Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Cem SANCAR

Sabah GAZTESİ



Bookmark and Share

Bir Âsaf Halet olsam, kaybolsam


22.10.2017 - Bu Yazı 837 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bermuda şortlar giysem, pek muhafazakâr ya da pek 'monden' neyse işte ciddi entelektüellerin toplantısına katılsam.

Yaka cebime su dolu küçük şişe koysam, içine bir gül yerleştirsem.
Mevlevi terbiyeyle dünyaya gözümü açsam, Cüneyd Bağdadi okusam, Hint bilsem.
Kimse beni anlamasa, ben kimseyi takmasam. Mizah dergilerine konu olsam, arkamdan gülseler. Onlara kızmasam, şiir yazsam.
Olmayacak nedenle bir taş bulsam, üstüne çıksam, tek başıma de aday olsam! Her sene boşluğa konuşsam.
Demokrasi ve beyefendilik anlatsam. Sekiz oy alsam.
Beylerbeyi'nde rahmetli pederin köşkünde kalsam, ahşabın gıcırtılarıyla kalksam, bahçedeki iğde ağacıyla aramda bilinmez bir bağ olsa.
"İbrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim?" diye sorsam.
Yeşil sarıklı hocalar sussa. Adım Âsaf Hâlet olsa, Çelebi deseler bu âlemde aslımıza...

***

Dâhiliye Nezareti Şifre Kalemi Müdürü Mehmet Sait Halet Bey'in oğlu olan Çelebi, İstanbul'da doğdu. Babası Mevlevi idi ve oğlunu o ilimle yetiştirdi.
Cihangir'de geçen çocukluk ve ilk gençlik çağında İstanbul kültürünü bu semtlerde hazmetti.
Galatasaray Lisesi'nde 8 yıl eğitim gören, şair babasından Arapça ve Farsçayı öğrenen Çelebi, Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Dede ile Rauf Yekta Bey'den Ney, musiki ve nota derslerini aldı. Derin irfani bilgilerle, Mevlevi çevre içinde büyüyerek kendini yetiştirdi. Şiirlerinde de bu bilgilerini kullandı. Erken yaşlarda şiir yazmaya başlayan Âsaf Halet Çelebi ilk şiirlerini aruz ölçüsüyle rubai ve gazel tarzında yazdı. 19 yaşından sonra kendine özgü ve serbest bir stil edindi. Üç ay kadar Fransa'ya gitti. Sanayi-i Nefise Mektebi'nde öğrenim gördü. Adliye Meslek Mektebi'nden mezun oldu. Farsça, Arapça, Fransızca, Hintçe ve Sanskritçe öğrendi.
Çelebi, siyasete de ilgi duymuş, 1946'dan itibaren, yaşadığı sürece bütün seçimlere bağımsız aday olarak katılmış park ve meydanlarda birkaç kişiye konuşmuştu.
Ceza Mahkemesi zabıt kâtipliği göreviyle işe başladı. Osmanlı Bankası ve Deniz Yolları İşletmesi'nde memur olarak çalıştı. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü kitaplığında görevliyken sık sık hastalanmaya başladı. Kalp krizi geçirerek 15 Ekim 1958 Çarşamba günü başka bir âleme geçti...
Asaf Hâlet Çelebi için, doğru gibi görünen eksik bir tanımla "Düşünce şiiri yazdı" denmiştir. Bize göre İslam'ın zarafetinin, Tasavvuf'un şiirini modern bir şekilde yazmıştır. Esas olay budur.
Âsaf Halet, kabul edelim ki farklı fikirlerinin tümünü baskılayan bir totalitarizmde yaşamış ve o kısıtlayıcı iklimde, gizli hakikatin bilgisini sırtında taşımıştır. İstanbul geçmişinde bir irfan ve fikirler seremonisi idi, işte Çelebi, asıl şehrin, üstü örtülmüş o medeniyetin işaretleriyle konuştu!
O dönemin de bu dönemin de bilmediği bir lisandı bu. Onun şiirleri bir dua gibiydi.
"vurma kazmayı
ferhâaad
he'nin iki gözü iki çesme
âaahhh
dağın içinde ne var ki
güm güm öter
ya senin içinde ne var
ferhâaad..."
Çağını anlayan, ama onunla ölümüne kapışmayan bir akla sahipti. Böyle yaparak söyleyeceğini de söyledi. Vakitsiz 'öten' yüksek zekâlarda görülen depresyona hiç girmedi. Delilik ile velilik arasındaki o ince, ferah çizgide neşeyle gezindi. Kısa yaşadı, güzel yaşadı. Biricik evladını kaybetti, her ne kadar kulak asmaz görünse de ortamın paradigması onu anlayabilecek durumda değildi. Bu onu sarsmış olmalı.
Mesela "He" şiirinde Allah'ı simgeleyen "ﻫ" harfinden yola çıkarak beşeri aşktan ilahi aşka kavuşmayı şiirleştirdi.
"ejderha bakışlı he'nin
iki gözü iki çeşme
ve ayaklar altında yamyassı..."
2. Yeni şiir akımını ve Sezai Karakoç'u etkileyen Âsaf Halet derin bir şairdi kısaca. Hakkı yendi.
Şehri İstanbul'un halet- i ruhiye 'si, asırların dibindeki asıl bilgelik ondaydı. Nüktenin görmüş geçirmişliğini üstüne giyinmişti.
Ne var ki Âsaf Bey hâlâ kulağımızın dibinde tennuresinin rüzgârında dönmekte. Sema'dır bu:
"yolunu kaybeden güneşlere
bakıp gülümserim
ben uçarım
gökler uçar..."

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.11.2018
Mülteci olmak şereftir burada
4.11.2018
Hepsi bizden
21.10.2018
Kaynamayan kazlar
14.10.2018
Merâsim aydınları
7.10.2018
Gösteri dini
30.9.2018
İndir sırtındakini
23.9.2018
Az yağmur bir İstanbul
16.9.2018
Yıkılma sakın
9.9.2018
Deli olmak belki de en iyisi
2.9.2018
Öldün sen
26.8.2018
My Lord Vedat Milor
19.8.2018
Kaç paralık adamsın
12.8.2018
Linda’nın utancı
5.8.2018
Öfke ve sükûnet
29.7.2018
Hatta Necati Tahta
22.7.2018
Adnancılar Kemalist projenin prostatı
15.7.2018
15 Temmuz: Yalan bitti
8.7.2018
Akrebi teşhir etmek
1.7.2018
Kadınların Türkiye devrimi
24.6.2018
Hâkim Senai her şeyin başı
17.6.2018
Boyacı küpüne düşen çakal
10.6.2018
Poşetli Hızır
3.6.2018
Keçiboynuzu
27.5.2018
Dinle Çekirge
20.5.2018
Beyaz Adam Filistin’de
13.5.2018
İstanbulluluk martıyla konuşmaktır
6.5.2018
Karl Marks’ın foyası
29.4.2018
SABAH için gece müziği
22.4.2018
Derken sabah erken
15.4.2018
‘Yeni Moğollar’a karşı rotalar
8.4.2018
Sosyal medya nikahı
1.4.2018
Yeni Moğollara karşı birlikte
25.3.2018
Kadınlar güncelliyor
19.3.2018
Sansür
11.3.2018
Kadınlar
4.3.2018
Darbesi yenilmiş bir yazarın homurtusu
11.2.2018
Pertevniyal Valide Sultan’ın çağrısı
4.2.2018
Sürgündeydik geri dönüyoruz
28.1.2018
Batı cephesinde değişen bir şey yok
21.1.2018
İstanbul, illa ki
7.1.2018
Rengârenk işaretler
24.12.2017
İnsan bitkin bir hayvan değildir
17.12.2017
Tavus kuşunun ayakları
10.12.2017
Nihayet dünyaya konuşan bir sanat buğday
3.12.2017
Mahmutpaşa medeniyeti
26.11.2017
Üstad
12.11.2017
İstanbul tokadı atar ki atmıştır
5.11.2017
Meditasyon lunaparkı ve buzdan ermişler
29.10.2017
İnsan sevgiye açsa, aldanır
22.10.2017
Bir Âsaf Halet olsam, kaybolsam
8.10.2017
Modern ve medeniyetsiz ‘Jale’
1.10.2017
Usta ve Çekirge
17.9.2017
Dal gibi bir kızdı Eylül
3.9.2017
Aşk ve kıskançlık
27.8.2017
Delilik çağına hoş geldik
20.8.2017
Aynı gemide ufka birlikte baksak
13.8.2017
Bal kavanozunu dışından yalamak
6.8.2017
Ben varoştayken usta
30.7.2017
Kızgınlık, kendini kesen bıçak
23.7.2017
Dinle Çekirge
25.6.2017
Kalbin şehirleri
18.6.2017
GEZİ meselesi ve büyük yarılma
11.6.2017
Akşemseddin düşsün içimize
5.6.2017
Kontrolsüz utanmazlık
28.5.2017
Gölge Adam ve Hayalet Yazar
21.5.2017
Bütün kabahat sende Jale
14.5.2017
Sevdalinka
7.5.2017
İstanbul’un kaderi kültür başkenti
30.4.2017
Zencisin sen, Zenci kal
23.4.2017
Yeni Türkiye
16.4.2017
Aklıma geldi de
9.4.2017
Evet, bahar kapıyı çalmakta
2.4.2017
Ben yaşarken koptu tufan
26.3.2017
Onlar vesveseyle, biz umutla besleniriz Çekirge
20.3.2017
Faşizmin mirasçıları ve Müslüman bilgeler
12.3.2017
Hayat denen o nükte
26.7.2015
IŞİD'in dininden değiliz elhamdülillah
21.6.2015
Vahşi bir köpektir EGO
14.6.2015
Cuma'ya gittim geliyorum
7.6.2015
Yüksek dağın kuşu olmak
31.5.2015
Kriptonlu enteller rahatsız
24.5.2015
Özgür basın ömrümüzü nasıl yedi
17.5.2015
Bir İBLİS yanmaya gitti
10.5.2015
Bir eşek şakası olarak mizah
3.5.2015
Kalpsiz bir Cumhuriyet'ten çıkış bileti
26.4.2015
Cankurtaran'da bir Nubar Terziyan
19.4.2015
Nazım Hikmet: Laik bir hayal kırıklığı
05.04.2015
Siz TÖVBE etmesini bilir misiniz bayım?
29.03.2015
İnsan baktığı şeydir Çekirge
22.03.2015
Türk sinemasının bitmeyen KIŞ UYKUSU
15.03.2015
Eski köprünün altındaki KABATAŞ
08.03.2015
Tek Yol Devrim Tablosu
01.03.2015
Neo faşist KUTSAL öğretmenler
22.02.2015
İçimizdeki tecavüzcü
15.02.2015
Heidi'nin ayakları neden çıplaktı?
09.02.2015
Rüyalarıyla konuşur insan
01.02.2015
İnsan ancak KENDİSİYLE temizlenir
25.01.2015
Hrant Dink: Yeni Türkiye'nin şifresi
22.01.2015
İslamofobik soytarılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.