Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye


20.01.2014 - Bu Yazı 1842 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 "Bazen daha fazladır her şey / Eşikten atlar insan..."

İnsana dair bu dizeler, Sezen Aksu belagatiyle, memleketin hallerini de tercüme etmiyor mu?

17 Aralık'tan beri her şey bize gösterilmek istenenden "fazla" ve Türkiye eşik atladı. Aşağılara doğru atlanan bir eşikten söz ediyorum!

Türkiye'nin gerçeklere karşı örülmeye çalışılan duvarlarla da lanetlendiği bir süreçten geçiyoruz. Neler oluyor derseniz, birinciliği yargı kararının yürütme emriyle uygulatılmamasına veririm.

Terörle Mücadele Kanunu 10. Maddeyle Yetkili Savcılık görevindeyken Muammer Akkaş, 26 Aralık'ta yaptığı yazılı açıklamada, "kamuoyu tarafından yakından tanınan kişiler ile bir kısım kamu görevlileri hakkında önemli iddiaların bulunduğu, çıkar amaçlı suç örgütü kapsamında ihaleye fesat karıştırmak; rüşvet, nüfuz ticareti, sahtecilik, tehdit gibi suçlara ilişkin soruşturmayı yürüttüğünü" vurguladı ve ekledi:

"Suçlarla ilgili delillerin karartılmadan, bir an önce toplanabilmesi için nöbetçi hâkimlikten soruşturma ile ilgili alınan arama ve el koyma kararları ile gözaltına alma kararlarını dün sabah itibariyle (25 Aralık 2013) İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne, gereğinin yerine getirilmesi için gönderdim.Bilahare basın yayın organlarında ve internet sitelerinde gözaltına alınacak bazı isimlerin yer aldığını ve delillerin karartılmaya başladığını tespit ettim."

Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yetkili bir savcının böyle bir soruşturmayı yürütmesi, yolsuzluk iddialarını "terör/silahlı suç örgütü" kapsamında soruşturması tartışılabilir. Bu tartışma elbette meşrudur. Ve böyle bir tartışmada kararı, bir hukuk devletinde sadece "yargı" verebilir.

Peki öyle mi oldu?

Hayır! Savcılık ve nöbetçi mahkemenin arama, gözaltı ve el koyma kararları ile ifade çağrılarının gereği, siyasi otoriteden talimat alan polis tarafından yerine getirilmedi.

 

Anayasa'ya göre Anayasa suçu işlendi

 

Yargı kararının çiğnenmesi sonucunu doğuran bu eylem bir hukuk devletinde işlenebilecek en ağır suçlardan biridir. Anayasa'nın "Mahkemelerin Bağımsızlığı" başlığını taşıyan 138. maddesi, yürütme organının bir Anayasa suçu işlediğini söylüyor bize. Okuyalım:

"Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

(...)

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."

Malum, Bilal Erdoğan, babası Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Yüzkarası, seninle işimiz daha bitmedi" diye meydanlarda hakaret ettiği Savcı Akkaş tarafından 2 Ocak'ta ifadeye çağrılmıştı. Erdoğan bu ifadeye gitmedi. Gözaltı, arama ve buna bağlı olarak el koyma kararları yerine getirilmedi. Banka hesapları ve diğer mal varlıklarına emniyet dışındaki makamlar tarafından uygulanan tedbir kararları kaldırıldı.

Peki, 25 Aralık'ta İstanbul Emniyeti'ne gönderilen yargı kararları ne oldu? O kararları kim tebellüğ etti? O kararları "adli kolluk" olarak yerine getirmeye mecbur olan emniyet yetkililerini siyasi otorite "hangi güvenceyi" vererek ikna etti?

Bu soruların cevaplarını bilmiyoruz. İhtimal, o kararların emniyette resmen alınmamış gösterilmesi de dahil, bir dizi şekle (kitabına da diyebilirsiniz) uygunluk adımı atıldı. Ancak, uygulanmayan yargı kararları için daha sonra kitabına uydurma adımları atılmış olsa da, Anayasa'nın 138. maddesi, bir yandan mahkeme kararlarının "değiştirilemeyeceğini", diğer yandan yerine getirilmesinin "geciktirilemeyeceğini" emredici hükme bağlıyor.

Velhasıl, uygulanmayan yargı kararları sonradan kitabına uydurulmuş ve bazı ifade verme yükümlülükleri gizlice yerine getirilmiş olsa da, 25 Aralık'ta bir anayasa suçu işlendi.

"Anayasa ihlali" tablosuna Başbakan Erdoğan'ın sözlerini de ekleyin. Erdoğan, halen tutuklu tlfi şüphelilerle yargıda devam eden bir süreç için "Yolsuzluk yok komplo  ve kirli tezgâh var" diyerek sadece soruşturmayı yürüten ve hepsi görevden alınarak İstanbul dışına tayin edilen savcıları suçlamış olmadı. O savcıların taleplerini yerinde görerek bakan çocuklarını da kapsayan şüphelileri tutuklayan mahkemelerin üyelerini de, defalarca yapılan tahliye taleplerini reddeden üst mahkeme üyelerini de "komplonun parçası" olarak suçlamış oldu. Anayasa'nın "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır" emrine, o Anayasa'nın uygulanmasında bir numaralı sorumlu olan Başbakan'ın cevabı bu oldu.

 

Hükümetin 'cemaat savcıları' iddiası meşru mu?

 

Gelelim, bazı savcı ve polislerin Gülen cemaati mensubiyetiyle hareket ettikleri iddiasına. Bu iddia, yolsuzluk soruşturmasından önceki yıllar boyuca da sürekli dile getirildi. Bu iddia için başvurulacak yer de hükümet değil yargı olduğu için, yıllarca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) şikâyetler yapıldı, ancak adları geçenler hakkında soruşturma izni verilmedi.

O şikâyetler sırasında da ülkenin tek başına hakimi olan AKP Hükümeti ne yaptı?

Hiçbir şey!

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da, bu durumu, "daha önce başkalarını hedef alan soruşturma ve kovuşturmalarla ilgili yapılan şikâyetlere sessiz kalmakla hata ettiklerini" belirterek açıkladı.

Bozdağ'ın da kabul ettiği bu durum, AKP'nin bugün "cemaate yakın savcıların iktidarı hedef aldıkları" iddiasına meşruiyet kazandırmıyor. Yanlış anlamayın, bu iddiaların tartışılması meşru ve yine yargı tarafından soruşturulması zorunludur. Meşru olmayan; hükümetin, yıllarca kullandığı, araçsallaştırdığı, en hafif ifadeyle kayıtsız kaldığı bu yapıyı, üstelik ortada açıklanmaya muhtaç ayakkabı kutuları varken, hedef aldığını öne sürmesidir.

 

Van'da ne oldu, hükümet ne yaptı?

 

Size, bugün "özel yetkili savcılardan" yakınan hükümetin en hafif ifadeyle sadece seyretmekle yetindiği, Türkiye'nin doğusundan batısına üç tuhaf hikâye hatırlatacağım.

Birinci hikâye Van'da yaşandı.  2005 yılının Nisan ayında Van Cumhuriyet Başsavcılığı'na imzasız bir ihbar mektubu geldi. Mektupta, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) alımlarında yolsuzluk yapıldığı iddia ediliyordu. Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), "denetimlerde ihbar mektubundaki yolsuzluk iddialarını doğrulayan bir bulguya rastlanmadığı" gerekçesiyle soruşturma izni vermedi.

YÖK'ün kararı üzerine aynı ihbar mektubu Haziran 2005'te “özel yetkili savcı” olan Ferhat Sarıkaya tarafından işleme kondu. Sarıkaya,  YYÜ'de “çıkar amaçlı suç örgütü kurulduğu" iddiasıyla harekete geçti. Özel yetkili savcıların örgüt suçlarını soruşturması için YÖK'ün izni gerekmediği için Rektör Prof. Yücel Aşkın ile YYÜ Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı'ya baskın yapıldı, iki isim de tutuklandı.

Yaklaşık dört ay hâkim karşısına çıkarılmayan Arpalı, yolsuzlukla suçlanmayı onuruna yediremeyerek cezaevinde intihar etti. Aylarca tutuklu kalan ve ve hükümete yakın medyada "Kör Agop'un torunu" başlıklarıyla nefret suçu eşliğinde de saldırılan Prof. Aşkın'ın sağlığı bozuldu.

Sonuç?

Üniversitede tek kuruş yolsuzluğa rastlanmadı, ayrıca "tarihi eser kaçırmak"la da suçlanan Aşkın, bu davada da beraat etti.

Peki hükümet, onurlu bir insanın hayatına da mal olan bu "özel yetkili savcılık ve mahkeme icraatı" için  ne yaptı?

Hiçbir şey!

 

Erzincan'da ne oldu, hükümet ne yaptı?

 

İkinci hikâye, Erzincan'da yaşandı. Dönemin Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, Kasım 2007'de İsmailağa ve Gülen cemaatlerine uzanan bir soruşturma başlattı. "İzinsiz eğitim kurumu açma ve bağış toplama" gibi ağır ceza gerektirmeyen gerekçelerle yürütülen bu soruşturma üzerine bu kez Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal harekete geçti. Şanal "cemaatin anayasal düzene karşı silahlı terör örgütü olduğunu" iddia etti ve bu nedenle kendi görev alanına girdiğini öne sürürek dosyayı Cihaner'den istedi. "Cemaatin silahlı örgüt olmadığını" vurgulayan Cihaner defalarca reddettiği bu talebi, sonunda kabul etmek zorunda kaldı ve dosyayı Mart 2009'da Erzurum'a gönderdi.

Ve soruşturmayı "cemaatin silahlı örgüt olduğu” gerekçesiyle devralan Şanal, hemen ardından yaklaşık 300 kişi hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi! Şanal, Cihaner'in yazılı itirazlarına rağmen varlığını iddia ettiği “silahlı bir cemaat örgütü”nün olmadığını dosyayı devralır devralmaz idrak etmiş, 300'e yakın kişi hakkında derhal dosyayı kapatmaya karar vermişti!

Ancak mesele bu noktada bitmedi. Özel Yetkili Savcı Şanal, "silahlı örgütü" Erzincan Başsavcısı'nın odasında aradı. Cihaner'in evine ve Erzincan Başsavcılığı makamına baskın yaptı, "silahlı örgüt üyeliği" iddiasıyla Cihaner'i gözaltına aldırdı, tutuklattı.

Bu olaylar yaşanırken, bugün birbirine giren cemaat medyası ile hükümete yakın medya elele Cihaner hakkında yargısız infazlar yaptılar.

Peki hükümet ne yaptı?

Cihaner'in başına gelenlerden memnundu. Zira, mesele, bugün olduğu gibi o gün de cemaat değildi. Mesele, dönemin Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe ile dönemin Enerji Bakanı Hilmi Güler'in ihale konuşmalarının, Cihaner'in mahkeme kararıyla yaptırdığı telefon dinlemelerine yakalanmasıydı!

Ne dersiniz; o gün cemaati soruşturan Başsavcı'yı tutuklatan Osman Şanal, bugün hükümetin "cemaat savcıları" operasyonundan tedirgin midir?

 

Ankara ve İstanbul'da ne oldu, hükümet ne yaptı?

 

Üçüncü hikâye, Ankara'dan İstanbul'a uzanıyor. Genelkurmay karargâhında hükümet aleyhine yayın yapan internet sitelerinin kurulduğu anlaşıldığında, İlker Başbuğ, "internet andıcı" soruşturmasında gözaltına alındı, Ocak 2012'de tutuklandı. 26. Genelkurmay Başkanı, özel yetkili savcı ve mahkeme tarafından "terör örgütü yöneticiliği" ile suçlandı ve cezalandırıldı.

Karar adildir, değildir bir yana; 12 Eylül 2010'da yapılan anayasa referandumunda "genelkurmay başkanları ile kuvvet komutanlarının görevlerinden dolayı işledikleri suçlardan Yüce Divan'da yargılanabilecekleri" hükme bağlandı.

Ancak Başbuğ, bu Anayasa değişikliğinden yaklaşık iki yıl sonra özel yetkili savcılarca suçlandı, özel yetkili mahkemelerce tutuklanıp mahkûm edildi.

Peki hükümet ne yaptı?

Hiçbir şey!

Başbakan birkaç kez "Genelkurmay Başkanı'nın terör örgütü yöneticiliğiyle suçlanmasını kabul edemediğini" açıkladı, ancak MİT Müsteşarı Hakan Fidan sorgulanmak istenince gösterdiği refleksi göstermedi. Fidan için süratle benimsenen yeni yasa çıkarma yoluna Başbuğ için gidilmedi. Ta ki, yolsuzluk iddialarıyla yürütülen 17-25 Aralık operasyonları yapılana kadar. Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Anayasa değişikliğinden yaklaşık 3,5 yıl sonra, geçen hafta Bakanlar Kurulu'ndan sonra gazetecilerin karşısına çıktı... Ve "Genelkurmay başkanları ile kuvvet komutanlarının Yüce Divan'da yargılanabileceklerii" hükme bağlayan "Anayasa değişikliğine ilişkin uygulama yasasının TBMM'ye gönderilmesine karar verildiğini" açıkladı!

Gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık, kitapları nedeniyle, bugün İstanbul dışına sürülen Savcı Zekeriya Öz tarafından gözaltına alındıktan sonra tutuklandıklarında Başbakan'ın ne dediğini hatırlayın:

"Bombadan daha tesirli kitaplar olabilir."

Çok uzadı bu yazı, biliyorum.

Bırakın ardını, eşitlik yasaların önünde bile yaşatılamadı bu ülkede!

Ama çatışarak da temizlenecek bu ülke. Belki en çok böyle temizlenecek.

Sezen Aksu der ki...

Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor!

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive