Doğan AKIN

T24.Com



Bookmark and Share

Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...


11.02.2015 - Bu Yazı 1381 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP 14 Ağustos 2001'de, Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan'ın tek adamlığına bayrak açan "yenilikçiler" tarafından kuruldu. Lider kadro Tayyip ErdoğanAbdullah GülBülent Arınç ve Abdüllatif Şener'di. Şener malum, AKP hakkındaki kapatma davası sürerken partiden ayrıldı, kurduğu yeni partiyle siyasetteki etkisini yitirdi. 

Erbakan'ın adayı Recai Kutan'a karşı yenilikçilerin adayı olarak Fazilet Partisi Genel Başkanlığı'na aday olan, seçilememesine rağmen 620'ye karşı 570 oy alarak ciddi bir başarı kazanan Gül'ün durumu da malum. Gül, özgül ağırlığını bilen Erdoğan tarafından daha Cumhurbaşkanlığı görevini devrederken toplanan AKP kongresiyle pasifize edildi.

Nihayet AKP, kuruluşunu izleyen yaklaşık 13 yılda partiye tuğrasını vuran isim olan Tayyip Erdoğan'ın kişiliği nedeniyle yenilikçilerin Erbakan'a isyan etme gerekçesini kendi bünyesinde inşa etmiş bulunuyor; tek adamlık!

Erdoğan'ın Erbakan'ın "tek adamlığına" karşı mücadelesi, neler yaptığı, ne gibi tepkiler gördüğüne ilişkin olarak Erdoğan'a en yakın isimlerden eski AKP milletvekili Hüseyin Besli ile Ömer Özbay'ın birlikte kaleme aldıkları "R. Tayyip Erdoğan - Bir Liderin Doğuşu" adlı biyografi önemli ayrıntılar içeriyor.

AKP'de alışık olmadığımız gelişmeler

Bir süredir, AKP'de görmeye alışık olmadığımız gelişmelere tanık oluyoruz. Fikir ayrılıkları ve tartışmaların kamuoyu önünde yapılmaya başlanmasından söz ediyorum.

Bu konuda AKP tarihindeki ilk büyük ilk büyük çıkışı Bülent Arınç Erdoğan'a karşı yapmıştı. Arınç, "Hükümet Sözcüsü" olarak Kasım 2013'te, "kız ve erkek öğrencilerin aynı evlerde kalamayacakları yolunda aldıkları bir karar olmadığını" açıkladıktan sonra Erdoğan "konuşulanları inkâr edecek biri olmadığını, kız ve erkek öğrencilerin aynı evde kalamayacaklarını, önlem alacaklarını, gerekirse yasal düzenleme yapacaklarını" söyledi. 

Arınç, Erdoğan tarafından yalanlanınca, Başbakan Yardımcısı olarak kendisine bağlı bulunan TRT'nin ekranına çıkarak "kum torbası olmadığını, aralarında doğan çelişkiyi Erdoğan'ın izah etmesi gerektiğini, kendisinin 24 saat izlediği Başbakan'ın görevinin de Hükümet Sözcüsü'nü izlemek olduğunu" söyledi. 

Erdoğan, o güne kadar AKP'de kimsenin kendisine karşı yapamadığı çıkışı yapan Arınç'ın partideki etkisini dikkate alıp genel tavrının dışına çıkarak alttan aldı, krizi soğuttu. Alttan aldı, zira bu krizden önce "konuşan bakanı kapının önüne koyacağını" açıklayan bir Erdoğan vardı.

Gül'e milletvekili adaylığı teklif edilecek mi?

AKP'nin kurucu kadrosu arasında daha önce gözlenen görüş ayrılıkları da oldu. Gül'ün demokrasinin gelişmişliğini gösterdiğini düşündüğü Gezi Parkı sürecini Erdoğan'ın "darbeci komplo" olarak görmesi... Erdoğan'ın bazı BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşı çıkan Gül için kameralar önünde "Cumhurbaşkanı'yla polemiğe girmek istemem. Bu düşünceyi paylaşmadığımız ortada" demesi hükümetin sevk ve idaresi altındaki medyada "sorun yok, bunlar fitne" gibi rivayetlerle geçiştirilmeye çalışılsa da temel konularda ortaya çıkan ciddi ihtilaflardı. Süreç, Gül'ün, Erdoğan tarafından şimdilik tasfiye edilmesiyle sonuçlandı.

Sahi, "2015 seçimlerinde, "başbakanlığın" da anayasal koşulu olan milletvekilliği için Abdullah Gül'e adaylık teklifi götürülecek mi" sorusunu not ederek devam edelim.

Erdoğan'lı ilk Bakanlar Kurulu atışması

AKP'de alışık olmadığımız kamuoyu  önündeki tartışmalardan biri de, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Bakanlar Kurulu'na ilk kez başkanlık edeceği tarihe ilişkin olarak yaşandı. Havuz medyası oluşturma girişimlerinde aldığı görevden sonra Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'ndaki bir numarası diyebileceğimiz eski Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik Bakanı Binali Yıldırım, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olarak Bakanlar Kurulu'nu ilk kez 5 Ocak'ta toplayacağını açıkladı. Bu açıklamaya Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun cevabı "Cumhurbaşkanımızla beni ilgilendiren konular sadece Cumhurbaşkanımızın zatı ve benim tarafımdan açıklanır. Dolayısıyla böyle bir toplantı yok", Bülent Arınç'ın cevabı da "Yıldırım'ın İzmir Milletvekili olmasının dışında başka bir pozisyonu yoktur" oldu. 

Bu açık tartışma, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasından sonraki AKP'ye dair not edilmesi gereken bir sertlik taşımasının yanı sıra geçmişe dair kuvvetli çağrışımlar da yapıyordu.

Özal'ı unutmayın

Evet, Erdoğan partisine daha önceki liderlerden daha hakim ve "total"i kontrol etme arzusu konusunda sınır tanımıyor. Ama bir yandan da, yakın tarih bize diyor ki, Cumhurbaşkanlığı ile hükümet arasında küçümsenmemesi gereken mesafeler var.

Hatırlayın, Süleyman Demirel 1993'te 9. Cumhurbaşkanı olduktan sonra partisi DYP'nin başına, en istemediği ismin, Tansu Çiller'in geçmesine mani olamamıştı.

Turgut Özal'ı hatırlayın. 1989'da 8. Cumhurbaşkanı olarak Köşk'e çıkmadan önce, 1983'te kurup iktidara getirdiği ANAP'a genel başkan adayı olarak belirlenen ve adları "Sekiz Türk büyüğü" olarak anılan isimler arasındaki seçiminde büyük bir sürpriz yapmış, kendisine en tabi olacak kişi diye düşündüğü Yıldırım Akbulut'u partinin başına ve başbakanlığa getirmişti. İhtimal, bu tercihe Akbulut'un kendisi de çok şaşırmıştı.

Akbulut, devlet protokolündeki yeri "1 numara" olan TBMM Başkanlığı görevi sırasında bile o sırada Başbakan olan Özal'ın birkaç adım gerisinden yürümesi eleştirilince, "O beni bu makama getiren kişi. Ben asla onun önünde yürümem" diyebilecek kadar Özal'a sadıktı. 

Peki sonuç? 

O Akbulut da Özal ile anlaşamadı, "siyasal ve hukuki sorumlu" olarak Başbakanlık koltuğunda otururken "sorumsuz Cumhurbaşkanı"nın her şeye karışmasına tahammül edemedi. Milletvekillerini Köşk'te toplayacak kadar bastıran Özal'ın markajına rağmen TBMM Körfez Savaşı'na asker göndermeyi reddetti ve "sadık" Akbulut Başbakanlık koltuğunda iki yıl bile kalamadı.

Özal'ın Akbulut'tan sonraki tercihi Mesut Yılmaz da, kısa süre içinde Özal'ın en büyük sorunu olacaktı. 17 Nisan 1993'teki sürpriz vefatı olmasaydı Özal'ın Cumhurbaşkanlığı'nı bırakarak tekrar ANAP'ın başına geçmeye karar verdiği biliniyor. Özal'ın, Cumhurbaşkanı'yken ANAP İstanbul İl Başkanlığı'na eşi Semra Özal'ı seçtirdiğini de hatırlatalım.

İhmal edilen bir mesele; haysiyet

Demirel gibi Özal da "başkanlık" sistemini istiyordu, ama olmadı. Özal ve ANAP tecrübesi, parlamenter bir anayasayla başkan gibi davranmanın, sadece siyasi ve hukuki sonuçları olmadığını, sorunun bir noktada haysiyet meselesi haline geldiğini de koydu önümüze. Evet haysiyet. Hiçbir protokole tabi olmayan, her düzeyde, her insana karşı hürmet gerektiren haysiyet meselesi ihmal edilince "sadakat" yolculuğu uzun sürmüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan-Başbakan Davutoğlu ilişkisi henüz yolun başında, ama yolculuk süratli. Erdoğan'ın dış politikadan ekonomiye kadar her konuda açıklamalar yaptığı, talimatlar verdiği bu yolculukta Davutoğlu'nun şimdiden açığa düştüğü meseleler var. Dört eski bakanın Yüce Divan'da aklanmasının Erdoğan tarafından reddi, şeffaflık paketinin rafa kaldırılması gibi konularda Davutoğlu'nun Başbakan olarak tayin edici bir irade ortaya koyamadığını, arzusu dışında bir sürecin şimdilik "sadık başbakanı" olduğunu biliyoruz.

Erdoğan'ın Fidan ve Davutoğlu mesajları

Peki nereye kadar? Zaman gösterecek. Ancak Hakan Fidan'ın MİT Müsteşarlığı'ndan Erdoğan'a rağmen istifa etmesine mim koyun.

Fidan'ın istifası, AKP iktidarı tarihinde "Ankara'da neler oluyor" sorusunu en çok hak eden gelişmelerden biri. Erdoğan'ın Güney Amerika yolunda Hakan Fidan konusunda yaptığı açıklamalar da, AKP tarihinde alışık olmadığımız türden. Hatırlayalım:

"Kendisine açık ve net olarak ‘Ayrılmanı doğru bulmuyorum. Çünkü burası rastgele bir yer değil’ dedim. Nitekim ben oraya son derece güvenilen, hatta ‘sır küpüm’ olarak görebileceğim birini getirmiştim. Daha öncesinde söz konusu arkadaşı özel temsilci olarak görevlendirdiğim anlar da olmuştu. Dolayısıyla bu makama gelmiş olan bir kardeşimizin milletvekili adayı olmak ya da onun ötesinde bazı görevleri kafasında planlamak gibi bir durumu olabilir. Ya da ona belki bu tür bazı vaatlerde bulunulmuş olabilir, orasını bilemem.”

Erdoğan, "sır küpüm" dediği Fidan'ın MİT'i bırakmasından tedirgin olmuş görünüyor. "Milletvekilliğinin ötesinde planlar yapmış olabileceğine" işaret ediyor ve "Fidan'a bazı vaatlerde bulunulmuş olabilir" diyerek Davutoğlu'na kuvvetli bir gönderme yapıyor. Erdoğan bu kadar güvendiği bir ismin "başkalarının vaatlerinin peşinde gittiğini" söylemeyeceğine göre, bu sözlerin adresi Fidan'ın yanı sıra Davutoğlu. Fidan'a vaatler konusunda "Orasını bilemem" diyen Erdoğan'ın "bilmemekle" yetinen, "bilmemeye razı olan" bir şahsiyet olmadığını biliyoruz.

Erdoğan'ın açıklamasının devamında da Davutoğlu'na kuvvetli bir gönderme var, okuyalım:

“Kendileri (Fidan) artık yorulduklarını söyleyerek, burada daha fazla devam edemeyeceklerini söyleyerek maalesef böyle bir adım atmayı uygun buldular ve bu adımı attılar. Bundan sonraki süreç Sayın Başbakan’a ait olan bir süreçtir. Yerine kim gelecekse Sayın Başbakan teklif yapar. Biz de onar ya da onamayız.

Kimin geleceği çok önemli, çünkü bizim ‘paralel yapı’yla mücadele esnasında neler yaşadığımız, neler çektiğimiz, her şey ortada. Böyle bir ortamda böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmayı ben asla doğru bulmam. PKK terör örgütü bile uluslararası camiada bunların Türkiye’ye verdiği zararı vermemiştir. Ben her zaman söylüyorum. Tek kişi dahi kalsam ben bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürürüm."

Fidan neden yoruldu, Erdoğan niye tedirgin?

Bir MİT Müsteşarı'nın durumunu, emsali görülmemiş bir şekilde tartışan Erdoğan'ın sözleri önemli sorular doğuruyor...

- Fidan kariyerinin zirvesindeyken neden yoruldu, milletvekilliğini 'dinlenmek' için mi istiyor? Yoksa Fidan'ı MİT Müsteşarı olarak yoran talepler mi oldu?
- Erdoğan, Fidan'ın "maalesef" MİT Müsteşarlığı'ndan istifa etmesini değerlendirirken "Böyle bir ortamda böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmayı ben asla doğru bulmam" diyerek "ihanete uğradığını" demeyelim, ama yalnız bırakıldığını mı düşünüyor?
- Erdoğan "Tek kişi bile kalsam ben bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürürüm" diyerek yalnız kalma kaygısını, o yalnızlık haline dair bazı endişelerini belli etmiyor mu?

Bu anayasayla hakim olmak zor

Erdoğan'ın, Davutoğlu'na "Yeni Başbakanlık MİT Müsteşarı'nı ben seçerim" mesajını da içeren açıklamaları Ankara'da Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden gelişmeler olduğunu gösteriyor.

Erdoğan'ın başkanlık sistemi arzusunu, içinde bulunduğu bu duygu iklimini de dikkate alarak değerlendirmeliyiz. Erdoğan; bırakın devleti ve ülkeyi, "sır küpüm" diyecek kadar yakın olduğu, Başbakanlığa getirecek kadar güvendiği  insanlara bile parlamenter esaslara dayalı bir anayasayla hakim olamayacığını görüyor. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nda aradığı güç, parlamenter sistemi devlet başkanının yetkileri lehine epey zorlayan bu anayasada bile yok. 

Velhasıl Erdoğan bir "güç" sistemi kurdu ve ancak gücü elinde tutarak inşa ettiği bu düzeni sürdürebileceğini görüyor. Ama başkanlık sistemine geçilemezse hukuki ve cezai mevzular var, haysiyet meseleleri var...

Evet, Ankara'da bir şeyler oluyor.

Geçmişten çok isim andık bu yazıda. Şair Başbakan Bülent Ecevit'i ihmal etmeyelim.

Ecevit der ki...
Bir şeyler olacak yarın
duruşundan belli
kırdaki atların
bulutların koşuşundan belli
kazışından köstebeklerin toprağı...

.

Facebook Yorumları

Kod8
2.7.2018
Hazal Özvarış söyleşileri ve şüphenin yararı; önümüze konanın ardına bakmak...
20.6.2018
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
1.6.2018
Mavi en sevdiğimiz renkti...
5.5.2018
Kılıçdaroğlu'nun 'geniş ittifak' çağrısının hedefi Akşener, İnce'nin adaylığı İyi Parti'de beklentileri değiştirdi
24.4.2018
Dört muhalefet partisi uzlaşmaya yakın; Erdoğan'a karşı Gül'ün 'ortak adaylığı' konusunda son gelişmeler neler?
19.2.2018
Bizim 'eğer'li yalnızlığımız...
24.1.2018
Tek başına bir güçtü; gazetecilik can çekişirken Uğur Mumcu 25 yıldır yaşıyor!
29.9.2017
'Gazeteci' Alev Coşkun, 'Fethullahçı' Cumhuriyet'e karşı!
17.6.2017
CHP'ye 'sokak' ihtarları çeken iktidara bir okuma tavsiyesi: Erdoğan biyografisi
8.6.2015
25 maddede azınlık hükümeti, erken seçim, koalisyon ihtimalleri ne, Erdoğan ne yapabilir?
30.5.2015
'Kitleler güruhlaştırılıyor, toplum polisleştiriliyor, artık yarı totaliter bir rejim var!..'
13.4.2015
Bir zavallı yanaşma!..
21.03.2015
Yepyeni Türkiye: Arınç, Erdoğan'ın 'anayasa suçu' işlediği mesajını veriyor!
20.02.2015
Tacize, tecavüze, şiddete ilk taşı günahsız olan atsın!
11.02.2015
Erdoğan'a rağmen, Erdoğan'ın hoşlanmadığı, Erdoğan'ı tedirgin eden şeyler oluyor...
12.12.2014
Çekin ellerinizi gazetecilerin üzerinden!
20.11.2014
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı 'bedelli askerliği kaşımak'la suçluyor!
10.11.2014
'Ezilme Mustafa Karaalioğlu' diyesim var ama...
06.11.2014
40 soruda Balyoz davasında neler oldu, ne oluyor, ne olabilir?
30.10.2014
Zaman gazetesi, ÇYDD'nin burs verdiği 'fahişeleri' ve 'teröristleri' hatırlıyor mu?
27.10.2014
Erdoğan, neden 'Hrant Dink cinayeti paralel yapının işi' diyemez?
02.10.2014
Bir AİHM, iki Erdoğan; zorunlu din dersi, sorunlu matematik
25.09.2014
Doğan grubuna vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?
12.09.2014
İnternette büyük gözaltı ve Erdoğan'ın Gül'e attığı çizik
19.08.2014
Gazeteler nüfuz kâğıdı olunca editoryal denetim ile sansür birbirine karışır
11.07.2014
20 soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında işlenen o cinayetler
05.06.2014
TÜSİAD-hükümet hattında ne oluyor, Sütaş'ta da vergi incelemesi mi var?
01.06.2014
Ne yaparsanız yapın, İstanbul artık Gezi Parkı'nın etrafındaki şehrin de adıdır!
11.05.2014
Tarihten güncelliğe bir soru: Başbakan 'edepli' davrandı mı?
02.05.2014
Grev gözcülüğünden devlet sözcülüğüne Erdoğan'ın hikâyesi
19.04.2014
Başbakanlık ve Köşk için iki anayasası olan Erdoğan ile Gül yol ayrımında
07.04.2014
25 soruda Cumhurbaşkanlığı seçimi; neden tartışmalı, nasıl yapılacak?
03.04.2014
TİB Başkanı'na bugünler için yargı dokunulmazlığı sağlandı!
30.03.2014
Halk aldanmaz, inandığı aydınlar aldanırsa aldanır!
28.03.2014
TİB, hangi yasal yetkiyle YouTube'u kapatabildi?
10.03.2014
Demirören'in sıvı hâli ve gözyaşının kirlenmesi
19.02.2014
İnternet yasası değişiyor, 'beyefendi gazeteciliği' ağır yaralı!
18.02.2014
Markar Esayan ve 'kepaze olmadan yaşlanmanın imkânsızlığı...'
05.02.2014
Mahkeme kararında TİB'in yayından çıkarmak istediği CHP önergesi yok!
04.02.2014
25 soruda mevcut internet yasası ve getirilmek istenen yeni düzen
01.02.2014
Yolsuzluk sorularını TBMM'nin sitesinden de kaldıracak mısınız
27.01.2014
Yasadışı kayıtlar Erdoğan'ın dilinde, yasal dinlemelerin yayını ise yasak!
20.01.2014
AKP'nin 'cemaat savcıları'na karşı vefasızlığına dair üç hikâye
30.12.2013
Şemdinli Savcısı'ndan İstanbul Savcısı'na bir memleket hikâyesi...
27.12.2013
Kabine revizyonu neler diyor, hangi bakan Erdoğan'a sürpriz yapabilir?
25.12.2013
Erdoğan 'yargıya hakaret' ve 'adil yargılamayı etkileme' suçu işliyor!
25.12.2013
Erdoğan, AKP Programı'nda yolsuzluk için hangi sözleri vermişti?
23.12.2013
Tutuklanan Halkbank Genel Müdürü için sürpriz tanıklar mı geliyor?
22.12.2013
Gazeteci sorgusunda çekilen tespih, rüşvet baskınında niye sorun oldu?
18.12.2013
18 maddede hükümet ne mesaj verdi, cemaate örgüt operasyonu yolda mı?
18.12.2013
Penguence konuşan medya ve operasyonda cemaatin rolü üzerine...
10.12.2013
Erdoğan'ın 'möbleli zindanı'ndan Erdoğan Türkiyesi'nin cezaevlerine
02.12.2013
Şırnak katliamı ve sonrasında Ankara'da neler oluyordu?
28.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
26.11.2013
'1982 Anayasası'nda özel hayat hükmü mükemmel, ama pratikte çiğneniyor!'
25.11.2013
'Ağzı olmayan bir çığlık' olarak Türkiye'de gazetecilik!
20.11.2013
Erdoğan-Arınç barışı, kız-erkek evlerinin denetimini rafa mı kaldırdı?
13.11.2013
Erdoğan-Arınç krizinde hangi noktadayız, istifa gündeme gelir mi?
11.11.2013
Gül: Türkiye'nin yolu bellidir, sorun çıkarsa lokomotif değiştirilir!
09.11.2013
25 maddede Arınç'ın Erdoğan'a resti ne anlama geliyor, neler olabilir?
02.10.2013
Gül'ün hatırlattığı; 2014'te başbakan seçimi de yapılacak
17.09.2013
Devlet ayağa kalk; Hrant Dink davası yeniden başlıyor!
04.09.2013
MGK'nın ‘28 Şubat tutanakları’ açıklaması neden önemli?
16.08.2013
Demirtaş: Paketin alternatifi savaş, Öcalan'a göre başka fırsat olmayabilir
12.08.2013
Uzun bir Milliyet hikâyesi: Demirören Köşk'e neden gitti?
09.08.2013
Hüseyin Çelik için bir utanç hikâyesi
05.08.2013
Ergenekon ve Amistad: Hikâye ne?
01.08.2013
35. madde değişikliği darbe girişimi ve 28 Şubat davalarını etkileyebilir mi?
25.06.2013
Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...
18.06.2013
Gezi Parkı eylemleri suçsa, AK Parti Programı o suçun delili sayılır!
15.06.2013
Gezi Parkı direnişi Erdoğan'ı beş noktada değiştirdi
12.06.2013
Dolmabahçe Camisi'ne asıl sığınan kim, kim hukuku ayaklar altına aldı?
03.06.2013
Neymiş; ekonomi iyiyse, habercilik kötüymüş!
02.06.2013
Bir Gezi Parkı, üç AKP!
01.06.2013
Medya da suskun, bu halkı kim kandırıyor?
31.05.2013
Gezi Parkı'ndaki ağaçlar, kendini gazeteci sanır!
27.05.2013
'Siyasi faaliyet yapanı çok şiddetle cezalandıracağım!..'
22.05.2013
Erdoğan Cumhurbaşkanlığı'na aday olduğunu dolaylı olarak duyurdu
20.05.2013
‘Hasan Cemal’ deyip iki noktayı üst üste koyunca…
10.05.2013
Fethullah Gülen 'Türkiye'de yine darbe olur mu' sorusuna ne cevap verdi?
06.05.2013
15 soruda 1 Mayıs olayları, 1 Mayıs açıklamaları, hukuk ve devlet
02.05.2013
Aktivizm değil, jurnalizm
25.04.2013
Mustafa Kemal ‘light’ bir paşa mıydı
22.04.2013
Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?
18.04.2013
Cemaat’in ‘özgürlük’ çıkışı ne anlama geliyor
11.04.2013
Anadil yasağı Anayasa’ya ne zaman girdi
08.04.2013
Yeni Şafak ve İlhan Cihaner'in yaptırdığı telefon dinlemeleri üzerine
28.03.2013
Her insan kendi heykelini yontar
25.03.2013
Gazeteler sizinse, gazetecilik bizimdir!
22.03.2013
15 maddede Öcalan'ın mektubu
21.03.2013
Evvel zaman içinde Milliyet
14.03.2013
Mâbeyn kâtibi
09.03.2013
Hasan Cemal sansürü Hürriyet'te de yürürlükte!
07.03.2013
Türk basın kuvvetleri işbaşında
28.02.2013
Berfo Ana ile Yaşar Büyükanıt
21.02.2013
Dikkat et, başın öne eğilmesin
19.02.2013
Devletimiz Hollanda'da lezbiyen çifti takipteyken...
14.02.2013
‘Türkiye devleti’ nasıl kuruldu
07.02.2013
Başbakan, Haberal için ne düşünüyor
31.01.2013
‘Önyargı’ örgütünün ‘yasadışı’ eylemleri
24.01.2013
Gazetecilikten ‘şovmenliğe’ Birand
17.01.2013
Dünyadan Türkiye’ye barış için dokuz madde
10.01.2013
Tansu Çiller ve Nimet Baş; tarihselliğin talihsizliği
03.01.2013
Yavaşlamazsan anlayamazsın
27.12.2012
Erdoğan gizli dinleme ve izlemeleri nasıl meşrulaştırdı
20.12.2012
Beklenmedik bir hadise
13.12.2012
Koç ve Sabancı’ya reklam tebligatı
06.12.2012
Evet Hrant, Türklük aşağılandı
29.11.2012
Kanlı liste için 18 yıl sonra gelen açıklama
22.11.2012
Darbe Komisyonu’nda Çiller hayranlığı
15.11.2012
Tansu Hanım, siz zaten bitmiştiniz
08.11.2012
Gazetecileri de konuşalım mı
01.11.2012
Darbelerin ömrü ne kadar
25.10.2012
‘Terör örgütünün önemli açıklamaları…’
18.10.2012
Ve AB raporuna medya patronları da girdi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8