Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Erol KATIRCIOĞLU

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Ayrışan ‘biz’


13.09.2011 - Bu Yazı 2643 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Türkiye toplumun sorunları tarihin derinliklerinden çıkıp çıkıp geldikçe öncekilerden farklı huzursuzluklar içinde kıvranıp duruyoruz. Sürekli bir “ayrışıyor olma” duygusu bu. Ayrışmadan kastettiğim ise “bizim” gibi olduklarını düşündüğümüz insanlarla pek de öyle olmadığımızı farketmemiz. Bu duygunun başlangıç tarihi ve olayları kuşkusuz kişiden kişiye değişiyor. Ama sanırım en genel ve bir ölçüde herkesi etkilemiş olan 2002 seçimi oldu. Bu seçim öyle bir sonuç üretti ki sanki ülkede yeni bir darbe olmuşçasına eskinin partileri siyaset sahnesinden düştü. Tabii onların Ecevit, Yılmaz, Çiller, Bahçeli gibi ünlü liderleri de.

Seçimlerde olan ise, ilk defa seçime girmiş bir partinin,  Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yüzde 34 civarında bir oy almış olması. Bir de bir önceki seçimde barajın altında kalmış olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu kez yüzde 19 civarında bir oy alarak yeniden parlamentoya dönmesi. Ve tabii arkasından tek parti iktidarı vs.

Bu tarihten sonraki toplumu ayrıştıran olayların burada ayrıntısına girmek değil niyetim. Ama ‘Başörtüsü’ meselesinden, AKP’nin kapatılma meselesine, başı kapalı karısı olan bir siyasetçinin Cumhurbaşkanı seçilip seçilemeyeceğine, Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararına, Cumhuriyet mitinglerine, Ergenekon ve Balyoz davalarına,  Anayasanın bazı maddelerinin değişimiyle ilgili referanduma, Şener ve Şık konusuna ve tabii Kürt meselesine kadar birçok konuda toplumda sürekliliği olan bir ‘ayrışma’ olayı yaşanmakta. Üstelik bu ayrışma olayı o kadar hızlı yaşanmaktaki daha düne kadar bir konuda birlikte davranıp aynı metnin altına imza atanlar bugün farklı metinlere imza atıyorlar.

Cumhuriyet normalleşiyor

Yaşadığımız bu ‘ayrışma’ olgusunun bir küresel arka planı var mı derseniz benim cevabım evettir. Bu arka planın bir tarafında dünyanın başka insanlarının hayatlarıyla ilişkiler kurmamızı sağlayan iletişim teknolojileri varsa bence diğer tarafta da Irak Savaşı’nın Türkiye insanın ruhunda yarattığı özel bir eziklik ve başkaldırı duygusu var. Tıpkı bugün Arap Baharı adı verilen başkaldırılarla bu küresel arka plan arasında varolan ilişkilerde olduğu gibi.

Yaşadığımız bu olgunun bir adı olmalı bence. Tarihin başka hangi ülkesinde benzer bir ayrışma yaşandı bilmiyorum. Ama bildiğim bizim kendi tarihimizde, öğrendiğim ve en azından benim tanıklık ettiğim bölümünde bu hızda ve bu derinlikte bir ayrışma pek yaşanmadı. Doğrusu ben bu ayrışma sürecini, seksen yıllık Cumhuriyet tarihinde toplumun çoğunluğunu oluşturmasına rağmen toplumun gidişinde söz sahibi olamamış, olamadığı gibi de kendi yaşam tarzı bakımından ‘mağdur’ edilmiş olduğunu düşünen dindar kesimlerin desteklediği bir partinin iktidara, üstelik de tek başına iktidara gelmiş olmasıyla yakından ilgili olduğunu düşünüyorum.

Bugünlerde, yani seçimin bitip de AKP’nin bu kez öncekilerden daha da büyük bir oy oranıyla iktidara gelmesiyle toplumda iki ayrışma daha yaşanmaya başladı. Bunlardan biri, AKP’nin “vesayet rejimi”yle kavgasında üstü örtük de olsa bir tür ittifak içinde olanlar, vesayet rejiminin geriletildiğine dair adımları gördükçe benzer bir “vesayet rejiminin” bu kez de AKP tarafından oluşturulmakta olduğu düşüncesi üzerinden ayrışmaya başladılar. Bu ayrışma daha çok sol, demokrat ve liberal kesimlerde gözlemlenmekte.

Benzer bir ayrışma da dindar kesimler arasında AKP’nin kendi zenginlerini yarattığını ve dinin tahayyülü içindeki bir yaşamdan hızla koptukları düşüncesi üzerinden olmakta. Bu da daha çok sağ ve dindar kesimler arasında yaşanmakta.

Bu ayrışma konularından biri ve belki de en önemlisi Kürt sorunu etrafında olan ayrışmalardır. AKP’nin Kürt sorunuyla ilgili ‘değişken’ tavrı Kürt siyasetinde varolan ‘güvensizliği’ pekiştirirken, Kürt siyasetinde ‘şiddetin’ devam ediyor olması da AKP’nin tavrını sertleştiriyor. Öte yandan Kürt sorununa sempatiyle yaklaşanlar da son PKK eylemlerinden rahatsız olarak daha barışçı bir Kürt siyasetinin gerekliliğine işaret ederek kendi aralarında ayrışıyor.

Peki ama ‘ayrışma’ kendi başına olumsuz bir olgu mudur? Ayrışıyor olmaktan dolayı üzülmeli miyiz? Korkmalı, paniklemeli miyiz?

Benim cevabım ayrışmalar şiddeti içermeyen karşılaşmalarla yürüyüp gidiyorsa bir sakıncasının olmadığı şeklinde. Çünkü yaşadığımız bu ‘ayrışmalar’ seksen yıllık bir ‘devlet’ odaklı toplum yönetiminden ‘demokrasi’ dediğimiz ‘halk’ odaklı bir yönetim biçimine doğru atılan adımların sonucu. Bu nedenle de yaşadığımız olaylar ‘ayrışmalara’ yol açtığı kadar aslında yeni ‘bütünleşmeleri’ de tetikliyor. En azından benim gözlemlediğim bu.

Tabii bütünleşmeye yöneldiğimiz “demokrasi” konusu üzerinde o kadar da bütünleştiğimiz bir konu değil. Çünkü demokrasi kavramının tarihi bizde çok eski değil. “Demir kırat” olarak 50’lilerde öğrendiğimiz bu kavramın genel toplum nezdindeki algılanışı “sandığın” çok ötesine geçmedi henüz. “Demir”in ima ettiği “otoriterlikle” birlikte anılmasında da bir beis görülmediğine göre bu mevzuu da gidecek oldukça uzun bir yolumuz olduğu da kesin. Örneğin seçimlerde toplumun bütün oylarını almış bir tek parti iktidarını demokratik bir yönetim olarak kabul edebilir miyiz? Toplumda farklı çıkarlar olmasa, ya da tersten söylersek toplumda herkesin çıkarı birbirleriyle örtüşmüş olsa buna evet demek mümkün. Ama böyle bir toplumun içinde yaşadığımız toplumların doğal durumu olmadığı da açık. O nedenledir ki Başbakan Erdoğan’ın seçimlerden hemen sonra yaptığı bir konuşmada “Bize oy veren yüzde 50’yi değil, bize oy vermeyen yüzde 50’yi araştırıyoruz” demesi beni rahatsız etmişti. Bu tıpkı Fenerbahçelilerin “Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak!” sloganına benzer bir durumu ima ettiği için. Öyle ya bir gün herkes Fenerbahçeli olduğunda Fenerbahçeliler kimle top oynayacaklar ki? Dolayısıyla bu duruma futbol demek ne kadar anlamlı olacak ki?

Nasıl bir demokrasi istiyoruz?

Demokrasi, farklı çıkarların üzerine yükselebilecek bir yönetim tarzı. O nedenle de çıkarların farklılaşmış olduğu günümüz toplumlarına uygun bir tarz. Çıkarlarımızın farklılığı bizi çatışmacı bir karşılaşmaya götürse de bu karşılaşmaların gerçek çatışmalara yol açmadan konuşularak, müzakere edilerek çözülmesi yine demokrasiyle mümkün.

Durmadan ayrışıyoruz. Hemen her konu yeni bir ayrışmanın konusu. Sanki seksen yıldır dondurulmuş bir toplum buzları çözülüyormuş da hayata kavuşuyormuş gibi. Bunun en etkili göstergesi ise artık eski tartışmaların anlamlarını kaybetmiş olmaları. Bugün kimse şeriattan da askeri darbelerden de korkmuyor, bunları tartışmıyor. Tartıştığı şiddet, Kürt sorunu ve onun etrafında yeni anayasa meselesi, yani nasıl bir demokrasi olsun meselesi.

Bu nedenle de yaşadığımız ‘ayrışmaları’, her ne kadar kendi kişisel dünyalarımızda düş kırıklığı, iç burukluğu, dostlukların çözülüşü biçiminde yaşıyor olsak da yeni bir arayışın işaretleri olarak da okumak mümkün.

Bu çıkan gürültüler ne diye sorarsanız, yeni bir köprüyü kurmaya çalışanların ayak seslerinden başka ne olabilir ki?

 Tedirgin olmayalım!.

Kaynak:Star Gazetesi/Açık Görüş

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.8.2018
Serbest piyasa,güç, çevre ve siyaset
14.7.2018
Hükümetten tuhaf açıklamalar
25.5.2018
HDP geleceğin partisidir
18.5.2018
HDP'nin gücü nereden geliyor?
11.5.2018
Haydi! Yürümeye devam, kötülüğe T A M A M
4.5.2018
HDP'yi dışlamak 'bölücülük' yapmaktır
27.4.2018
Demirtaş'tan iyisini bulamazsınız!
20.4.2018
Başkanlık sisteminin başı mı sonu mu?
14.4.2018
Kimlikçi siyasetin maliyeti kime?
16.3.2018
CHP içindeki yürekli insanlar
12.3.2018
Siz ne düşünüyorsunuz?
2.3.2018
Yeni bir devlete doğru...
17.2.2018
Yeni bir söylem gerek, CHP'ninki ile olmaz
9.2.2018
HDP kongresi
2.2.2018
Yeni bir Türkiye yaratma zamanı
27.1.2018
Kemalistlerin yatacak yeri yok
12.1.2018
Demirtaş ve 'odak noktası'
5.1.2018
Siyasetten uzak 90 yıl
29.12.2017
İçerideki üst akıl?
8.12.2017
Channel N'in hikayesi
24.11.2017
Bu tablodan Erdoğan çıkar
17.11.2017
Atatürk'e dönmek bizi kurtarır mı?
11.11.2017
Kürtleri siyasetten dışlamaya çalışmak nafiledir
21.10.2017
Sandık, süreç ve demokrasimiz
13.10.2017
Sizlere ihtiyacımız var
29.9.2017
Toplumun ezilen kesimi: Sekülerler
9.9.2017
Siz de 'Mertçe konuşun'
2.9.2017
Yine CHP üzerine
26.8.2017
CHP yine kaçak dövüşüyor
17.8.2017
Erdoğan’ın kimlikçi siyasetinin sonu
12.8.2017
Dümdüz gidiyoruz
5.8.2017
Buradan nasıl çıkarız?
29.7.2017
Sanmayın ki aptalız!
21.7.2017
Uçurumun kenarında
13.7.2017
CHP çıtayı çok yükseğe koydu
7.7.2017
Yeni bir siyaset geliyor
29.6.2017
Gandi olmak kolay mı?
24.6.2017
Adalet Yürüyüşü ve seküler kesim siyaseti
16.6.2017
AKP'lilerin anlayamadıkları
10.6.2017
Neden beceremiyoruz?
2.6.2017
Demokrasi yalnızca sandık değildir!
1.6.2017
Demokrasi yalnızca sandık değildir!
25.5.2017
AKP'nin hikayesi bitti mi?
18.5.2017
2019’a giderken
11.5.2017
Size söylüyorum müslümanlar size!
5.5.2017
Doğu ve batı arasında
21.4.2017
Referandum, CHP ve zombileşme süreci
14.4.2017
Burası Ortadoğu değildir
7.4.2017
İslamcı siyaset geç kaldı!
31.3.2017
Yeni siyaset nasıl olmalı?
23.3.2017
Newroz kutlamalarının söyledikleri
9.3.2017
İnanmak rahatlatıcıdır
19.8.2015
İktidar medyasına cevabımdır
5.8.2015
Oyunu açığa çıkarmak
22.7.2015
Suruç’un düşündürdükleri
14.7.2015
Yeniden seçim olasılığı üzerine
7.7.2015
Müslüman gerillalar
30.6.2015
Çözüm sürecini ciddiye alın!
16.6.2015
Cumhurbaşkanı ne söylüyor?
9.6.2015
Koalisyon nasıl mümkün olabilir?
2.6.2015
HDP neden yükseliyor?
26.5.2015
Müslümanlar bu adalesizliği görmüyor mu?
20.5.2015
HDP’ye saldırıların anlamı üzerine
12.5.2015
Bu liberallere ne oldu?
5.5.2015
İslami kimlik siyasetinin çıkmazı
14.4.2015
‘Aldatıldım!’dan sonra TSK
7.4.2015
Erdoğan ‘aldatıldı’ysa vesayet rejimini kim yıktı?
31.03.2015
Hız tutkunlarına
17.03.2015
Ülkenin vatandaşı mıyız yoksa şirketin çalışanı mı?
13.03.2015
Neden HDP?
03.03.2015
‘Yeni’nin ayak sesleri’ *
25.02.2015
Ateşe doğru...
18.02.2015
Yerel kalkınma ve özerklik
11.02.2015
Arınç’ın feryadı
03.02.2015
HDP, SYRİZA, PODEMOS, SINN FEIN
28.01.2015
Erdoğan'ın çağrısı: İslam medeniyeti
13.01.2015
Temsili demokrasinin can çekişmesi
07.01.2015
Kabile toplumundan demokrasiye
31.12.2014
Yeni Türkiye Kürtler olmadan mümkün mü?
23.12.2014
Partilerin içine gömülen kimlikler
17.12.2014
Kimliklerin karşısında eriyen demokrasi
11.12.2014
CHP - HDP ittifakı olabilir mi?
02.12.2014
Siyaseti yükseltmek
25.11.2014
Çözüm süreci ve kimlik taleplerinin anlamsızlaştırılması
18.11.2014
Oyunu bozan kavram: Türkiye siyaseti
11.11.2014
Kimlik siyaseti ve demokratik siyaset -II
05.11.2014
Kimlik siyaseti ve demokratik siyaset -I
29.10.2014
Sert devlet, esnek siyaset
21.10.2014
‘Anlamsızlaştırmak’
14.10.2014
Müslümanlar bu işi beceremeyecekler
07.10.2014
Şaşılan hükümet
30.09.2014
Yara alan çözüm süreci
16.09.2014
Çok- kimlikli demokrasi artı özerklik:Çözümün anahtarı bu
02.09.2014
‘Yeni’ olan ne ?
30.08.2014
Kurultay CHP'ye çare mi?
20.08.2014
Barış ve özgürlük arayışı yine bize düşüyor
13.08.2014
Seçim üzerine
05.08.2014
Liberal ve demokrat kalemlere dair
29.07.2014
Hangisi gerçekten ‘yeni’?
22.07.2014
AKP ‘yeni Türkiye’nin’ partisi ise, HDP ‘yepyeni Türkiye’nin’ partisidir
16.07.2014
AKP’den ‘Liberal’, CHP’den ‘solcu’ parti çıkmaz
08.07.2014
Sayıların demokrasisi
01.07.2014
Neden HDP?
24.06.2014
HDP muhalefete değil iktidara aday
17.06.2014
AKP ve İslam siyaseti
10.06.2014
Devletleşen AKP
03.06.2014
Kutuplaşma derinleşiyor mu?
28.05.2014
Yeni siyasi sayfa
20.05.2014
Soma olayı ve bölünmüşlüğümüz
13.05.2014
Yeni bir kerteriz noktası: HDP
06.05.2014
‘Halk ihtilali’ ve demokrasimiz
29.04.2014
Cumhurbaşkanı seçimi ve solun bir kesimi
22.04.2014
HDP, solcular ve demokratlar
16.04.2014
AKP’nin başarısı ve eksik demokrasi
08.04.2014
Zehirli bir siyaset alanı olarak demokrasimiz
01.04.2014
Çatışmacı bir kimlik siyasetine devam
25.03.2014
Seçim sonrası
18.03.2014
Hangi parti sürpriz yapacak?
11.03.2014
‘Mücadele hep bize mi düşer usta?’
28.02.2014
Siyasi İslam’ın sıkıntısı
21.02.2014
Kime oy versek?
17.02.2014
Cemil Çiçek ne söylemiş oldu?
09.02.2014
Serbestiyet.com’a veda
07.02.2014
Ya cemaat değilse?
30.01.2014
‘Yetti artık!’ diyebilmek
24.01.2014
Zoraki birlik
21.01.2014
Hükümet mi Cemaat mi?
17.01.2014
Kimlik siyasetleri ve radikal demokrasi
11.01.2014
‘Hayır’mıdır ‘şer’midir?
29.12.2013
Demokrasiyi konuşmadan yolsuzlukları konuşmak mümkün mü?
21.12.2013
Rüşvetler ve eksik demokrasi
14.12.2013
‘Katılımcılık’ şart!
30.11.2013
Türkiyelileşme siyaseti üzerine yeniden
15.11.2013
İktidarlaşan AKP
09.11.2013
Türkiyelileşme siyaseti
30.10.2013
AKP’nin de Türkiyelileşmesi gerekmez mi?
12.10.2013
Demokrasi paketi ve kültürel kimlikler
28.09.2013
Devleti değiştirmeden iktidar olmak
06.09.2013
'Ya onlardansınız ya da bizden!' siyaseti
28.07.2013
Gezi ve laik kesim siyaseti
12.07.2013
Evli evine köylü köyüne
02.07.2013
Komplo
20.06.2013
Gezi'den yükselen talep: Katılımcı bir demokrasi
02.05.2013
Barış ve demokrasi
27.04.2013
Çözüm sürecinin getirdiği çözülmeler
20.04.2013
CHP’de siyaset
18.04.2013
Şiddet siyasetinin kaynağı
13.04.2013
‘İstanbul sorunu’ için de demokrasi
11.04.2013
Biraz daha cesaret!
06.04.2013
Gerçek mağdurlar: Laikler ve CHP
30.03.2013
‘Gelin tanış olalım/ İşi kolay kılalım’
28.03.2013
Yeni bir başlangıç için
23.03.2013
Aranan muhalefet bulunmuştur
21.03.2013
İktidar, tutanaklar ve medya
16.03.2013
Başkanlık sistemi ve demokrasimiz
14.03.2013
Yerelleşmemiş bir toplumda başkanlık sistemi olur mu
09.03.2013
İmzalı, tuğralı arabalar konusu
07.03.2013
Bu mudur demokrasi dediğiniz
02.03.2013
Havada demokrasi kokusu var
28.02.2013
AKP’li olmak
21.02.2013
Başbakan’ın açtığı yol
16.02.2013
Seslerini duyamadıklarımız
14.02.2013
Siyaset yelpazesi değişiyor mu
09.02.2013
Ya AKP farkında mı
07.02.2013
Enternasyonal CHP
02.02.2013
Laik kesim gerçeği
31.01.2013
CHP’nin sorunu ne
26.01.2013
CHP’de yol ayrımına doğru
24.01.2013
Sermayenin ve siyasetin değişimi
19.01.2013
Şirket üniversiteleri konusu
17.01.2013
Eğitim hizmeti satmak domates satmaya benzemez
12.01.2013
Savaş patikasından barış patikasına
10.01.2013
Koç-Ülker kardeşliğinin anlamı
05.01.2013
‘Yeni’nin ayak sesleri
29.12.2012
Başbakanın konuşması üzerine
27.12.2012
Temsili demokrasi neyi temsil ediyor
22.12.2012
Güvensizlik duygusu
20.12.2012
Taraf
15.12.2012
Normalleşme süreci
13.12.2012
Başkanlık mı koalisyon hükümetleri mi
06.12.2012
Siz de özür dileyin öyleyse
01.12.2012
Türkiye siyaseti yapmak
29.11.2012
Hakkâri’de iki gün
17.11.2012
Bir kere daha İDO
15.11.2012
Ya grevdekiler kendi kararlarıyla grevdeyseler
10.11.2012
Bir sergi dolayısıyla
08.11.2012
Adalet, hemen şimdi!
03.11.2012
Barışmaktan başka bir yol var mı sahiden
01.11.2012
Alternatif kutlamanın ortaya koyduğu
25.10.2012
Yine İDO meselesi
20.10.2012
Kürt sorunu ve Sisyphus efsanesi
18.10.2012
AKP ve aydınlar
13.10.2012
Yerellik ve demokratlık
11.10.2012
Biz mi medeniyetleri buluşturacağız
29.09.2012
‘Statü’
27.09.2012
Ölümlere devam
22.09.2012
Grup hakları ve demokrasi
20.09.2012
TÜSİAD vesilesiyle AKP siyasetinin çıkmazı
15.09.2012
İslamcı siyasetin çıkmazı
13.09.2012
Orta sınıflar pes mi ettiler
30.08.2012
Farklı zamanları mı yaşıyoruz ne
28.08.2012
Savaş, çatışma ve ekonomi bilimi
25.08.2012
Ne bekliyorlar
23.08.2012
Parantezi kapatmak
18.08.2012
Samimiyetsizlik ve siyasetsizlik
17.08.2012
Medyaya baskı kimlik siyasetini aydınlatıyor
11.08.2012
Solun boşluğu ve İslami siyaset
09.08.2012
Demokrasi ve Kuruçeşme Arena
04.08.2012
Demokrasinin ve cehennemin arasında
28.07.2012
Muhalefet, ama nasıl
26.07.2012
Kürt sorununda siyaset ve siyasetsizlik
21.07.2012
‘İkinci’ SHP
19.07.2012
AKP’nin limanına doğru
14.07.2012
Gerçek rakip Has Parti mi?
12.07.2012
Geleceği olmayan gelecek
07.07.2012
Gerçek bir demokrasiye doğru
05.07.2012
Vesayet rejimi yıkılırken
30.06.2012
Çatışma mı, uzlaşma mı yoksa çekişme mi
28.06.2012
Cemaat’e düşen
21.06.2012
‘Genç Kürtler’ rahatsız mı
16.06.2012
Cemaat meselemiz
14.06.2012
‘Hırs kuleleri’
09.06.2012
‘Kimlik’ değil ‘kimliksizlik’ siyaseti ve sol
07.06.2012
Muhalefet boşluğu ve sol
02.06.2012
Demokrasiyi savunmak
31.05.2012
‘Herkesin başbakanı’ olmak ya da olamamak
26.05.2012
‘İleri’, ‘daha ileri’nin ‘gerisi’ mi
24.05.2012
Sol siyasete bu ülkede de ihtiyaç var
19.05.2012
‘Her şey mümkün’
17.05.2012
Siyasi ‘şiddet’ üzerine
12.05.2012
28 Şubat’ı Müslümanlar (mı) yaptı
10.05.2012
Sol ‘da mı sorumlu’, yoksa sol ‘asıl sorumlu’ mu
05.05.2012
Yıkalım putları!
03.05.2012
Kimlik siyasetinin yarattığı bunalım
28.04.2012
Bizde sol siyaset var mı
26.04.2012
Her şeyin bir fiyatı var mı
21.04.2012
İDO bunu yapabilir mi
19.04.2012
İnananlar mı ancak kardeştir
14.04.2012
Siyaset de hamasi laflarla yapılmaz
12.04.2012
CHP’nin sınırı ‘laik kimlik’
07.04.2012
Sahiplenilmemiş laik kesim ve CHP
05.04.2012
Böyle bir ‘zemin’de 12 Eylül
31.03.2012
Yeni stratejinin başarı koşulları
29.03.2012
Ah bu liderin etrafındakiler!
24.03.2012
‘Şiddet’le ‘demokrasi’ arasında
22.03.2012
Bu anlayıştan çözüm çıkmaz
17.03.2012
Başbakan’ın balıkları
15.03.2012
AKP’nin yarattığı ‘biz’
10.03.2012
CHP’nin laik kimlikle imtihanı
08.03.2012
Kimlik siyasetinin açmazı
03.03.2012
Adalet ve Terakki Partisi mi
01.03.2012
İslami kimliğin çözülüşü
25.02.2012
Kemalistlerle Kemalciler
23.02.2012
Eski rejimin çeperlerinde
21.02.2012
Özel Yetkili Mahkeme’nin miadı doldu
18.02.2012
‘Soruşturma kazası’nın anlattıkları
16.02.2012
Kürt sorununun önlenemeyen yükselişi
11.02.2012
‘Yeni dönemin’ beklenmeyen sonu mu
09.02.2012
Medya ve özgürlükler
04.02.2012
Kimlik siyasetine devam
02.02.2012
‘Eksik demokrasi’, ‘aksak piyasa’
28.01.2012
Anayasa, demokrasi ve meşruiyet meselesi
21.01.2012
Krizin tohumları
19.01.2012
Hrant için...
14.01.2012
Neden sol?
12.01.2012
‘Hâkim durumu kötüye kullanmak’
07.01.2012
‘Dün’, ‘yarın’ ve ‘bugün’
05.01.2012
Toplumu yorumlamak
31.12.2011
‘Devlet’ mi, daha ‘köklü demokrasi’ mi
29.12.2011
Soluğu kesilmişlik
24.12.2011
Tartışmaya katkı
22.12.2011
Yeniden yapılanması gereken devlet
17.12.2011
İktisatta ‘güç’ kavramı ve kriz
15.12.2011
Radikalizmin çağrısı
10.12.2011
Şike, hayali ihracat ve Dersim
03.12.2011
‘Mutlak demokrasiye’(!) doğru
01.12.2011
Bıktıran ‘sol’ eleştirisi
26.11.2011
Mağdurları konuşmak
24.11.2011
Başbakanın konuşmasındaki iki konu
19.11.2011
Demokrasinin krizi
17.11.2011
Bu demokrasiyle değil
10.11.2011
Bulunamayan Kürt sorunu
05.11.2011
Otoriterliğin eşiğinde
03.11.2011
Obama’dan Erdoğan’a
29.10.2011
Sıra tarihin enkazını kaldırmakta!
27.10.2011
Gerçek kardeşlik
22.10.2011
Temsili demokrasinin bunalımı ve biz
20.10.2011
Çözüm istiyoruz, intikam değil!
15.10.2011
‘Bir Zamanlar Anadolu’da’
13.10.2011
Şimdi değilse ne zaman
08.10.2011
Yeni anayasayı toplum yapacak siz değil
06.10.2011
CHP barıştan yana mıdır
01.10.2011
Güvenmek’ çözücüdür
29.09.2011
Sorun ilişiklerin tarihinde
24.09.2011
‘Kilitlenmişlik’
22.09.2011
Güç siyaseti
13.09.2011
Ayrışan ‘biz’
10.09.2011
Barış siyaseti
08.09.2011
Demokrasi siyaseti ve farklılıklar
03.09.2011
Kimlikler, Kürtler ve demokrasimiz
01.09.2011
Mağduriyetin diğer bir biçimi: Tüketici olmak (2)
29.08.2011
Çözümün adı ‘demokrasi siyaseti’
27.08.2011
Mağduriyetin diğer bir biçimi: Tüketici olmak
25.08.2011
Başlangıcın başında
20.08.2011
Sandığı keşfetmek
18.08.2011
Siyaset yeniden
28.07.2011
Demokrat bir siyaset ihtiyacı
23.07.2011
Kürtlerden Türklere geçmek
21.07.2011
Silvan’ın düşündürdükleri
16.07.2011
Kimlikler dünyası ve yeni bir demokrasi
14.07.2011
Normalleşen toplum
09.07.2011
Siyaset değişirken
02.07.2011
‘Çatışmacı’ değil ‘çekişmeci’ bir demokrasi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8