Etyen MAHÇUPYAN

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Bakur’un sıradan ve öngörülebilir hikâyesi


16.4.2015 - Bu Yazı 2355 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 İstanbul Film Festivali’nde bu yıl bir ilk yaşanıyor. ‘Bakur’ (Kuzey) adlı belgeselin gösterim iznine sahip olmadığı için festivalden çıkarılmasını protesto eden 22 yapımcı kendi filmlerini çektiler. Bu arada jüri üyeleri de görevlerinden istifa etti. Olay imza kampanyalarıyla destekleniyor ve sanatın sansüre uğratılamayacağı vurgulanıyor… Peki gerçek hikâye ne?

Arka planda Kültür Bakanlığı’nın bir tasarrufu var. Festivaller için yerli filmlerde gösterim belgesi alma şartı aranıyor ve bu belgeyi de Kültür Bakanlığı veriyor. İlgili genelgenin tarihi 9 Ocak 2014… Ancak Bakanlık yapımcıları çoğu tek seferlik olan gösterimler için bürokratik mekanizmaya muhatap kılmamak amacıyla bir süredir müsamahalı davranmakta. Yani gösterim izni olmayan yerli belgesellerin de festivallerde gösterilmesine ses çıkarmamakta. Ancak bu zorunlu koşulun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor…

Yaşanan ‘skandala’ vesile olan Bakur adlı film Türkiye topraklarındaki PKK kamplarında ve Kandil’de çekilmiş. Tanıtımında oradaki gündelik hayatı yansıtma amacını güttüğü söyleniyor. Film ekibinin epeyce uzun süre, muhtemelen aylarca dağda kaldıkları anlaşılıyor. Çözüm sürecinde olduğumuz ve Kürt meselesi bağlamında ifade özgürlüğünün de genişlemesi gerektiği düşünüldüğünde böyle bir filmin festival kapsamında gösterilmesi yadırgatıcı değil. Nitekim festival organizatörü olan İKSV de filmi kabul etmiş. Ne var ki geçen hafta içindeki basın gösteriminden sonra Bakanlık bu filmle ilgili gösterim izin belgesi olmadığını hatırlatma ihtiyacı hissetmiş ve birçok girişime rağmen sorun çözülmeyince İKSV de filmi festival kapsamından çıkarmış. Bir taraftan bakıldığında hükümetin engellemesinden, diğer taraftan bakıldığında İKSV’nin filme sahip çıkmamasından ya da böylesine siyasi anlamı olan bir film için gösterim izni almayı önemsemeyen yapımcının davranışından söz edilebilir.

Ancak olayın bir de daha içerden hikâyesi var… Geçen cumartesi, yani gösterimden bir gün önce filmin yapımcısı beni arayarak durumu anlattı ve aracı olmamı rica etti. Bakanlıkla konuştuğumda filmde PKK ile DHKP-C arasında bir bağlantı kurulduğu söylendi. Ancak filmin onlara gönderilmediğini ve filmle ilgili bilginin dışarıdan elde edildiğini öğrenince yapımcıdan filmi seyretme imkânı yaratmasını istedim ve cumartesi gece izledim. Film bir PKK güzellemesi olarak çeşitli sahnelerin kolajından oluşuyor. Hamur yoğuran biri, ebelemece türü bir oyun, kurdele ören bir kadın, yemek sahneleri, topluca bir gösterinin seyredilmesi vs. Bunların arasına silah atış sahneleri ve çeşitli konuşmalar yerleştirilmiş. Bu konuşmalarda PKK’nın devlet kurma hayalini bıraktığı ancak o toprakların ‘kendilerine’ ait olduğu vurgulanıyor. Bu arada PKK’nın hapishanesine giren kamera ‘yanlış’ yapmış veya İran’dan Kürt kardeşlerini öldürmek üzere gelip pişman olmuş kişilerin itirafını yansıtıyor. Başka bir sahnede örgüte yeni katılan kişilerin bu kararlarından ne denli emin oldukları kendilerine soruluyor. Zorlamanın olmadığını, her katılımcının kendi özgür iradesiyle orada olduğunu anlıyoruz. Her şeyin ‘güzel’ ve davetkâr olduğu bir dünya… Hiçbir konuşmanın üzerine gidilmemiş, bariz sorular sorulmamış, aylarca toplanan malzemeden suni bir günlük hayat üretilmiş. Kısacası sonuçta ortaya bariz bir propaganda filmi çıkmış.

Gece yarısı yapımcıyı arayıp bu kanaatimi söyledim. DHKP-C bağlantısı sadece tek ve dolaylı bir cümleydi. Eğer sebep buysa filmin gösterilmesi gerektiğini düşündüğümü, ancak ürünün bir propaganda malzemesi olduğu için kabul görmemiş olabileceğini vurguladım. Pazar sabah gerçek rahatsızlığın bu olduğu ortaya çıktı. Filmin dağa katılmayı, silahlı mücadeleyi teşvik ettiği düşünülüyordu ve doğrusu benim de kanaatim buydu. Yapımcıya durumu bildirdiğimde gönderdiği mesajda ifade özgürlüğünden yana olduğunu ve filmlerine sanat eseri muamelesi yapılmasını beklediğini söyledi.

Ben de şöyle cevap verdim: “Filme emek verdiniz, sizin için tabii ki kıymetli. Ama kusura bakmazsanız görüntü dışında sanatla pek ilgisi yok. Bir ifade özgürlüğü meselesi olarak görülebilir ama silahı meşru kılan, insanların ölümünü zımnen onaylayan ve de hiç objektif olmayan bir örgüt güzellemesi yapılmış. Yine de gösterilmeli… Ancak filmin yüklenmediği sorumluluğun başkalarınca da alınmamasını beklemek gerçekçi değil. Açıkçası gösterimin gerekli koşulu İKSV’nin sahip çıkması…”

Ama İKSV sahip çıkmadı. Soru başta nasıl olup da bu filmi kabul ettikleri olmalı. Belki ‘hayır’ diyemedikleri içindir… Ya da bu filmi gösterebilmiş olmanın getireceği yapay ‘kahramanlığı’ reddedemedikleri için…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
25.6.2018
Şu malum ‘bilge kral’ meselesi
23.6.2018
Yeni bir nefes için…
21.6.2018
Halledilemeyen bir travma olarak ‘millilik’
20.6.2018
Büyüme fetişi
18.6.2018
Dönüşü gözükmeyen yolda…
16.6.2018
İslam’da niye meşrutiyet oluşmadı?
14.6.2018
Dindarların arayışları
13.6.2018
‘Dip dalga’ var mı?
11.6.2018
AK Partililerin draması
9.6.2018
Sarmalın son halkası
7.6.2018
Erken seçim istemeyip ne yapsaydı?
6.6.2018
Suriye’de niçin seyirciyiz?
4.6.2018
Kürt meselesi nasıl çözülmeli?
2.6.2018
Dindarlar nasıl kaybetti?
31.5.2018
Sivil toplumun ‘gerçek’ işlevi
30.5.2018
‘Yeni’ AK Parti’de gerçeklik sorunu
28.5.2018
Deizm niçin yaygınlaşacak?
26.5.2018
STK’lar ‘yandaşlaşma’ sürecinde
24.5.2018
Ekonomide seçim ‘istikrarı’
23.5.2018
Doğru davranışın zamanı?
21.5.2018
Seçimlerde ne olacak?
18.5.2018
Tarihe nesnel bakmak zor değil
17.5.2018
Milli tarihte nesnellik sorunu
16.5.2018
Medeniyet halleri
14.5.2018
İktidarın dili
12.5.2018
Muhalefetin şansı
10.5.2018
Devletin seçilme manifestosu
9.5.2018
Bir sonraki erken seçime doğru
7.5.2018
İktidarın üst aklı konuştu
5.5.2018
Kendi düşen ağlamaz
3.5.2018
Rüzgar gülü müjdesi
2.5.2018
Abdullah Gül ne dedi?
30.4.2018
Ayıp ve ötesi...
28.4.2018
Zihin açıcı beyanlar
26.4.2018
İktidarın haklı endişesi
25.4.2018
Herkesin bildiği sır
23.4.2018
Meğer asıl iktidar kimmiş!
21.4.2018
Fransa’da OHAL yok mu?
19.4.2018
Bahçeli rüyasında kimi gördü?
18.4.2018
Türkiye İran olur mu?
16.4.2018
Savaş çıkmaz Esad kalır...
14.4.2018
Adil şahitler
12.4.2018
12 Eylül, 28 Şubat ve bugün
11.4.2018
Beka meselesi
9.4.2018
Diriliş ihtiyacı
7.4.2018
Yıllardır bu anı bekleyenler için
5.4.2018
İnandığını bilgi sanmak
4.4.2018
Ekonomide ‘muhteşem’ başarı
2.4.2018
Altın vuruş ve Sinderella
31.3.2018
Güncellenmesi gereken
29.3.2018
Ekonominin derdi siyaset
28.3.2018
AK Parti’nin kaderi...
26.3.2018
Bu kadar korkmak iyi değil
24.3.2018
Afrin’i azımsamak ve abartmak
22.3.2018
Korumacılık ve küreselleşme
21.3.2018
Dindarların 28 Şubat’ına doğru mu?
19.3.2018
Şekerin millisi
16.3.2018
Medyada gönüllü araçsallaşma
15.3.2018
Faiz niye bu kadar önemli?
14.3.2018
Ceylanpınar’ın faili hâlâ aramızda
12.3.2018
Hükümeti iktidar kılan ne?
10.3.2018
Suriye üzerine yeni sorular
8.3.2018
İki mektup
7.3.2018
Nereden çıktı bu Karamollaoğlu?
5.3.2018
Bu nasıl bir rejim?
3.3.2018
Şanlı tarihimize’ niye ihtiyaç duyarız?
1.3.2018
Sistem beyin göçünü hak ediyor
28.2.2018
Yanlışı tercih etmek
26.2.2018
Bu iş nereye gidiyor?
24.2.2018
Kutuplaşma kime yarıyor?
22.2.2018
'Gri alan' ve sağduyu
21.2.2018
Suçsuza kaçma hakkı
19.2.2018
Tek taraflı müttefiklik
17.2.2018
Devekuşu rahatlığı
15.2.2018
Ekonomide özerk kurum kalmasın mı?
14.2.2018
Suriye’deki Türkiye
12.2.2018
Suriye’deki Amerika
10.2.2018
Suriye’deki Rusya
8.2.2018
Suriye’deki İran
7.2.2018
Sörfçü denizi değiştirebilir mi?
5.2.2018
‘Asıl’ mesele ve beka sorunu
3.2.2018
‘Millileşmiş’ duyarsızlık
1.2.2018
Hava Harb öğrencileri ve ‘takdir hakkı’
31.1.2018
Sistemin son çivisini de söktük inşallah
29.1.2018
Yargının siyasallaşması
27.1.2018
Başarı ihtiyacının gerisindeki
25.1.2018
Türkiye’nin gerçekten istediği ne?
24.1.2018
Afrin nasıl ‘zorunlu’ hale geldi?
22.1.2018
Afrin'e nasıl geldik?
20.1.2018
OHAL demokrasisinin raf ömrü ne kadar?
18.1.2018
Kuma yazılan yazılar
17.1.2018
ABD’deki davada Türkiye görünümü
15.1.2018
Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak
13.1.2018
Erdoğan ne yapıyor?
11.1.2018
Bahçeli ne yapıyor?
10.1.2018
Niye yerimizde sayıyoruz?
8.1.2018
Yeni yıl temennisi
6.1.2018
Suriye’de görünen çözüm
4.1.2018
Ne yazık ki…
3.1.2018
Hangisi AK Parti’nin ‘yolu’?
1.1.2018