Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?


18.12.2013 - Bu Yazı 1684 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye, tarihinde görmediğimiz bir yolsuzluk ve rüşvet iddiaları operasyonuna sahne olurken Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan "Hükümet Sözcüsü" olarak yaklaşık 36 saat sonra gelen  açıklamalar ve hemen onu izleyen Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sözleri ne anlama geliyor?

Öncelikle şu noktanın altını çizelim; Arınç'ın açıklamaları kadar, bu açıklamaların taşıdığı mesajlar açısından da önemli bir basın toplantısına tanık olduk. Arınç'ın basın toplantısı, hükümetin görüşlerini ayrı düzlemlerde kategorize eden sistematiği ve gazetecilerin bütün sorularına yanıtlar içermesi açısından da önemliydi. Arınç, görevden almalarla ilgili soru yönelten gazeteciye yaptığı "Kişiliğinize saygılı olmasam başka şeyler düşüneceğim" çıkışı dışında soruları cevaplamaya çalıştı, basın toplantısını "Soru soracaktım, ama söz verilmedi, diyecek var mı" sözleriyle bitirdi. Bu noktayı özellikle vurguluyorum, zira Başbakan'ı izleyen muhabirler için soru sormanın risk taşıdığı bir Türkiye'den de geçiyoruz.

Arınç'ın açıklamalarının anlamına geçmeden önce, bir noktanın altını daha çizmek gerekiyor. Arınç'ın açıklamasındaki kelimelendirme, bu büyük yolsuzluk operasyonuna ilişkin haberleri nasıl ayıklayacağını bilemeyen çok sayıda gazete ve televizyondan çok daha ilerideydi. Zira Türkiye 17 Aralık operasyonununda gözaltına alınan bakan çocuklarını kamuoyundan saklamaya çalışırken "bazı bakanların birinci derecede yakınları" gibi tuhaf ifadeler kullanan haber kanallarına tanık oldu.

Televizyonlardaki bu bu korku dili ve çarpıtma, bugün çok sayıda gazeteye habercilik açısından kabul edilemeyecek ifadelerle yansıdı. Hükümete yakın gazeteler, yolsuzluk ihtimaline kapıları tamamen kapatmış bir kararlılıkla "siyasi operasyon, hedef AKP" gibi sloganlar atarak iktidara müptela yayıncılığın unutulmayacak örneklerini verdiler. Evet Arınç da "hükümete karşı psikolojik bir harekâttan" bahsetti,  ancak hem birçok haber kanalının dilinin söylemeye varmadığı bakan çocuklarından, hem bakanların istifa edebileceklerinden, hem de yolsuzluk varsa ortaya çıkarılmasından söz etmeyi ihmal etmeyerek iktidar bağımlısı gazeteciliğin çok daha ilerisinde bir söylem sergiledi.

Bu notlardan sonra, Başbakan Erdoğan ve kurmaylarıyla uzun bir değerlendirme yaptıktan sonra medyanın karşısına geçerek hükümet adına açıklama yapan Arınç'ın söylediklerinin anlamına ve içerdiği mesajlara geçebiliriz.

 

'Üç bakan istifa önerdi' mesajı

 

1- Arınç, açıklamalarının birinci bölümünde "yolsuzluk, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve kara para aklama" ifadelerini telaffuz etti, hükümetin bu iddiaların gerçekliğini ortaya koyacak yargının arkasında olduğunu vurguladı.

 

2- Başbakan'ın iktidardaki 11 yılında tanık olduğumuz "ne olursa olsun ekibine sahip çıkma" tavrından farklı olarak Arınç'ın açıklamalarında daha ihtimalli-mesafeli bir sahiplenme dikkat çekti. Arınç, çocukları gözaltına alınarak sorgulanan İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'a belli bir mesafede durarak sahip çıktı. Hem bu bakanları "sevdiklerini" vurguladı Arınç, hem de "yolsuzluk olaylarında dahli olan kişilere, bakan da olsalar" sahip çıkmayacaklarını.

 

3- Arınç, Başbakan'ın başkanlığında yapılan değerlendirmeler sırasında "adı geçen bakanların hükümeti rahatlatmak için istifalarını sunup sunmadıkları" sorusunu yanıtlamayarak yanıtladı! Soruya "Toplantıda bu konuda ne konuştuğumuzu söylemeyeceğim" karşılığını vererek, adı geçen bakanların istifa jestinde bulundukları gibi bir izlenim doğurdu. Ancak istifanın bir "jest" değil, "kararlı ve kimsenin onayına tabi olmayan tek taraflı bir irade beyanı" olduğunu hatırlatalım.

 

4- Adı geçen bakanların istifa ve/veya azil ihtimallerine kapıyı ciddi ölçülerde açık tutan ifadeler de kullandı Arınç. Örneğin, "Kişisel olarak bakanların ne yapacağını, Sayın Başbakanımızın ne yapacağını yakında görürsünüz. Bu konuda kararı Sayın Başbakan verecek" dedi ve soru cevap bölümünde ekledi:

"Bu bakan arkadaşlarımız, siyaseten 'bize müsaade' diyebilirler veya Sayın Başbakanımız bunu isteyebilir."

 

Başbakan ve MİT'in de haberi olmadı

 

5- Arınç'ın, çocukları sorgulanan bakanlarla ilgili açıklamaları önemli bir ihtimali ima ediyor. Arınç'ın açıklamalarıyla hükümetten habersiz yapıldığı kesinleşen (neden böyle olduğu sorusunun cevabı bir sonraki maddede) yolsuzluk operasyonunun ucunun nereye gidebileceği, mahkeme kararlarıyla dinlenen telefonlarda kimlerin ne konuşmalarının yer aldığını bilmeyen Başbakan ve yakın ekibi, bu nedenle durumları tartışılan bakanlarla ilgili ihtiyatlı bir mesafede durmayı tercih ediyor. Nitekim Arınç da, dosyanın içeriğini bilmediklerini kayda geçirdi.

 

6- Arınç, oğlu Barış Güler gözaltında sorgulanan İçişleri Bakanı Muammer Güler'in operasyon karşısındaki durumunu söz konusu ederken "İçişleri Bakanı'nın, oğlunun gözaltına alındığını basından duyması kadar acıklı bir şey olabilir mi" ifadesini kullandı. Arınç'ın bu sözleri, yolsuzluk operasyonunun Başbakan'dan da habersiz yapıldığını gösteriyor. Zira Başbakan bilseydi, Güler'e bilgi verir ve Arınç'ın ifadesiyle bakanını bu "acıklı" durumdan kurtarabilirdi. Arınç'ın sözlerinden, Güler'in düşürüldüğü "acıklı durumda" Başbakan'ın da rol sahibi olduğu anlamı çıkmayacağına göre, durum bu. Nitekim, başta İstanbul olmak üzere emniyetteki görevden almalar da bunu ispatlıyor. En iyi ihtimalle, Başbakan son anda veya operasyonla eşzamanlı olarak haberdar edilmiş olabilir.

 

7- Başbakan için alternatif bilgi kanalları her zaman olabilir, ancak şöyle de düşünebiliriz: Başbakan operasyon bilgisini İçişleri Bakanı'ndan alabilirdi, ama o da bilmediği için haber veremedi. Arınç'ın "Görevden alınan şube müdürleri, operasyonu sıralı amirlerine bildirmediler. Emniyet müdürleri ve valilerin de haberi yok" sözlerinden, İçişleri Bakanı'nın ana haber kaynağı olan İstanbul Emniyet Müdürü ve İstanbul Valisi'nin de operasyondan haberdar olmadıklarını öğreniyoruz.

8- Arınç'ın bu söyledikleri, söylemediği bir bilgiyi de sezdiriyor. Bir yıldır sürdüğü söylenen yolsuzluk operasyonu, müsteşarı Hakan Fidan Başbakan Erdoğan'a çok yakın çalışan MİT'in de radarlarına girmemiş görünüyor.

 

Yargı yürütmeyi niçin haberdar etsin?

 

9- Arınç'ın "İçişleri Bakanı acıklı duruma düşürüldü" sözlerinin de "acıklı" olduğunu belirtelim. İçişleri Bakanı'nın, neden ve nasıl bir ayrıcalıkla oğlunun gözaltına alınacağı bilgisine sahip olma hakkı bulunabilir? Tam da bu nokta, Türkiye'nin acil ihtiyacı olan "adli polis" teşkilatının kurulmamasının nasıl hukuki sakatlıklar doğurduğunu gösteriyor. Zira, İçişleri Bakanı'nın oğlunun da gözaltına alındığı operasyon, polisin tasarrufuyla değil, aksine savcıların talimatı ve mahkemelerin takip-dinleme-arama izinleriyle yapılıyor. Ve gerçek bir kuvvetler ayrılığına dayanan demokratik bir düzende yargının yürütme organına önceden bilgi vermesi değil, aksine vermemesi gerekiyor. Ancak savcı ve hâkimlerin talimat ve kararlarıyla operasyon yapan polis yürütmeye bağlı ve bilgi vermeyen şube müdürleri şu anda cezalandırılıyor. Böylece yargıya da gözdağı veriliyor. 17 Aralık operasyonu yürütmeye değil, yargıya bağlı olarak çalışacak bir "adli polis" teşkilatının hayati önemini bir kez daha önümüze koymuş bulunuyor.

 

10- Evet, olayda "acıklı" bir taraf var. Ancak acıklı olan, yargı operasyonunun yürütmeye haber verilmemesi değil, istifa etmeyen veya görevden alınmayan İçişleri Bakanı'nın oğlunu sorgulayan polis müdürlerini görevden almasıdır.

 

11- Arınç, basın toplantısının ilk bölümünde AKP'nin "3 Y" olarak formüle edilen "yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele" ilkesini ilan ederek kurulduğunu, "ucu nereye giderse gitsin iddiaların soruşturulmasına destek vereceklerini, siyasi iradenin bu konuda yargının arkasında olduğunu" anlattı. Basın toplantısının ikinci bölümünde ise "hükümete karşı psikolojik harp harekâtı yürütüldüğünü, altı ay önce biten telefon dinlemelerine karşın  zamanlamanın bugüne bırakıldığını, devlet içinde yuvalanan bu yapının üzerine gideceklerini" vurguladı.

 

Cemaate 'ortaya çıkaracağız' mesajı 

 

12- Arınç'ın açıklamalarında yakın gelecek açısından en önemli ihtimali haber veren bölüm, Gülen cemaatine uzanan bu bölümdü. Öncelikle Arınç'ın cemaati iki düzlemde söz konusu ettiğinin altını çizelim. Birinci düzleme Fethullah Gülen'i koydu Arınç ve "eğer söz konusu olan başındaki insansa", yani Fethullah Gülen ise, "kendisini ne kadar sevdiklerini"vurguladı. Arınç daha sonra, bir sonraki maddede üzerinde duracağım ifadelerini açmaya çalışırken, cemaat için yaptığı bu ayrımı belirginleştirdi. Bir soru üzerine, "Sözlerimden cemaati hedef aldığım anlaşılamaz. Onlar kendilerini hedef yaparsa, bilemeyiz" diyerek yaptı bunu. Bu sözler, emniyet, yargı ve istihbarat kadrolarında cemaate yakın kadrolara ve bu kadrolarla yakın ilişki içinde bulunan cemaat mensuplarına kuvvetli bir gönderme içeriyordu.

 

13- Arınç tehdit ve şantajlardan, operasyonun zamanlamasından ve hükümetin öne sürdüğü eksiklerden söz ettikten sonra, bunun "hükümeti yıpratmak için" yapıldığını savundu ve "Bizi, en çok başarıyla gerçekleştirdiğimiz yolsuzluklarla ilgili kamuoyunun gözünden düşürmek için olduğunu biliyoruz. Bu işi yapanları bulacağız. Devlet içinde kümelenmiş, yuvalanmış bir örgüt söz konusu ise bunları ortaya çıkarmak boynumuzun borcu olsun" ifadelerini kullandı.

 

14- Bu sözleri, Arınç'ın hemen ardından Macaristan'da konuşan, adı geçen bakanlar için "gerekirse gereken adımların atılacağını" söyledikten sonra "siyasi mühendislikten" söz eden Erdoğan'ın açıklamalarıyla birlikte okuyun. Zira Erdoğan, yolsuzluk operasyonuna ilişkin bu ilk açıklamasında "Şu anda maalesef devlet içinde bir devlet gayretiyle bu adımları atıyorlar. Fakat bu örgütlenmeyi kesinlikle meydana çıkaracağız. Bu babamızın oğlu olsa dinlemeyiz" ifadesini kullandı. Şimdi bir şey daha hatırlayın. Erdoğan bu "devlet içinde devlet" benzetmesini ilk kez ne zaman yapmıştı?

 

15- Erdoğan, Oslo'da PKK ile yapılan görüşmeler için MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın cemaate yakın ekip tarafından sorgulanmak istenmesiyle 7 Şubat 2012'de çıkan kriz üzerine "Gelin beni de alın. Devlet içinde devlet olmuşlar" diyerek Gülen cemaatine açık bir göndermede bulunmuştu. Başbakan şimdi bu ifadeyi, "siyasi mühendislik" boyutu olduğunu söylediği yolsuzluk operasyonu için de kullanarak cemaat adresini gösteriyor ve Arınç'ın "Ortaya çıkarmak boynumuzun borcu" sözlerine "Bu örgütlenmeyi kesinlikle meydana çıkaracağız"ı ekliyor.

 

16- Önemli bir not düşerek, sonuca gelelim. Hem Erdoğan, hem Arınç'ın açıklamaları "yolsuzluk yapılmadı" iddiasını değil, "zaman ayarı yapılıp haber verilmeyerek hükümetin yıpratılmaya çalışıldığı" suçlamasını içeriyor.

 

17- Peki sonuç? Kuvvetli göndermeler içeren bu sözler, Gülen cemaatine yönelik olarak bir "gizli örgüt" operasyonu başlatılabileceği mesajını barındırıyor. Cemaat, "senin anayasal-yasal düzene aykırı gizli bir amacın var, bu amaç doğrultusunda kullandığın kaynakların ve kadroların var, bir merkezin ve hiyerarşin var" suçlamaları eşliğinde bir "gizli örgüt"operasyonu, soruşturması ve davasına muhatap olursa şaşırmayın. Şaşıranlara, bu ülkenin 26. Genelkurmay Başkanı'nın, İlker Başbuğ'un "terör örgütü yöneticisi" olduğu iddiasıyla hapsedildiğini... Ve Başbakan'ın "Genelkurmay Başkanı terör örgütü lideri olur mu" itirazını da içeren süreçte akıbeti değişmeyen Başbuğ'un yaklaşık iki yıldır cezaevinde bulunduğunu hatırlatalım.

Gülen cemaati yayınlarının amiral gemisi Zaman gazetesi, cemaate yönelik eylem planını içeren Ağustos 2004'teki MGK kararını yayımlayınca Erdoğan cemaate ne demişti, unutmayın:

“Bize güvenenler bizi anlar, bizim böyle bir dileğimiz olmadığını bilirler. Eğer onları biz de açıklamaya başlarsak, ülkemizde yer yerinden oynar. Onu da söyleyeyim!.."

 

18- Bir yandan yolsuzluk operasyonu kapsamında dinlenen telefon konuşmalarının içeriği, takiplerden elde edilen görüntüler ve delillerle, diğer yandan da cemaatin muhatap olacağı operasyonlarla yer yerinden oynayabilir...

Twitter: @DOGANAKINT24

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive