Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak


02.10.2013 - Bu Yazı 2316 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Anayasa’nın 93. maddesine göre TBMM “her yıl ekim ayının ilk gününde” kendiliğinden toplanıyor, 104. maddesine göre de Cumhurbaşkanı “gerekli gördüğü takdirde" TBMM’nin açılış konuşmasını yapıyor.

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı görevindeki son TBMM’yi açış konuşmasını yaptı. TBMM, Anayasa uyarınca gelecek 1 Ekim’de ilk kez halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanının hitabıyla açılacak. Gül’ün konuşmasını, Cumhurbaşkanlığı seçiminin arifesinde yapılmış olmasını da dikkate alarak okuduğunuzda, iki nokta öne çıkıyor. İlki; Cumhurbaşkanı’nın, konuşmasının bir bölümünü Köşk’te görev yaptığı dönemin muhasebesine ayırmış olması. Gül bu bölümde, 27 Nisan e-muhtırasına ve hükümet tarafından "üstün hizmet madalyası" ile ödüllendirilen dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'a "2007 yılındaki seçilme sürecinde yaşanan demokratik olgunluğa yakışmayan zorlama ve tartışmaları arkamda bırakarak, Türkiye’nin normalleşmesine özen gösterdim" sözleriyle göndermede bulundu.

Muhasebe bölümündeki ikinci nokta ise; Gül’ün konuşmasının sonunda dikkat çekiyordu. Başbakan Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrası için nasıl bir mutabakata varacağı merak edilen Gül, konuşmasının sonunda, “hizmete devam edeceğini” vurguladı:

"Hayatım boyunca, halka hizmeti Hakk’a hizmet bilerek, yüce milletimizin hizmetinden hiç ayrılmadım. Bundan sonra da bu anlayış ve şuurla milletimizin hizmetinde olmaya devam edeceğim.”

 

Gündem, Köşk seçimi sonrasındaki AKP 

 

Gül’ün bu sözlerini, eğer tekrar aday ol(a)mayacaksa Cumhurbaşkanlığı’ndan sonra AKP’nin ve milletvekili seçilmesinin ardından hükümetin başına geçme arzusunun yansıdığı ifadeler olarak okumak da mümkün. Böyle bir okuma, Erdoğan’ın, gelecek yıl Köşk’e çıkması durumunda AKP’nin başında özgül bir ağırlık yaratacağı bilinen Gül’ün dışında, kendisine daha tabi olacak isimler üzerinden planlar yaptığı yolundaki izlenim ve duyumlara dayanan tahminleri tekrar akla getiriyor. Sadece cumhurbaşkanının değil, başbakanın da seçilmiş olacağı gelecek yılın en önemli gündem maddelerinden birinin Köşk seçimlerinden sonraki AKP olacağını not ederek bu konuyu geçelim.

Cumhurbaşkanı Gül’ün konuşmasını, ana hatlarıyla nasıl okuyabiliriz?

Soruyu cevaplamadan önce, genellikle düşülen bir yanılgıyı hatırlatmak isterim. 12 Eylül darbesinden sonra generallerin son biçimini verdiği 1982 Anayasası, parlamenter sistemi alabildiğine zorlayarak, Köşk’te sorumsuz ama yetkili bir cumhurbaşkanı inşa etti. 12 Eylül 2010’da yapılan referandumda yapılan değişikliklerle cumhurbaşkanının sistemi zorlayan yetkileri daha da artırıldı. 1982 Anayasası’nın 30 yıllık miraslarından biri de, parlamenter sistemin esasını savunarak bu Anayasa'yı eleştirenler tarafından bile dile getirilen “Köşk’ten muhalefet” beklentisi oldu. Parlamenter sistemin tıkanmaması için hükümetlerle uyum içinde olması öngörülen yetkisiz, böyle olduğu için de sorumsuz olan cumhurbaşkanları, kendisinden muhalefet beklenen güç odağı olarak değerlendirmeye tabi tutuldu. Bu savruluş, hem devlet başkanının partiler üstü konumda yapacağı yararlı eleştirileri kısıtladı, hem de yapabildiği ölçüde dile getirdiği eleştirilerin kapsama alanını daralttı.

Bu kayıtlarla bakıldığında Cumhurbaşkanı Gül Erdoğan Hükümeti'ni yer yer destekleyen, ancak özellikle Gezi Parkı süreci, ifade/basın özgürlüğü, dış politika ve ekonomik göstergelerdeki bazı değerlendirmelerde hükümetle aynı dalga boyunda bulunmadığını belli eden bir konuşma yaptı. Gül, geçen yıl yaptığı TBMM'yi açış konuşmasında da Kürt milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması planı, dış politika, başkanlık sistemi, ifade ve basın özgürlüğü ile ekonomiye ilişkin değerlendirmeler konusunda Erdoğan'a mesafeli bir anlayış ortaya koymuştu.

 

Di'li geçmiş gönderme: Gezi'den çekinecek bir şey yoktu 

 

Gezi Parkı süreci konusunda Gül'ün Erdoğan'dan temel farkı, bu çok katmanlı protestolara karışan saldırganlar dışındaki kesimi özenle ayrı tutması oldu. Süreç başladığında "Mesaj alındı" diyen Gül'e, o sırada Kuzey Afrika seyahatinde olan Erdoğan'ın cevabı "Ben mesaj almadım" olmuştu. Erdoğan,  "siz çapulcusunuz, camiye hakaret ettiniz" söyleminde ısrar ederken Gül, Gezi sürecinden, demokratik ülkelerdeki standartlara işaret ederek, gurur duyduğunun da altını çizdi. Aynı tutumu, Gül'ün TBMM'yi açış konuşmasında, daha net ve"anlayış çağrısı" ile yinelendiğini görüyoruz. Gül'ün süreç için "Çekinilecek bir husus yoktu" kelimelendirmesiyle hükümetin sergilediği tavrın aksi yönde olduğunu belli ettiğini not ederek,  konuşmanın o bölümünü özetleyerek hatırlayalım:

 

"Türkiye gibi genç, dinamik ve hızla şehirleşen bir toplumun demokratik sistem içerisinde dile getirilen ihtiyaçları ve talepleri bitmez, hep süreklilik arz eder. Bu anlayışla, Gezi Parkı’nda çevre duyarlılığı ve şehir estetiği kaygılarını sergileyen gençlerin barışçı eylemlerini, demokratik gelişkinliğimizin yeni bir tezahürü olarak gördüm.

Uzun yıllar yargısız infazlarla, işkenceyle ve vahim insan hakları ihlalleriyle anılmış olan ülkemizin, bu kez, gelişmiş demokrasilerdekilere benzer kaygı ve taleplerle gündeme gelmesinden çekinilecek bir husus yoktu.

Bu nedenle, gerek ben, gerek hükümet yetkilileri, 'iyi niyetli mesajların alındığını' eylemlerin hemen ardından ifade ettik. Ne var ki, bazı aşırı gruplar, şiddet kullanarak ve vandalizm sergileyerek barışçı gösterileri istismar etme teşebbüsünde bulunmuşlardır. İyi niyetle başlayan bu eylemler zamanla kamu düzenini bozan, yanlış bir niteliğe bürünmüştür. Neticede,  ülkemizin algısını zedeleyen talihsiz olaylar yaşanmış ve maalesef bu süreçte biri polis altı vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

Bu süreç içerisinde zaman zaman şahit olduğumuz başta aşırı güç kullanımı olmak üzere tüm hukuk ihlalleri araştırılmakta, yargı süreçleri devam etmektedir. Millet olarak bu olaylardan gerekli dersleri çıkartmalı, yapılacak ayrıntılı sosyolojik çalışmalarla özellikle genç kuşakların hissiyatını anlamak için duyarlılık göstermeliyiz... Bu olayları arkamızda bırakarak, artık ileriye doğru bakmalı ve bu tecrübeden demokrasimizin katılımcı ve çoğulcu vasıflarını güçlendirme yolunda yararlanmalıyız."

 

'Demokrasiye yönelik tehlikeler' vurgusu 

 

Tırmanan siyasi kutuplaşma konusunda uyarı yapan Gül'ün, "Milletimizin sosyal insicamını bozma tehlikesi taşır... Bu nedenle, kutuplaşmalardan kaçınarak, demokrasimizin değer ve erdemlerine toplum olarak sahip çıkalım. Demokrasiye yönelik tehlikeler konusunda hep birlikte uyanık olalım" sözleri dikkat çekiciydi.

Gül, Gezi sürecinin tartışma konularından "sandık" meselesinde "demokrasinin en önemli unsurunun seçimler olduğu" vurgusu yaptı, ancak "Demokrasinin bir fren ve dengeler sistemi olduğunu daima akılda tuttum" demeyi ihmal etmedi.

Demokratikleşme adımları için AKP terminolojisiyle "Sessiz Devrim" ifadesini kullanan Gül,  "Bu sürece, iktidarın olduğu kadar, muhalefetin de katkısı olmuştur" derken de Erdoğan'dan farklı bir dalga boyundaydı. Zira Erdoğan, Gül'ün de desteğini ve devamını beklediğini vurguladığı demokratikleşme paketini açıklarken de muhalefete karşı ortak payda arayışından çok kızgın/eleştirel tavrını öne çıkardı.

 

'Eleştiren medya demokrasimize güç katar' 

 

Gül'ün konuşmasında Erdoğan'ın söylemi ve icraatıyla en net farklılaşan konu, geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da "özgür basın" vurgusu oldu. Erdoğa'ın, demokratikleşme paketi dolayısıyla medyaya sert eleştirileri manşetlerdeyken "Kuvvetler ayrılığı, özgür basın ve etkili muhalefet demokrasinin olmazsa olmazları arasındadır" diyen Gül, bu konudaki sorunların sürdüğünü belli etti:

"Geçen yıl bu kürsüden de ifade ettiğim gibi, tüm bu konularda ortaya çıkan eksikler veya yanlış uygulamaların düzeltilmesi tüm ülkemizin yararınadır. Zira, demokratik hak ve özgürlüklerin en geniş biçimde kullanılmasına imkân sağladığı için geriye gitmiş, bundan zarar görmüş dünyada tek bir ülke dahi yoktur.

(...)

Demokrasi kültürünün oluşması bakımından en kritik aktörlerden biri de şüphesiz ki medyadır. Bu bakımdan medyanın da yapıcı bir tavırla bu sorumluluğunun farkında olması önemlidir."

 

Suriye için 'yumuşak güç', Mısır için 'devlet'le ilişki 

 

Erdoğan hükümetinde Dışişleri Bakanlığı yapan Cumhurbaşkanı Gül'ün, hükümetin yaklaşımlarından yer yer farklı noktada olduğunu belli ettiği diğer önemli alan dış politikaydı. Gül'ün, özellikle Suriye ve Mısır'daki gelişmelere karşı Türkiye'nin çıkarları için önerdiği yol, hükümete yöneltilen dış politika eleştirileriyle benzer bir çizgi üzerinde değerlendirilebilir. Zira Gül, bir "vekâlet savaşı"na sahne olduğunun altını çizdiği Suriye'deki gelişmeleri değerlendirirken "yumuşak güç" vurgusu yaptı:

"Esasen bizim açımızdan en temel dış politika önceliğinin, bize yumuşak ve erdemli güç olma özelliği sağlayan bu konumumuzu korumak ve bugüne kadar elde ettiğimiz kazanımları muhafaza etmek olduğu kanaatindeyim... Dolayısıyla, önceliklerimizi bu şekilde belirlemek, halkımıza karşı sorumluluğumuzun ve ülkemizin yüksek menfaatlerinin bir gereğidir. (...) Ülkemizi hemen yanıbaşımızda filizlenen tehlikelerin uzağında tutmak, şüphesiz milli güvenlik politikamızın öncelikleri arasındadır."

Gül, geleceğini demokraside gördüğünü vurguladığı Mısır ile ilişkiler konusunda da, darbeyle gelen yönetimle diplomatik ilişkiyi kesen hükümetten farklı bir tavır içinde olduğunu belli etti. Cumhurbaşkanı, "Mısır devleti" ile ilişkiye vurgu yaparak yaptı bunu, okuyalım:

"Netice itibariyle, Mısır halkı ve devleti ile kadim kardeşlik ve dostluk hukukumuz, aramızdaki görüş farklılıklarını aşabilecek kadar güçlüdür. Bu güçlü bağlardan yararlanarak, Mısır’ın demokrasiye dönmesine ve normalleşmesine katkıda bulunabilir, ülkelerimiz arasındaki ilişkileri daha da ileri seviyeye taşıyabiliriz."

 

'Talimatlarım doğrultusunda savunma reformu' 

 

Cumhurbaşkanı, yine hükümetin tavrından farklı olarak, Türkiye için Avrupa Birliği çıpasının öneminin altını da kalın çizgilerle çizdi.

Türkiye'nin füze savuma sistemi ihalesinin Çin'e verilmesi tartışmalarına girmemekle birlikte NATO ile ilişkilerin önemini vurgulayan Gül'ün, "Dünyada ve bölgemizde yaşanan dramatik gelişmelerin, ülkemizin kapsamlı savunma reformu ihtiyacını daha da belirginleştirdiğini dikkatinize getirmek isterim. Esasen talimatlarım doğrultusunda başlamış olan kapsamlı çalışmaların önemli olduğuna inanıyorum" dediğini de not edelim.

 

Cumhurbaşkanlığı'nın Gül için attığı başlık 

 

Ekonomi konusunda iç tasarrufların düşüklüğüne ve "orta gelir" tuzağına dikkat çeken, elde edilen başarıda doğru politikaların yanı sıra  "ucuz maliyetli fon girişlerine" de vurgu yapan Gül, piyasalardaki dalgalanmayı, başta ABD olmak üzere dünyadaki dalgalanmaya bağlarken, hükümetin Gezi Parkı'na da fatura çıkaran yaklaşımını akla getirdi. Gezi Parkı sürecinde "faiz lobisi" gibi iddialara itibar etmeyen Gül'ün, "Yapılan reformlar sayesinde yerli-yabancı ayrımı gözetmeden tüm girişimcilere dostça davranan bir ekonomi olduğumuz algısı tüm dünyada yerleşti. Önümüzdeki dönemde de bu kazanımlarımızın ve dünya piyasalarındaki müspet algımızın aşınmasına izin vermemeliyiz. Hem yabancı yatırımcıyı, hem de kendi ülkemizdeki müteşebbisi rahat ve güvenli hissettirecek ortamı her zaman muhafaza etmeliyiz" dikkat çekiciydi. Gül'ün bu sözleri, Gezi süreci nedeniyle hükümetin tepkisine hedef olaen Koç grubuna ait TÜPRAŞ'a yapılan Maliye baskınını da kastediyor mu bilemeyiz, ancak akıllara getiriyor.

Cumhurbaşkanı Gül'ün konuşmasına ilişkin bu yazının başlığını, önümüzdeki üç seçimin de en iddialı partisi olarak görünen AKP içindeki olası gelişmeleri de dikkate alarak attım.

Peki Cumhurbaşkanı Gül, kendi konuşmasına hangi başlığı atardı? Cumhurbaşkanlığı'nın resmi internet sitesinden (tccb.gov.tr) naklederek noktalayım:

“Tüm Kimliklere, İnançlara ve Hayat Tarzlarına Saygıyla Yaklaşmak ve Sorunlarını Çözüme Kavuşturmak Toplumsal Barışın Vazgeçilmezidir...”

Twitter: @DOGANAKINT24

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive