Etyen MAHÇUPYAN

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Manevi yük ve nörotik refleks


22.06.2014 - Bu Yazı 4469 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Evren ve Şahinkaya’nın darbecilikten mahkum olmalarının tarihsel anlamı açık. Başarılı olmuş olan darbecilerin de cezalandırılmasını ifade ediyor ve darbeyi kategorik ve koşulsuz olarak gayrı meşru kılıyor. Düşünün ki bu iki general ve arkadaşları ‘millet’ adına ve kaosu bitirmek üzere siyasete müdahalede bulunmuşlar, ardından da yaptırdıkları yeni anayasaya toplumdan yüzde 92 onay almışlardı. Diğer bir deyişle arkalarında hem ideolojik, hem pragmatik, hem de toplumsal meşruiyet vardı. Buna rağmen mahkum oldular. Yani darbenin ‘demokratik’ bir meşruiyete bile dayandırılamayacağı tescil edilmiş oldu.

Bu noktada şu soruyu sormak popüler gündem açısından ilginç olur: Evren ve Şahinkaya’ya ilişkin adli sürecin adil yargılanma açısından tamamen ‘doğru’ olduğundan emin miyiz? Muhtemelen ‘büyük ölçüde’ doğru olduğunu düşünebiliriz ama adil yargılanma kriteri yargı sürecini sanık lehine yorumlayan bir bakışı ifade eder. Buna göre adil yargılanmayı ihlal eden tek bir durum olsa bile, onun üzerine gitmek ve yasalar çerçevesinde yeniden yargılanma yolunu aramak her sanığın hakkıdır. Belki de arasak böyle bir örneği söz konusu davada bulabiliriz. Ama esas sonuç değişmez… Çünkü esas sonuç hukuki değil, siyasi ve bu son mahkumiyet kararının siyasi tarihimiz açısından asıl önemi burada. Hukuku kullanarak veya hukuk üreterek siyaseti kadük etme çabalarını gayrı meşru ilan ediyor.

Bu kategorik reddiye ancak şimdi bir yargı kararına dönüşse de, içerdiği anlayış AKP’nin 2002 seçimlerini kazanmasıyla birlikte kamusal alanda net bir siyasi pozisyon üretmişti. Çünkü bu partinin seçim başarısı bütün o darbeler sürecine tarihsel bir cevap niteliği taşımaktaydı. Dolayısıyla da örneğin Balyoz girişiminin ne olduğu konusunda baştan itibaren bir soru işareti yaşanmadı. Birinci Ordu’da yapılan seminer, Kara Kuvvetleri’nin uyarısına rağmen gerçek kişiler ve görevler üzerinden yapıldı. Darbe senaryosu bir dış politika stratejik oyununun ardına gizlendi ve üst makamlara da eksik bilgi verildi. Çetin Doğan ve etrafındaki birkaç kişinin darbe peşinde oldukları, muhtemel bir müdahalenin altyapısını ve mekanizmasını kurguladıkları açık...

Öte yandan bu kişilerin yargılanma sürecinde davanın emir komuta zincirini takip ederek suçsuz kişilere suç isnat ettiği, bazı savcıların ilave deliller uydurma gayreti gösterdiklerini de artık biliyoruz. Nihayet bazı delillerin gevşek yorumlanmasının ve bazı tanıkların dinlenmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği de malum. Söz konusu deliller sanıkların suçsuz olduklarını göstermiyor, ama karara varmada kuşku yaratıyor. Bu durumda sanıkların tahliye olmaları ve yeniden yargılama hakkını aramaları doğal.

Ancak bu durum onların bazılarının darbe girişimi içinde oldukları gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Çetin Doğan ve arkadaşları birer darbecidir ve bu gerçeğin buharlaşma ihtimali yok. Onları hukuken mahkum edecek yeterli delilin bulunmadığına hükmedilse bile, bu kişilerin siyaseten neyin peşinde olduklarını biliyoruz ve esas mahkumiyet de zaten toplumda cisimleşen bu kanaat. Eğer dengi dengine gelir ve beraat ederlerse, Doğan gibi kişilerin bundan sonraki hayatlarını damatları ile birlikte dünyanın varlıklı bir köşesinde geçirmelerinde hiçbir mahzur yok. Hukuken bu işten sıyırsalar bile, omuzlarındaki manevi yükü, toplumun onları ‘tanımış’ oldukları gerçeğini ortadan kaldıramazlar.

Bu olay bize Ahmet Şık ve Nedim Şener vakasını hatırlatıyor. Şık ve Şener’in ‘kitap yazdıkları’ için suçlu bulunduğu söylendi hep. Oysa iddianame kitapların içeriği ile değil, kitap yazma işleminin onları bir suç ağı ile ilişkilendirdiği tezine dayanmaktaydı. Ancak bunun da savunulabilir bir tarafı yoktu… Savcılık bir suç üretmiş, bu suçun etrafında bir ağ keşfetmiş, sonra da söz konusu ağla ilişkili herkesi suçlu kılmaya çalışmıştı. Kısacası yargı Şık ve Şener’e haksızlık yaptı. Gayrı meşru bir hukuksal prosedür uyguladı.

Ne var ki Şık ve Şener’e haksızlık yapılması onları siyaseten aklamak için yeterli değildi. Yazdıkları kitaplar için kurdukları ‘araştırmacı gazetecilik’ ilişkileri onları kirli sularda yüzmek durumunda bırakmıştı. Bu iki kişi bugün hukuken aklandılar ve hak yerini buldu. Buna karşılık siyasi bağlarının ima ettiği meşruiyet zaafını sonuna kadar taşıyacaklar.

Şık ve Şener’in arkadaşlarının ve Çetin Doğan’ın damadının halen her fırsatta nörotik bir savunma refleksi göstermeleri boşuna değil. Onlar asıl önemli olanın siyaseten aklanma olduğunu ve bunu elde etme ihtimalinin pek fazla olmadığını biliyorlar.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
25.6.2018
Şu malum ‘bilge kral’ meselesi
23.6.2018
Yeni bir nefes için…
21.6.2018
Halledilemeyen bir travma olarak ‘millilik’
20.6.2018
Büyüme fetişi
18.6.2018
Dönüşü gözükmeyen yolda…
16.6.2018
İslam’da niye meşrutiyet oluşmadı?
14.6.2018
Dindarların arayışları
13.6.2018
‘Dip dalga’ var mı?
11.6.2018
AK Partililerin draması
9.6.2018
Sarmalın son halkası
7.6.2018
Erken seçim istemeyip ne yapsaydı?
6.6.2018
Suriye’de niçin seyirciyiz?
4.6.2018
Kürt meselesi nasıl çözülmeli?
2.6.2018
Dindarlar nasıl kaybetti?
31.5.2018
Sivil toplumun ‘gerçek’ işlevi
30.5.2018
‘Yeni’ AK Parti’de gerçeklik sorunu
28.5.2018
Deizm niçin yaygınlaşacak?
26.5.2018
STK’lar ‘yandaşlaşma’ sürecinde
24.5.2018
Ekonomide seçim ‘istikrarı’
23.5.2018
Doğru davranışın zamanı?
21.5.2018
Seçimlerde ne olacak?
18.5.2018
Tarihe nesnel bakmak zor değil
17.5.2018
Milli tarihte nesnellik sorunu
16.5.2018
Medeniyet halleri
14.5.2018
İktidarın dili
12.5.2018
Muhalefetin şansı
10.5.2018
Devletin seçilme manifestosu
9.5.2018
Bir sonraki erken seçime doğru
7.5.2018
İktidarın üst aklı konuştu
5.5.2018
Kendi düşen ağlamaz
3.5.2018
Rüzgar gülü müjdesi
2.5.2018
Abdullah Gül ne dedi?
30.4.2018
Ayıp ve ötesi...
28.4.2018
Zihin açıcı beyanlar
26.4.2018
İktidarın haklı endişesi
25.4.2018
Herkesin bildiği sır
23.4.2018
Meğer asıl iktidar kimmiş!
21.4.2018
Fransa’da OHAL yok mu?
19.4.2018
Bahçeli rüyasında kimi gördü?
18.4.2018
Türkiye İran olur mu?
16.4.2018
Savaş çıkmaz Esad kalır...
14.4.2018
Adil şahitler
12.4.2018
12 Eylül, 28 Şubat ve bugün
11.4.2018
Beka meselesi
9.4.2018
Diriliş ihtiyacı
7.4.2018
Yıllardır bu anı bekleyenler için
5.4.2018
İnandığını bilgi sanmak
4.4.2018
Ekonomide ‘muhteşem’ başarı
2.4.2018
Altın vuruş ve Sinderella
31.3.2018
Güncellenmesi gereken
29.3.2018
Ekonominin derdi siyaset
28.3.2018
AK Parti’nin kaderi...
26.3.2018
Bu kadar korkmak iyi değil
24.3.2018
Afrin’i azımsamak ve abartmak
22.3.2018
Korumacılık ve küreselleşme
21.3.2018
Dindarların 28 Şubat’ına doğru mu?
19.3.2018
Şekerin millisi
16.3.2018
Medyada gönüllü araçsallaşma
15.3.2018
Faiz niye bu kadar önemli?
14.3.2018
Ceylanpınar’ın faili hâlâ aramızda
12.3.2018
Hükümeti iktidar kılan ne?
10.3.2018
Suriye üzerine yeni sorular
8.3.2018
İki mektup
7.3.2018
Nereden çıktı bu Karamollaoğlu?
5.3.2018
Bu nasıl bir rejim?
3.3.2018
Şanlı tarihimize’ niye ihtiyaç duyarız?
1.3.2018
Sistem beyin göçünü hak ediyor
28.2.2018
Yanlışı tercih etmek
26.2.2018
Bu iş nereye gidiyor?
24.2.2018
Kutuplaşma kime yarıyor?
22.2.2018
'Gri alan' ve sağduyu
21.2.2018
Suçsuza kaçma hakkı
19.2.2018
Tek taraflı müttefiklik
17.2.2018
Devekuşu rahatlığı
15.2.2018
Ekonomide özerk kurum kalmasın mı?
14.2.2018
Suriye’deki Türkiye
12.2.2018
Suriye’deki Amerika
10.2.2018
Suriye’deki Rusya
8.2.2018
Suriye’deki İran
7.2.2018
Sörfçü denizi değiştirebilir mi?
5.2.2018
‘Asıl’ mesele ve beka sorunu
3.2.2018
‘Millileşmiş’ duyarsızlık
1.2.2018
Hava Harb öğrencileri ve ‘takdir hakkı’
31.1.2018
Sistemin son çivisini de söktük inşallah
29.1.2018
Yargının siyasallaşması
27.1.2018
Başarı ihtiyacının gerisindeki
25.1.2018
Türkiye’nin gerçekten istediği ne?
24.1.2018
Afrin nasıl ‘zorunlu’ hale geldi?
22.1.2018
Afrin'e nasıl geldik?
20.1.2018
OHAL demokrasisinin raf ömrü ne kadar?
18.1.2018
Kuma yazılan yazılar
17.1.2018
ABD’deki davada Türkiye görünümü
15.1.2018
Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak
13.1.2018
Erdoğan ne yapıyor?
11.1.2018
Bahçeli ne yapıyor?
10.1.2018
Niye yerimizde sayıyoruz?
8.1.2018
Yeni yıl temennisi
6.1.2018
Suriye’de görünen çözüm
4.1.2018
Ne yazık ki…
3.1.2018
Hangisi AK Parti’nin ‘yolu’?
1.1.2018
Sahi niye geri kalmıştık?
30.12.2017
En iyisi Kürtleri unutmak
28.12.2017
Dönülmez akşamın ufkunda
27.12.2017
Tek tip elbise
25.12.2017
Model ülke Mısır!
22.12.2017
Acil para mı lazım?
21.12.2017
Ortadoğu haberlerinde gerçek
20.12.2017
Darbe/yolsuzluk ikilemi
18.12.2017
Organik liderlikte faiz meselesi
16.12.2017
Kudüs ile Afrin arasında
14.12.2017
TÜSİAD eşiği aşmış
13.12.2017
Kürt tedirginliği sürdükçe
11.12.2017
AK Parti MHP ile Dimyat’a mı gidiyor?
9.12.2017
Türkiye bağımlılıktan nasıl kurtulur?
7.12.2017
Böyle büyümenin maliyeti
6.12.2017
ABD’ye koz verince
4.12.2017
Bir ataerkillik hikâyesi
2.12.2017
AK Parti’de değişen ne?
30.11.2017
Siyasetin yeni kaldıracı: Batı
29.11.2017
Soçi’den çözüme uzanan yol
27.11.2017
Ya ‘ötekiler’ aynı güce sahip olursa?
25.11.2017
Eksik teoriden doğru pratik çıkmıyor
23.11.2017
Ekonomide ‘akla ziyan’ dönemi
22.11.2017
İktidar niçin Atatürk’çü oldu?
20.11.2017
Yenilgiler, kader ve dava
18.11.2017
AK Parti’de ‘mesafe’ sorunu
16.11.2017
İktidarın tercihleri ve sorumluluğu
15.11.2017
İyi Parti taşları yerinden oynatabilecek mi?
13.11.2017
Demokrasiye Yargıtay desteği
11.11.2017
Milli araba, milli dava, milli enflasyon
9.11.2017
Ekonomi yönetimi artık sanal alemde
8.11.2017
FETÖ üzerinden kimlik çapası
6.11.2017
Niçin AK Parti'yi eleştiriyorum?
3.11.2017
Millileşen tahammülsüzlük ve barış bildirisi
2.11.2017
Tiryaki ve pasif içici
1.11.2017
Belediye başkanları niçin değiştiriliyor?
30.10.2017
Şahin Alpay ne yapmıştı?
28.10.2017
Metal yüklemesi
26.10.2017
Şerefli bir meslek olarak tetikçilik
25.10.2017
Avrasya treni
23.10.2017
Sizce akıllı mıyız?
21.10.2017
Son milli komplomuz
19.10.2017
Ayrılıkçılığı önlemek mümkün mü?
18.10.2017
Popülizm devam ettikçe
16.10.2017
Türkiye, Irak’a müdahale edebilir mi?
14.10.2017
Irak’ta nereden nereye
12.10.2017
Türkiye Kürdistan’ı kuruyor
11.10.2017
Gayrımeşrulaştırma gerilimi
9.10.2017
Teoriye takılmayın evrime bakın
7.10.2017
Kürtler nasıl tehdit oldu?
5.10.2017
Doğru siyasetin sırrı
4.10.2017
Dolayısıyla diyoruz ki ‘bize güvenin’
2.10.2017
Devlet aklıyla gelinen nokta
29.9.2017
Referandumun sonrasında...
28.9.2017
Bindiğin dalı kesmek
27.9.2017
AK Parti orta sınıfı nasıl elde tutacak?
24.9.2017
İhsan Dağı ne yapmıştı?
23.9.2017
Batıdan uzaklaşmak mı istiyoruz?
21.9.2017
Eğitim ve korku
20.9.2017
Kaderimiz…
18.9.2017
‘Yerli ve milli’ niye tutmadı?
16.9.2017
Federalizm gecikirse bağımsızlık kaçınılmaz
14.9.2017
Yerli otomobil detayı
13.9.2017
Büyüyoruz, ne güzel!
11.9.2017
Şerif Mardin...
9.9.2017
Siyaseten cehalet
7.9.2017
AK Parti popülizme muhtaç mı?
6.9.2017
AK Parti niye popülist oldu?
4.9.2017
Din dışı dinselleşme: Popülizm
2.9.2017
Post modern popülizm
31.8.2017
Modernliğin içe kapanması
30.8.2017
Modernliğin çaresizliği
28.8.2017
Demokrat zihniyeti ararken
25.8.2017
Türkiye tek toplum olabilir mi?
24.8.2017
İran mı Kürtler mi?
23.8.2017
Mısır mı olmak istiyoruz?
21.8.2017
Cehaletin meslekleri
19.8.2017
Etyen Yerli ve milli’ Meclis
17.8.2017
Medeniyet çıtasının neresindeyiz?
16.8.2017
Bugün referandum olsa
14.8.2017
Faiz rantı
12.8.2017
Türkiye’nin Kürtlere bakışı belli mi?
10.8.2017
AK Parti ayıp etti
9.8.2017
Cesaret için geç değil
7.8.2017
Düşünmeme kültürü
5.8.2017
AK Parti’nin yol haritası
3.8.2017
Tükürüğü yalamak yetmeyebiliyor
2.8.2017
Yeni bir devlet duruşuna doğru
31.7.2017
OHAL’i Almanlar mı kaldıracak?
29.7.2017
Hasbelkader Almanya
27.7.2017
Almanya krizine şaşırdık mı?
26.7.2017
Yerli ve milli Mardin
24.7.2017
Cehalet kültür olunca…
22.7.2017
OHAL bağımlılığı
20.7.2017
Tarih ve cehalet
19.7.2017
Ruh yorgunluğu
17.7.2017
Bizde entelektüel niye zor?
15.7.2017
Zihniyet ve özgür düşünce
13.7.2017
Kendimizi kandırmayalım
12.7.2017
Adalet yürüyüşü
10.7.2017
Uzaklaşan insanlık
8.7.2017
Sünni siyaset ve entelektüellik
6.7.2017
Devlet sırrını kim ifşa etti?
5.7.2017
Muhafazakar zihnin fakirleşmesi
3.7.2017
Hakaret özgürlüğü ve liberalizm
1.7.2017
Suriye’de diğer alternatif
29.6.2017
Yargıyı ‘düzeltmek’ kimin sorumluluğu?
27.6.2017
Ah şu faiz!
26.6.2017
Katar’a ‘bayram’ hediyesi
24.6.2017
Gerçekçi politikaya yaklaşıyoruz
22.6.2017
Yargı siyasetin neresinde?
21.6.2017
Türkiye’nin Suriye’deki asıl ortağı
19.6.2017
Ekonomideki büyüme ne kadar başarılı?
17.6.2017
‘Rakka düştüğünde..'
15.6.2017
Popülizm bu sınavı geçer mi?
14.6.2017
Kürtlerin referandumu
12.6.2017
Ekonomide sıçrama yılı?
10.6.2017
Ahlaki dış politika mümkün mü?
8.6.2017