Enver SEZGİN

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Cizre’den sonra


27.01.2015 - Bu Yazı 2007 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 6 Aralık 2013 tarihinde polisler, Yüksekova’da gösteri yapan kalabalığa gaz bombaları ile bir saldırı düzenler. Göstericiler bu saldırıya taşlarla cevap verir. Daha sonra silahlar devreye girer. Polis araçlarından kalabalığa ateş açılır. Saldırı sırasında,Mehmet Reşit İşbilir ve yeğeni Veysel İşbilirhayatlarını kaybederler. İnfaz gerçekleştirilmiştir. Hakkâri Valisi, “kalabalıktan uzun namlulu silahlarla güvenlik güçlerine ateş edildiği” yönünde açıklama yapar. Genel kanı ilçede karşılıklı bir silahlı çatışma olmadığı yönündedir. Bir haber ajansı olayla ilgili olduğunu söylediği bir görüntüyü basına servis eder. Özelikle bir TV kanalı, bu görüntüyü günlerce yayınlar. Karla kaplı binanın çatısında iki kişinin güvenlik güçlerine ateş ettiği görülmektedir. Oysa o gün ya da daha önceki günlerde ilçede kar yağmadığı bilinmektedir. Çok sonra bu manzaranın bir yıl önceki bir çatışmadan alındığı anlaşılır.

Mehmet Reşit İşbilir ve Veysel İşbilir gösteriye iş elbiseleri ile gelmişlerdi. Onları öldürenler ve sözkonusu görüntüleri servis edenler, Yüksekova’da büyük bir provokasyonu sahnelemek istediler.

Hükümet, o gün bu cinayetlerin aydınlatılmasını sağlayacak olan adımları atmayarak yeni kışkırtmalara zemin hazırladı.

Şimdi sıra Cizre’de. Bu ilçe tesadüfen seçilmedi. Burada kapsamlı ve sonuçları bakımından çok daha yıkıcı olabilecek bir plan uygulanıyor.

Türkiye Barış Meclisi’nin 21 Ocak günü düzenlediği basın toplantısında konuşan, Şırnak Barosu BaşkanıNuşirevan Elçi şu tespitte bulundu: “Cizre, karanlık çevreler tarafından pilot şehir olarak seçilmiştir.” Olaylar, önce komşu ilçeler Silopi ve İdil’e sıçrayacak ve daha sonra da tüm bölgeye yayılacaktı. Amaç, pek çok yerde çatışma alanları yaratmaktır.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Hatip Dicle, Abdullah Öcalan’ın “insanları sağduyuya davet eden” mesajını okuduktan sonra her şeyin normale döneceği düşünülmekteydi. Öyle olmadı.

Aynı gün, 12 yaşındaki Nihat Kazanhan öldürüldü. Sadece zafer işareti yapan bir çocuk, hedef alınarak başından vurulmuştu. Yapılması gereken hızla ve kararlılıkla bu cinayeti işleyenlerin bulunup adalete teslim edilmesiydi. Ne yazık ki hükümet olup bitenleri seyretmekle yetindi. Dahası İçişleri Bakanı, Efkan Ala, “Nihat’ı öldüren kurşununun polisin silahından ateşlenmediğini” söyledi.

Oysa olayı gören çok sayıda insan vardı.

Görgü tanıklarından biri şunları söylüyordu: “Akrepten inen kel ve bıyıklı adam elinde bulunan silaha mermileri sürdü. Benim o tarafa baktığımı fark edince içeri gidip kar maskesi giydi. Nihat’ın bulunduğu tarafa nişan aldı ve ateş etti.

Bu cinayeti işleyenler kargaşa artsın, çatışmalar yayılsın istediler.

Hükümet geç de olsa bu olayların bir provokasyon olduğunu söyledi. Bu önemlidir. Ancak bu tespiti yapmak tehlikeyi ortadan kaldırmaz.

Provokasyonu açığa çıkarmak ve yeni olayların önüne geçmek için, evvela Cizr’de olup bitenlerin üzerine gitmek ve en başta Nihat’ın katilini ya da katillerini adalete teslim etmek gerekmektedir. Son olaylar bize o yörelerde çalışan kamu görevlilerinin davranışlarının önemini bir kez daha göstermiştir. Bölgeye gönderilen görevlilerin hassas bir biçimde seçilmesinin özel bir önemi vardır. Nuşirevan Elçi’nin belirttiği gibi, “atanacak olan devlet memurlarının çözüm süreciyle sıkıntısı olmaması gerekiyor”.

Provokasyonların gerçek amacı, tarafların anlaşma zeminini tamamen ortadan kaldırmaktır. Böyle bir durumda Türkiye geri döndürülemez bir yöne doğru hızla sürüklenecektir. Bu gidişi tersine çevirmek ancak sağlam ve kararlı bir politika ile gerçekleştirilebilir. Zaten var olamayan “güven unsurunu” tesis etmek ve birlikte yaşama iradesini güçlendirmek, yalnızca diyalog içinde ve işbirliği yapılarak mümkün olacaktır.

enversezgin54@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
18.8.2015
Süreç neden çöktü
4.8.2015
Çatışmanın ortasında cenaze töreni
30.7.2015
Şerif Bayram
14.7.2015
Midyat’ta Süryani olmak (2)
7.7.2015
HDP ve yeni Meclis
23.6.2015
Demirel’i nasıl bilirdik
16.6.2015
Fırat’ın ötesi (2)
9.6.2015
Fırat’ın ötesi
27.5.2015
Ezidiler Meclis’e
19.5.2015
Babam ve Kenan Evren
12.5.2015
Batman ve yaklaşan seçimler
5.5.2015
Sason’un son Ermenileri
14.4.2015
Barış sürecini büyütmek
7.4.2015
Eylül yalnızlığı (6)
31.03.2015
Nurettin Yılmaz
24.03.2015
Yeni bir süreç
10.03.2015
Barışa bir adım daha
03.03.2015
Yeni bir fırsat
17.02.2015
Çingene olmak
10.02.2015
HDP barajı aşarsa
27.01.2015
Cizre’den sonra
20.01.2015
Hapishaneler öldürüyor
13.01.2015
Viranşehir katliamı
30.12.2014
Roboski için adalet
23.12.2014
Süreçte yeni dönem
09.12.2014
Çözüm süreci ve güvenlik
25.11.2014
Çözüm ve üslup
18.11.2014
Partiya Azadiya Kurdistanê
11.11.2014
Çözüm ya da çatışma
28.10.2014
Kamplardan notlar
21.10.2014
İmralı
14.10.2014
Diyalog ve sağduyu
07.10.2014
Kobani ve Suruç
23.09.2014
Kürtçe eğitim
16.09.2014
Önce inanacaksınız
09.09.2014
Eylül yalnızlığı (5)
02.09.2014
Selahattin Demirtaş’a vurmak
26.08.2014
Hangi aşamadayız
19.08.2014
Ezidilere dostluk eli
12.08.2014
Selahattin Demirtaş
29.07.2014
Devletleşen Kürdistan
22.07.2014
Ekmel Bey ve anadil
08.07.2014
Yasal zemin
02.07.2014
Çoban Orhan
24.06.2014
Hepsi bu değil
17.06.2014
Umuda dair
10.06.2014
Geç olmadan
03.06.2014
Diyarbakır’dan bakmak (2)
27.05.2014
Sınırda cinayet
20.05.2014
Diyarbakır’dan bakmak
06.05.2014
Tanıklığımdır
29.04.2014
Cezaevinden mektup var
22.04.2014
Çatı partisi
08.04.2014
Yerel seçim sonuçları ve Kürtler
02.04.2014
Seçim sonuçları, Kürtler ve BDP
25.03.2014
Eylül yalnızlığı (4)
21.03.2014
Newroz
11.03.2014
Hasta mahpuslar (2)
04.03.2014
Urla’da ne oldu
25.02.2014
Eylül yalnızlığı (3)
18.02.2014
Suçsuz yere mahkûmiyet
04.02.2014
Cezaevi gerçeği
28.01.2014
Eylül yalnızlığı (2)
21.01.2014
Çocuk mahpuslar
14.01.2014
Adaletin peşinde
07.01.2014
Yüksekova’da ne oldu
31.12.2013
Eylül yalnızlığı
17.12.2013
Midyat’ta Süryani olmak
10.12.2013
Çözüm süreci ve yerel seçimler
03.12.2013
İsmail Ağaya nerede
26.11.2013
Şivan Perwer
19.11.2013
Kaybedilen yıllar
12.11.2013
Savaş sürsün istediler
05.11.2013
Yüz yıllık suskunluğun sonu
29.10.2013
Hasta mahpuslar
22.10.2013
Duvarlar neyi çözer
15.10.2013
Şaredariya Misirce
08.10.2013
Aile boyu mahkûmiyet
01.10.2013
Olumlu ama eksik
24.09.2013
Ozan Toprak ölmesin
10.09.2013
Kırk dokuz yıl sonra çalan zil
03.09.2013
Devletin dili
28.08.2013
Sanma ki kanamıyor: Faili meçhul cinayetler
20.08.2013
Kürdistan adı
13.08.2013
Sason’da Ermeni olmak
06.08.2013
Kürtlerle beraber
30.07.2013
Suriye üzerinden çözüm sürecini vurmak
23.07.2013
Ünal Şengül çözüm süreci hakkında ne düşünüyor
16.07.2013
Dönüş yolundaki Ezidiler
09.07.2013
Güven ve güvenlik
02.07.2013
Zorlukları aşmak
25.06.2013
Batman izlenimleri (3): Barış Kürt anne için çocuğunun eve dönmesidir
18.06.2013
Batman izlenimleri (2)
11.06.2013
Batman izlenimleri (1)
04.06.2013
Çoğunlukçu demokrasinin çıkmazı
28.05.2013
Cumhurbaşkanı partili olursa...
26.05.2013
Eşit olmaya hazır mıyız
16.05.2013
İki çekilme arasındaki fark
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive