Cem SANCAR

Sabah GAZTESİ



Bookmark and Share

SABAH için gece müziği


29.4.2018 - Bu Yazı 528 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Patlıcan moru ceketimle eski SABAH'ın İkitelli'deki binasından içeri girdiğimde, uzun saçlı, sakallı bir gençtim. 'ın yayın danışmanlığı yaptığı dergilerde bir şeyler çiziktirmiştim ama profesyonel gazeteciliğe yeni adım atıyordum.

Medya camiasının -eh- demokrat starları yeni bir dergi kuruyorlardı.
Uç bir masada görüşmeyi beklerken etrafa göz attım. Çeşitli yerlerden tanıdığım gazeteciler serbest hareketlerle dolanıyor ve nedense tümü zatımı görmezden geliyordu. Hatta birisi bir kıyı köyünde işlettiğim lokanta-kampingi anıştırarak "Lokantacılar da gasteci oldu ya!" diyerekten laf bile çakmıştı. Aklımdan bana taktığı hesap pusulaları geçti, ama hiç renk vermedim.
Çok geçmeden güleryüzlü bir hanım gelip görüştü. Ciddi ve şefkatli bir edası vardı. Gülay Göktürk ile öyle tanıştım.
Benden haber önerileri istemişlerdi. Bir kâğıda bir şeyler yazdım. Ortamda kâğıt yoktu sadece biz 'çaylakların' masasına koymuşlardı. Her yön bilgisayar tarlasıydı. Şafak atmıştı tabii! Çünkü bilgisayara karşı Neandertal İnsanı tadındaydım.
Sonunda şahsımı 'deneme muhabirliğine' aldılar. Deneyecekler sonra karar vereceklerdi.
Ertesi sabah endişelerim ve yeni meslek için duyduğum taşikardimle oradaydım. İkitelli'ye toplu taşıma yoktu. Otobüs, minibüs ve otostop çekmiştim.
Aslında öncesi sinemada karar kılmıştım. Çağın filozoflarının yönetmenler olduğuna inanmış, sinemacı olmak için türlü filmlerde asistanlık yapmış, aç açıkta kalmıştım.
Oysa bir derdim vardı, dünyaya anlatmak istiyordum. İdeallerinin peşinde ter tepelek bir çocuktum. Kimsenin çokbilmiş bir asistan aramadığını; el ve ayak bileklerimde ve de koltukaltlarımda 'stigmata' yani sulu yaralar çıkınca anladım.

***

Neyse işte, SABAH'ın büyük salonuna girip kimsenin iltifat etmediği arka bir masaya yerleşince bilgisayarı açtım, uğraşmaya başladım. İlkokul yıllarında evdeki daktiloyu harap ettiğim için F klavyeye alışıktım.
İlk hafta, gece yarıları son servise kadar bilgisayarın başından kalkmadım. Bir kaç kere göçerttim ama sonunda aleti çözdüm. 'Seni yeneceğim teneke kafa" diye şey etmiştim...
Binanın en sevdiğim yeri ise tertemiz tuvaletleriydi. Yemekhaneyi keşfetmem için birkaç gün geçti. Çünkü kimse davet etmemişti, ben de yerimden kıpırdamamıştım: "Ne olur ne olmazdı abicim ya!"
İlk haberim kapak oldu. Sonra asıl kadroya aldılar. Sonra köşe verdiler.
Ardından öğrendim ki, yazı işleri müdürü "Ben bu hippi kılıklı adamı sevmedim, atarım ben bunu" demiş. Bir kaç yıl sonra yayın yönetmeni olduğunda bir methedici kaside de o yazdı hakkımda...
Müteakiben Özal hakka yürüdü, demokratik kanallar tıkandı. Tazminatımı almadan istifa ettim, gittim.
Peşinden yönetici olarak başka bir gazeteye geçmem, masayı devirip ayrılmam sıkıntılı bir konu. Siyaset yazmamak koşuluyla bir süre Yeni Binyıl Gazetesi'nde, birkaç haftalık dergide dolandıktan sonra "Başlarım medyasına!" raddesine geldim, kalabalığın arasına daldım.
Sivil hayatta roman yazar, kültürel projelerle uğraşırken devir değişti, darbeci kafa yenildi.
Kendimi yine SABAH gazetesinde, pazar yazıları yazarken bulmaz mıyım?
SABAH mühim bir nokta yani benim hayatımda! Artık bunu kabul etmeliyim.
Bu gazete tarihinde hep genç olmaya yönelmiş. Yaşı da genç!
33. doğum gününe dönersek, bu gün Yeni Türkiye dediğimiz arayışın uçak gemilerinden biri. Başka bir çağın farklı medyasını yaratmak için derdi ve de fikri olanlara buradan bir selam çakmak isterim.

***

Bir gün gazetenin bahçesinde turlayan idolüm 'ın yanına gidip kendimi tanıştırmıştım. Laf nereden geldiyse, "Saçlarımı kestirmem ben usta" ya gelmişti. O ise, "İnsan hep öyle söyler ama finalde keser" diye tutturmuştu.
Haklı çıktı, tam kesecekken, saç kalmadı, döküldü! O delimsirek çocuğun içinden başka biri göründü.
Vakitler devrildi. İnatlaşmalar geçmişin sisinde masum birer hatıra.
Şimdi ben bu yaşımda; o romantik çocuğun, o uzun saçlı, mor ceketli delikanlının yetiştiği kuruma, SABAH'a, 33. yaşı için bir demet papatya atıyorum.
Tutanın olsun...

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.11.2018
Mülteci olmak şereftir burada
4.11.2018
Hepsi bizden
21.10.2018
Kaynamayan kazlar
14.10.2018
Merâsim aydınları
7.10.2018
Gösteri dini
30.9.2018
İndir sırtındakini
23.9.2018
Az yağmur bir İstanbul
16.9.2018
Yıkılma sakın
9.9.2018
Deli olmak belki de en iyisi
2.9.2018
Öldün sen
26.8.2018
My Lord Vedat Milor
19.8.2018
Kaç paralık adamsın
12.8.2018
Linda’nın utancı
5.8.2018
Öfke ve sükûnet
29.7.2018
Hatta Necati Tahta
22.7.2018
Adnancılar Kemalist projenin prostatı
15.7.2018
15 Temmuz: Yalan bitti
8.7.2018
Akrebi teşhir etmek
1.7.2018
Kadınların Türkiye devrimi
24.6.2018
Hâkim Senai her şeyin başı
17.6.2018
Boyacı küpüne düşen çakal
10.6.2018
Poşetli Hızır
3.6.2018
Keçiboynuzu
27.5.2018
Dinle Çekirge
20.5.2018
Beyaz Adam Filistin’de
13.5.2018
İstanbulluluk martıyla konuşmaktır
6.5.2018
Karl Marks’ın foyası
29.4.2018
SABAH için gece müziği
22.4.2018
Derken sabah erken
15.4.2018
‘Yeni Moğollar’a karşı rotalar
8.4.2018
Sosyal medya nikahı
1.4.2018
Yeni Moğollara karşı birlikte
25.3.2018
Kadınlar güncelliyor
19.3.2018
Sansür
11.3.2018
Kadınlar
4.3.2018
Darbesi yenilmiş bir yazarın homurtusu
11.2.2018
Pertevniyal Valide Sultan’ın çağrısı
4.2.2018
Sürgündeydik geri dönüyoruz
28.1.2018
Batı cephesinde değişen bir şey yok
21.1.2018
İstanbul, illa ki
7.1.2018
Rengârenk işaretler
24.12.2017
İnsan bitkin bir hayvan değildir
17.12.2017
Tavus kuşunun ayakları
10.12.2017
Nihayet dünyaya konuşan bir sanat buğday
3.12.2017
Mahmutpaşa medeniyeti
26.11.2017
Üstad
12.11.2017
İstanbul tokadı atar ki atmıştır
5.11.2017
Meditasyon lunaparkı ve buzdan ermişler
29.10.2017
İnsan sevgiye açsa, aldanır
22.10.2017
Bir Âsaf Halet olsam, kaybolsam
8.10.2017
Modern ve medeniyetsiz ‘Jale’
1.10.2017
Usta ve Çekirge
17.9.2017
Dal gibi bir kızdı Eylül
3.9.2017
Aşk ve kıskançlık
27.8.2017
Delilik çağına hoş geldik
20.8.2017
Aynı gemide ufka birlikte baksak
13.8.2017
Bal kavanozunu dışından yalamak
6.8.2017
Ben varoştayken usta
30.7.2017
Kızgınlık, kendini kesen bıçak
23.7.2017
Dinle Çekirge
25.6.2017
Kalbin şehirleri
18.6.2017
GEZİ meselesi ve büyük yarılma
11.6.2017
Akşemseddin düşsün içimize
5.6.2017
Kontrolsüz utanmazlık
28.5.2017
Gölge Adam ve Hayalet Yazar
21.5.2017
Bütün kabahat sende Jale
14.5.2017
Sevdalinka
7.5.2017
İstanbul’un kaderi kültür başkenti
30.4.2017
Zencisin sen, Zenci kal
23.4.2017
Yeni Türkiye
16.4.2017
Aklıma geldi de
9.4.2017
Evet, bahar kapıyı çalmakta
2.4.2017
Ben yaşarken koptu tufan
26.3.2017
Onlar vesveseyle, biz umutla besleniriz Çekirge
20.3.2017
Faşizmin mirasçıları ve Müslüman bilgeler
12.3.2017
Hayat denen o nükte
26.7.2015
IŞİD'in dininden değiliz elhamdülillah
21.6.2015
Vahşi bir köpektir EGO
14.6.2015
Cuma'ya gittim geliyorum
7.6.2015
Yüksek dağın kuşu olmak
31.5.2015
Kriptonlu enteller rahatsız
24.5.2015
Özgür basın ömrümüzü nasıl yedi
17.5.2015
Bir İBLİS yanmaya gitti
10.5.2015
Bir eşek şakası olarak mizah
3.5.2015
Kalpsiz bir Cumhuriyet'ten çıkış bileti
26.4.2015
Cankurtaran'da bir Nubar Terziyan
19.4.2015
Nazım Hikmet: Laik bir hayal kırıklığı
05.04.2015
Siz TÖVBE etmesini bilir misiniz bayım?
29.03.2015
İnsan baktığı şeydir Çekirge
22.03.2015
Türk sinemasının bitmeyen KIŞ UYKUSU
15.03.2015
Eski köprünün altındaki KABATAŞ
08.03.2015
Tek Yol Devrim Tablosu
01.03.2015
Neo faşist KUTSAL öğretmenler
22.02.2015
İçimizdeki tecavüzcü
15.02.2015
Heidi'nin ayakları neden çıplaktı?
09.02.2015
Rüyalarıyla konuşur insan
01.02.2015
İnsan ancak KENDİSİYLE temizlenir
25.01.2015
Hrant Dink: Yeni Türkiye'nin şifresi
22.01.2015
İslamofobik soytarılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8