Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?


13.11.2013 - Bu Yazı 1974 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, 8 Kasım Cuma günü TRT ekranlarından Başbakan Tayyip Erdoğan'a yönelttiği eleştiri ve itirazların üzerinden beş gün geçti.

AKP'nin Kızılcahamam'daki basına kapalı toplantısında, kız ve erkek öğrencilerin birlikte kaldıkları evlerin denetimi konusunda talimat verdiği haberini, haberin Zaman gazetesinde yayımlandığı 4 Kasım Pazartesi günü toplanan Bakanlar Kurulu'ndan sonra Hükümet Sözcüsü olarak açıklama yaparken "Asparagas" diyerek doğrulamayan ve hukuki açıdan "Böyle bir yetkimiz yok" diyen Arınç, malum, daha sonra Erdoğan tarafından yalanlanmıştı. Erdoğan, Arınç'ın "asparagas"açıklamasının ardından hem AKP Grubu'nda, hem Esenboğa Havalimanı'nda, hem de çıktığı Finlandiya-Polonya ziyareti sırasındaki açıklamalarında, özetle "söylediklerini inkâr edecek biri olmadığı, kız ve erkek öğrencilerin aynı evde kalamayacakları, buralardaki hayatın "gayrimeşru olduğu" yolundaki açıklamaları sürdü. Başbakan'ın sözleriyle yalanlanan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Erdoğan'dan bir düzeltme açıklaması bekledi. Bu arada, "Arınç Galatasaraylı Arif'in ofsayt tahtını elinden aldı" türünde takılmalarla sıkıntılı günler geçirdi.

 

Muhafazakârlık anlayışında farklılık

Salı, çarşamba ve perşembe günleri Başbakan'dan beklediği düzeltme açıklaması gelmeyen Arınç, cuma günü Avrupa Konseyi Medya ve Bilgi Toplumundan Sorumlu Bakanlar toplantısına katılmak üzere gittiği Belgrad'da kendisine bağlı TRT'nin TRT Türk ekranına çıktı ve "Başbakan'a sesleniyorum, aramızdaki çelişkinin sorumlusu ben değilim, bu çelişkiyi izah etsin" dedi. Ancak Arınç'ın sözleri bu çelişkinin giderilmesinden ibaret değildi. 

Arınç, "kiracı ile ev sahibi anlaşmışsa kendilerinin karışamayacağını, özel hayatlara müdahale edemeyeceklerini" belirterek Başbakan'ın muhafazakârlık anlayışının menziliyle arasına kalın bir duvar çekiyordu. Aynı konuşmada Arınç, "Başbakan'ın geleceğe yönelik vaatlerde bulunabileceğini, ancak bu konuların Bakanlar Kurulu'nda konuşulmadığını" vurgulayarak Erdoğan'a yöneltilen "tek adam" üslubuna kendi merceğinden eleştirel bir gönderme yapıyordu. Nihayet Arınç Erdoğan'dan "Başbakan'ı 24 saat takip ederim ben. Onun da böyle bir görevi olmalı, Hükümet Sözcüsü'nü açmaza düşürmemeli. Benim yıpranmamam, hiçe sayılmamam lazım. Birilerinin kum torbası haline getirilmek istemem" sözleriyle izahat istedi. Ve "Ben sadece bir bakan değilim" diyerek, kişiliğinin özerk karakterini vurgulamanın yanı sıra AKP'yi kuran çekirdek kadro içindeki özgül ağırlığını Başbakan'a hatırlatma ihtiyacı hissetti.

Velhasıl, "Bundan sonra kimse bana güvenip siyasete yön vermesin" ifadesini de kullanan Arınç, Başbakan'a hem üslup, hem de içerikte, üstelik TRT ekranından önemli eleştiriler yöneltti.

 

Erdoğan'ın kısa açıklamasındaki iki vurgu

Başbakan, Arınç'ın bu çıkışı yaptığı cuma günü Polonya'dan Türkiye'ye dönerken kendisine eşlik eden gazetecilerin soruları üzerine, "Arınç'la görüşmediğini, medya aracılığıyla konuşmayacağını" belirtti, Bakanlar Kurulu ve AKP kurullarını kastederek "Başbakan ve Genel Başkan benim. Gereğini, gerektiği yerde yaparım" demekle yetindi.

"Yetindi" diyorum, ancak Başbakan'ın bu kısa açıklaması üç önemli vurgu taşıyordu. Erdoğan, Arınç'la temas kurmadığını söylüyor, "medya üzerinden konuşmayacağını" belirterek aksini yapan Arınç'a dokunduruyor ve nihayet "Başbakan, Genel Başkan benim" vurgusu yapma ihtiyacı hissediyordu.İşin ilginç tarafı, Arınç da, Başbakan'ın kamuoyu karşısında yaptığı açıklamalarla kendisini zor durumda bıraktığını söylüyordu.

Bu açıklamaları izleyen hafta sonunda, Arınç ve Erdoğan 10 Kasım törenlerinde bir araya geldiler. Arınç'ın (ve Erdoğan'ın) gergin ifadesi, "gördünüz mü barıştılar, sorun yok, tek karede hallettiler" ifadeleriyle görev icra eden "gayretkeş gazeteciler" dışında kimsenin dikkatinden kaçmadı.

 

Arınç'ın gruba katılmamasının anlamı

Bülent Arınç'ın her hafta olduğu gibi Hükümet Sözcüsü olarak açıklama yaptığı Bakanlar Kurulu da bu hafta pazartesi günü toplanmayınca gözler bugün yapılacak AKP TBMM Grubu toplantısına çevrildi. AKP grubu ilk kez Erdoğan'ın gruptaki konuşmasından önce haber oldu, zira Arınç grup toplantısına katılmamıştı.

Arınç, gözlerin Erdoğan'a çevrildiği grup toplantısına neden katılmamış olabilir? Birkaç ihtimal var. Birincisi; Başbakan'dan beklediği açıklamanın hâlâ yapılmamış olmasına tepki tavrı. İkincisi; Başbakan'ın aradan geçen beş gün boyunca kendisiyle bu meseleyi konuşmamış olması. Üçüncüsü de; kendisiyle konuşan veya aracılar yoluyla temas kuran Başbakan'ın tavrını eleştirmesi ve ihtilafın giderilememesi, aksine büyümesi.

Başka olasılıklar da olabilir, ancak kesin olan şu ki, hangi resmi gerekçeyi öne sürerse sürsün, Başbakan Yardımcısı grup toplantısına katılmayarak Başbakan'la yaşadığı ihtilafın sürdüğü, ihtimal büyüdüğü mesajını verdi.

 

Erdoğan bu kez 'kız-erkek evleri' meselesine girmedi

Bundan sonra neler olabileceğine geçmeden önce, Başbakan'ın grup toplantısındaki sözlerine değinelim. Dikkat çeken noktalardan biri; Başbakan'ın konuştuğu değil, konuşmadığı bir noktada kendisini belli ediyor. Erdoğan, grup konuşmasında "kız ve erkek öğrencilerin aynı evde oturamayacakları", "buralarda gayrimeşru bir hayat yaşandığı" iddialarını bu kez dile getirmemeye özen gösterdi. Bu tutumu, Arınç krizinin de etkili olduğu bir toparlama sayabiliriz. "Birileri istedi diye muhafazakârlıktan taviz vermeyecekleri" kelimelendirmesiyle yetinen Erdoğan, yakınındaki isimlerin bile savunmakta zorlandığı "kız-erkek öğrencileri ayırma" söylemini değiştirmeye yönelmiş görünüyor.

 

'Yanlış anlama' parantezine eklenen düşman sevindirme

Erdoğan, grup toplantısında, Arınç'ın "izahat" beklentisine çok düşük düzeyde ve çok kısa bir cümleyle karşılık verdi. Hatta kullandığı cümle, beklenti karşılamaya yönelik bir tavrı değil, Arınç olayı konusunda vereceği  asıl mesajın önünü açan bir "hazırlık cümlesi"ni haber veriyordu. "Yanlış anlamalar, anlaşılmalar olabilir" dedi Başbakan. Hepsi bu. Üstelik hemen ardından, "Yanlış anlama olabilir" ifadesinin, konuşmanın izleyen bölümüne dikkat çekmeye yönelen bir bağlamı olduğunu hissettirdi. Hatırlayalım:

"Bu kadro içinde zaman zaman yanlış anlamalar, yanlış anlaşılmalar olabilir. Dava arkadaşlığının, kardeşlik hukukunun bir gereği olarak biz meselelerimizi aramızda konuşur, çözüme kavuştururuz. 14 Ağustos 2001’den beri böyle yaptık. Hiç kimsenin şüphesi olmasın, bundan sonra da aramızdaki meseleleri kendi aramızda konuşacak, çözüm yoluna kavuşturacağız. Ellerini ovuşturanlara fırsat vermeyeceğiz. Her bir arkadaşımızın, böyle hareket edeceğine, düşmanı sevindirmeyeceğine yürekten inanıyorum."

 

'Aralarında' çözecekler mi?

Erdoğan'ın bu sözleri için iki şey söyleyebiliriz. Erdoğan, Arınç'ın tavrını "düşmanları sevindirecek" bir tavır olarak nitelendiriyor. Peki Başbakan'ın "Meseleleri kendi aramızda konuşur, çözüme kavuştururuz" cümlesinden, Arınç'ın kameralar önünde yaptığı çıkışa serzeniş dışında bir anlam çıkar mı? Mesela, "meseleyi  Arınç'la kendi aralarında konuşarak çözüme kavuşturacakları" mesajı da içeriyor mu bu cümle.

Olabilir. AKP, kuruluşundan bugüne geçen yaklaşık 12,5 yılda birçok sorunu kendi içinde çözmeyi başarmış bir parti. Partiyi kuran çekirdek kadro içindeki bugüne kadarki en büyük kriz olmakla birlikte, Arınç meselesi de aynı şekilde çözüme kavuşturulabilir.

Ancak şu andaki görüntü, bu seçeneğin en yüksek ihtimal olduğu yolunda kuvvetli belirtiler içermiyor. Aksine Arınç grup toplantısına katılmıyor, Erdoğan grup toplantısında Arınç'a eleştirel göndermeler yapıyor.

 

AKP'de yeni bir mutabakata ihtiyaç var

Neler olacağını izleyen süreçte ve ihtimal çok kısa bir süre içinde göreceğiz. Ancak bugünden kesin olan bir şey var; o da Arınç krizinin, AKP zirvelerinde yeni bir mutabakat ihtiyacını ortaya koyduğu. Türkiye, AKP'nin yüzde 50'nin üzerine oynadığı genel yerel seçimler ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken AKP zirvelerinde muhafazakârlık söylemi, muhafazakâr icraatın sınırları, hayat tarzına müdahalenin nerede başladığı ve hükümeti, devleti ve partiyi yöneten "tek adam" üslubu konularında ciddi bir anlaşmazlık çıktığı anlaşılıyor. Çekirdek kadrosu içinde bu kadar önemli meselelerde yeni bir mutabakat inşa edememiş bir AKP ve partinin başarısındaki en büyük paya sahip olan Erdoğan güç kaybına uğrayabilir.

 

Arınç istifa ederse kararı Erdoğan vermiş olur!

Peki Arınç istifa eder mi? Edebilir. Peki istifa ederse, Hükümet Sözcülüğü'nden mi, hükümet üyeliğinden mi, hem hükümet üyeliği, hem de AKP'den mi eder?

AKP'den istifa, çok uzak bir ihtimal. Zira Arınç ve kısa bir süre önce "Partiyi birlikte kurduk, Türkiye'yi birlikte değiştirdik" diyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül AKP için sıradan isimler değil. Arınç AKP'yi, Erdoğan'ın olduğu kadar kendi partisi ve "kendilerinin" örgütü olarak görüyor.

Diğer ihtimallere gelince... Bu Erdoğan'ın tutumuna bağlı. Erdoğan, "Ben kum torbası değilim. Sadece bakan değilim" diyen Arınç'ı kamuoyu önünde rahatlatacak bir adım atarsa, yeni mutabakat ihtiyacı baki kalmak üzere, Arınç hükümette mevcut görevleriyle devam eder, aksi halde hükümetten çekilebilir.

Kriz aşılamazsa, hükümetten çekilme dışında bir ara formül, Arınç'ın bakanlığı sürdürmesi, ancak Hükümet Sözcülüğü görevini bırakması olabilir.

Evet, AKP'de vazo çatladı. AKP zirvesinde yeni bir mutabakat bunun için, bu çatlaktan önemli bir sızıntı olup olmayacağının tayini için önemli.

Arınç, 8 Kasım Cuma günü bir şey daha demişti, unutmayın:

"Biz siyasi hesap veririz. Başbakan 'Gereğini yap' der, bakan 'Bana müsaade' der. Böyle bir noktaya gelmemek lazım."

"Gereğini yap" mı?

"Bana müsaade" mi?

Yoksa, "bir süre daha" mı?

Üç seçenek için de aslında Erdoğan'ın hazırladığı bir cevap bulacağız...

 

Twitter: @DOGANAKINT24

.

Facebook Yorumları

Kod8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8