Ekin GÜN

Sivil Düşünce



Bookmark and Share

2014 Model Takrir – i Sükun


17.02.2014 - Bu Yazı 2402 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yıl 1925. Günümüzün inkılâp kitaplarına şeriat ayaklanması olarak geçen ama gerçekte Kürt ayaklanması olan Şeyh Said Ayaklanması’nın olduğu sıralarda Fethi Okyar başbakandır.

Fethi Bey ile arası açık olan İsmet İnönü rahatsızlığı sebebiyle Heybeliada’da dinlenirken Mustafa Kemal İsmet İnönü’yü Fethi Bey’in ayaklanmayı iyi yönetemediğini öne sürerek Ankara’ya çağırır. Fethi Bey’e göre olay isyan denemeyecek kadar abartısız ve muhtemelen de uzlaşma ile çözülecek kadar da sebebi olan bir ayaklanmadır.

Tüm bunların üzerine Mustafa Kemal, Fethi Bey’in istifasını ister ve İsmet İnönü başbakanlığa bizzat Mustafa Kemal tarafından atanır ve yeni hükümeti kurma görevi İnönü’ye verilmiş olur.

3 Mart’ta görevi atamayla devralan İsmet İnönü’nün hükümeti 4 Mart’ta siyasal erke geniş yetkiler veren Takrir – i Sükun’u Meclis’ten geçirir ve böylece Kasım 1924’te “dinsel gericiliğe” karşı İnönü’nün geçirmek istediği Takrir – i Sükun, Meclis’te ikinci denemesinde kabul edilir. İlk deneme de Meclis tarafından kabul edilmeyen Takrir – i Sükun’un üzerine istifa eden İsmet İnönü yaklaşık bir 100 gün sonra da tekrardan göreve gelmiş olur.

Takrir – i Sükun’un ilan edilmesiyle birlikte Diyarbakır ve Ankara’da kurulan İstiklal Mahkemeleri’nde Şeyh Said ve ayaklanma yöneticisi olduğu iddia edilen 46 kişi idam edilir, Huzurun Sağlanması Yasası adı verilen Takrir – i Sükun sayesinde cumhuriyet yönetimi Güneydoğu’da etkinliği artırır ve denetimi de ele geçirir.

Takrir – i Sükun’un “dinsel gericiliğe” karşı Meclis’ten kabul edilmesiyle birlikte 1926 yılına kadar uzanan idamlar serisi İskilipli Atıf Hoca gibi toplumun önde gelenlerini de içine alarak devam eder.

Tüm bunların akabinde gerçekleşen en önemli olay ise; Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın bu yasayla birlikle kapatılması olur. Özellikle Fethi Bey’in başbakanlığı döneminde ılımlı – uzlaşmacı politikaları ve Şeyh Said Ayaklanması’na katılan bazı fırka yöneticilerinin de olduğu gerekçe gösterilerek fırka kapatılmış ve cumhuriyetin ilanının ikinci yılında tek partili dönem meşruiyetini sağlamlaştırmıştır.

Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nı kazandıktan sonra kuracağı yeni rejimde ikinci adam olarak düşündüğü ilk ismin İsmet İnönü yerine Fethi Okyar’ın olması İnönü ile Mustafa Kemal’in arasını açsa da Fethi Bey’in ılımlı ve nispeten dönem zarfındaki liberal görüşleri Mustafa Kemal’in kurmuş olduğu yeni rejimdeki temel felsefesine tam olarak uyum sağladığı düşünülemez.

O nedenle Fethi Bey’in başbakanlığı dönemindeki ılımlı ve uzlaşmacı politikasını bir tehlike olarak düşünen Mustafa Kemal İsmet İnönü’yü en yakınına alarak kendi cumhuriyet felsefesini daha rahatlıkla hayata geçirmeyi sağlamıştır.

Takrir – i Sükun’la birlikte çok partili sistem dönemi de feshedilmiş olur. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın 6,5 ay sonra apar topar kapatılması, gerçekleştirilen idamlar ve hükümet değişiminin belli bir zümre tarafından ilan edilmesi Türkiye’nin demokrasi macerasının önünü kapayan en önemli adımlar olmuştur.

Aslında 1909 yılından itibaren etkin hale gelen İttihat ve Terakki kadrolarının yönetiminde ilerleyen ülkede etnik bir temizlik yapılacağının sinyalleri verilmiş, 1915’te temelleri atılan İttihat Aydınlanması 1920 Meclisi’nin renkliliği ile birazcık nefes alsa da 1924 yılında kabul edilen tek tipçi anayasa ve 1925 yılında Meclis’ten geçirilen Takrir – i Sükun’la birlikte Türkiye’de hala daha günümüzde bile etkileri hissedilen rejimin temelleri atılmıştır.

Sanılanın aksine Türkiye’de ilk darbe 1960 yılında bir grup üniformalı tarafından değil, 1925 yılında bir grup sivil tarafından gerçekleşmiştir. Topsuz tüfeksiz bir darbe yapılacağının ilk örnekleri “halka rağmen” yasası da sayılabilecek Takrir – i Sükun’la zemin elde etmiş sayılabilir.

Türkiye’nin kısa yakın tarihini okuyan bir ilkokul çocuğu bile bugüne kadar ülkeyi sivil hükümetlerin değil, vesayet kadrolarının yönettiğini çok iyi bilir. O nedenle Kemalist rejimin baskısının çok güçlü olduğu bir dönemde ülkenin darbe planlarının açığa çıkmasıyla tasfiye olan vesayet kadrolarının sadece aktörlerinin değiştiğini görememek varsın bizim hatamız olsun.

Lakin İhsan Dağı’nın ne iyi ne de kötü sayılabilecek bir internet yasasını hükümetin yeni Takrir – i Sükun’una bağlaması ancak ve ancak Taksim’deki elitist protesto gösterilerinin manifestosundan başka ne olabilir?

Başbakana Gezi Olayları’ndan bu yana plazaların yazı işleri katında dublör aramanın son versiyonu sanırım İsmet İnönü oldu. Hitler ve Yezid dublörlerinden sonra İnönü ile ne derece ilerleme sağlandığını bir kenara bırakırsak Tokat’ın bir köyündeki Ahmet Amca’nın internet yasasıyla kendisini ne kadar baskı altında hissettiğini de oturup bir düşünmek lazım.

Yine bir ilkokul çocuğunun çok rahatlıkla bilebileceği Türkiye’de bugüne kadar ki var olan siyasi mücadelenin siyasi partiler arasında değil de, atanmışlarla seçilmişler arasında olacağını bilmesi bile birtakım “demokratların” klavyedeki “x,q,w” harflerine özgürlük getiren bir siyasal iktidarın web üzerinden Takrir – i Sükun çıkarabileceğini düşünmesinden alıkoyamadı.

6,5 ayda Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kapatıp tek parti rejimini sağlama alanların zihniyet dünyası 2014 yılında “AK Parti kapatılmalıdır” tezleriyle update sağlamıştır.

Peki Takrir – i Sükun aslında ordu vesayetinden sivil vesayete geçişte yargı ve emniyette çöreklenen paralel yapı aktörlerinin 17 Aralık’tan bu yana başrolünü çektiği yolsuzluk kamuflajı altında gerçekleşmiyor da nerede gerçekleşiyordur?

Başbakanı hatta Cumhurbaşkanını bile dinleyen bu paralel yapının sivil hükümet tarafından ezildiğini düşünmek ve “Türkiye’de diktatörlük var, görmüyor musunuz yaa” algısı yaratmak aslında siyasal iktidarı ve toplumu tahakküm altına alarak dizayn etmekten başka hiçbir amaç taşımasa olsa gerek.

1925’te Takrir – i Sükun’u Meclis’ten geçiren felsefe bugün Türkiye’de paralel yapının felsefesiyle birebir örtüşmektedir ve açık konuşalım meseleye sadece yolsuzluk olarak bakmak paralel yapının yanında pozisyon almaktan başka bir şey de değildir. Dolayısıyla 1925 yılındaki sivil darbe 89 sene sonra 2014 yılında bu topraklarda tekerrür etmiştir.

Türkiye’de seçimle işbaşına gelmiş bir hükümeti 1923’te atanmış bir hükümetle Takrir – i Sükun üzerinden eşit tutmak sanırım bu ülkenin profesörlerine kısmet olmuştur. Keza toplumun büyük çoğunluğu tarafından üç dönemdir iktidara gelen bir partiyi kapattırmak için söylemlerde bulunmak da aynı şekilde“sınıf atlamış” bu camianın nasibidir.

Kendini sınıf atlamış ve dolayısıyla aydınlanmış zannedenlerin Eski Türkiye’den kalma alışkanlıkları Yeni Türkiye’de artık bir rüya olarak tarihe geçiyor. Bu rüyaya ortak olma gibi bir niyetiniz varsa tweetlerinizi iki katına çıkarabilirsiniz.

Yoksa böyle bir niyetiniz Uzun Adam’ın yürüyüşünü seyretmek için 30 Mart’ta yerlerinizi en ön sıradan kapın. Çünkü Türkiye’de bundan böyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

http://www.sivildusunce.com/2014-model-takrir-i-sukun.html

.

Facebook Yorumları

Kod8
29.10.2018
MİLLETİN KURDUĞU İTTİFAK…
24.9.2018
BİR MEDYA ELEŞTİRİSİ VE BİZİM YAZARLARIMIZ
9.9.2018
MAKAM ARACI
19.8.2018
ASIL HEDEF CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ!
29.7.2018
BEDELLİ ASKERLİK KONUSU NİYE KİMSEYİ MEMNUN ETMEDİ?
15.7.2018
FUAT UĞUR HAKSIZ MI?
1.7.2018
HAVADA MİS GİBİ MAKARNA VE KEK KOKUSU VAR…
14.6.2018
HER ŞEY İZMİR MARŞI'YLA ÇÖZÜLSEYDİ…
4.6.2018
MECLİS İŞLEVİNİ YİTİRİYOR MU?
21.8.2015
Başkan Erdoğan
18.8.2015
MHP Ne İşe Yarar?
12.8.2015
Selda Bağcan ve Sol Şiddet
10.8.2015
Atilla Yayla İlkeleri İçin Yaşar!
6.8.2015
Ahmet Hakan Nişantaşı’ndan Bildiriyor…
31.7.2015
Demek ki…
30.7.2015
Yüksekdağ ve Demirtaş’a 25 Soru
25.7.2015
Suruç ve İzmir’deki Suriyeli Çocuk
21.7.2015
3 Konu 3 Soru
17.7.2015
Kurusırt’ın Ardı
15.7.2015
2002’den Bugüne AK Parti…
9.7.2015
AK Parti - HDP Koalisyonunu Konuş(a)mamak…
4.7.2015
Doğu Türkistan İçin Dünya 5’ten Büyüktür!
30.6.2015
Muhalefete Dr. House Lazım!
25.6.2015
AK Parti – MHP Koalisyonu
21.6.2015
Nutella Koalisyonu
15.6.2015
Bu mektup sana
8.6.2015
Halk Böyle İstedi
5.6.2015
Buraya Kadar Demirtaş…
2.6.2015
Yapma Be Hakan Ağabey…
29.5.2015
Oy ve Ötesi Meselesi…
27.5.2015
Eski Bir Solcunun Hikayesi…
22.5.2015
Oyum AK Parti’ye, Nolmuş?
19.5.2015
Barajı Geçemeyeceksin HDP!
14.5.2015
Seni başkan yapacağız!
9.5.2015
Geç bu işleri Ahmet Altan!
4.5.2015
1 Mayıs Günlüğü…
12.4.2015
Türkiye Türklerinmiş meğer...
24.02.2014
28 Şubat’tan Geriye Kalanlar…
17.02.2014
2014 Model Takrir – i Sükun
06.02.2014
Bizim Liberaller… (2)
20.01.2014
Hrant İçin Adalet…
30.12.2013
Bizim Liberaller…
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8