Cem SANCAR

Sabah GAZTESİ



Bookmark and Share

Darbesi yenilmiş bir yazarın homurtusu


4.3.2018 - Bu Yazı 599 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 "Tanrım, beni yavaşlat. Aklımı sakinleştir, kalbimi dinlendir..." Şehir karla yıkandı. Kar, 'ölsün mikroplar ölsün mikroplar!' diye gülümseyen müşfik bir kadının elleriyle kenti pakladı.

Benim içimdeyse sanki bir filmin fragmanları.
İspanyollar gelmeden evvel bir Kızılderili çadırının önünde mutmain oturuyorum.
Bir anda kendimi Hitit şehrinde buluyorum. Bir taşa oyarak kelimeleri, kendimi arıyorum.
"Acizliğimi göstererek bu telaşlı hızımı dengele.
Günün karmaşası içinde benden sonra da var olacak vadilerin sükûnetini ver.
Alnımdaki hüsranı ve kaşlarımdaki çatık gerginliği, hafızamda akan nehirlerin melodisiyle yıka, götür..." Önümdeki tablete çaka çak çak yazmaya devam ediyorum:
Binlerce yıldır söylediğin hakikati anlamak için idrak, anlık güzellikleri yaşayabilmek için sanat öğret bana. Bir çiçeğe ihtimam göstermek için, bir kediyi okşamak için durmayı, kitabından birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, paylaşmayı, âşık olmayı, düş kurmayı öğret...

***

Yaşlı bir yazarı düşünüyorum. Çocukları hendeklere gömen bir örgütün yanında, fanatizme lejyoner, iblisleriyle kol kola. Dev bir heykel yapıyor pıhtılaşmış egoizminden.
Heykelinin altında bir gölge. Gayrimeşru bir iktidar hayalinin peşinde.
Bir cenderede sanki, omuzlarını sıkıyor.
Kendine bir tanrı süsü veriyor. Nasıl bir tanrı ki bu Olympos'a tırmanmaya gücü yok. İnsan, çünkü rotayı kaybetti mi yanıyor. Mağlubiyetin öfkesi bir sel gibi sinir uçlarında.
Darbeleri çağırmış, tehdit etmiş, darbeyi müjdelemiş, darbeyle birlikte yenilmiş ama hezimeti kabul etmiyor. Bir özür dileyemiyor.
Kolay mı? Tanrı o!
Benlik çeşmeleri açık kalmış, zehirli sular taşmış, beter bir Narsizm tanrı psikopatolojisiyle çökmüş üstüne. Bir Caddebostan derebeyi gibi fırçalıyor önüne geleni:
"Tanrıyım ben, diz çökün önümde!" Kalbim; ne gerek var bu yazarları böyle cezalarla daha da 'hasta' etmeye, diyor. Halkın vicdanı verdi zaten kararını!
Diğer yandan, maraz sürüyor. Hapisten, 'a yazıyor:
"Kâhin de benim, kehanet de benim, kurban da benim.
Cümlelerimle yaşayanları öldürebilir, ölüleri diriltebilirim.
...Bütün yazarların sahip olduğu bu güce sahip olduğum için mi tanrıların gazabına uğradım, bunun için mi lanetlendim, bunun için mi bana kendi kaderimi yazdırdılar?
Hades'e gidiyorum.
Kendi kaderini yazan bir kader tanrısı gibi yürüyorum karanlığın içine doğru." Dokunaklı bir hezeyan. İnsan üzülüyor. Üzülmemek betonarme bir vurdumduymazlık.
Fakat şu aristokrat hınç kişiyi ne hallere sokuyor, 'ben bilirim' böbürtüsü nasıl da sakatlayıcı bir kırbaç!
"'yi yöneten adam, yönettiği ülkede iç savaş çıkmasını göze alıyor, ezer geçeriz diyor. Sarayının duvarları top mermileriyle çöktüğünde, eli silahlı insanlar koridorlarda birbirlerini öldürdüğünde iç savaşın ne olduğunu anlar ama geç kalmış olur.
Ülke parçalanır, milyonlarca insan ölür, açlık, sefalet kol gezer, insanlar ülkeden kaçabilmek için birbirini paralar. Sonunda da Erdoğan'ın sarayını yerle bir ederler..." Ama olmuyor! Küçümsenenler iktidarı ele alıyor.
Evet darbe oluyor, meclis bombalanıyor.
Ne var ki Türkiye halkı ezip geçiyor kötülüğü.
Yani tam tersi oluyor. Ama yaşlı yazar yanılamaz! Çılgın bir hiddet, nasıl benim dediğim gibi olmaz!
"Geriye paramparça kanlı bir çöl kalır" demişti. İşte öyle, çağırdığı çöl içine doluyor.
"Kaçmaları da bir işe yaramayacak, 'savaş suçlusu' olarak yargılanacaklar!" demişti.
Şimdi o, daha da fenası, millete düşman bir darbeci olarak yargılanıyor...

***

'Kini olanın dini olmaz' diye geçirirken içimden, bir ispinoz kuşu görüyorum yolun kenarındaki çitte. Göğsünde adeta kavuniçi bir güneş. Nerede incitilmiş bir çocuk varsa onlarla birlikte başımı oraya yaslıyorum.
Allah'ım bana kendimi bulacak feraset, cahilliğimle yüzleşecek kudret, nefsimi yenecek basiret ver, diyen bir mırıldanma dudaklarımda.
Huysuz yazarın homurtusu mazide kalıyor.
Solmuş bir kış, arkamda...

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.9.2018
Yıkılma sakın
9.9.2018
Deli olmak belki de en iyisi
2.9.2018
Öldün sen
26.8.2018
My Lord Vedat Milor
19.8.2018
Kaç paralık adamsın
12.8.2018
Linda’nın utancı
5.8.2018
Öfke ve sükûnet
29.7.2018
Hatta Necati Tahta
22.7.2018
Adnancılar Kemalist projenin prostatı
15.7.2018
15 Temmuz: Yalan bitti
8.7.2018
Akrebi teşhir etmek
1.7.2018
Kadınların Türkiye devrimi
24.6.2018
Hâkim Senai her şeyin başı
17.6.2018
Boyacı küpüne düşen çakal
10.6.2018
Poşetli Hızır
3.6.2018
Keçiboynuzu
27.5.2018
Dinle Çekirge
20.5.2018
Beyaz Adam Filistin’de
13.5.2018
İstanbulluluk martıyla konuşmaktır
6.5.2018
Karl Marks’ın foyası
29.4.2018
SABAH için gece müziği
22.4.2018
Derken sabah erken
15.4.2018
‘Yeni Moğollar’a karşı rotalar
8.4.2018
Sosyal medya nikahı
1.4.2018
Yeni Moğollara karşı birlikte
25.3.2018
Kadınlar güncelliyor
19.3.2018
Sansür
11.3.2018
Kadınlar
4.3.2018
Darbesi yenilmiş bir yazarın homurtusu
11.2.2018
Pertevniyal Valide Sultan’ın çağrısı
4.2.2018
Sürgündeydik geri dönüyoruz
28.1.2018
Batı cephesinde değişen bir şey yok
21.1.2018
İstanbul, illa ki
7.1.2018
Rengârenk işaretler
24.12.2017
İnsan bitkin bir hayvan değildir
17.12.2017
Tavus kuşunun ayakları
10.12.2017
Nihayet dünyaya konuşan bir sanat buğday
3.12.2017
Mahmutpaşa medeniyeti
26.11.2017
Üstad
12.11.2017
İstanbul tokadı atar ki atmıştır
5.11.2017
Meditasyon lunaparkı ve buzdan ermişler
29.10.2017
İnsan sevgiye açsa, aldanır
22.10.2017
Bir Âsaf Halet olsam, kaybolsam
8.10.2017
Modern ve medeniyetsiz ‘Jale’
1.10.2017
Usta ve Çekirge
17.9.2017
Dal gibi bir kızdı Eylül
3.9.2017
Aşk ve kıskançlık
27.8.2017
Delilik çağına hoş geldik
20.8.2017
Aynı gemide ufka birlikte baksak
13.8.2017
Bal kavanozunu dışından yalamak
6.8.2017
Ben varoştayken usta
30.7.2017
Kızgınlık, kendini kesen bıçak
23.7.2017
Dinle Çekirge
25.6.2017
Kalbin şehirleri
18.6.2017
GEZİ meselesi ve büyük yarılma
11.6.2017
Akşemseddin düşsün içimize
5.6.2017
Kontrolsüz utanmazlık
28.5.2017
Gölge Adam ve Hayalet Yazar
21.5.2017
Bütün kabahat sende Jale
14.5.2017
Sevdalinka
7.5.2017
İstanbul’un kaderi kültür başkenti
30.4.2017
Zencisin sen, Zenci kal
23.4.2017
Yeni Türkiye
16.4.2017
Aklıma geldi de
9.4.2017
Evet, bahar kapıyı çalmakta
2.4.2017
Ben yaşarken koptu tufan
26.3.2017
Onlar vesveseyle, biz umutla besleniriz Çekirge
20.3.2017
Faşizmin mirasçıları ve Müslüman bilgeler
12.3.2017
Hayat denen o nükte
26.7.2015
IŞİD'in dininden değiliz elhamdülillah
21.6.2015
Vahşi bir köpektir EGO
14.6.2015
Cuma'ya gittim geliyorum
7.6.2015
Yüksek dağın kuşu olmak
31.5.2015
Kriptonlu enteller rahatsız
24.5.2015
Özgür basın ömrümüzü nasıl yedi
17.5.2015
Bir İBLİS yanmaya gitti
10.5.2015
Bir eşek şakası olarak mizah
3.5.2015
Kalpsiz bir Cumhuriyet'ten çıkış bileti
26.4.2015
Cankurtaran'da bir Nubar Terziyan
19.4.2015
Nazım Hikmet: Laik bir hayal kırıklığı
05.04.2015
Siz TÖVBE etmesini bilir misiniz bayım?
29.03.2015
İnsan baktığı şeydir Çekirge
22.03.2015
Türk sinemasının bitmeyen KIŞ UYKUSU
15.03.2015
Eski köprünün altındaki KABATAŞ
08.03.2015
Tek Yol Devrim Tablosu
01.03.2015
Neo faşist KUTSAL öğretmenler
22.02.2015
İçimizdeki tecavüzcü
15.02.2015
Heidi'nin ayakları neden çıplaktı?
09.02.2015
Rüyalarıyla konuşur insan
01.02.2015
İnsan ancak KENDİSİYLE temizlenir
25.01.2015
Hrant Dink: Yeni Türkiye'nin şifresi
22.01.2015
İslamofobik soytarılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8