Ceren KENAR

Türkiye GAZETESİ



Bookmark and Share

Benim için 28 Şubat: Bir ahlaki panik hikâyesi


05.03.2015 - Bu Yazı 1907 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 28 Şubat olduğunda, oturduğum şehrin sokaklarından tanklar geçerken, durumu epey karışık duygularla izlediğimi hatırlıyorum.

Bir yanda bu işte bir yanlışlık var duygusu hakimdi. Menderes'çi dedemden öğrendiğim ilk siyaset dersi, darbenin mutlak bir suç olduğu bilinci idi. 1980 darbesi hakkında duyduklarım, darbenin sadece demokrasiye karşı değil insanlığa karşı bir suç olduğunu aklıma kazımıştı. Zaten bu hissiyat beni o tarihlerde Yeni Yüzyıl gazetesi ile tanıştıracak ve Kemalizm ile hiç bitmeyecek kişisel hesaplaşma sürecimi başlatacaktı.

Ama bir yandan da çevremde yoğun başka bir duygu vardı. Cumhuriyetin 75. yıl kutlamalarının nasıl militer seküler bir şova dönüştüğü, o kitlesel ayin töreninde nasıl kolektif bir rahatlama yaşandığını da unutamıyorum.

Türkiye sekülerlerinin 28 Şubat sürecinde takındıkları tavır ideolojikten ziyade duygusaldı. Mahçup bir zevkle izlendi bu süreç. Çoşkulu destekleyenler kadar renklerini açık etmese de, bir çok “aydın” amalar ile meşrulaştırdı olanları.

Bu tümden anlaşılmaz bir durum değildi, cevap aslında psikolojikti.

1994 seçimlerini çok net hatırlıyorum. 9-10 yaşında sabaha kadar süren Siyaset Meydanlarını, dindarların seçim zaferlerinin seküler mahallede oluşturduğu korku havasını hala dün gibi hatırlıyorum. Etek giydiği için bacaklarına kezzap atılan kadınların hikayelerinin bir şehir efsanesi olarak yayılmasını, devleti ele geçirerek Türkiye'yi İran'a dönüştürecek İslamcılar anlatısına şüphe duymadan keskin bir inancın olduğunu çok net hatırlıyorum. O dönemki korkuyu, endişeyi çok net hatırlıyorum.

“Onlar” geliyordu. “Onlar” iktidara yürüyordu.

Kimdi “onlar”?

Hakkında bu kadar keskin yargılarımız olan “onlar” kimdi. Sürekli aleyhlerinde ahkam kestiğimiz “onlar” kimdi?

O zaman tanımadığım ama haklarında yürütülen propaganda yüzünden korktuğum “onlar” ile ileride tanışacağım ve dost olacağımı bilmediğim zamanlardı o zamanlar.

Tanımıyorduk aslında “onlar”ı. Tanımak da istemiyorduk. Bildiğimiz şey bizden olmadıkları idi. Hakaretlere varan lakaplar taktığımız bu kişilerin gerici olduğuna dair keskin inancımız bize yeterdi. “Onlar” sadece bizden değildi, aynı zamanda bize tehditti.

Oysa ki, göremediğimiz bir şey vardı. Tanımadığımız onlar en az bizim kadar bu ülkenin sahibi idi. Onlar en az bizim kadar bu ülkenin asli unsuru idi. Biz ne kadar Türkiye isek, onlar da o kadar Türkiye idi. Ve aslında onlar bizden sayıca daha çok idi.

Ve bu yüzden, Türkiye için Türkiye'ye rağmen yapılan bu proje tutmadı.

“Türkiye'nin bugün yaşadığı büyük dönüşümün başlama, eski rejimin ise kırılma noktasıdır. Eski rejim uzun müddet, 90 sene, varlığını sürdürebildi, Bu arada çeşitli darbeler yaptı. Fakat bir biçimde geri dönüşümler de yaptı. Mevcut siyasi partilerle bir biçimde uzlaşarak ve onlara iktidarı paylaştırarak bu rejimi sürdürmeyi becerebildi. Ama yaptığı darbelerde genellikle toplumun küçük bir kesimini hedef alıyordu. Mesela 12 Mart'ta dar bir sol kesimi, 12 Eylül'de sağda ve solda vuruşanları hedef alıyordu. Geniş kesimleri hedef alması gibi. İlk defa 28 Şubat'ta çılgınca bir biçimde toplumun büyük çoğunluğunu, yani sadece bir siyasi iktidarı, bir kliği ya da o kliğin etrafında örgütlenmiş aktif politize olmuş kesimleri değil, toplumun yüzde 60'ını hedef alan bir darbeye kalkıştılar. Bu, sonun başlangıcı oldu vesayet rejimi için”[1] diyor Gülay Göktürk. 28 Şubat'a büyük riskler alarak karşı çıkan cesur liberallerden biri idi Göktürk ve haklıydı.

Sonun başlangıcı olduğu kesindi. Ancak 28 Şubat yaşanırken, failleri için “1000 yıl sürecek” bir vesayet rejimi gibi görünüyordu. Bunun muhtemel sebebi, 28 Şubat'ın sekülerler arasındaki meşruiyeti ve popülerliği idi.

Yaşadığı ülkenin başkentinin sokaklarında tankların geçmesi bu ülkede özgül ağırlığı sayılarından ve temsil güçlerinden yüksek olan sekülerler tarafından rahatlatıcı bir gövde gösterisi olarak izlendi. Derin bir oh çekildi.

Neden? Bu ülkede sekülerler doğuştan darbe sever olduğu için mi? Bu ülkede sekülerler demokrasiye kategorik olarak düşman olduğu için mi?

Sanmıyorum.

28 Şubat'a gelindiğinde tüm sekülerler bu acı reçeteye hazır olduğu için.

Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi gazetecilerinden Mehmet Ali Birand'ın 28 Şubat belgeselini Turgut Özal'ın ölümünden ve Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı seçilmesinden başlatmasının bir nedeni vardı. Güçlü ve karizmatik bir liderlik ile vesayet rejiminde bir gedik açan Özal'ın ölümü ile vesayet rejiminin tüm gücüyle geri dönmesi için bir yol açılması lazımdı.

O yol bir “ahlaki panik” ortamı oluşturarak açıldı. Kavram bana ait bana değil, ünlü sosyolog Stanley Cohen'e ait. “Toplumlar ara sıra ahlaki paniğe maruz kalırlar. Bir hastalık, insan, veya grup toplumun değerlerine ve çıkarlarına tehdit olarak tanımlanır, merkez medya tarafından ön yargılı şekilde sunulur,” ahlaki paniği üreten “ideolojik girişimciler” yani siyasetçiler veya medya bu tehdit algısını uydurur ve abartılı bir propaganda ile sunar.

Cohen'e göre “ahlaki panik” mutlaka bir günah keçisine ihtiyaç duyar. Toplumun korkusu ve fantazisi bu “şeytanlaştırılmış” gruba yansıtılır. Türkiye'de bu dönemde seçilen günah keçileri Kürtler ve dindarlar oldu.

28 Şubat'ı mümkün kılan ve meşrulaştıran ulusalcılık fenomeni aslında bir ideolojiden çok ahlaki panik idi.

Madımak'tan, Gazi mahallesi olaylarına, Fadime Şahin'den PKK'ya her mesele bu ülkede bir terör havası estirmek için kullanıldı. 28 Şubat ile dindarlar ve Kürtler bu ülkeye tehdit, Türk kimliğini “bozan” unsurlar olarak sunuldu.

1997 yılına gelindiğinde o tarla çoktan sürülmüştü. Tüm darbelerde olduğu gibi “uygun koşullar” hazırlanmıştı.

Vurucu darbe ise bu toplumun ataerkil kodları nedeniyle vurmaktan en hazzettiği grup oldu: kadınlar. Dindar, başörtülü kadınlar.

Lacivert dergisinin enfes 28 Şubat medyası dosyasından iki manşet örneği: “Türbanın altındaki pislik” ve “Vatandaş Merve Hanıma soruyor, Zenciye neden meraklısınız?”[1]

Sahi, Merve Kavakçı'dan bu manşetleri atanlar özür diledi mi? Tek suçu başörtüsü ile meclise girmek olan o genç kadına iade-i itibar yapıldı mı?

Sekülerler öfkelerinde de samimiydi, korkularında da... Mağduriyet hislerinde de samimiydiler, mutlak haklılık duygularında da. Fakat samimiyet, adalet ile taçlanmadığında, kötücüllüğe giden bir yolun taşlarını da döşeyebilir. Ve olan tam da buydu.

Rasyonalitenin ve etik davranışın unutulduğu, kitlesel bir linç ayininde düşüne atılan tekmelerin sayılmadığı, ahlaki panik içinde türlü ahlaksızlıkların yapıldığı bu dönem büyük utançları arkasında bırakarak son buldu.

1000 yıl süremezdi, sürmedi de. Fakat etkilerini hala gördüğümüz bir gettolaşmayı sağladı 28 Şubat. Türkiye medyasında, entelijansıyasında hala yaygın bir İslamofobiyi mümkün kıldı 28 Şubat...

Son zamanlarda Türkiye'de yeni bir 28 Şubat sürecinin yaşandığı iddiasında Türkiye'deki özellikle muhalif çevreler.

Kısmen katılıyorum bu tespite. Fakat muhtemelen bu tezi ifade edenlerden tam aksi sebeplerle.

Gezi olaylarından sonra oluşan dalganın yeni bir “ahlaki panik” süreci olduğunu görmek mümkün.

Dindarları İrancı olmakla suçlamak out, IŞİD'ci olduklarını söylemek in.

Gerici demek out, hüloğcu demek in.

Şeriat geldi a dostlar demek out, dindarlaşıyoruz diye feveran etmek in.

Batı düşmanı demek out, bizi uluslararası sistemden izole ediyorlar demek in.

Ümmetçi demek out, pan-İslamcı demek in.

Biri bu kadına haddini bildirsin demek out, biri AK Parti'ye haddini bildirsin demek in.

Tarihle yüzleşmek şık durduğu için ihtiyaç duyulan bir pratik değildir. Geçmiş günahları mümkün kılan, bu günahlara sebebiyet veren (ve çoğu zaman epey insani olan) duygularla, reflekslerle mücadele etmek için gereklidir yüzleşme. Spekülatif de olsa şunu düşünmek lazım: 1915 ile zamanında yüzleşilse belki de Kürtler'e yapılan gaddarlıklar engellenebilirdi.

28 Şubat ile yüzleşilse belki bugün içinde bulunduğumuz nefret hali engellenebilir miydi?

Zira 28 Şubat'ta neredeydiniz sorusuna muhatap olanların mevcut koordinatları pek farklı bir yeri göstermiyor...

.....

[1]    http://www.lacivertdergi.com/dosya/2015/02/04/28-subat-bir-darbenin-gunlugu

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.7.2017
Musul sonrası DEAŞ
7.7.2017
Mülteciler üzerinden bir provokasyon girişimi
5.7.2017
Bir tuhaf Körfez politikası
4.7.2017
PYD'ye giden silahların akıbeti ne olacak?
27.6.2017
Türkiye Katar'ı niye destekliyor?
26.6.2017
Lübnan dağlarından bölgeye bakmak (2)
21.6.2017
Lübnan dağlarından bölgeye bakmak
7.6.2017
Körfez'de ipler nasıl koptu?
5.6.2017
Riyad zirvesi sonrası Körfez'de gerilim
2.6.2017
Kırmızı fularlı militarizm güzellemesi
30.5.2017
Brzezinski ve mirası
26.5.2017
Bir mütefekkir'in ardından...
18.5.2017
Türkiye ABD'den eli boş mu döndü?
12.5.2017
Google ve Zamanın Ruhu
4.5.2017
Sincar konusunda kim müttefik, kim düşman?
25.4.2017
İHH
19.4.2017
Referandum sonrası fırsatlar
17.4.2017
Durum tespiti
13.4.2017
Trump ters köşe yapar mı?
11.4.2017
Esad neden kimyasal silah kullanıyor?
10.4.2017
Çok az, çok geç
4.4.2017
Sykes-Picot'dan İran işgaline: Musul'un acıklı hikâyesi -3-
30.3.2017
Sykes-Picot'tan İran işgaline: Musul'un acıklı hikâyesi: (2)
28.3.2017
Sykes-Picot'dan İran işgaline: Musul'un acıklı hikâyesi
22.3.2017
Türkiye aleyhine çalışan bir Türk lobi!..
21.3.2017
PKK'yı sadece Batı mı destekliyor?
16.3.2017
Patron kim?
14.3.2017
Rakka'yı PYD neden
17.8.2015
İş kitapta yazana uymayınca
6.8.2015
Buz gibi darbe...
4.8.2015
“Yeni Türkiye”nin “Eski” Akademisi
27.7.2015
Ateşkesi kim bitirdi?
20.7.2015
Kral'ın selamı
29.6.2015
Lèborîna me dixwazin Kobanê(*)
23.6.2015
Kaçırılan fırsatlar...
22.6.2015
Babalarını seven kızlar
18.6.2015
Nazmiye Hanım...
15.6.2015
HDP hangi direnişi destekliyor?
11.6.2015
Başarılı seçim kampanyası nasıl yapılır?
5.6.2015
Dedemin Sandığı
2.6.2015
Şaibeler, şaibeler...
30.5.2015
Tırlarda saklanan sırlar
28.5.2015
27 Mayıs 1960 darbesi: Türkiye Cumhuriyet'inin “ilk günahı”
27.5.2015
Diyanet kapatılmalı mı?
25.5.2015
NATO zaten görevde
18.5.2015
Bana “gericiliğin” resmini çizebilir misin?
12.5.2015
Yalanın maliyeti olmayınca...
11.5.2015
“Batı'nın Dostu, Türk teröristlerin düşmanı”
4.5.2015
Devrimi işçiden çalmak...
28.4.2015
Irak Şam Baas Devleti
27.4.2015
Bizim kahramanlarımız kim?
21.4.2015
Kavgacı Sultan ile vizyonerlik arasında: Turgut Özal'ı dünya nasıl bilirdi?
20.4.2015
Turgut Özal'ı nasıl bilirdiniz?
16.4.2015
Yeni Türkiye sözleşmesinde yeni ne var?
14.4.2015
Ferhunde Hoca...
7.4.2015
Yeni bir İran'a doğru?
06.04.2015
Stockholm Sendromu avuntusuna kaçmadan Alevi meselesi...
02.04.2015
Taşeron terörünü muhalefet bilmek...
31.03.2015
Yemen meselesinde Türkiye nerede durmalı?
26.03.2015
Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır...
17.03.2015
Türkiye niye "günah keçisi?"
09.03.2015
F-4 kazaları: İhmal mi, kaza mı?
05.03.2015
Benim için 28 Şubat: Bir ahlaki panik hikâyesi
03.03.2015
#Yargılanacaksınız
02.03.2015
Kürtler sizi sattı mı?
26.02.2015
CHP seçmeni bunu hak ediyor mu?
24.02.2015
İran'da darağacında Kürt siyaseti
23.02.2015
Şah Fırat Operasyonuna dair notlar
19.02.2015
Türkiye’de siyasi kutuplaşma: Çelişkileri keskinleştirme
17.02.2015
Seferberliğe hazır mıyız?
16.02.2015
Gerçekten de masum değiliz hiçbirimiz...
13.02.2015
Katil Müslüman çıkmayınca...
09.02.2015
IŞİD’i yenmek için uluslararası düzeyde bir strateji yok
03.02.2015
Siyasi rakipler ortak bir gelecek kurabilir mi?
02.02.2015
Kral öldü yaşasın yeni Suudi Arabistan mı?
29.01.2015
Alan elden veren ele: Erdoğan Somali'de umut olurken
22.01.2015
Türkiye-Afrika ilişkileri: Umut kıtasıyla gelişen bağlar...
19.01.2015
Brüksel'de iki farklı Davutoğlu portresi
12.01.2015
“Aydınlanmış” ırkçılık: Anti-Semitizm'den İslamofobi'ye
08.01.2015
Bir karikatür onlarca cenaze...
06.01.2015
2015 IŞİD'in sonu mu olacak?
05.01.2015
“Demokrasi samimiyet ve cesaret ister”
25.12.2014
Burçlara inanmak terakkiye mani midir?
23.12.2014
Bir soykırım mağdurunun İsrail eleştirileri...
22.12.2014
Bir zamanlar Anadolu'da...
19.12.2014
Avrupa Birliği ve Türkiye: Amaç üzüm yemek mi cidden?
15.12.2014
Petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye'ye olası etkileri
11.12.2014
Catch the Midnight Express[i]
09.12.2014
Ergenekon'la yüzleşmek...
08.12.2014
Cehennem ile realpolitik arasında Halep
02.12.2014
Ferguson vs Gezi...
01.12.2014
Danke Tuğçe, Seni Seviyoruz
25.11.2014
Suriye krizinin son kurbanı Chuck Hagel
24.11.2014
“Onlar” bizim vatandaşlarımız!
18.11.2014
İslamcı faşizm mi, yeni Wilson'culuk mu?
17.11.2014
D-8'den G-20'ye: Değişen gömlekler, büyüyen hedefler...
13.11.2014
Kemalizm'i ilk üç gün ben de eleştirmiştim...
10.11.2014
Amerikan ara seçimleri: Obama için kötü, Ankara için iyi haber
04.11.2014
Orta Doğu'da “liberaller”: Bir hayat biçimi olarak liberalizm
03.11.2014
Bizi Goebbels ile tanıştıran Cumhuriyet “gazetesi”...
30.10.2014
Direnmek mi, yönetmek mi? Belki de bütün mesele bu...
29.10.2014
90'ların bedelini barışla ödemek...
27.10.2014
6-7 Ekim sonrası Diyarbakır
23.10.2014
Nejat...
14.10.2014
Yalandan ölmek
07.10.2014
PYD kendi davasına neden hizmet etmiyor?
06.10.2014
Kırıklarla dolu bir karne...
02.10.2014
12 Eylül ve İslamcılık: Hangi Türk-İslam sentezi?
30.09.2014
Partizanlık yeni ırkçılık mı?
25.09.2014
Dünya Beşten Büyüktür!
22.09.2014
Rehine kurtarma operasyonuna dair neyi biliyoruz, neyi bilmiyoruz?
15.09.2014
ABD teröre karşı savaşı nasıl kaybetti?
08.09.2014
Dinin “sivilleşmesine” hazır mıyız?
02.09.2014
İdeolojik olmayan dış politika olur mu?
01.09.2014
Muhalif Kemalizm'in dine bakışı: “Gerçek İslam” el değiştirirken...
28.08.2014
Sorumluluk...
26.08.2014
Aptallar için 'İslam' kitabıyla 'Cihad'a gitmek
25.08.2014
IŞİD'cilerimizi sana gönderiyoruz, icabına bak Türkiye
21.08.2014
Ankara, Orta Doğu'da nasıl haklı çıktı?
19.08.2014
Orta Doğu'yu yanlış okuyan Ankara...
18.08.2014
Irak'ta yeni dönem: Haydar el-İbadi başbakan
12.08.2014
Belki de CHP'nin ihtiyacı olan şey bir ideolojidir?
11.08.2014
Erdoğan ne kadar iktidarda kalacak?
05.08.2014
Favori katiller, favori diktatörler
04.08.2014
Mavi Marmara baskını Mısır istihbaratının sabotajı mıydı?
29.07.2014
Gazze sahili çocuk cesetleriyle dolu!
24.07.2014
Gazze'de Pers Oyunları
21.07.2014
Ama Hamas da...
15.07.2014
Sağ İsrail, ölü Filistin: İsrail'de sağ nasıl yükseldi?
14.07.2014
İçimizdeki Le Pen'ler...
07.07.2014
Cumhurbaşkanı Adaylarının Dış Politika Karnesi: Ekmeleddin İhsanoğlu
30.06.2014
Araplar bizi arkamızdan vurdu mu?
26.06.2014
Saddam'ı Hatırlamak... -2-
24.06.2014
Saddam'ı Hatırlamak... (1)
19.06.2014
CHP kendi seçmenini neden sevmiyor?
17.06.2014
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) nasıl büyüdü?
16.06.2014
CHP milletvekillerinin IŞİD iddiaları
12.06.2014
Irak Şam Terör Devleti
09.06.2014
Esad ile centilmenlik anlaşması....
05.06.2014
Suriye'de “seçim”: Amerika'nın seçimi
03.06.2014
Anti-demokrat Enternasyonel
02.06.2014
Çatışma medeniyetler arasında mı, yoksa içinde mi?
29.05.2014
Farklı bir Cumhurbaşkanı portresi: Mehmet Ali Talat
27.05.2014
Bir “Kış Uykusu” olarak Twitter âlemi
22.05.2014
Kemalizm neden kaybetti?
19.05.2014
Ütopya ve gerçek arasında kömür tartışması...
28.04.2014
İfrat ve tefrit: “Kahrolsun ABD emperyalizminden, Yankee come home'a” (*)
06.02.2014
"Siyasal İslam"ın geleceği...
03.02.2014
“Siyasi İslam” ve AK Parti deneyimi
21.01.2014
Brüksel'de haydi bir daha...
16.01.2014
Deja Vu, 1991 Irak!
26.12.2013
Doğan Tarkan
24.10.2013
Lübnan’da kaçırılan Türkler: Hatalar, efsaneler ve manipülasyonlar -1-
22.10.2013
Rehine müzakeresi seçim kampanyası olduğunda
21.10.2013
Hakan Fidan ve Suriye Meselesi
17.10.2013
Shakespeare nasıl Şeyh Zubeyr oldu?
15.10.2013
Bir ideoloji ne zaman çöker?
14.10.2013
Suriye’deki Nusayriler’i kim koruyacak?
10.10.2013
Bir hükümet krizi aslında muhalefet krizi olabilir mi?
01.10.2013
Suriye ve El-Kaide: Kendini gerçekleştiren kehanet -3-
30.09.2013
Suriye ve El-Kaide: Kendini gerçekleştiren kehanet (2)
27.09.2013
Birleşmiş Milletler’de neler oluyor?
26.09.2013
Suriye ve El-Kaide: Kendini gerçekleştiren kehanet (1)
23.09.2013
Türkiye medyasının değişmeyen angajman kuralları
19.09.2013
Bosna Savaşından Suriye’ye Türkiye Medyası
18.09.2013
Yeni Türkiye'nin Yeni Orta Doğu'su
30.04.2013
Ma’a salama Taraf...
23.04.2013
Selefîlik (1)
15.04.2013
Müdahalesizliğin bedeli...
01.04.2013
Türkiye’nin yüksek öğretimle imtihanı
25.03.2013
Her yol Suriye’ye mi çıkıyor
18.03.2013
Halepçe
04.03.2013
Süreci Hatay’dan okumak
25.02.2013
Şii ‘uyanışından’ Sünni ‘uyanışına’
18.02.2013
Kayıp imamları ararken...
04.02.2013
Hayır, en asli unsur biziz!
28.01.2013
Kötü bir ‘emperyalizm’ sınavı
21.01.2013
Amerika mı İsrail’i, İsrail mi Amerika’yı yönetiyor (2)
14.01.2013
Amerika mı İsrail’i, İsrail mi Amerika’yı yönetiyor? (1)
07.01.2013
PYD kiminle hareket edecek? Öcalan’la mı Esed’le mi
31.12.2012
Suudi Arabistan tekrar Hicaz olur mu
24.12.2012
Ortadoğu Hıristiyanları
17.12.2012
Amerika’nın yeni Dışişleri bakanı
10.12.2012
Komşuda pişen iç savaş Lübnan’a da düşüyor
03.12.2012
Mısır’da ne oluyor
27.11.2012
Gazze’de hayat enkazın ortasında sürüyor
12.11.2012
Bir Ortadoğu folkloru olarak komploculuk
05.11.2012
Amerika’dan Suriye muhalefetine balans ayarı
29.10.2012
Dört soruda Beyrut patlaması ve Visam el-Hasan suikastı
15.10.2012
İsrail ve Hizbullah arasında bir kazan-kazan politikası
08.10.2012
Savaşa hayır demek için muhalefeti silahlandırın
01.10.2012
Edward Said
24.09.2012
Ortadoğu’da mezhep ekseni
18.09.2012
“Şii hilali” ve “Sünni dolunayı” ortasında Lübnan/21.05.2012
18.09.2012
Washington’dan Suriye’ye bakmak/14.05.2012
18.09.2012
Suriye hakkında sık sorulan sorular.../30.04.2012
18.09.2012
Mısır’da da denize düşen askere sarılıyor/23.04.2012
18.09.2012
Türkiyeli turistlerin Beyrut ile imtihanı/09.04.2012
18.09.2012
Kısa Süren bir Dostluk: AK Parti- Hizbullah İlişkisi/02.04.2012
18.09.2012
Türkiye medyasının Ortadoğu sefaleti/ 26.03.2012
18.09.2012
Suriye bölünür mü/ 19.03.2012
17.09.2012
Bir film onlarca cenaze
03.09.2012
Suriyeli mülteciler
27.08.2012
Özgür Suriye Ordusu kimlerden oluşuyor
20.08.2012
Lübnan’da kaçırılan Türkiyeliler: Olmayan bir devlet ve Mukded ailesi gerçeği
13.08.2012
Lübnan’ın Ergenekon davası
06.08.2012
Kofi Annan
30.07.2012
Türk sorununu çözebilecek miyiz
23.07.2012
Yani silahlar Suriye’den geliyordu, öyle mi Seyyid
16.07.2012
Arap devrimlerinin hâlâ umudu var
09.07.2012
Esed Rejimi, Nusayrilik ve Suriye…
02.07.2012
Esed rejimi çöküyor mu
18.06.2012
Esed’le centilmenlik anlaşması
11.06.2012
Kaçırılan Şii hacılara ne oldu
04.06.2012
Fas için “yetmez ama evet” vakti
28.05.2012
Suriye’ye önerilen Yemen mi, yoksa Ruanda modeli mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive