Cem SANCAR

Sabah GAZTESİ



Bookmark and Share

Tek Yol Devrim Tablosu


08.03.2015 - Bu Yazı 1113 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir adres arıyordum, Şişhane'ye doğru yürüdüm.

Silah ustaları varmış vakti evvelinde burada. Silahtarlar yaşarmış Şişhane'nin kenarında.

Bir tek belki o vakitler bir derece mutedil, ılıman bir mevkii imiş, bilemiyorum. Neyse işte namı oradan geliyor, bakmayın siz onun papyonuna! Ölümle bir alakası var yani, savaşla, silahla...

Bir gün aklı yüksek bir silahtar, yeni bir icat çıkarmış. Mermiler daha delici olsun, daha hızlı ve uzun yol alsın diye. Hedefi duman etsin diye namluların içine 'yiv' denilen boğumlar, altı adet çizgi çekmiş. Söz konusu altılı çizgilere 'Şeş hane' denmiş. Yani '6 kısım', altı çizgi.

Büyük bir olay olmuş zamanında bu keşif.

Ancak gün gelmiş, hep gelir, bir uyanık-spor çıkmış ortaya, hep çıkar...

Maliyeti ve meşakkati kısacak ucuz bir numara düşünmüş zatıâlisi! Namlunun alt tarafını eski usul bırakıp, sadece üst kısmını yivlemiş. Çakma, uydurmasyon bir tüfek üretmiş anlayacağınız.

İlk bakışta yeni nesil bir silah gibi görünüyormuş alet ama hikaye. Tabii, ilk atışta patlamış namlu. Lahana gibi dağılmış makina, karpuz gibi açılmış ucundan.

Bu aklı evvel hadiseden nazire, bugünkü hayatımıza, 'altı kaval, üstü Şişhane' lafı kalmış işte.

Hattı zatında Levanten bir semtmiş Şişhane...

İstiklal Caddesi'nde olan biten tehlikeli mevzuların bilinçaltı! Memleketin Batılılaşma hengamesinin 'Kozmik Odası.' Fransız bankerlerin, Yahudi tefecilerin, morfinman ajanların, elmas karşılığı her masaya teşrif edebilen düşeslerin, huysuz monşerlerin kök semti. Kökü kapitülasyonlarla atılmış...

Amma ve lakin akşamın ışıkları yandığında muhteşem bir tablonun seyircisi! Her gece hicranlı güzelliği daha bir ortaya çıkan gerçek İstanbul'u, ecnebilerin Golden Horn tabir ettikleri Haliç'i ve ışıltılı tepeleri ve de Fatih Camii'ni sinemaskop temaşa eder bir konumda aynı zamanda.

Gündüzleriyse, öte yakadaki terli halka, Bedreddin Mahallesi'nin torlaklarına, Tersane Milletine, Kasımpaşalı Eli Maşalılara ve mehtaplanan su kenarında gezinen başörtülü kadınlara temizlikçi, hizmetçi gözüyle bakan alafranga bir zırtapozlukta!

Hem de fi tarihinden beri.

Ama zaman değişmiş, 'Lüküs Hayat' kantolarda eskimiş, başka 'tarz' hayatlara yeni kapılar açılmış, eski günler mazide kalmıştı.

Şişhane; mütekaitlerin sivri diliyle söylersem, "tiyatorosunu yakıp arsasını otopark mıdır, plastikten televizyon binası mıdır nedir o sakilliğe satan" Tepebaşı'nı solluyordu!

Arkasına, Tanzimat mimarisini, Daire-i Belediye'yi almıştı. Endişesini, sarmaşıklara saklanmış minyatür bir anıtkabir görünümündeki Vergi Dairesine nüksetmiş, gözünü tarihi yarımadaya dikmişti.

Son yıllarda büyük prim yapmıştı yine. Esmer ruhlu insanların 'Turist Aydınlar' dediği ünlü sanat vakfının da oraya konuşlanmasıyla daha da bir yükselmişti fiyatı, faturası...

Aradığım adres, şatafatlı iş yerlerinin, pasta renkli rezidansların, sosyetik pizzacıların ve şık kafelerin ardına saklanmış çıkmaz bir sokaktaydı.

İçimdeki ihtiyarın 'münazara' dediği inziva zamanlarımda, uzun gece yürüyüşlerinden bilirdim bu köşeleri. Onun içindir ki adresi elimle koymuşçasına buldum.

Gösterişli bir İngiliz mimarisiydi bu. Ön yüzünde, freskler, işlemeler, medusalar, yılan saçlı kadınlar, ardında hayaletlerin perdelerini oynattığı yüksek pencereleri vardı. Gerçi 19. yüzyılın isi pası, alzaymırı çehresini karatmıştı ama karizması delinmemişti henüz. Aksine koyu, tüy ürpertici bir işvesi vardı.

Eşiği atlarken bir tökezledim, neredeyse ölecektim, neyse ki atik davrandım da bir yerimi kırmadım.

Kapının üstünde, kötü bir şaka gibi, Sakar Ragıp Paşa Apartımanı yazmaktaydı. Aralık bırakılmış dökme demir kapıdan sıyrıldım. Geniş merdiven girişindeki soluk duvar resmini geçtim. Yer yer boyaları dökülmüş resmin önünde durdum. Devasa bir tabloydu. Hala gösterişliydi. Leonardo da Vinci'nin İsa aleyhisselamın havarileriyle yediği son akşam yemeği tablosuna benzetilmişti.

Hz İsa'nın yerine alkolik bakışlı bir adam resmedilmişti! Sakalına yemek artığı yapışmıştı. Entelektüellere remzedilen eğik bir sırıtışı vardı. Ne söyleyeceğini unutmuş bir konuşmacının sıkıntısıyla elindeki kadehi sallapati kaldırmıştı.

Kravatlı, at hırsızı tipli diğeri, kalın kapağında Nutuk yazan bir kitapla yanındakinin kafasına vuruyordu. Adamı öldürdü öldürecekti. Kan masaya akıyordu.

Sol başta bir kadın, Fransız devrimini anlatan o meşhur resimdeki gibi göğüslerini açmış çığlık çığlığa bir şarkı söylüyordu. Masanın örtüsünün altında bir yaratık kurnaz, sivri kulaklarını oynatıyordu.

Yerde boş içki şişeleriyle -ünlemli falan- "tek yol devrim!" yazıyordu...

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.10.2018
Kaynamayan kazlar
14.10.2018
Merâsim aydınları
7.10.2018
Gösteri dini
30.9.2018
İndir sırtındakini
23.9.2018
Az yağmur bir İstanbul
16.9.2018
Yıkılma sakın
9.9.2018
Deli olmak belki de en iyisi
2.9.2018
Öldün sen
26.8.2018
My Lord Vedat Milor
19.8.2018
Kaç paralık adamsın
12.8.2018
Linda’nın utancı
5.8.2018
Öfke ve sükûnet
29.7.2018
Hatta Necati Tahta
22.7.2018
Adnancılar Kemalist projenin prostatı
15.7.2018
15 Temmuz: Yalan bitti
8.7.2018
Akrebi teşhir etmek
1.7.2018
Kadınların Türkiye devrimi
24.6.2018
Hâkim Senai her şeyin başı
17.6.2018
Boyacı küpüne düşen çakal
10.6.2018
Poşetli Hızır
3.6.2018
Keçiboynuzu
27.5.2018
Dinle Çekirge
20.5.2018
Beyaz Adam Filistin’de
13.5.2018
İstanbulluluk martıyla konuşmaktır
6.5.2018
Karl Marks’ın foyası
29.4.2018
SABAH için gece müziği
22.4.2018
Derken sabah erken
15.4.2018
‘Yeni Moğollar’a karşı rotalar
8.4.2018
Sosyal medya nikahı
1.4.2018
Yeni Moğollara karşı birlikte
25.3.2018
Kadınlar güncelliyor
19.3.2018
Sansür
11.3.2018
Kadınlar
4.3.2018
Darbesi yenilmiş bir yazarın homurtusu
11.2.2018
Pertevniyal Valide Sultan’ın çağrısı
4.2.2018
Sürgündeydik geri dönüyoruz
28.1.2018
Batı cephesinde değişen bir şey yok
21.1.2018
İstanbul, illa ki
7.1.2018
Rengârenk işaretler
24.12.2017
İnsan bitkin bir hayvan değildir
17.12.2017
Tavus kuşunun ayakları
10.12.2017
Nihayet dünyaya konuşan bir sanat buğday
3.12.2017
Mahmutpaşa medeniyeti
26.11.2017
Üstad
12.11.2017
İstanbul tokadı atar ki atmıştır
5.11.2017
Meditasyon lunaparkı ve buzdan ermişler
29.10.2017
İnsan sevgiye açsa, aldanır
22.10.2017
Bir Âsaf Halet olsam, kaybolsam
8.10.2017
Modern ve medeniyetsiz ‘Jale’
1.10.2017
Usta ve Çekirge
17.9.2017
Dal gibi bir kızdı Eylül
3.9.2017
Aşk ve kıskançlık
27.8.2017
Delilik çağına hoş geldik
20.8.2017
Aynı gemide ufka birlikte baksak
13.8.2017
Bal kavanozunu dışından yalamak
6.8.2017
Ben varoştayken usta
30.7.2017
Kızgınlık, kendini kesen bıçak
23.7.2017
Dinle Çekirge
25.6.2017
Kalbin şehirleri
18.6.2017
GEZİ meselesi ve büyük yarılma
11.6.2017
Akşemseddin düşsün içimize
5.6.2017
Kontrolsüz utanmazlık
28.5.2017
Gölge Adam ve Hayalet Yazar
21.5.2017
Bütün kabahat sende Jale
14.5.2017
Sevdalinka
7.5.2017
İstanbul’un kaderi kültür başkenti
30.4.2017
Zencisin sen, Zenci kal
23.4.2017
Yeni Türkiye
16.4.2017
Aklıma geldi de
9.4.2017
Evet, bahar kapıyı çalmakta
2.4.2017
Ben yaşarken koptu tufan
26.3.2017
Onlar vesveseyle, biz umutla besleniriz Çekirge
20.3.2017
Faşizmin mirasçıları ve Müslüman bilgeler
12.3.2017
Hayat denen o nükte
26.7.2015
IŞİD'in dininden değiliz elhamdülillah
21.6.2015
Vahşi bir köpektir EGO
14.6.2015
Cuma'ya gittim geliyorum
7.6.2015
Yüksek dağın kuşu olmak
31.5.2015
Kriptonlu enteller rahatsız
24.5.2015
Özgür basın ömrümüzü nasıl yedi
17.5.2015
Bir İBLİS yanmaya gitti
10.5.2015
Bir eşek şakası olarak mizah
3.5.2015
Kalpsiz bir Cumhuriyet'ten çıkış bileti
26.4.2015
Cankurtaran'da bir Nubar Terziyan
19.4.2015
Nazım Hikmet: Laik bir hayal kırıklığı
05.04.2015
Siz TÖVBE etmesini bilir misiniz bayım?
29.03.2015
İnsan baktığı şeydir Çekirge
22.03.2015
Türk sinemasının bitmeyen KIŞ UYKUSU
15.03.2015
Eski köprünün altındaki KABATAŞ
08.03.2015
Tek Yol Devrim Tablosu
01.03.2015
Neo faşist KUTSAL öğretmenler
22.02.2015
İçimizdeki tecavüzcü
15.02.2015
Heidi'nin ayakları neden çıplaktı?
09.02.2015
Rüyalarıyla konuşur insan
01.02.2015
İnsan ancak KENDİSİYLE temizlenir
25.01.2015
Hrant Dink: Yeni Türkiye'nin şifresi
22.01.2015
İslamofobik soytarılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8