Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'


28.11.2013 - Bu Yazı 1589 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Prof. Yavuz Sabuncu, çok erken yaşta (59) kaybettiğimiz unutulmaz bir Anayasa Hukuku hocasıydı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde 12 Eylül 1980 darbesi ve hemen ardından gelen o umutsuz yıllarda, bir ülkenin, son şeklini darbeyi yapan generallerin verdiği 1982 Anayasası gibi bir anayasayla bile demokratik ölçütlerle yönetilebileceğinin altını çizerdi. Ancak hemen ardından tersinden okuma yapmayı ihmal etmezdi; 1982 Anayasası gibi bir anayasayla bir ülke cehenneme de çevrilebilirdi. Nitekim, sadece darbecilerin fiilen yönetimde olduğu yıllarda değil, hemen hemen bütün siyasi çizgilerin koalisyon ortağı olarak veya tek başına iktidardan geçtiği yaklaşık 30 yılda önemli değişiklikler geçirmekle birlikte, değiştirilmeyen hükümleriyle tepe tepe kullanıldı 1982 Anayasası'nı, ülkeyi cehenneme çevirecek bir okumayla ele almak, Hasan Cemal'in ifadesiyle, Türkiye'de demokrasinin sadece bir "asker sorunu" değil, bir "sivil sorunu" da bulunduğunun uzun soluklu bir hikâyesi olarak karşımızda duruyor. 

Hayır, sadece "başka bir çare yoksa elde olanla daha iyi bir şey mümkün olabilir" umudundan söz etmiyordu Yavuz Sabuncu. Yönetenlerin, anayasa ve yasa metinlerine nereden baktıklarına, nasıl bir okuma yaptıklarına da vurgu yapmaya çalışıyordu. Özetle, hukuk metinlerini "uygulayanların" niyetinin tayin edici önemine işaret ediyordu.

 

Anayasadan üstün yasa ve uygulamalar

 

TÜSİAD'ın, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi'yle birlikte "Demokrasinin Kurumsallaşması ve Sürdürülebilirliği" başlığı altında düzenlediği konferansta Prof. Sibel İnceoğlu ve Prof. Levent Köker'in sunumlarını izlerken, Yavuz Sabuncu'nun sözlerini bir kez daha hatırladım. Zira, sunumlar, anayasa kadar "uygulama"ya da işaret eden  çarpıcı örnekler içeriyordu. O kadar ki; Prof. İnceoğlu, 1982 Anayasası'nın "özel hayat"a ilişkin hükümlerinin neredeyse mükemmel olduğunu, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinden de daha ileri bir noktada bulunduğunu, ancak uygulamanın tam aksi yönde cereyan ettiğini anlattı.

Düşünün ki, ilgili bölümünde (34. madde) "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir" hükmüyle başlayan bir anayasanız var ve bu ülkede izinsiz hiçbir gösteri ve yürüyüş yapılamıyor! İnsanlar "anayasal haklarını" kullanırken biber gazı, tazyikli su, cop ve hatta yeri geldiğinde ateşli silah saldırısı karşısında kalıyor, gözaltına alınıyor, yargılanıyor.

"Anayasanın üstünlüğü", hukukun temel ilkelerinden biridir. Ancak Türkiye'de "anayasadan üstün yasalar" da var ve Prof. İnceoğlu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nu da örnek vererek bu noktanın altını çiziyor.

Sözü fazla uzatmadan, TÜSİAD Başkan Yardımcısı Haluk Dinçer'in moderatörlüğünü üstlendiği oturumda İnceoğlu ile Köker'in yaptıkları ve özellikle yeni anayasa umutlarının söndüğü bir ortamda gerçekten ilham verici olan sunumlardan alabildiğim notları paylaşıyorum.

 

'Anayasa'da özel hayat düzenlemesi mükemmel ama...'

 

Prof. Sibel İnceoğlu: "Türkiye anayasa tarihinde temel olan; bir otoriter yaklaşımın daimi varlığıdır. Otoriter yaklaşım değişmiyor, ancak bu yaklaşımı kullananlar değişiyor. Bu anlamda bu tarih, bir git-gel tarihidir. Oysa -1982 Anayasası'nı ayrı tutmak gerekir ama- 1924, 1961, hatta 1921 anayasaları otoriter bir yönetim dayatmıyorlardı. Ama buna rağmen Türkiye'de çoğulculuğu, farklı görüşte olmayı kaldıramıyoruz.

"Özel yaşam" örneği vermek istiyorum. Özel yaşamda iki boyut vardır. Birincisi; bireysel özerklik boyutudur. Buraya kişinin adı, hayatı için aldığı kararlar, cinsel yaşamı, cinsel tercihleri gibi temel unsurlar girer. Özel yaşamın ikinci boyutu gizliliktir. 1982 Anayasası'na  bakıyorum, "özel yaşam"ı düzenleyen hükmüyle neredeyse mükemmeldir. 2001 değişikliğinden sonra, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nden bile ileri noktadadır. Mesela anayasa, özel yaşamda yasayla sınırlama öngörmemiştir. Ama uygulamada böyle midir? Türkiye'deki uygulamada kişi özerkliği korunuyor mu? Hayır.

İfade özgürlüğü en önemli kıstaslarımızdan biri. İfade özgürlüğü, seçme özgürlüğü açısından da önemli bir özgürlük. Eğer ifade özgürlüğü yoksa, neyi seçeceksiniz? Eğer bazı şeyler size sunulamıyorsa, engelleniyorsa yaptığınız seçim seçim değildir. Yani ifade özgürlüğü hem vatandaşların bilgiye ulaşması, hem de seçme özgürlüğü açısından önemli."

 

'Genel ahlak' sınırı Anayasa'da yok, uygulamada var'

"Anayasa 27. maddesinde "bilim ve sanat hürriyeti"ni düzenliyor. Ve Anayasa'nın "değiştirilemez hükümleri"ne atıftan başka, "genel ahlak""genel sağlık" gibi sınırlamalar öngörmüyor. (Genel ahlak kriteri İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de vardır). Oysa Türkiye'de sürekli olarak "genel ahlak" gerekçe gösterilerek kitap toplatılıyor. Apollinaire ile ilgili yargılamayı hatırlayın. Apollinaire'in 100 yıldan fazla bir süre önce, 1907'de yazdığı kitabı (Genç Bir Don Juan'ın maceraları, D.A) bir Fransız klasiğidir. Ama Türkiye'de "toplumun ar ve haya duygularına aykırı bulundu. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi bu karar için Türkiye'yi mahkûm etti. Dedi ki; "Bu eser Avrupa'nın kültür mirasının bir parçasıdır, yasaklanamaz." Peki ne oldu? 2012, 2013'te yine bu yazarın eserine ceza verildi. Üstelik çevirmene de ceza verildi. Halbuki Anayasa'da bu yetki yok!"

 

Gösteri hakkını Anayasa değil, uygulama sınırlıyor!

"Benzer bir durum Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nda var. Anayasa'daki "toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı" hemen hemen İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ile aynıdır. Peki nasıl oluyor da Türkiye, toplantı ve gösteri hakkının ihlali nedeniyle AİHM'de peş peşe mahkûmiyetler alıyor? Çünkü yasada, Anayasa'da olmayan sınırlamalar var. Mesela mekân sınırlaması var. Diyor ki; Meclis'in 1 kilometre yakınına kadar gösteri yapılamaz. Böyle yasak olur mu, insanlar  Meclis'e duyurmak istiyorlar, oraya duyurmalılar seslerini.

Anayasa "Herkes izin almaksızın toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına sahiptir" diyor. İzne tabi değildir gösteri yapmak. "Bildirim" vardır sadece. Ki bildirim kriteri İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de var. Ama bu bildirim gösterinin "selamet içinde yapılması ve sonuçlandırılması" için var. Yani Türkiye'deki uygulama ne Anayasa, ne de sözleşmeyle uyum içinde."

 

'Yasa 'ibadethane' diyor, ama bakanlık Diyanet'e soruyor'

"Uygulama soruna bir başka örnek. Yasa sadece "ibadethane" diyor, "cami" demiyor. Ama İçişleri Bakanlığı "Cemevleri ibadethane midir" diye Diyanet İşleri Başkanlığı'a soruyor. Diyanet İşleri, herhangi bir inanca meşruiyet verecek bir makam değil. Burada hem inanç özgürlüğü sorunu, hem de mülkiyet sorunu var. Kaynak aktarımı anlamında bir mülkiyet sorunu."

 

Köker: Yeni bir devlet felsefesine ihtiyaç var

 

Prof. Levent Köker: "Yeni anayasada bulunması gereken kurum ve kuralları üç başlıkta toplayabiliriz. Birincisi; yeni bir anayasa yapılacağına göre yeni bir devlet felsefesine ihtiyaç var. İkincisi; temel hak ve özgürlüklerle ilgili sorunların, yargı bağımsızlığıyla ilgili sorunların aşılması. Üçüncüsü de; desantralizasyon, yani ademi merkeziyet sorunumuz var.

Madem yenisini yapamıyoruz, yeni anayasa olmasa bile, mevcudun içinde nasıl bir yol izleyebiliriz?

1921 Anayasası'ndaki bir vurguyu bugün kullanabiliriz. Klasik bir metin değildir, üç yıl yaşamıştır, ama o anayasada "bürokratik hâkimiyet yerine halk hâkimiyetini" esas alan yaklaşımı mevcut anayasa yansıtabiliriz. 1921 Anayasası, valilerin seçimle gelmesini, nahiyelerin özerk birimler olmasını öngörüyordu.

1924 Anayasası, yapıldığı dünyadaki gelişmelere de paralel olarak liberal, hak ve özgürlükleri sayan bir anayasaydı. Ama 1937'de CHP'nin 6 Ok'unun girmesiyle Kemalist bir anayasa, tek partinin anayasası oldu. Dolayısıyla çoğunluğu sınırlamak bir yana, tek partinin metni oldu ve 1950 seçimlerinden sonra çöktü.

1961 Anayasası ikircikli bir anayasaydı. Bu anayasayla Türk devletinin niteliği "Türk milliyetçiliği" ile tanımlanır odu. Ama diğer yandan 1961 Anayasası özgürlükçü ve yargı bağımsızlığı açısından önemli bir anayasaydı. 1971 ve ardından yapılan 1973 değişiklikleriyle özgürlükçülük gitti, devletin niteliğini tanımlayan felsefe kaldı.

1982 Anayasası daha "Başlangıç" bölümünde "Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa" cümlesiyle başlıyor. Bir kere bu "Başlangıç" bölümünün yeniden nasıl yazılacağı bir karara bağlanmalı."

 

'Hazreti Peygamberimizin hayatı' diye bir kanun olmaz'

"Temel hak ve özgürlükler konusunda çok çok fazla sorun yok aslında. Birkaç madde sorunlu. Mesela 24. maddedeki "zorunlu din dersi" hükmü. Bu madde Diyanet İşleri Başkanlığı'nı düzenleyen 136. maddeyle birlikte okunmalı. O maddede Diyanet,  "milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirmekle" görevlendiriliyor. Diyanet'in özerkleştirilmesi şart. Biliyorsunuz, zorunlu eğitime iki seçmeli ders eklendi; "Kuran-ı Kerim" ve "Hazreti Peygamberimizin hayatı" başlıklı iki ders. Gözden kaçtı o sırada, pek tartışılmadı, ama demokratik bir toplumda "Hazreti Peygamberimizin hayatı" diye bir kanun yapılamaz. Herkesin "tek" peygamberi mi var?

Mevcut Anayasa'daki asıl sorunlu hüküm 42. maddede. O maddede "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez" deniyor. Daha önceki hiçbir anayasada yok bu hüküm.O nedenle belki, ana dilde eğitim sadece özel okullarla sınırlandırıldı."

 

'Anayasa fetişizmine kapılmadan özgürlükçü yorumla gidilebilir'

"2004 yılında Anayasa'nın 90. maddesine çok önemli bir ekleme yapıldı ve "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz" ifadesi kondu.  Bu hükmün uygulanması birinci derecedeki mahkemelerde kısmen var, yüksek mahkemelerde yok. Bilmediklerinden değil, bütün hâkimleri tenzih ederim, ama Yargıtay Başkanı da söyledi, Anayasa ve sözleşmelere bakarak değil kanunlara bakarak yargılama yapılıyor Türkiye'de.

1961 Anayasası'ndaki yargı bağımsızlığı sistemi örnek alınabilir. Orada hâkimler ve savcılar kurulları ayrılmış, seçim esası da iyi düzenlenmişti.

Desantralizasyon konusunda Türkiye'nin ihtiyacı olan, İtalya veya İspanya tipi "bölgeli bir yönetim" üzerinde kafa yormak. Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki Türkiye'nin çekinceleri Bakanlar Kurulu'nca kaldırılabilir. Burada gelecekte karşılaşılabilecek bir sorun, Anayasa'nın 127. maddesinde belirtilen "merkezi idarenin, mahalli idareler üzerindeki idari vesayet" yetkisi olabilir.

Özetle, anayasa fetişizmine kapılmadan, Anayasa'daki birçok hükmü özgürlükçü bir şekilde yorumlayarak da bir yere gidebiliriz."

 

Twitter: @DOGANAKINT24

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive