Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...


30.12.2013 - Bu Yazı 1701 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Refik Halid Karay, "Memleket Hikâyeleri"nde savaşlarla yoksul, çaresizlikle yoksun düşmüş Anadolu'dan kötücül hikâyeler anlatır. Memleket Hikâyeleri'ni  değerler üzerine inşa eder bir yandan Karay, diğer yandan Anadolu'dan da bize haber verir ki, Tanrı'ya güven ama barutunu kuru tut! Zira hayat çetindir ve ihtimal insan evladı kötücül!

Karay'ın Memleket Hikâyeleri yazıldıktan neredeyse bir asır sonra zihnimde tekrar yürürlüğe girerken, yaşadıklarımız eşliğinde "Kimse şaşırmasın, bu biziz" diye geçiyor içimden. İktidarı, siyasetçisi, medyası, polisi ve yargısıyla biz.

Murat Belge, National Geographic arşivlerinden derlenen fotoğraflarla hazırlanan ve 2000 yılında "Bak Bir Varmış Bir Yokmuş-İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e İstanbul" başlığıyla açılan sergi ve aynı adla basılan albüm için kaleme aldığı yazıda, kendimiz karşısında duyduğumuz"Aa, bu benim!" şaşkınlığını çok güzel anlatır.

“National Geographic’in yayına başladığı yıllarda tanıtmaya başladığı dünya içinde, değişme konusunda bilinçli karar vermiş nadir ülkelerden biriydi Türkiye. Sergide, başkalarının algılaması için üretilmiş, ama bizim baş kahramanı olduğumuz bir şeyi temaşa ediyoruz. Bir zamanlar konusu olduğumuz şeyin ‘seyircisi’yiz şimdi. ‘Aa, bu benim!’ diyoruz...”

Ancak Belge, kararlı bir değişimin sonrasında mazideki kendini izleyişin şaşkınlığını tasvir eder. Peki bugün hemen her olayda kendisini tekrar eden bir toplumun yine de gördükleri karşısındaki sözüm ona şaşkınlığını nasıl açıklayabiliriz? Benim cevabım, doğruyu, hep başkalarına düşen bir rol gibi "oynamaya" alışmış bir toplumsal gelenekten geçiyor.

 

Medya mahkemelerinden yakınanlar ve yaptıkları

 

Siyaset ve medyaya bakın. Daha birkaç ay öncesine kadar insanların medya mahkemelerinde mahkûm edilmesinden yakınan cephenin yayınlarındaki köşelerde bugün medya mahkemeleri kuruldu. Daha birkaç ay öncesine kadar, gizli soruşturmalardan sızan iddialarla yargılanmakta olan insanları meydan konuşmalarında mahkûm eden iktidar sözcüleri, bugün masumiyet karinesinden söz ediyor. Özel hayatlarına tuzak kurulmuş insanların arsızca dikizlenmiş hayatlarını seçim meydanlarına açanlar, bugün kendileri için mahremiyeti kutsallaştırıyor.

Gelin; yolsuzluk, kara para ve rüşvet iddiasıyla yürütmek istediği soruşturma elinden alınan Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesiyle yetkilendirilmiş İstanbul Cumhuriyet SavcısıMuammer Akkaş'ın durumuna, Şemdinli davasının savcısı Ferhat Sarıkaya'nın başına gelenlerin merceğinden bakalım.  Sarıkaya'nın yanında ve karşısında kimler vardı, Akkaş'ın yanında ve karşısında kimler var, birlikte bakalım. Bakalım ve doğruyu savunma nöbetinin, bu ülkede gücü elinde bulunduranlara nasıl uğramadığını birlikte görelim.

 

Büyükanıt 'Tanırım iyi çocuktur' demişti

 

Malum, Şemdinli'de 9 Kasım 2005'te Seferi Yılmaz'a ait Umut Kitabevi bombalandı. Patlamanın ardından Şemdinli'de olağandışı bir gelişme yaşandı; ilçe halkı bombalamadan sonra jandarma binasına yürüyüşe başladı. Zira bombayı atanların kullandığı araç, bölge halkının iyi bildiği isimlere, jandarmaya aitti!

Umut Kitabevi'ndeki patlamada Mehmet Zahir Korkmaz adlı vatandaş hayatını kaybetti. Bölge halkını ayağa kaldıran bombanın ve fail olarak görülen astsubayların ardından savcı olay yerinde inceleme yaparken tuhaf bir gelişme daha yaşandı. “Tanju Çavuş” adlı uzman çavuş, savcının da içinde bulunduğu kalabalığa ateş açtı ve bu kez de Ali Yılmaz adlı bir kişi öldü.

Bu arada, kitabevi bombalanan Seferi Yılmaz'ın eski bir PKK'lı olduğu bilgisi yayılarak  kamuoyuna "bu işi fazla kurcalamayın" mesajı verilmeye çalışıldı.  Ancak Şemdinli halkı failleri aynı gün yakalayarak jandarmaya teslim etti. Yakalanan Astsubay Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı olduğu anlaşılan Veysel Ateş tutuklandı.

Tam bu sırada o dönemde Genelkurmay Başkanlığı için gün sayan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt'ın Astsubay Ali Kaya için yaptığı unutulmaz açıklama geldi:

“Tanırım, iyi çocuktur!..”

Olaya el koyan Van Özel Yetkili Savcılığı, iddianameyi 5 Mart 2006'da tamamladı. SavcıFerhat Sarıkaya, 7 Mart'ta kabul edilen  iddianamede “Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmekle” suçladı. Sarıkaya'nın iddianamesinde, Büyükanıt ve silah arkadaşları, "suç işlemek için örgüt kurmak, görevi kötüye kullanmak ve sahte belge düzenlemek"le de suçlanıyordu. Ne dersiniz, iddialar çok tanıdık değil mi?

 

CHP: Silahlı kuvvetlere karşı darbe girişimi

 

Sarıkaya'nın suçlamaları üzerine Büyükanıt ile birlikte Van Asayiş Kolordu Komutanı, Hakkâri Dağ ve Komando Tugayı Komutanı ile Hakkâri İl Jandarma Komutanı'nın dosyaları ayrılarak Genelkurmay Başkanlığı'na gönderildi. Bu dosyalar için Genelkurmay Başkanlığı'nda bir soruşturma başlatılmadı, ancak Sarıkaya hakkında muazzam bir kampanya başladı. O kadar ki, o sırada ana muhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı Deniz Baykal, Sarıkaya'nın Şemdinli olaylarıyla ilgili olarak hazırladığı iddianamede Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt'ın suçlanmasını "Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı 'darbe girişimi' ve yargının bu girişime alet edilmesi" olarak niteledi. Baykal'ın 7 Mart 2006'da Radikal'de yayımlanan sözlerini hatırlayalım:

"Hükümet yanlış işler yapıyor. Bunlardan biri de Büyükanıt'a yönelik iddianame. Genelkurmay Başkanı olacak biri hakkında dava açma girişimi yaşanıyor. Bunun arkasında ne var? Daha önce Van Başsavcısı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü hakkında da bir iddianame hazırladı. Sorun hukuk sorunuydu. İddianamenin ciddiyeti yoktu.  Aynı başsavcı, Kara Kuvvetleri Komutanı hakkında hukuki değeri ciddi şekilde tartışmaya açık bir iddianame hazırlıyor. Hukuki değil, siyasi niteliği var. Bu savcı iktidarın hoşlanmadığı önemli makamları yıpratmak için elinden geleni yapıyor. (...) Altında hangi niyetler var?

Silahlı Kuvvetlere karşı bir girişimle karşı karşıyayız. Genellikle silahlı kuvvetler darbe yapar diye bilinir. Öyle anlaşılıyor ki, bazen de silahlı kuvvetlere karşı darbe planlanıp, girişimde bulunulabiliyor. Üzücü olan, o girişime yargının alet edilmesi.

Bir müdahale var. Silahlı Kuvvetleri yönlendirme ihtiyacı var. Durum ciddi. Daha önce yargıya, eğitime müdahale edildi. Şimdi TSK'ya müdahale edilmek isteniyor.

Kadrolaşma hareketinde böyledir, ülkenin en temel kurumları sallanmaya çalışılıyor. Amaçları Türkiye'yi başka bir doğrultuya, başka bir rotaya çekmek. Anlayışları bu..."

 

Sarıkaya savcılıktan atıldı! 

 

Van özel yetkili savcısı Sarıkaya, aleyhinde yürütülen kampanyanın ardından, göreve çağrılan (yine ne kadar tanıdık değil mi) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca (HSYK) savcılıktan atıldı! Savcılık mesleğinden ihraç edilen Sarıkaya'nın avukatlık yapma imkânı da elinde alındı.

Arada, Ergenekon ve Balyoz davası süreçleri yaşandı. Hükümete karşı müdahale hazırlıklarının ortaya çıkarıldığı bu süreçte, henüz hakkında hüküm verilmemiş çok sayıda insan da mağdur edildi. Misal Başbakan Tayyip ErdoğanFethullah Gülen cemaati hakkında yazdığı, ancak henüz yayımlanmamış kitabı nedeniyle tutuklanan ve 375 gün hapsedilen gazeteci Ahmet Şık için "bombadan tesirli kitaplar olabilir" diyebildi.

Gülen cemaati ve AKP'nin operasyonların aynı tarafında yer aldığı günlerdi. Başbakan'ın "Ne istediler de vermedik" dediği günler...

Malum, izleyen süreçte "özel yetkili mahkemeler ve savcılık" müessesesi kaldırıldı, yerine "ağır ceza mahkemeleri" ile "Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesiyle yetkilendirilmiş savcılık" uygulaması getirildi. Bir başka deyişle, özel yetkili savcılık, TMK tarifiyle sürdürüldü.

Arada MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın sorgulanmak istenmesi, cemaate karşı eylem planı istemini içeren Ağustos 2004 tarihli MGK kararının altında Başbakan ve bakanlarının imzasının da bulunduğunun ortaya çıkması ve nihayet dershane kavgasının ardından Gülen cemaati ile AKP, Sünni İslamcı cephede görülmemiş ölçülerde birbirlerine girdiler.

Yine malum, İstanbul savcıları, 17 Aralık'ta yolsuzluk, kara para aklama ve rüşvet iddialarıyla büyük bir operasyon başlattı, iki bakan oğlu, İranlı işadamı Reza Zarrab'ın odağında bulunduğu iddia edilen kuşkulu para trafiği içindeki görüntüleri üzerine tutuklandı. Operasyonda, evindeki ayakkabı kutuları içinde milyonlarca dolar çıkan Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan da tutuklandı. Rüşvet ve yolsuzluk iddialarına adı karışan dört bakan, dokuz gün sonra da olsa, hükümetten ayrılmak zorunda kaldı.

 

'Tanırım iyi çocuktur'dan 'hayırseverdir'e

 

İkinci bir yolsuzluk operasyonunun haberini alan hükümet yüzlerce polis şefini görevden aldı, yargının talimatı altında "adli kolluk" görevi yapan polisi amirlerine bilgi vermeye zorlayan yönetmelik değişikliğini yaptı. Ancak Danıştay, Adli Kolluk Yönetmeliği'ndeki bu değişikliğin yürürlüğünü durdurdu.

Ardından, TMK 10. maddeyle görevli savcılardan Muammer Akkaş'ın, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu bazı isimler için ifade, gözaltı ve arama talimatlarını içeren yargı kararları eşliğindeki operasyonu başladı. Aslında başlayamadı, başlarken durduruldu. Değiştirilen polis müdürleri, savcı talimatı ve mahkeme kararlarını uygulamadılar, kimseyi gözaltına almadılar, hiçbir yerde arama yapmadılar, 2 Ocak'ta savcılığa çağrılan Bilal Erdoğan'a ifade tebligatında bulunmadılar.

Bu süreçte "doğru" bir kez daha el değiştirdi. Başbakan Erdoğan, "yüz karası, militan, marjinal savcı" dediği Akkaş için HSYK'yı göreve çağırdı. Sarıkaya için "TSK'ya darbe girişimi yapıldığını" öne süren CHP'nin geçmişteki söylemini bugün Akkaş için Erdoğan meydanlarda yineliyor. Başbakan "Yolsuzluk değil, milli iradeye karşı darbe girişimi var" iddiasıyla meydanlarda dolaşıyor.

Sarıkaya'nın iddianamesini "devlette kadrolaşma"nın sonucu olarak gören CHP'nin geçmişteki   "tespitini" bugün Başbakan Savcı Akkaş için paylaşıyor. 11 yıldır tek başına yönettiği "devletin içinde, poliste ve yargıda çeteleşme olduğunu" söylüyor, "tezgâh, komplo, kirli operasyon, darbe girişimi" diyor.

Yaklaşık yedi yıl önce, Şemdinli davasının bir numaralı sanığı Ali Kaya için "Tanırım iyi çocuktur" diyen dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı'nın tavrını, yolsuzluk iddialarının odağındaki isim olan Reza Zarrab için bugün Başbakan tekrar ediyor. Soruşturmanın en önemli şüphelisi için "Altın ihracatı yapan biridir. Ülke ekonomisine katkısı olduğunu biliyorum. Bu tür hayır işlerine girdiğini de biliyorum" diyor.

Medyayı da ekleyin bu tabloya. Bir yanda "Ortada hiçbir şey yok, darbecilerin hedefi hükümet" diyenleri, diğer yanda adı geçen herkesi henüz iddianame bile hazırlanmadan köşesinde "hırsız" ilan edenleri, geçmişten bugüne uzanan kırık çizgilerini unutmadan izleyin. Misal, nasıl oluyor da İslamcı Yeni Akit gazetesi, bugün Kemalist Cumhuriyet gazetesi gibi, "Gülen cemaati devlete sızdı" manşetleriyle karşımıza çıkabiliyor, durun ve düşünün.

 

Hata da var, mağduriyet de, müdahale de

 

Peki, Sarıkaya'nın iddianamesinde aşırılıklar yok muydu? Elbette vardı, ama adı üzerinde "iddianame."

Peki Sarıkaya'nın hataları olmadı mı? Elbette oldu, hem de çok büyük hataları oldu. Örneğin, yine Van'da "özel yetkili savcı" olarak "çete" iddiasıyla yürüttüğü yolsuzluk operasyonunda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Yücel Aşkın ile Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı'yı gözaltına aldırıp tutuklattı. Sonunda tek kuruş yolsuzluk çıkmayan o davaya ilişkin süreçte, suçlamayı onuruna yediremeyen Arpalı cezaevinde intihar etti. Sarıkaya'nın hayatında göreceği en büyük vicdan cezasıdır bu.

Peki Sarıkaya mağdur edilmedi mi? Elbette edildi. Askerin güç sahibi olduğu o dönemde HSYK tarafından savcılıktan atılarak, avukatlık yapma imkânı bile elinden alınarak mağdur edildi. Ancak 12 Eylül 2010'da yapılan anayasa değişikliğinin ardından HSYK tarafından meslekten çıkarılanlara görevlerine geri dönme olanağı sağlandı ve Sarıkaya'nın hakları iade edildi.

Bugün İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş'ın, elinden alınan soruşturmada bazı hatalar olabilir mi? Elbette olabilir. Örneğin, yolsuzluk, usulsüzlük ve rüşvet iddialarıyla yürüttüğü soruşturmanın, Terörle Mücadele Kanunu ile tanınan yetkiye paralel bir içeriği olup olmadığı tartışılabilir.

Peki Akkaş mağdur edildi mi? Edildi, ediliyor. Yargıya açıkça müdahale eden Başbakan Savcı Akkaş'a meydanlarda "yüz karası" diye hakaret ediyor, Adalet Bakanı'nın başkanı olduğu HSYK'nın vaktiyle Sarıkaya'ya yaptığını Akkaş için tekrar etmesini istiyor.

Peki, Sarıkaya savcılıktan atılsa da, Şemdinli davası sonuçlandı mı? Bütün engelleme ve olayın üzerini askeri yargıda kapama gayretlerine rağmen, Şemdinli'de kitabevini bombalamaktan suçlu bulunan sanıklar 39 yıl 10'ar ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ne dersiniz; Savcı Akkaş'ın elinden alınsa da yolsuzluk iddialarıyla başlatılan soruşturmalar da sonuçlandırılır ve varsa sorumluluğu olanlar cezalandırılır mı?

Emin değilim. Zira bu kez, görevden alınan iddia makamına Başbakan oturdu ve meydanlarda "Yolsuzluk yok, darbe girişimi var. Savcı yüz karası. HSYK da suç işliyor. Yetkim olsa HSYK'yı ben yargılarım" diyebiliyor.

Evet, bütün bu hikâyeye çekilecek çizginin altında kalan biziz. İktidarı, muhalefeti, medyası, yargısı ve polisiyle, gerçekleri işimize geldiği gibi ayıklayan ve çarpıtan biz... 

Ne olursa olsun, 12 Eylül darbesinin 30 yıl sonra da olsa yargılandığı bu ülkede, gün gelir yargıya vesayet dayatanlar da yargılanır mı dersiniz?

Bilmiyorum. Başbakan Manisa meydanlarında yinelediği "darbeci militan savcı" konuşmasından sonra  "Beraber yürüdük biz bu yollarda" mısraını AK Parti andı olarak bir kez daha tekrar ettiriyor.

Ve bana her şey Şemdinli'yi hatırlatıyor...

 

Twitter: @DOGANAKINT24

http://t24.com.tr/yazi/semdinli-savcisindan-istanbul-savcisina-bir-memleket-hikayesi/8178

.

Facebook Yorumları

Kod8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8