Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!


25.12.2013 - Bu Yazı 1838 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Prof. Nilüfer Göle'nin "AK Parti'nin gücü, otoriterleştikçe kendi güçsüzlüğü haline geliyor" gözleminin doğrulandığı günlerden geçiyoruz. Medya ve iş dünyasını demir yumruğu altına almaya çalışan, protesto hakkını kullananlara şiddet uygulayan, can alan polis için "Kahramanlık destanı yazıyor" diyen Erdoğan, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun hükümet krizine dönüşmesine önemli bir katkı sağlamış bulunuyor. Hükümete "tezgâh, komplo kurulduğunu" iddia eden Erdoğan, kendi bakanı tarafından da istifaya davet edilirken, Türkiye büyük bir gerginlik içinde "yüzde 50 oy desteğiyle bir ülke nasıl yönetilemez"in eşiğine doğru sürükleniyor.

Neler oluyor, neler olabilir sorularına cevap vermeye çalışalım:

 - İktidar partilerinin parlamentoda çoğunluğu elinde bulundurması nedeniyle parlamenter sistemlerde yürütme organı yasamaya hâkimdir ki, bu duruma "güçler kaynaşması"deniyor. Bu nedenle "kuvvetler ayrılığı" parlamenter sistemlerde yasama, yürütme, yargı arasında değil, yasama-yürütme ikilisiyle yargı arasındadır. Yargıya müdahale eğilimi "kuvvetler ayrılığı" esasını yok eder, sandıktan çıkan sonuçlar ne olursa olsun, demokrasinin temeli olan "hukuk devleti"ni yerle bir eder. 

- Üç genel seçim, iki yerel seçim ve iki de referandum olmak üzere, 11 yılda peş peşe yedi kez sandıktan zaferle çıkan Erdoğan, yargıya da hâkim olmaya çalışıyor. Başbakan, yargıya,"kirli tezgâh içinde bulunduğunu" öne sürecek ifadelerle savaş açmış bulunuyor.

- Erdoğan, 17 Aralık'ta yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla başlatılan soruşturmaya dört bakanı ile bu bakanların üçünün çocuklarının adının karışması üzerine, önce poliste eşi görülmemiş bir operasyon başlattı. Ardından, yargı talimatıyla operasyon yürüten kolluk kuvvetlerini amirlerine bilgi vermeye zorlayan Adli Kolluk Yönetmeliği değişikliğiyle, operasyonlar için adeta"hükümet izni" rotası çizdi. Bu yönetmelik değişikliğinin ilk sonucu diyebilirsiniz, zira bugün (25 Aralık) yargının başlattığı ikinci yolsuzluk operasyonu için alınan gözaltı ve arama kararlarının emniyet tarafından yerine getirilmek  istenmediği öne sürülüyor.

 

Başbakan'ın Anayasa'ya karşı sözleri

- Başbakan, "Bu yolsuzluk soruşturması değil, siyasete, millete karşı bir tezgâhtır, kirli bir komplodur, ihanettir" sözleriyle, şüphelileri için savcıların "oybirliği" ile tutuklama talep ettikleri, mahkemelerin de tutuklama kararları verdiği bir yargı sürecini töhmet altında bırakıyor. Operasyonu yürüten savcıları, tutuklama kararı veren hâkimleri ağır ifadelerle suçluyor. Bu tavrıyla Başbakan, hem "yargıya hakaret", hem de "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçu işliyor. Hem Anayasa, hem de yasaları çiğneyerek yapıyor bunu Başbakan.

- Başbakan unutmuş görünüyor, Anayasa'dan hatırlatalım.

Madde 9: Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

Madde 11: Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Madde125: İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.

Madde 138: Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.

Madde139: Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.

Madde 159: Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

 

Ceza Kanunu Erdoğan'ın sözleri için ne diyor?

- Başbakan'a bir hatırlatma da Türk Ceza Kanunu'ndan yapalım.

Madde 288: Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hâkim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun, basın veya yayın yoluyla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

- Adil yargılamayı etkileme suçu, birçok davada, kamuoyunun bilgi alma hakkı ve gazetecinin haber verme görevini hiçe sayan yorumlarla gazetecilere karşı yöneltildi. Oysa Türkiye'de adil yargılamayı etkileme suçunda olağan şüpheliler, adil yargılamayı etkileme kudretini elinde bulunduranlar olmalıdır. Neden böyle olduğunu; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısına bakarak görebilirsiniz. 12 Eylül darbesini yapan generallerin son biçimini verdiği 1982 Anayasası'ndaki hükmü koruyan AKP, Adalet Bakanı'nı HSYK Başkanı olarak korudu. 12 Eylül 2010'daki anayasa referandumunda yapısı değiştirilen HSYK'da değişmeyen en önemli düzenleme, Adalet Bakanı'nın "kurulun başkanı", bakanlık müsteşarının da"kurulun doğal üyesi" olduğu hükmüydü. Hâkim ve savcı atamalarını, tayin ve terfilerini yapan kurulun başında Başbakan'ın seçtiği Adalet Bakanı'nın olması, hâkim ve savcılar için soruşturma yetkisinin o Adalet Bakanı'na bağlı bulunması "adil yargılamayı etkileme kudreti"ne kimin sahip olduğunun adresini de gösteriyor.

- Polisin, yargının yeni gözaltı ve arama talimatlarını yerine getirmediğinin, savcılığın çağırdığı emniyet amirinin polis tarafından teslim edilmediğinin konuşulduğu bir Türkiye'yi de mevzuattaki bu hükümlere ekleyin. Yargı mensuplarından Başbakan'a karşı suç duyurusu ve Yüce Divan tartışmaları bu Türkiye'de şaşırtıcı olmayacak.

 

Erdoğan suç işledi

- Hukuk devleti esasına sadık demokratik bir ülkede bir Başbakan, kim olursa olsun, yolsuzluk ve rüşvet soruşturması yürüten savcı ve hâkimleri "kirli tezgâh, kirli operasyon, komplo ve ihanet içinde bulunmak"la suçlayamaz. Bunu yaparsa, o ülkede "yargıya hakaret" ve "adil yargılamayı etkileme suçu Başbakan dışındaki vatandaşlar için geçerlidir" diye bir hüküm yoksa Başbakan suç işlemiş olur. Erdoğan, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun başladığı 17 Aralık'tan sonra yaptığı birçok açıklamasında açıkça suç işliyor.

- Yürütmenin yargıya müdahalesinin örneklerine Ergenekon ve OdaTV davalarında da tanık olduk. Hatırlayın, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Oktay Kuban'ın “nöbetçi hâkim” olduğu 1 Nisan 2010'da Balyoz soruşturmasında tutuklanan 19 kişi hakkında tahliye kararı almıştı. Karar üzerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün  4 Nisan 2010'da AKP Bursa İl Başkanlığı'nda şunları söyleyebildi:

“Görüyoruz ki çeteler, sadece çete değilmiş, sadece çete ve avukatından oluşmuyormuş. Meğersem çetenin medyası, rektörü varmış. Maalesef çetenin nöbetçi hâkimi, savcısı oluyor!..”

- Yine hatırlayın; Başbakan, yazdığı kitap nedeniyle tutuklanan gazeteci Ahmet Şık için, üstelik tahliye talepleri değerlendirilirken, "Bombadan tesirli kitaplar olabilir" diyebildi. HSYK'nın yapısı ortadayken, Şık'ın 375 gün tutuklu kalmasının Başbakan'ın bu sözlerinden bağımsız olduğunu düşünebilir misiniz?

 

'Çete'nin hükümet içindeki üyesi!

- Başbakan'ın yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına ilişkin sözleri, yargıya müdahale ve hakaret dışında, ciddi bir tutarsızlık da içeriyor. "Yolsuzluk yok, Siyaseti, hükümeti ve milleti hedef alan kirli tezgâh, kirli operasyon, komplo, ihanet ve çete var" diyen Başbakan, hükümetten istifa ederken "Ben Erdoğan'ın dediklerini yaptım" mesajıyla kendisini de istifaya çağıran Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ı da ihanet çetesinin içinde mi görüyor? "Medya"yı, "muhalefet"i, "sermaye çevreleri"ni, adını anmadan "cemaat"i "komplo çetesi" olarak ilan eden Erdoğan, yıllarca TOKİ'yi yönettirdiği, 2011 seçimlerinde milletvekili, ardından bakan yaptığı Bayraktar'ı da çete üyesi olarak görüyor olmalı.

 

'Komploya uğradı' dediği Baykal'a 'beline sahip ol' demişti

- Erdoğan'ın tutarsızlığına ilişkin olarak dikkat çeken diğer bir nokta, kaset komplosuyla CHP Genel Başkanlığı koltuğundan ayrılmak zorunda kalan Deniz Baykal'a ilişkin sözleriydi. Hatırlayın, neler demişti Erdoğan Baykal hakkındaki gizli kaset için. Seçim meydanlarında "Eline, diline, beline sadık olacaksın" diye Baykal'ı hedef almış, "Orası onun özel hayatı değil. Çünkü yatak odası değil" diyebilmişti. Böylece, ana muhalefet liderinin özel hayatına yönelen bir saldırganlığı ortaya çıkarmak için soruşturmayı takip etmek yerine, bu saldırganlığın "ahlaki bir icraat" olduğu mesajını verebilmişti. Aynı Erdoğan, kendisine de istifa çağrısı içeren bakan istifalarından sonra "Baykal'a da aynı komplo yapıldı" diyebildi. Erdoğan'ın bugünkü sözlerinin, Erdoğan'ın dünkü sözleriyle imtihanı, diyelim mi!

- Yolsuzluk operasyonuyla sarsılan hükümetin poliste yaptığı büyük operasyon, yolsuzluk soruşturmasında oğlu tutuklanan Muammer Güler İçişleri Bakanlığı koltuğunda otururken yapıldı. Erdoğan, yolsuzluk operasyonu nedeniyle bakanlarını günlerce koltuklarında tutarak, bu arada polisten yargıya uzanan eşi görülmemiş bir operasyon yaptırarak, bu istifaları "siyaset etiği" açısından hiçbir kıymet ifade etmeyen bir hale de düşürmüş bulunuyor.

 

Bayraktar 'patron'a neden isyan etti?

- Peki Başbakan neden bu kadar bekledi ve Erdoğan Bayraktar neden isyan etti? Bayraktar'ın Başbakan'ı da istifaya çağırması "Beraber yürüdük biz bu yollarda, ama benim istifam isteniyor" tepkisini önümüze koyuyor. Gözaltına alınan işadamı Ali Ağaoğlu'nun, mahkeme kararıyla dinlenen telefon konuşmasındaki sözlerini hatırladınız mı? Belediyenin imar planına aykırı bulduğu projesi için, Başbakan'ı kastederek "Gittim sayın patrona söyledim, büyük patrona, o da direkt bakana talimat verdi, 'halledin burayı' dedi" diyen Ağaoğlu'na Bayraktar da telefonda "Boşver, sana uymuyorsa bildiğin gibi yap" müjdesini veriyordu.

- Başbakan'ı istifaya çağıran ve "Soruşturma dosyasında var olan ve onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan'ın onayıyla yapıldı" diyen Bayraktar, bu sözleriyle Başbakan Erdoğan'ı da aynı soruşturmanın şüphelilerinden birisi haline getirmiş oluyor.

- Bayraktar, milletvekilliğinden de istifasını açıkladı. Malum, Anayasa uyarınca milletvekili istifaları TBMM Genel Kurulu'nun onayına bağlı. Yani AKP Grubu onaylamazsa Bayraktar, kendi iradesine rağmen milletvekilliğinden istifa edememiş olacak. Oysa Bayraktar, bu tavrıyla, dokunulmazlığının kaldırılarak soruşturulmayı istediğini de belli etmiş bulunuyor. Bu nedenle AKP Grubu'nun Bayraktar'ın istifa iradesi karşısında etik bir yükümlülüğü bulunuyor.

 

Erdoğan, Gül ve Arınç'la aynı frekansta değil

- Hükümet krizine dönüşen bu durum oylara nasıl yansır bilemeyiz, ancak Erdoğan, AKP grubunu da idare etmekte çok zorlanacağı bir döneme girdi. Düşünün ki, Başbakan'ın kabineye almasıyla cumhuriyet tarihinin en tartışmalı İçişleri bakanlarından biri olan ve belediye başkanlığı döneminden beri Erdoğan'ın yanında olan İdris Naim Şahin bile AKP'den istifa etti. Kız ve erkek öğrencilerin aynı evde kalamayacakları çıkışından sonra Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın "İnsanların özel hayatına karışma yetkimiz yok. Başbakan'ı açıklama yapmaya davet ediyorum" sözlerini de hatırlayın.

- AKP'yi kuran çekirdek kadroda Erdoğan'dan sonra özgül ağırlığı en yüksek isim olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Erdoğan'ın "tek adam" olarak devleti ve partiyi eline almaya çalışmasından duyduğu rahatsızlığı da biliyoruz. Gül'ün daha kısa bir süre önce dile getirdiği "AKP'yi birlikte kurduk, reformları birlikte yaptık" sözleri akıllarda. Son krizde de, Gül'ün Erdoğan'ın yerel seçim nedeniyle planladığı kabine revizyonuna itiraz ettiği, yolsuzluk operasyonunda adı geçen isimlerin istifa etmeleri gerektiği görüşünde olduğu, 17 Aralık'tan dokuz gün sonraki istifaların Gül'ün de bu tavrıyla geldiği öne sürülüyor. Malum, bakanları Başbakan seçiyor, ancak atamayı Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanı yapıyor. Bu iddialar ne kadar doğru bilemiyorum, ancak kesin olan, Erdoğan'ın AKP'yi kuran çekirdek ekip içinde de sorgulandığı, yalnızlaştığıdır.

 

Erdoğan neden 'cemaat' ifadesini telaffuz edemiyor?

- Dershanelerin kapatılması projesinden sonra tırmanan ve cemaate karşı eylem planı öngören Ağustos 2004 tarihli MGK kararında Erdoğan ve bakanlarının da imzası bulunduğunu gösteren belgenin yayınından sonra doruğa tırmanan, yolsuzluk operasyonuyla krize dönüşen Fethullah Gülen Cemaati-hükümet kavgası sürece damgasını vurmuş görünüyor. Bu doğru. Böyle bir kavga olmasaydı yolsuzluk operasyonu yapılmayabilirdi, kuşkuları da meşru. Ancak, tanık olduğumuz her şey bu kavganın sonucu olsa bile, ayakkabı kutularındaki paralar, açıklanmaya muhtaç ilişkiler ve o ilişkiler içindeki hükümet üyelerinin varlığı da doğru. Ve artık sadece yargının karar verebileceği bir süreci Başbakan'ın "ihanet, komplo, tezgâh" söylemiyle boğmaya çalıştığı da doğru. Eğer aklınıza ve gerçeklere sadıksanız, bu doğrulardan hiçbiri, diğerini yok etmez, edemez.

- Başbakan'ın açıklamalarında dikkat çeken bir nokta daha var. Yargıyı, hâkimleri, savcıları açıkça, konumlarını belli ederek suçlayan Erdoğan, hiçbir konuşmasında açıkça "Gülen cemaati"ni telaffuz etmedi, edemedi. Gülen'e, Gülen'in sözleriyle göndermeler yapmak ve"devlette paralel yapı var" demekle yetinen Erdoğan'ın yargıya hakaret edecek mertebedeki açık sözlülüğünün menziline "cemaat" ifadesi neden giremiyor acaba? Birçok nedeni olabilir, ben birinciliği, Erdoğan'ın cemaate yakın devlet kadrolarının elinde hangi dinleme ve izleme kayıtlarının bulunduğundan emin olamamasına veriyorum.

 

Erdoğan Köşk planından vazgeçebilir

- Neler olabilir? Erdoğan şu an için arzu etmez, ancak erken genel seçim dahil her şey olabilir. Daha yakın iki ihtimal var. Birincisi; ki kuvvetli belirtilerini veriyor, ekonomide rakamlar ve beklentilerin aşağı doğru yönelmesi. İkincisi de; bu ruh halindeki Erdoğan'ın, eli kolu bağlı oturacağı Cumhurbaşkanlığı koltuğundan vazgeçmesi ve üç dönem üst üste milletvekili seçildikten sonra milletvekili adaylığını engelleyen AKP Tüzüğü'nü değiştirerek partinin başında kalması. Tüzükte, üç dönemden sonra seçilme yasağını öngören maddede "Kurucu genel başkan hariç"ten ibaret  dört kelimelik bir değişiklik bunun için yeterli. Zira tüzükte benzer bir değişiklik, genel başkanlık sınırlaması için daha önce yapılmıştı.

- Başbakan'ın 12 yıl önce partiyi kurarken ilan ettiği ve halka verdiği sözleri içeren "AK Parti Programı"nı bir kez daha okumasında yarar var. Zira Başbakan'ın son açıklamalarındaki lisanla okursanız; AKP Programı, "yolsuzlukların üzerine gidilecektir", "kuvvetler ayrılığına hassasiyetle uyulacaktır", "adli kolluk kurulacaktır", "hâkim ve savcıların bağımsızlığı korunacaktır" gibi ifadelerle adeta bir "çete dokümanı" gibi görünüyor!

 

Twitter: @DOGANAKINT24

http://t24.com.tr/yazi/erdogan-yargiya-hakaret-ve-adil-yargilamayi-etkileme-sucu-isliyor/8134

.

Facebook Yorumları

Kod8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8