Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?


12.06.2013 - Bu Yazı 1884 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 11 Haziran 2013 Salı.

Takvim yaprakları; gün doğarken “Gezi Parkı dostları, lütfen eyleminize devam edin. Biz sadece Taksim Meydanı'ndaki pankartları temizlemek için buradayız” diye anons yapan, ancak gün kavuşurken gaz bombaları ve TOMA'larla o Gezi Parkı'na dalan bir devleti de tarihe kayıt düştü bugün.

Neden?

Cevabı, “Çünkü yasaları çiğneyen, çevreyi, otomobilleri yakıp yıkan gruplar vardı” olanlar, durup dinlesin.

Evet, saldırgan, provokasyon peşinde olan gruplar dün de, iki hafta boyunca da hep oldu Taksim'de. O kozmopolit, o çok katmanlı protestoda buluşan kitlenin bir katmanı da onlardı.  Ama bir katmanı. Bu ülkenin toplumsal protesto tarihine geçen en büyük direnişi tek başına lekeleyemeyecek zavallılıktaki tek katmanı.

Ancak Anayasa ve yasaları sadece o tek katman çiğnemedi. Ne olursanız, hangi tarafta bulunursanız bulunun, eğer insan olma hasletinizi aklınız ve vicdanınızla öne sürüyorsanız şu olanlara bir göz atın.

 

Sabah baskını meşruiyet açığını saklayabilir mi?

- Polis, 27 Mayıs'ta Gezi Parkı içinde Gezi Parkı'nı korumak için barışçı gösteri yapan gruplara 30 Mayıs Perşembe sabahı saat 05:00'ten itibaren gaz bombalarıyla saldırdı, çadırlarda yangın çıkarıldı. Meşruiyet açığı hissetmeyen hangi devlet, barışçı gösteri yapan insanların üzerine sabah 05:00'te gaz bombalarıyla yürüyebilir? 

- Tazyikli su ve cop eşliğinde yapılan gaz bombalı müdahale 31 Mayıs Cuma günü de sürdü. Aynı gün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile birlikte basın toplantısı düzenleyen İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, barışçı protestoda bulunan insanlara “güvenlik ve huzur” gerekçesiyle müdahale ettiklerini anlattı. Vali'yi; daha 30 gün önce, 1 Mayıs'ta, sözüm ona insanları çukurlardan korumak için Taksim Meydanı'nı polisle kapattığında gaz bombası kapsülüyle kafatası kırılan 17 yaşındaki bir kız çocuğunu, Dilan'ı, gerçeklere aykırı olarak “yasadışı örgüt üyesi bir militan” olarak ilan edebildiğini; emniyetin de, elinde biber gazına karşı sirke şişesi bulunan o kız çocuğunun “molotof kokteyli taşıdığını” öne sürdüğünü unutmadan dinledik. Aynı basın toplantısında Topbaş da, “istismar edilen insanlardan” söz ededek gaz bombalı müdahaleyi savundu.

- 31 Mayıs cuma günü başlayan gaz bombalı müdahaleler 1 Haziran Cumartesi sabahı saat 02:30'a kadar sürdü. T24 ofisine de gruplar halinde onlarca insanın sığınmak zorunda kaldığı müdahale, Taksim bölgesine akan binlerce kişiyi kontrol etmeye yetmedi. Denenip de yetmeyince, cumartesi günü polisin Taksim Meydanı'ndan çekilmesine karar verildi.

- Taksim Meydanı ve Gezi Parkı, 1 Haziran Cumartesi gününden beri, düne kadar , resmi kıyafetli hiçbir polis olmadan, Türkiye'nin tarihinde görülmemiş bir protesto zincirine sahne oldu. İki hafta boyunca, on binlerce insan arasında hiç kimse, 1 Mayıs yasağına bahane edilen çukurlara düşmedi, yaralanmadı, ölmedi.

- Peki o  iki hafta içinde neler oldu? Evet; polisin, belediyenin, vatandaşların araçlarını yakan, işyerlerine ve duraklara zarar veren provokatif gruplara da sahne oldu Taksim, muhalefetini küfürden, özellikle kadınlığı aşağılamaya yeltenen küfürlerden başka bir lisanla ifade edemeyen zavallılara da. Ama aynı Taksim; barışçı ve kozmopolit binlerce insana da, küfürlere  ve cinsiyetçi hakaretlere itiraz ederek ellerinde kovalarla onları silen gruplara da sahne oldu.

- Ve o Taksim, “güvenlik ve asayiş” için 30 Mayıs Perşembe sabahı polisi gaz bombaları, tazyikli sular ve coplarla Gezi Parkı'na sokan İstanbul Valisi Mutlu'ya da, meydanda “istismar edilmiş, kandırılmış” insanlardan başka bir şey göremeyen Belediye Başkanı Topbaş'a da “pardon” dedirtti. Topbaş, NTV'de katıldığı canlı yayında, “bundan böyle belediyenin planladığı projeleri İstanbullulara da danışma” sözü verirken, Vali Mutlu, iki hafta sonra da olsa, özür diledi. Azımsamayın; toplantı, gösteri ve protesto hakkının, ifade özgürlüğünün kimsenin iznine tabi olmadığını anlamak istemeyenlerin kafasına bu en temel demokratik hakların inatla sokulmasını, hiç olmazsa “galiptir bu yolda mağlup” kabilinden bir not düşün.

 

Protesto hakkına saldırı için camide aranan meşruiyet

- Ve Başbakan... Bu iki hafta içinde elbette önce “Patron benim” mesajı verdi. Elbette,“Demokrasi sandıktan ibaret değil. Mesaj alındı” diyerek ortamı yumuşatmaya çalışan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e “Hesaplaşma yeri sandıktır. Ben mesaj almadım” sözleriyle ayar vermeyi ihmal etmedi.  Ama, siyasi iradenin talimatı  olmaksızın bu işleri yapamayacak olan polis için “Aşırı güç kullanmış olabilir, eyvallah. İnceleniyor, soruşturuluyor” demek zorunda da kaldı. Üzerine “üç-beş çapulcu” diye çarpı attığı insanlara, “Temsilcilerinizi seçin, ben dahi kabul ederim” sözleriyle, ne kadar “üstten”, ne kadar “buyurgan” bir dil kullansa da, bir diyalog çağrısı yapmak zorunda kaldı. Azımsamayın.

- Bakmayın Beşiktaş'taki gaz bombalarının ardından Dolmabahçe Camisi'ne sığınan insanları haber veren bültenlere. O camiye asıl sığınan,  “İnanca saygısızlık ettiler, camiye ayakkabıyla girip içki içtiler” diye meydan meydan dolaşan Başbakan oldu! Gaz bombasından kaçıp sığınan yaralıların arasında camiye girip o kubbenin altında alkol alan densiz varsa da, bu gerçek değişmez. Alkol satışını ve pazarlamasını sınırlandıran yasayı “İnancın emrine niye karşı çıkıyorsunuz” diye savunarak diğer inançları ve inançsızları yok sayan, Gezi Parkı şiddetine meşruiyet arayışını mabetlerin içine de sokan  Başbakan'dır o camiye sığınan.

 

Anayasa nasıl çiğnendi?

- Anayasa ve yasalar çiğnendi, evet. Ama sadece o kozmopolit, o çok katmanlı on binlerce kişi içindeki tek provokatör katman yapmadı bu işi. Anayasa 125. maddesinde der ki;  “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.”  İşte İstanbul 6. İdare Mahkemesi de, 31 Mayıs Cuma Günü, isyanın nedeni olan “idare”nin Topçu Kışlası projesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi. Yani mahkeme, projenin tamamen iptali istemini karara bağlayana kadar yürütmeyi durdurma kararı geçerli olacak, idare adım atamayacak. Peki bu ülkenin idaresinin başındaki insan, Başbakan, neden 10 gündür “Topçu Kışlası'nı oraya yapacağız” diye meydan meydan dolaşıyor da, uymaya mecbur olduğu yargının kararını, hiç olmazsa bir yumuşama gerekçesi olarak dile getirmiyor? Neden, hiç olmazsa, “Zaten yargı projenin yürürlüğünü durdurdu, bu hep beraber düşünmek için bir fırsat” demiyor?

- Anayasa ve yasalar çiğnendi, evet. Ama sadece o provokatör tek katman tarafından değil. 12 Eylül darbecilerinin yaptığı Anayasa bile, 26. maddesinde, “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar”; 34. maddesinde “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” diyor. Bu ülkenin yargı yetkisini tanıdığı ve kararlarını iç hukukun da üzerinde konumlandırdığı  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, “toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı”nın “toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak yeri belirlemeyi” de kapsadığını hükme bağlıyor. Bu hükümlere iyi bakın ve bırakın yasaları, Anayasa'yı bile çiğneyenlerin kim olduğuna karar verin.

 

İki hafta önceki gaz bombalarını mahkûm eden polis

- Evet, azımsamayın. İki hafta önce Gezi Parkı'nı korumak için çadırlarından, pankartlarından, şarkılarından ve İstanbul'un merkezinde kalmış son yeşil alanı koruma talebinden başka hiçbir şey kuşanmayan insanların eylemine sabah 05:00'te gaz bombalarıyla dalan polis, dün sabahSevgili Gezi Parkı dostları, parka hiçbir şeklide müdahale edilmeyecektir. Lütfen, parktaki etkinliklere devam ediniz. AKM ve Cumhuriyet Anıtı'nda bazı düzenlemeler için buraya geldik. Size hiçbir şekilde gaz atılmayacaktır. Aranızdaki marjinalleri uzaklaştırın. Sözcülerinizle görüşmek istiyoruz” diye anons yaptı. İki haftadır süren direnişin sonunda polis bu anonsuyla, iki hafta önceki gaz bombalarıyla yaptığı Gezi Parkı taarruzunu mahkûm ediyordu, azımsamayın.

- Ve inanmayın, aynı polis, aynı gün Gezi Parkı'na gaz bombalarıyla müdahale etti. Ve sabah – öğlen saatlerinde Gezi Parkı'nın kuşatılmayacağı, parka müdahale edilmeyeceği duyuruları yapan İstanbul Valisi, akşam saatlerinden itibaren gaz bombaları eşliğinde, insanlara“Çocuklarınızı Gezi Parkı'ndan alın, can güvenlikleri yok” diyebildi. Hatırlayın; 17 yaşındaki Dilan da “yasadışı örgüt üyesi bir militan”dı!

- Evet, inanmayın. Bir ülke düşünün ki, Başbakan'ı bir gün sonra direnişin bazı temsilcilerini görüşmeye davet etmiş. Bir eylem düşünün ki, düzenleyenleri, Taksim Meydanı'nın artık trafiğe açılması gerektiğini tartışmaya başlamış. Ve bir devlet düşünün ki, bunları bir kenara bırakıp, provokatörleri bahane ederek insanlara bir kez daha gaz bombalarıyla dalmış!

- Canlarını bir ihale veya bir AVM için değil Gezi Parkı'nı korumak için tehlikeye atan binlerce insan, bütün demokratik dünya, uluslararası kuruluşlar ve uluslararası medya... Hepsi provokatör, polise inatla gaz bombalarıyla taarruz emrini verenler demokrat öyle mi?

O emirleri verenlerin “propaganda makinelerine” bakarsanız öyle! Ama gerçekte öyle olmadığı için dünyayı idare ettiğinizi zannederken Taksim'i yönetemediniz.

Öyle olmadığı için, Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan, gaz bombalarından yaralanan insanlar değil, inananları Gezi Parkı protestocularına karşı kışkırtanlardır!..

Öyle olmadığı için Türkiye, günlerdir Taksim'den dünyaya giden bir tramvaydır...

 

Twitter: @DOGANAKINT24

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive