Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?


04.09.2013 - Bu Yazı 2171 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 28 Şubat davası, emekli orgeneral Teoman Koman'ın sağlık gerekçesiyle tahliye edilmesi eşliğinde 36'sı tutuklu 104 sanıkla başladı. Davanın tek sivil tutuklu sanığı, eski YÖK Başkanı Prof. Kemal Gürüz. 28 Şubat döneminin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, tutuksuz sanıklar arasında bulunuyor. Davanın önemli sanıklarının başında, 28 Şubat sürecinin simgesi haline gelen, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli orgeneral Çevik Bir bulunuyor.

28 Şubat davası nerelere uzanabilir ve sürece ilişkin temel belgeler neler? Bu sorular davanın akıbeti açısından önem taşıyor. Bu soruların etraflı cevapları için daha önce bu köşede yazdığım iki dosyanın linkini burada tekrar paylaşıyorum.

15 soruda 28 Şubat, Batı Harekât Konsepti ve Batı Çalışma Grubu

20 soruda 28 Şubat soruşturması nereye uzanabilir

Bu yazıda, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'nin dün yaptığı önemli açıklamanın ne anlama geldiği üzerinde durmaya çalışacağım. Zira bu açıklama, 28 Şubat davasını diğer siyasete/hükümete müdahale davalarından bir nebze ayıran özelliğe ilişkin sonuçlar da ortaya koyacak.

Cumhuriyet tarihinde darbe girişimleri için sivil mahkemelerde açılmış ilk dava, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ağustos ayı başında sonuçlanan Ergenekon ana davasıydı. Ancak, yine darbe girişimleri konusunda cumhuriyet tarihinde yerel aşamada sonuçlanmış ilk dava ise “Balyoz darbe planı” iddialarına ilişkin dava oldu. Balyoz davası Ergenekon'dan sonra İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açıldı, fakat yerel aşamada Eylül 2012'de sonuçlanarak Ergenekon'dan önce karara bağlandı.

Her iki dava da halen temyiz aşamasında bulunuyor.

28 Şubat davası, darbe girişimlerinin sivil yargıda ele alındığı cumhuriyet tarihindeki üçüncü dava özelliğini taşıyor. 12 Eylül davası da, yine sivil mahkemelerde açılmış ilk “darbe” davası olarak görülmeye devam ediliyor.

 

28 Şubat davasının temeli 

28 Şubat davasını, değindiğim üç davadan ayıran temel özellik, sürecin sonunda istifa ettirilen REFAHYOL hükümetinin temsilcilerinin de süreçteki tutumlarına ilişkin tartışmanın içeriği. Malum, 28 Şubat 1997'de toplanan ve yaklaşık 10 saat süren Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) kararları, askerler tarafından 28 Şubat sürecinin temel hareket noktası yapıldı. Burada davanın temel konusunun 28 Şubat MGK kararları olduğunu söylemediğimin altını çizeyim. Biraz önce linkini verdiğim dosyalarda bu konuda ayrıntılı bölümler var. Ancak tek cümleyle şunu söylemek mümkün: 28 Şubat davasının temel konusu anayasal bir organ olan MGK'nın 28 Şubat kararları değil, dönemin askeri otoritelerinin, siyasi otoritenin talimatı veya iznine dayanmayan ve hükümeti hedef alan girişimleri. MGK'nın 28 Şubat kararları, yaklaşık 10 saatlik kurul toplantısının nasıl cereyan ettiği öğrenildikten sonra -örneğin sivillere bir dayatma yapıldığının ortaya çıkması- davanın temel konuları arasına girebilir.

Tam bu noktada, MGK Genel Sekreterliği'nin dün yaptığı açıklama önem kazanıyor. Zira Genel Sekreterlik, soruşturma sırasında savcılığa

MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 10. maddesini gerekçe göstererek, 28 Şubat 1997'de yapılan toplantının tutanaklarını göndermemişti. Önce, söz konusu yasanın “Görüşme Tutanakları” başlığını taşıyan 10. maddesini hatırlayalım:

 “Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında yapılan görüşmeler, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği görevlileri tarafından usulüne uygun şekilde tutanakla tespit edilir.

Kararların asılları ve görüşme tutanakları Genel Sekreterlikte saklanır. Tutanaklar ve görüşmeler açıklanamaz ve yayınlanamaz. Kararlar Milli Güvenlik Kurulunun vereceği karara göre açıklanabilir veya yayınlanabilir.”

Görüldüğü gibi kanun, kurul kararlarının, MGK'nın sivil ve asker üyelerinin birlikte alacağı karara göre açıklanabileceğini, ancak tutanaklar ve görüşmelerin açıklanamayacağını ve yayınlanamayacağını hükme bağlıyor. Nitekim, 28 Şubat 1997'de yapılan toplantıda alınan kararlar, aynı gün 18 madde (daha sonra İran'a ilişkin olduğu anlaşılan bir madde saklı tutulmuştu) halinde açıklanmış, ancak yaklaşık görüşmenin tutanakları, diğer MGK görüşmelerinde olduğu gibi gizli kalmıştı.

 

MGK'nın 28 Şubat açılımı 

MGK Genel Sekreterliği, dün bu konuda önemli bir açılım yaptı. Genel Sekreterlik, yine “Görüşme Tutanakları” başlıklı 10. maddeyi hatırlattı. Ancak “devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgelerin hâkim veya mahkeme heyeti tarafından incelenebileceğini” hükme bağlayan Ceza Mahkemeleri Kanunu'na işaret etti. Genel Sekreterlik, yasa hükümlerine göre savcılara veril(e)meyen 28 Şubat 1997'deki MGK tutanaklarının, talep ettiği takdirde mahkemeye gönderileceğini açıkladı. Anadolu Ajansı'nın duyurduğu MGK Genel Sekreterliği'nin bu önemli  açıklamasını da hatırlayalım:

"MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu'nun 10. maddesine göre, 'MGK tutanakları ve görüşmeleri açıklanamaz ve yayınlanamaz.' Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 125. maddesine göre 'Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler ancak mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenebilir.' Bu çerçevede 28 Şubat 1997'de yapılan MGK toplantısına ait ses kayıtlarıyla tutulan tutanaklar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 9 Ekim 2012 tarihli yazıyla talep edilmiştir. MGK Genel Sekreterliği yukarıdaki mevzuat hükümleri uyarınca Başsavcılığın bu talebini yerine getirmenin mümkün görünmediğini bildirmiştir. Bahse konu tutanaklar yetkili mahkeme tarafından talep edilmemiştir. Yargılamanın ilerleyen safhalarında talep edilmesi halinde mahkemeye sunulacaktır."

Bu açıklama ne gibi sonuçlar doğurabilir?

Öncelikli sonuç, davanın görüldüğü Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, sanıklar ya da müdahillerden gelecek talep üzerine veya kendiliğinden 28 Şubat 1997'de dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında yapılan MGK toplantısına ilişkin tutanakları istemesi olacak.

Buna bağlı ikinci sonuç da, her ne kadar bu durum yayın yasağını ortadan kaldırmasa da, 28 Şubat 1997'de MGK'da neler yaşandığı ilk kez kamuoyunun bilgisi dahiline girecek.

Peki bu neden önemli?

Önemli, zira yaklaşık 16 yıldır, kuruluş pazarlıklarından itibaren etik tartışmalarına neden olan merhum Necmettin Erbakan başbakanlığındaki REFAHYOL koalisyonunun tavırlarının ne kadar doğru olduğu sorgulandı. O etik tartışmanın ayrıntılı kaynakları için bu köşede yayımlanan başka bir dosyanın linkini de paylaşıyorum.

REFAHYOL bir çürümenin koalisyonu olarak 28 Şubat'a direnemezdi

 

Erbakan'ın askere karşı tavrı eleştirildi

Erbakan ve Tansu Çiller'in liderliğinde Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi'nin ortaklığıyla kurulan REFAHYOL koalisyonunu, hükümeti yıkmaya çalışan askerlere karşı demokratik refleks eksikliğiyle sorgulayanlar, sadece 28 Şubat kararlarını savunanlarla sınırlı değildi.

Dönemin Başbakanı Erbakan ile Başbakan Yardımcısı Çiller'in MGK üyesi bakanlarla birlikte 28 Şubat kararlarını imzalamak yerine, gerekirse hükümetten çekilmeyi de içeren bir tercihe yönelmemesi muhafazakâr çevrelerde de eleştirildi. Örneğin; Zaman gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, 12 Mart 2012'de yayımlanan “Söylemesi zor ama gerçek”başlıklı yazısında Erbakan'ın, hükümetin istifasını vermemek de dahil olmak üzere “hata üzerine hata yaptığını” yazdı.

REFAHYOL hükümetinin, o dönemde demokratik refleksler açısından eleştirildiği noktalar 28 Şubat MGK'sı ve sonrasındaki gelişmelerle de sınırlı kalmadı. 28 Haziran 1996'da Başbakanlık koltuğuna oturan Erbakan, o sırada DYP'li olan Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan ile birlikte Yüksek Askeri Şûra'da önüne konulan “irticai faaliyetleri” gerekçe gösterilerek ordudan atılacaklar listesini onayladı. Erbakan'ın bu tutumu, muhafazakâr-İslamcı çevrelerde hayal kırıklığı yarattı. Örneğin dönemin mağdurlarından İskender PalaEzgi Başaran'ın sorularını yanıtlarken (Radikal, 16 Nisan 2012), Erbakan'ın TSK'dan ihraç kararlarını imzalamayacaklarını sandıklarını, ancak yanıldıklarını açıkladı.

Refah Partisi'nden sonra kurulan Fazilet Partisi'nden koparak AKP'yi kuran çekirdek kadronun, yani Tayyip ErdoğanAbdullah Gül ve Bülent Arınç'ın, 28 Şubat sürecinde Erbakan'ın sergilediği tavrı da eleştirerek yeni bir yola koyulduklarını biliyoruz.

Nihayet, Erbakan'ın Başbakanlık'tan istifasını arzu edenler arasında ve baş sıralarda Başbakanlık koltuğuna oturmak isteyen Tansu Çiller de vardı.

Malum; 28 Şubat 1997'de MGK'da alınan kararlar, Başbakan Erbakan ve bakanların talimatlarıyla, “gereğinin yapılması” için kamu kurum ve kuruluşlarına talimat olarak da gönderildi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, MGK'da kararların oylamayla alındığını, 28 Şubat 1997'de alınan kararların her maddesi okunduğunda Başbakan Erbakan'ın onaylayan tavrını, “Önlemler MGK'den geçti, değil mi” sorusu üzerine şu ifadelerle açıklamıştı:

“Tabii. Ben okunurken her maddede Erbakan'a soruyordum: 'Buna itiraz eden var mı?' diye soruyordum. Elini kaldırarak bana, 'Hiç buna itiraz edilir mi?' diyordu. Şimdi... Bu adam hükümetten gitmemek için her şeyi yapar...”

Velhasıl, MGK Genel Sekreterliği'nin, talep edildiği takdirde mahkemeye gönderileceğini açıkladığı 28 Şubat tutanakları üç açıdan önem taşıyor. Birincisi; 28 Şubat 1997'de MGK'nın askeri kanadının hükümete bir dayatma yapıp yapmadığı ilk kez ses kayıtlarına dayalı tutanaklarla ortaya çıkacak. İkincisi; bugüne kadar bir hükümet talimatına dayandığına ilişkin herhangi bir belge ortaya konamayan Genelkurmay Başkanlığı'ndaki Batı Çalışma Grubu (BÇG) gibi oluşumların, hükümetin hedef alındığı Genelkurmay'daki brifinglerin bu toplantıda konuşulup konuşulmadığı anlaşılacak. Üçüncüsü;  demokrasimizin “sivil” sorununa ilişkin mesele, ilk kez MGK zemininde bulgularla tartışılabilecek.

Dönemin hükümetinin MGK toplantısında demokratik refleks gösterememiş olması 28 Şubat sürecinde askerin hükümeti hedef aldığı gerçeğini elbette değiştirmez. Ancak, hâlâ güncel bir tartışma olan demokrasimizin “sivil” sorunu açısından tarihi önem taşıyan belgelerle karşılaşabiliriz.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive