Elif ÇAKIR

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!


3.8.2017 - Bu Yazı 938 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Görev süresinin bitmesine daha üç yıl bulunan Mehmet Görmez Hoca “emeklilik”gibi bir bahaneyle görevinden alınan ilk Diyanet İşleri Başkanı olmadığı gibi sonuncusu da olmayacak gibi görünüyor.

Zira, Cumhuriyet’le yaşıt Diyanet teşkilatının tarihi hiç de hoş olmayan bir şekilde görevden alınan, istifaya zorlanan Başkanların hazin hikayeleriyle dolu.

17-08/03/ekran-resmi-2017-08-03-013540.png

Elbette bunların tamamının hikayesini bilmiyoruz ancak kısmen dönemin basınına yansıyan ya da ‘zaman aşımına uğradıktan’ sonra anlatılan birkaç örnek mevcut. 

Şunu söylemek pekâlâ mümkün: Kurulduğu tarihten bu yana görevi esnasında vefat eden (1924-1941 Rıfat Börekçi, 1942-1947 Şerafettin Yaltkaya, 1947 -1951 Ahmet Hamdi Akseki) üç isim ve gerçek anlamda kendi isteği ile emekliye ayrılan Tayyar Altıkulaç ve dolaylı olarak görevden alınan M. Sait Yazıcıoğlu hariç tutulursa Diyanet İşlerinin bütün başkanları siyasi otorite tarafından ve pek çoğu da hoş olmayan bir şekilde görevlerinden alınmış veya emekliliğe sevk edilmiştir.

Yani 1924-2017 yılları arasında görev yapan ‘17 Başkan’dan 12’si ya görevden alınmış ya zorunlu olarak emekliliğe ayrılmak durumunda kalmıştır!

Aslında bu sayıyı 13 olarak vermek daha doğru olacak. Çünkü görev başında gerçekleşen üç ölümden birisi olan Ahmet Hamdi Akseki’nin vefatı sıradan bir vefat olayı değildir.

Gelelim hikayelere.

Ahmet Hamdi Akseki 1942-1947: Dini hayatın baskı altında olduğu yıllarda görev yapan Akseki, devlet radyosunda Kur’an-ı Kerim okuyan ilk Diyanet Reisi olarak tarihe geçen isimdir. İsmet İnönü tarafından Diyanet İşleri Reisliğine atanan Akseki aslında 1924 tarihinden itibaren Diyanet teşkilatının üst kademelerinde görev yapan, toplum nezdinde alim ve muteber bir insan olarak tanınan ve tek parti yönetiminin dine müdahalelerine en fazla direnç gösteren isimdir. 

1951’e gelindiğinde Hoca’dan dolayı kurum siyasetin hedefine oturtulur. Önce İstanbul gazetelerinde Akseki’nin makamında Arap harfli bazı dilekçeleri kabul ettiği yönünde haberler yer almaya başlar. Ve ‘başkan’ üzerinden Diyanet’e yönelik yoğun bir karalama kampanyası yürütülür. (isam.org.tr, M. Suat Mertoğlu)

O günlerde Meclis’te Diyanet İşleri Riyaseti’nin bütçe görüşmeleri vardır. Ahmet Hamdi Akseki (8 Ocak 1951) Bütçe Komisyonu üyesi milletvekillerine bilgi verirken CHP’li üyelerin, hususen Ferit Melen’in ağır hakaretlerine uğrar ve geçirdiği kalp krizi üzerine vefat eder. (İsmail Kara, İslamcılık, Sh 194, İletişim)

Ömer Nasuhi Bilmen 1960-1961: Diyanet tarihinde en kısa görev (9 ay) yapan başkan olarak tarihe geçmiştir. Ömer Nasuhi Bilmen’in ‘istifa’ hikayesini Mehmet Görmez’den dinleyelim:

“Ömer Nasuhi Hoca başkan olarak atanır, İstanbul’dan trene biner ve Ankara Garı’na indiğinde kendisini bir polis memuru ile bir şoför karşılar. Hoca ‘Önce Eyüp Sabri Hayırlıoğlu’nun evine gidelim’ dediğinde polis memuru şaşkınlığını gizleyemez ve “Hocam, ülkede ihtilal oldu ve ihtilal Diyanet İşleri Başkanı’nı görevden aldı biliyorsunuz değil mi” der.

Ömer Nasuhi Bilmen, polis memurunun aba altından sopa gösteren uyarılarına rağmen gitmekte ısrar eder. Giderler. Eyüp Sabri Hayırlıoğlu, karşısında Ömer Nasuhi Bilmen’i görünce şaşırır. Hoca “Efendim, bana bir vazife yüklediler. Ankara’ya geldim. O makama başlamadan önce sizin izninizi almaya geldim” der. Eyüp Sabri Hoca’nın cevabı “Devir, devri mefsedet devri, celb-i maslahat devri değil. Zor günlerden geçeğiz. Hamdolsun ki göreve sen geldin. Milletimizi nice kötülüklerden, yanlışlıklardan vazgeçireceksin inşallah”.

Ömer Nasuhi Bilmen göreve başlar ancak dokuz ay sonra istifa etmek zorunda kalır.  Çünkü, Bilmen’den Diyanet Reisi olarak Menderes ve arkadaşlarının idamıyla ilgili ‘katledilmelerinin dinen de cazi olduğu hatta vacip olduğu’ şeklinde bir hutbe okumasını isterler! Bunu kabul etmez ve onurlu bir şekilde istifasını verir. (Mehmet Görmez, Erkam Radyo, 1 Temmuz 2015)

İbrahim Bedrettin Elmalı 1965-1966: Yakınları tarafından dirayetiyle tanınır. Diyanet’in ilk yurtdışına çıkan başkanıdır. Göreve geldiği ilk günlerde Tunus Cumhurbaşkanı Habib Burgiba’dan bir davet alır. Gitmesine izin verilmez. Hoca aldığı davete icabet etmekte ısrarcı olur. Gider. Basın ‘Şeyhülislam gibi karşılandı’ manşetleri atarak Hoca üzerinden ‘laiklik, cumhuriyet’ tartışmalarını başlatır. Eyvah irtica geliyordur! Başkan Elmalı Tunus’tayken Libya’dan bir davet alır: “Osmanlı’dan ilk defa bir Diyanet İşleri Başkanı buraya kadar geldi. Lütfen, sizin ayaklarınız bizim ülkemize değmeden dönmeyin. Bingazi’ye gidelim, sizi Bingazi’den İstanbul’a gönderelim.”

Başkan Elmalı Bingazi’ye geçer, Dışişleri Bakanlığı’ndan bir nota gelir: Hoca gerekirse derdest edilerek uçağa bindirilip derhal gönderilsin!

Hoca’nın yaşadığı aşağılanma bununla da sınırlı kalmaz. AP milletvekili ve Devlet Bakanı Refet Sezgin tarafından (1966) tayin isteğini yerine getirilmediği için makamı basılarak hakaretler yağdırılır ve istifaya zorlanır. Ve istifa dilekçesini yazar. Hadise dönemin basınına kısa bir şekilde birkaç satırla yansır.

Hasan Hüsnü Erdem 1961-1964: 27 Mayıs darbesinin akabinde Diyanet İşleri Başkan yardımcılığına getirilen emekli Tümgeneral Sadettin Evrin nurculuk aleyhinde bir metin kaleme alır ve Diyanet İşleri Başkanı Hasan Hüsnü Erdem’in de metne kendi imzasını koyarak yayınlamasını ister. Erdem metne karşı çıktığı için emekliliğe sevk edilir. Sadettin Evrin’in Diyanet’e “futbol milli bir ibadettir” fetvasını verdiren isim olduğunu da hatırlatmış olalım.

Tayyar Altıkulaç 1978-1986: Makamı basılan bir başka isim de Tayyar Altıkulaç’tır. Olayı kendi ağzından dinleyelim: “12 Mart muhtırası sonrasında göreve geldim. CHP Milletvekili Celal Paydaş’ın bir talebi oldu. Filanca kişiyi şu göreve getir dedi. Ben de istediğiniz kişinin niteliği o göreve uymuyor, şu göreve verelim dedim. Bunun üzerine silahla makamımı basarak, hakaretler yağdırıp, tehdit etti.” (Selim Efe, Star, 29.04.2012)

***

Ve Diyanet İşleri’nin 17. Başkanı Mehmet Görmez. Kudüs’ü ziyaret eden ilk Diyanet İşleri Başkanımızdı. Ve Diyanet teşkilatının acılı tarihini bilen en iyi isimlerden birisi. Diyanet’in bilinmeyen acılı tarihini kitaplaştıracaktı. Bizler de okuyacaktık. Diyanete katkılarını buradan bir bir anlatmaya gerek yok.

Fethullahçı terör örgütünden boşalan yerleri gözlerine kestiren, FETÖ’cü taktiklerle kendilerine alan açmaya çalışan itibar suikastçılarına kurban verildi. Her şey gözümüzün önünde gerçekleşti.

O da haleflerinin yaşadığı kaderi yaşadı. Sessizse “emekliliğini” istedi. Kayda böyle geçti. Ama gerçeğin böyle olmadığını hepimiz biliyoruz.

Mehmet Görmez Hoca’nın “emeklilik” görüntüsü altında görevinden alınmasının ortaya koyduğu bir hakikat var. O da şudur: Değişmiyor. Ne yaparsan yap değişmiyor. Diyanet bir devlet kurumudur, başına atananlar da ‘memur’dan ötesi değildir. Atarsın gelirler, yürümediği zaman ‘emeklilik dilekçesini’ istersin sıradaki gelir, olur biter! Velhasıl kelam, Diyanet İşleri Başkanlarını tapu kadastro memurlarıyla eş değer tutan...

Peki, çözümü yok mu? Aslında Mehmet Görmez Hoca, selefleri de aynı kaderi yaşamasın diye sorunun çözümünü söyleyerek gitti:

“Bu köklü müessesenin salt bürokratik bir kurum mu yoksa ilmiyyeyi de temsil eden dini-manevi hayatımızı sevk ve idare eden bir müessese mi olacağına artık kesin bir şekilde karar verilmelidir.” (Veda konuşması, 31.07.2017)

Sanırım Diyanet kurumu hakkında artık ciddi bir şekilde karar verilmesi gerekiyor.

.

Facebook Yorumları

Kod8
24.6.2018
İnce: Hedefim gönülleri birleştirmek
22.6.2018
Sandığa 48 saat kala umumi manzara
20.6.2018
‘Önümüzdeki seçimlerde zorlu bir imtihan bizi bekliyor’
19.6.2018
Güçlünün hukuku mu, hukukun gücü mü?
15.6.2018
Sosyal medya Temel Karamollaoğlu’nun olmuş....
13.6.2018
“Taşımayla başka yerlerden getirilmedik, kendimiz isteyerek geldik”
10.6.2018
IMF’in borcunu kapatan hükümetten...
8.6.2018
Bakınız, kültür bakanımız ‘partizan bürokratla’ yakın çalışmıyormuş...
6.6.2018
Sakin olun arkadaşlar, bu sadece bir seçim...
5.6.2018
Bu durumda ‘milli iradeye’ saygısızlık olmuş olmuyor mu?
2.6.2018
Hani İbrahim Okur, FETÖ’nün kripto adamıydı!
31.5.2018
24 Haziran seçimleri Türkiye için bir milat olacak...
26.5.2018
Saadet Partisi 28 Şubat savcısını aday mı yaptı?
23.5.2018
Mavi Marmara anlaşması neden iptal edilmiyor?
22.5.2018
Biz Amerika’nın Kudüs kararını bir kez daha reddederken...
18.5.2018
Devlet miting yapar mı?
16.5.2018
Ülkemiz hukuk devleti mi...
12.5.2018
18 Nisan 1999 seçimlerinde nasıl bir tablo çıkmıştı ortaya...
10.5.2018
AK Parti ilk kez sonucunun cebinde olmadığı bir seçime giriyor
9.5.2018
Erdoğan’la AK Parti nasıl ayrıştırıldı...
6.5.2018
Yetmez Devlet Bey, ‘Cumhur İttifakına’ oy vermeyen herkes FETÖ’cü kabul edilsin...
4.5.2018
AK Parti ve gençler arasındaki makas neden açılıyor?
2.5.2018
AK Parti’nin yüzde 60’larla sandıktan taçlanarak çıkması gerekmiyor mu?
26.4.2018
Madalyonun öteki yüzü: 15 milletvekilini veren AK Parti olsaydı...
24.4.2018
Tek kelime ile bravo CHP...
20.4.2018
AK Parti, Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” açıklamasını duyunca ne düşündü?
18.4.2018
Ülkemiz için hayırlara vesile olsun
17.4.2018
Nihat Zeybekci’ye spekülatif saldırı yapıyorlar sandım...
11.4.2018
Esad yaptıklarının bedelini ödemeyecek
7.4.2018
Merkez Bankası faizleri neden düşürmüyor?
6.4.2018
“Mustafa Ruhi Şirin tahrikkar bir üslupla...”
4.4.2018
Dindar gençlik isterken..
3.4.2018
Meclis Başkanı piyangodan çıkmadı
28.3.2018
HSK Başkanvekili Yılmaz: Yargıtay Tetkik Hakimliği hamaliyedir
27.3.2018
Kanun ne diyorsa o yapılmış!
23.3.2018
“Annesi üzerinden bir kişiye yapılan büyük haksızlık bu”
22.3.2018
Nereden nereye?
21.3.2018
Metal yorgunluk mu, siyasal yozlaşma mı?
9.3.2018
Siyasetçiden canını isteyelim, yeter ki ‘şeffaflık’ ‘ahlak’, ‘etik’ istemeyelim; cıss!
7.3.2018
"Din taraftar toplama aracı değildir"
6.3.2018
Trolün ahlaklısı olur mu?
2.3.2018
“Saadet Partisi’ne oy veririm diye düşüneceğim aklıma gelmezdi...”
28.2.2018
Kim bu ahlaksız troller?
27.2.2018
Suriye’de gerçek anlamda söz sahibi olmanın yolu Esad’la anlaşmak mı?
23.2.2018
Tam bir “iştirakçi yavuz katil” olayıyla karşı karşıyayız
20.2.2018
Utanç verici bir durum
17.2.2018
Deniz Yücel davasından ne kazandık ne kaybettik?
14.2.2018
Herkes için adalet, herkes için özgürlük istemek saflık mıdır?
13.2.2018
CHP neden yüzde 25 bandını aşamıyor...
7.2.2018
Bir düşünelim, neden bu insanlar bizi bırakıp gidiyor…
6.2.2018
Dalkavukluğun bu kadarına...
2.2.2018
Siyasallaşan “sizin” yargınız!
31.1.2018
“Daha göreceğimiz çok şey var...”
30.1.2018
Ey CHP...
24.1.2018
Türkiye savaşta değil, sınırımızdaki terör örgütlerini temizliyor
23.1.2018
Türkiye Afrin’e harekâtı hangi orduyla mı yapacak?
22.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
19.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
18.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
17.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
16.1.2018
“Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ne direnebilirdi”
12.1.2018
Nasıl bir yargı?
10.1.2018
Yargıya müdahale edilmesin
9.1.2018
AK Parti’nin 696 sayılı KHK ile getirdiği imtiyaz!
5.1.2018
Zehir tüccarlarına acıyacak değiliz ama...
3.1.2018
Demek ki, telefonunda her ByLock çıkan ‘FETÖ’cü, vatan haini değilmiş
28.12.2017
İşte AK Parti’nin pırıltısını kaybettiren anlayış
27.12.2017
AK Parti bir kez daha düşünmeli
26.12.2017
İzaha muhtaç kanun maddesi olmaz...
22.12.2017
AK Parti kurucu ayarlarına dönebilir mi?
19.12.2017
“Kudüs konusunda elle tutulur adımlar atmak zorundayız”
15.12.2017
Özür dilemeli miyim?
13.12.2017
İslam İşbirliği Teşkilatı bugün ne diyecek?
12.12.2017
Peki, Evanjelistler bunu neden daha önce yapamadılar
10.12.2017
‘İyi ki Karar gazetesi var’ diyebilirsin ey okur...
5.12.2017
Zarrab davasında Türkiye özgüvenli bir noktada olabilirdi
1.12.2017
Türkiye sükunetini korumalıdır
28.11.2017
İlginç dönemlerden geçiyoruz!
22.11.2017
Bakan Zeybekci: Cumhurbaşkanımızın faiz-enflasyon tezi bilimsel
21.11.2017
Merkez Bankası Erdoğan’ın önerisine kulak tıkamamalı!
17.11.2017
Pardon 3 yanlış 1 doğruyu götürecek!
16.11.2017
Mustafa Fazıl Paşa’nın 150 küsur yıl öncesinden bugüne yazdığı mektup
10.11.2017
‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’
8.11.2017
Değil mi efendiler, ne yani çocuk dediğin nedir ki?
7.11.2017
“17 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet haftası olsun” diye kanun teklifi verenler...
25.10.2017
Artık AK Parti kendi dönemiyle mukayese ediliyor
24.10.2017
Seçimle gelen seçimle gitmeli
18.10.2017
'AK Parti iktidarından önce...’
17.10.2017
Çok merak ediyorum..
13.10.2017
1 Mart Tezkeresi’nde hâlâ ama hâlâ keramet arayabilmek!
11.10.2017
ABD’nin vizyonsuzluğu!
10.10.2017
Böylesi bir skandal Trump’a yakışırdı
4.10.2017
Unutulan Kemal Kılıçdaroğlu mu?
3.10.2017
Kürt halkımız yokmuş gibi davranamayız...
29.9.2017
“Devletin askeri polisi var”dı hani?
27.9.2017
AB’nin reform ‘çıpa’sı olduğunu ne çabuk unuttuk
22.9.2017
Vatandaş olarak kafam allak bullak durumda
19.9.2017
Bağımsızlık referandumu Irak’ın kendi iç meselesi mi değil mi?
16.9.2017
Aysel Tuğluk: Toplumun tavrı beni umutlandırdı
13.9.2017
Yargıtay Başkanı yazılı metni neden okumadı!
12.9.2017
AK Parti bugün kimi temsil ediyor!
8.9.2017
‘Almanya’nın AB’nin tek yetkilisi gibi konuşması yanlıştır’
6.9.2017
Türkiye’nin eli Arakan’a uzanmalı
30.8.2017
2006’da AK Parti’nin dış politikası
29.8.2017
AK Partiyi AK Parti yapan...
25.8.2017
Bakınız AK Parti dün kendisini şöyle tanımlıyordu...
22.8.2017
‘Çalışıyorsunuz takip ediyorum ama eski ruhu veremiyoruz’
18.8.2017
2019 seçimlerini AK Parti kazansın istiyorum
16.8.2017
Sorun teşkilatların çok daha ötesinde...
15.8.2017
AK Parti’de ilk kez mi revizyon yaşanacak?
9.8.2017
Tartışmaya devam
8.8.2017
Diyanet İşleri bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulmalı!
3.8.2017
Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!
1.8.2017
Abdullah Gül
21.7.2017
Madem ‘o iş öyle’ şu soruyu da cevaplasın Fatih Terim!
19.7.2017
Dün yakalanılan ‘doludan’ bugün kurtulmaya çalışılırken yarın ‘hortuma’ yutulmayalım!
14.7.2017
Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın için...
12.7.2017
Klişeleşmiş bir söylem olarak: İktidar değil muhalefet sorunu var!
11.7.2017
Emani’nin başına gelen felaket önlenebilir miydi?
5.7.2017
Peki, AK Parti ‘gerçekten’ ne yapmalı?
4.7.2017
“Gereken dersleri çıkarmazsak 2019’da işimiz gerçekten zor”
30.6.2017
Adalet yürüyüşü CHP’yi dönüştürüyor olabilir mi?
25.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
23.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
22.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
21.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
16.6.2017
Erbakan Hocanın rüyası gerçekleşmiş olsaydı...
14.6.2017
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’
13.6.2017
AB’nin zamanlaması manidar ‘mali denetim’ kararı!
7.6.2017
Davutoğlu’nun uyarıları dikkate alınmalı
6.6.2017
Yorgunluk
31.5.2017
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
26.5.2017
Görmez FETÖ’ye mektup göndermedi Peki ortalığı kim, nasıl karıştırdı?
24.5.2017
“Bu bir özeleştiri mi Sayın Atalay!”
23.5.2017
Ötekileştirmenin olmadığı bir Türkiye...
19.5.2017
HSK’nın ‘tarafsızlığına’ düşürülen gölge
16.5.2017
“Peki, hukuksuz demokrasi olur mu?”
12.5.2017
“Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?”
10.5.2017
10’da dokuz itaatkar, 10’da 1 itirazcı olsun!
5.5.2017
Türkiye’de değişen sosyoloji ve “beyaz sağ seçmen”
3.5.2017
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en mutlu günüydü
28.4.2017
Koalisyonlar dönemi bitti bitmesine de...
26.4.2017
Türkiye bu imajı hak etmiyor!
19.4.2017
Bundan sonra hayırlara vesile olsun
15.4.2017
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, neden suskunsunuz?
13.4.2017
CHP sahiden değişti mi? Değişebilir mi?
11.4.2017
İki vali, iki olay
5.4.2017
“Hangi siyaset dinden, Allah kelamından büyük olabilir?”
4.4.2017
Evet, vatandaşın tercihine saygı duyulmalıdır
31.3.2017
Avrupa nasıl bir Türkiye istiyor
29.3.2017
Dün güzel bir gündü...
28.3.2017
Ankara nasıl bir 17 Nisan’a uyanacak!
24.3.2017
Türkiye’de referandum kültürü var mı?
22.3.2017
Türkiye’nin ayıplı referandumu!
21.3.2017
“Bizim partimiz kuşatıcı olmalı”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8