymıyor, olanlara da ne yaptığına birazdan bakacağız.

Metin Göktepe, bundan 21 yıl önce “sarı basın kartı” olmadığı için gözaltına alınmış, dövülerek öldürülmüştü polis tarafından.

Bu katliamı protesto ederken sevgili Metin’e 2x3 metre boyutunda, koskocaman bir “sarı basın kartı” yapmıştık.

Bugün Metin öldürüldüğünde Başbakan kimdi, İçişleri Bakanlığı’nı kim yapıyordu, katil polislerin adları neydi... Hiç kimse hatırlamaz bile.

Ama bu yıl Metin’in doğum günü olan 10 Nisan’da Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’nin 20. yıldönümüydü ve görkemli bir törenle verildi öldürülen gazeteci adına ödüller.

Yani mesele “sarı basın kartı”nda değil, mesele meslekte, yürekte...

Ama belli ki Erdoğan da bu gerçeği pek anlamamış görünüyor. Tutuklu gazetecileri bir de “sarı basın kartı” üzerinden yok saymaya çalışıyor ama, gerçek hiç de öyle değil.

Evet, Erdoğan önceki gün medya patronlarına ve yöneticilerine, kendisine gazeteciyim diyen 177 kişiden birinin cinayet, 176’sının terör örgütleriyle ilişkisinden dolayı cezaevinde olduğunu söylemişti.

Bu konuşmasından yaklaşık üç ay önce Mart 2017’de tutuklu gazetecilerle ilgili verdiği bilgiler bambaşkaydı.

“Şimdi bu gazeteciler, ‘Listesini verin’ dediğimizde gelen isimlere bakıyoruz. Yurt dışı için söylüyorum; içlerinde katilden soyguncuya, çocuk istismarcısından dolandırıcıya kadar herkes var. Gelen listede sadece gazeteci yok. Geçenlerde ülkemizde 149 tutuklu ismin bulunduğu bir liste geldi. Arkadaşlarımız baktılar ki bu listenin 144’ü terör suçundan, dördü adi suçlardan cezaevinde bulunuyor.”

Aslında bu bir itiraf. Geçen üç ay içersinde “terör” suçundan yatan gazeteci sayısı 144’ten 176’ya çıkmış. Soyguncular, çocuk istismarcıları, dolandırıcılar tahliye edilmiş. İçeride bir cinayet zanlısı kalmış.

Bu verileri açıklarken “Bakanlığımızın rakamlarını veriyorum” diyor Erdoğan.

Belli ki “Bakanlığımız” dediği, Bekir Bozdağ’ın başında olduğu Adalet Bakanlığı.

Ancak, Bekir Bozdağ’ın kendisi bugüne kadar cezaevinde kaç gazeteci olduğu konusunda sağlıklı bir karara varamamış bir Adalet Bakanı’dır. Erdoğan’a verdiği rakamlar nasıl doğru olsun.

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş’ın tutuklu gazetecilerle ilgili soru önergesine 22 Kasım 2016’da verdiği yanıt şöyle:

“Ceza infaz kurumlarında 30 basın mensubunun tutuklu olduğu anlaşılmıştır.”

Oysa Bozdağ bu açıklamasından yedi ay önce, 6 Nisan 2016’da cezaevlerinde iki gazetecinin tutuklu olduğunu söylemişti.

Ne yani, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da inandığı Adalet Bakanlığı verilerine göre 2016 Nisan’ından 2016 Kasım’ına kadar 28 gazeteci tutuklandı da şimdi hepsi tahliye edilip geriye bir cinayet zanlısıyla 176 “gazeteci-terörist” mi kaldı?

Gelelim Erdoğan’ın önceki gün söylediği “177 gazeteciden sadece ikisinin sarı basın kartı olduğu” iddiasına...

Bu açıklamayı okur okumaz Cumhuriyet’in Hukuk Bürosu’nu aradım.

Çünkü biliyordum ki tutuklu 12 Cumhuriyetçinin çoğunun basın kartı vardı ve Erdoğan’ın açıkladığının aksine sırf bunların sayısı ikiden fazlaydı.

Nereden bildiğime gelince, hemen hemen hepsi bir dönem mesai arkadaşım, hala daha yakın dostum.

Gelen bilgi benim hafızamı doğruladı.

Cezaevindeki 12 Cumhuriyetçiden Murat Sabuncu, Turhan Günay, Güray Öz, Kadri Gürsel, Musa Kart, Hakan Kara ve Ahmet Şık “sarı basın kartı” sahibi gazetecilerdi.

Tutuklu gazeteciler listesine baktım, tanıdıklarım içinde “sarı basın kartı” sahibi olan çok kişi vardı.

Meydan’dan Abdullah Kılıç, Haberdar’dan mesai arkadaşım da olan Ahmet Memiş, Zaman’ın Diyarbakır Temsilcisi Aziz İstegün, Fox TV Haber Müdürü Ercan Gün, Taraf’tan Mehmet Çölgeçen, Millet’ten Mutlu Çölgeçen yıllarca bu memleketin çeşitli medyasında kalem oynatmışlardı.

Emre Soncan, Zaman Gazetesi’nin Cumhurbaşkanlığı muhabiriydi. Sarı Basın Kartı olmayanı akredite etmeleri mümkün değil.

Bir de TRT’de makam, mevki sahibi olanlar var tutuklu gazeteciler arasında.

TRT Haber Dairesi Başkan Yardımcısı Erol Yüksel, TRT Yurt Haberler Müdürü Ersin Şanlı, TRT Haber’in Koordinatör Yardımcısı Hakan Aksel...

Bunların hepsi AKP iktidarı döneminde TRT’de göreve getirilmiş kadrolar.

Yoksa AKP iktidarında “sarı basın kartı” bile olmayan “FETÖ”cüler “gazeteci” olarak makam, mevki sahibi mi yapıldı?

Böyleyse, bu suç ortaklığı bile yeter...

Gelelim işin gerçek “sarı basın kartı” boyutuna.

AKP iktidarı 2016’nın başından itibaren “Sarı Basın Kartlarını yeniliyoruz” numarasıyla basın kartlarının iptaline başlamıştı.

15 Temmuz “Kontrol Altına Alınan Darbe” sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal’le birlikte hızla basın kartları iptal edilmeye başladı.

Bir tür haydutluktu yaptıkları. Hak kazanılmış basın kartlarını iptal ediyorlardı.

Darbe/Darbe sonrası ilk elde 330 Sarı Basın Kartı’nı iptal ettiler. Sonra bu sayı 780’e ulaştı.

Hatta bu ara hızlarını alamayıp “kart yenileme” numarasıyla Sürekli Basın Kartı sahiplerine de yeni kartlarını vermediler.

Kazanılmış hak olduğundan “iptal ettik” diyemiyorlar, “pasif duruma geçirdik” açıklaması yapıyorlardı.

Yani Mason Locası’nda olduğu gibi sevmedikleri gazetecilere yeni basın kartlarını vermeyip bir tür “Uykuya Yatırma” cezası uyguluyorlardı.

Bu satırların yazarı da aynen bu durumda olan Sürekli Basın Kartı sahibi gazetecilerden biridir.

Bir de utanmadan “Neden basın kartımı vermiyorsunuz” diye sorunca “İptal etmedik, pasif duruma geçirdik. Size konulan memnu hakların iadesi hakkında karar getirin, basın kartınızı verelim” gibisinden saçma bir yanıt veriyorlar.

Siz de “Kardeşim hayatım boyunca hiç memnu hakkım olmadı ki, kaldırıldığına dair karar getireyim” diye cevap verince derin bir mezar sessizliğine gömülüyorlar.

Bu durumda olan gazeteci sayısı da 115 dolayında tahmin ediliyor.

İşte Erdoğan’ın açıkladığı “sarı basın kartı” yalanı ya da “gerçeği” bu.

Şimdi insanın içine bir kuşku daha düşüyor; yoksa bunlar gazetecileri tutuklayıp sonra Sarı Basın Kartlarını iptal ediyorlar, ardından da “cezaevinde Sarı Basın Kartı olan gazeteci yok” mu diyorlar göğüslerini gere gere.

Medya patronlarına verdiği yemekte cezaevindeki 177 gazeteciden sadece ikisinin sarı basın kartı olduğunu eğer Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak söylüyorsa “Cumhurbaşkanı’nı yine kandırmışlar” diyebilirim.

Yok eğer bu açıklamayı yapan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’sa hükmümü gönül rahatlığıyla verebilirim.

Erdoğan yalan söylüyor!

Böylece bir suç ararlarsa Cumhurbaşkanı’na değil, AKP Genel Başkanı’na “hakaret”e baksınlar!

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.7.2018
Alın size daha fazla demokrasi, daha geniş özgürlük!
17.7.2018
Bunlar iyi günler, bu hukuksuzlukla daha beterleri de gelecek!
14.7.2018
Bu mahkeme Erdoğan’a hakaret ediyor!
10.7.2018
CHP önce bu faturaların hesabını vermek zorunda!
6.7.2018
Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete
3.7.2018
Türkiye’de medyaya artık çete reisleri ayar veriyor
30.6.2018
AKP-MHP devleti daha da ceberut olacak
22.6.2018
Erdoğan adaleti: Katiller cinayet işleyenleri yakalayacak!
19.6.2018
'Beyaz Toros’lar Suruç’a, Çiller AKP’ye gitti
16.6.2018
Erdoğan’ın ‘Türkiye’yi bölme projesi’ tutmadı
12.6.2018
İnce CHP’den, HDP Demirtaş’tan fazla oy alacak
8.6.2018
Batsın senin buzdolabın!
5.6.2018
Basın özgür değilse cumhurbaşkanı bile yalancı olur
1.6.2018
Kendini imha eden bir ‘gazeteci’nin hazin öyküsü
29.5.2018
Taşıma sandıkla başkan olamaz, olsa da fazla kalamaz
25.5.2018
Baskın seçimle kendini vurdu; Reiz tepetaklak gidiyor
22.5.2018
Milletvekili aday listeleri; ‘yaylalar, yaylalar’
19.5.2018
Bahçeli, Erdoğan’a Rus ruleti oynatıyor
11.5.2018
Bir ‘TAMAM’lık canları varmış!
8.5.2018
Kendini yiyen canavar ‘Başkan’ olmak isterse…
27.4.2018
Bu bir seçim değil, hileli 16 Nisan referandumunun rövanşıdır
24.4.2018
Erdoğan kendi oyunuyla yeniliyor!
20.4.2018
Savaşı barışa dönüştürmek, Euro’yu TL’ye çevirmekten daha kolay
17.4.2018
Yunanların 'Erdoğan bize saldırırsa' korkusu
3.4.2018
Medyanın kötülüğünden kötülüğün medyasına
30.3.2018
Edoğan’ın ‘metal’i Kılıçdaroğlu’nu yordu
27.3.2018
HDP’nin sırrını Erdoğan çözemedi
24.3.2018
Cumhurbaşkanı alkışlanacak... Alkışla!
20.3.2018
Kenan Evren’in güncellenmiş modeli Recep Tayyip Erdoğan
16.3.2018
Kılıçdaroğlu seçimleri Çiftlik Bank’a yatırdı
13.3.2018
Türkiye; ‘kasvetli totaliter bir hapishane’
9.3.2018
AKP’nin karanlık yüzü: Ceylanpınar
6.3.2018
‘Cemil Bayık olmadı Salih Müslim’i alalım’
2.3.2018
CHP yönetimi Erdoğan’a ‘Allah’ın bir lütfu'
27.2.2018
Ölüler gezegeninde seçim var
23.2.2018
Hayaller yerli ve milli, gerçekler Afrin!
20.2.2018
Osmanlı tokadı sandık meğer davulcu yellenmesiymiş
13.2.2018
Başbakan’a Rojava’dan mektup getiren ‘Akil’ de gözaltında
9.2.2018
Bahçeli püskevit yerken Kobaneliler Afrin’e vardı
6.2.2018
Kendi yapabileceğinden fazlasını CHP’den bekleme!
2.2.2018
AKP iktidarı bir insanlık sorunudur
26.1.2018
Erdoğan tabuta yaslanınca erken seçim oluyor!
23.1.2018
DEAŞ çetelerinin moralini yükseltmek serbest!
19.1.2018
Olağanüstü Hal’de ‘özgür olmayan ülke’
16.1.2018
AKP’lilerin ve gizli AKP’lilerin kimyasını bozan kadın
9.1.2018
Fadıl’ı o nezarethaneye sığdıramazsınız!
5.1.2018
2018’de basın özgürlüğü 2017’den de beter olacak
29.12.2017
Kürt yoksa bunca zulmü kime yapıyorsunuz!
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
22.12.2017
Bunlar ‘yandaş medya’ bile değil, ‘saray tellalı’
19.12.2017
Başları dimdik, çünkü boğazlarına kadar pisliğin içindeler
15.12.2017
Bu ülkede eskiden ‘Kürt’ demek de yasaktı
12.12.2017
KHK’lar Reza’nın, hırsızların, rüşvetçilerin işine yarıyor
8.12.2017
Kahrolsun Reza emperyalizmi ve yerli işbirlikçileri!
1.12.2017
Yoksa Erdoğan savunmasını mı hazırlıyor?
28.11.2017
Vicdanını yitirmiş bir ülke cehennemdir!
24.11.2017
Erdoğan Kürtlerden rol çalmaya teşebbüs etti
21.11.2017
Reza’dan bahşişi peşin alanlar ‘milli kahraman’ ilan edilsin!
15.11.2017
Ergenekonun kolunda, 28 Şubatçıların yolunda!
7.11.2017
Türkiye’de medyayı işte bunun için susturuyorlar!
3.11.2017
Sen neymişsin be Osman Kavala!
31.10.2017
Az gitti, uz gitti, ‘bir Ergenekon boyu’ yol gitti
20.10.2017
AKP’liler yasalar önünde daha da eşittir
18.10.2017
AKP’nin yeni görevi: Erdoğan’ın çamaşır makinesi
13.10.2017
AKP, ‘terörist’ üretiminde patlama yaptı!
7.10.2017
Gardiyanların bildiğini Cumhurbaşkanı bilmiyor!
3.10.2017
Saksılar Meclis’te, HDP’liler Kandil’de!
29.9.2017
Irak, Türkiye’yle birlikte kendi topraklarını işgale hazırlanıyor
23.9.2017
Kim korkar gazeteciden!
16.9.2017
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, tek mezarlık!
12.9.2017
Devletin öldürdüğü her Kürt teröristtir!
8.9.2017
Erdoğan’ın ‘yeni nesil’ emanetçi medya patronları
5.9.2017
Saray’ın ‘pembe medya’sıyla hepinize iyi uykular
1.9.2017
CHP keşke İhsan Eliaçık kadar cesur olabilseydi
25.8.2017
Sır olan MİT TIR’ları değil, vicdan ve mantık
22.8.2017
‘Mercedes’se Mercedes, aynısından bizde de var’
18.8.2017
Kılıçdaroğlu’nun iddianamesi bile hazır!
15.8.2017
İyi ki varsın Eren!
11.8.2017
Ya miting meydanlarında ya da hapishane hücrelerinde buluşacaklar!
1.8.2017
Yaşasın II.Abdülhamit istibdadı, kahrolsun III. Abdülhamit hürriyeti!
28.7.2017
Cumhuriyet davası gardiyanların bile kafasına yatmamış
25.7.2017
Saray, ‘FETÖ’, Ulusolcu el ele, hücum Cumhuriyet’e!
22.7.2017
‘Sonuç belli; her Kürt bağımsızlık ister’
20.7.2017
‘Paramız yok, elektriğimiz yok, yakında suyumuz da bitecek’
18.7.2017
‘Kürt halkının değil, Barzani ailesinin referandumu’
17.7.2017
Yüz yıldır tutulmayan söz: Bağımsız Kürdistan
30.6.2017
‘İçişleri Bakanı olarak pazarlanmış bir uşak’
20.6.2017
Cumhurbaşkanı’nı yine kandırmışlar ya da
13.6.2017
'Adalet'in batsın Adalet ve Kalkınma Partisi!
9.6.2017
‘Ne yaptı lan size bu Nedim Türfent’
7.6.2017
Biz ayrı cumhuriyetlerin yurttaşlarıyız
30.5.2017
Kılavuzu Çiller-Ağar olanın sonu Süleyman Soylu'dur
26.5.2017
Halkın gerçekleri öğrenmesinden çok korkuyorlar
23.5.2017
ABD’deki şiddet, Lice’ye kadar olur cinayet!
19.5.2017
Erdoğan'ın ihraç ürünü: Polis terörü
16.5.2017
Müthiş bir yüzleşme: Büyükdedemin soykırım suçu!
13.5.2017
Gazeteci vicdanını yitirirse vicdansız da gazeteci taklidi yapar
9.5.2017
AKP ‘üst akıl’a sığınmıştı, CHP de Saray’a sığındı!
5.5.2017
CHP’nin demokrasiye daha çok ihtiyacı var!
2.5.2017
1 Mayıs'tan 1 Mayıs'a; Paris'in Zürih'i, beterin beteri var
28.4.2017
CHP; Türkiye’de doğru söyler, Avrupa’da şaşar
25.4.2017
Son çiviyi çakan CHP olmasın
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8