Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Ah Katar vah Katar!


6.6.2017 - Bu Yazı 1130 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 ABD’nin tutumu krizin gidişatını tayin etmede önemli. Belli ki Suudi Kralı Selman, Trump’tan cesaret alıyor. Trump, İran’ı kuşatmaya odaklı bölgesel politikalarını Suudi Arabistan ve BAE ile yürütürken Katar’ı bir adım geriye itti.

Körfez’de fırtına falan derken kıyamet koptu. Suudi Arabistan ve dostları Katar’a karşı görülmemiş bir ‘çökertme harekâtı’ başlattı. Bir haftadır medya dalaşıyla süren kriz dün Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Mısır, Yemen’de Riyad güdümlü Hadi yönetimi, ‘bölünmüş’ Libya’nın bir kanadı ve Maldivler Katar’la diplomatik ilişkileri kesti. Katar’a hava ve deniz sahaları kapatıldı; tüm uçuşlar durduruldu. Katar, Yemen’i yakıp yıkan operasyondan da çıkartıldı. BAE ayrıca Katar vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri için 14 gün süre verdi.

Onlarca yıldır dünyanın dört bir yanında Vehhabi ideolojisiyle aşırılıkçılığı yayıp El Kaide gibi örgütlerin doğuşuna fikir ve para babalığı yapan Suudi Arabistan, Katar’ı terörle suçluyor:

“Katar terör örgütlerini barındırıyor, yayın organlarında teröristlerin propagandasını yapıyor, Suudi Arabistan’ın Katif bölgesinde ve Bahreyn’de İran bağlantılı ‘terör’ eylemlerini finanse ediyor, Yemen’deki Husi militanları destekliyor!”

Bu suçlamalara Bahreyn de kendi mührünü bastı. Arap isyanları sırasında reform isteyen kitleleri, Suudi liderliğindeki Yarımada Kalkanı’nın tanklarıyla ezmiş olan azınlıktaki hanedanlık Suud’un hilafına hareket edecek değildi ya.

Son zamanlarda Suudilerle adalarla ilgili yaşadığı krize rağmen Riyad’la İhvan (Müslüman Kardeşler) düşmanlığında buluşan Mısır yönetimi ise Katar’ın siciline şu suçları ekledi:

El Kaide ve IŞİD fikrini yaydı, Sina Yarımadası’ndaki terör örgütlerini destekledi, Mısır ve diğer Arap ülkelerinin iç işlerine karıştı, İhvan liderlerini barındırdı.

***

Peki Körfez’in kral ve emirleri birden bire neden delirdi?

Husilere destek vermekle suçlanan Katar halbuki Yemen’i yerle bir eden savaşta Suudilerle omuz omuzaydı. Bahreyn’de terörü desteklemekle suçlanan Katar, bu ülkede barışçıl gösterileri bastıran müdahaleye 500 polisle katılmıştı.

Suriye’de her nevi cihadi-selefi örgütü palazlandıran kötülükte de birlikteydiler.

İhvan’a verilen destek derseniz bu eski bir hikâye. İhvan yüzünden 2013 ve 2014’te etkileri daha sınırlı krizler yaşanmıştı. Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn, finanse ettikleri Sisi darbesinin ardından İhvan’a desteğini kesmeyen Katar’ı önce uyarmış ardından elçilerini çekerek cezalandırmıştı. Suudiler ayrıca İhvan’ı terör örgütleri listesine eklemişti.

İhvan’la ilgili sorun güncel olmadığına göre krizi tetikleyen nedir?

Katar’ın İhvan’a desteği yaşanan gerilimlerde değişmez bir veri olsa da asıl mesele İran. İki ülkenin İran’a karşı koyma konusundaki stratejileri her zaman farklıydı. Katar ile İran Suriye’deki vekâlet savaşında karşı cephelerde yer alsa da, El Cezire Arapça’nın yayınları Şii düşmanlığından geçilmese de Doha yönetimi İran ve Şii düşmanlığında Suudilerin dümen suyuna girmedi. Bunun birincil nedeni İran’la doğalgaz havzasını paylaşıyor olması. İkinci nedeni dış politikada kendi çizgisini oluşturma çabasıdır. İran’a geçmeden bu kendi çizgisi oluşturma çabasına bir parantez açalım:

1996’da Hammad el Sani babasını devirip Katar Emiri olduktan sonra İslam dünyasındaki Suudi ağının alternatifine oynayarak kendine nüfuz alanı açmaya başlamıştı. Bunun için El Cezire kanalını kurup İhvan çizgisindeki örgütlere desteği artırmıştı. “Yeni Katar”, Filistin’de Suud destekli El Fetih’e karşı Hamas’ı tutarken, Mısır’da Suud’dan beslenen Selefi hareketler ve Mübarek rejimine karşı İhvan’la ittifak kurmuştu. Suudiler, Lübnan’da Hariri ailesi üzerinden siyasi nüfuzunu sürdürürken Katar da mezhebi açıdan çapraz bir ilişkiyle Hizbullah’a elini uzatmıştı. Hizbullah’la Müstakbel arasında 2008’de yaşanan krizi Doha Anlaşması’yla çözerek arabuluculuk yeteneğini öne çıkardı. Katar, İran’la Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) arasındaki gerilimlerden uzak duran Umman’la yakınlık kurdu.

ABD’nin de Hizbullah, İhvan ve Hamas’la konuşabilen bir kanala ihtiyacı vardı. Katar böylesine bir işlev gördü. En büyük Amerikan üssüne ev sahipliği yapan Katar’ın bu ilişkileri Washington’a rağmen yürüttüğü söylenemez.

Katar bir paradoks olarak hamisi kesildiği İhvan’ın kendi ülkesinde örgütlenmesine de izin vermedi. Pazarlıklar sonucu İhvan, 1999’da Katar’da kendini feshetti. Yani Katar dışarda İhvan’ı desteklerken kendi ülkesinde ‘siyasal İslam’ projesine geçit vermedi. Suudi Arabistan ve BAE ise İhvan’ın siyasal bir proje olarak örgütlenmesi halinde Körfez monarşilerinin sonunu getirmesinden korkuyordu. 1979’daki Kabe baskınından epey ders çıkarmışlardı.

Katar 2011’de Arap isyanları sırasında İhvan kuşağı oluşacağı beklentisiyle oyunu büyüttü. Bu konuda Türkiye ile paralel hatta girdi. Ancak İhvan üzerinden hesaplar ters tepti: Mısır’da 2013’te İhvan devrildi; Tunus’ta El Nahda ilk iktidar denemesinden sonra muhalefete çekildi; Libya’da Katar-Türkiye ikilisinin desteklediği kanat seçimde kaybettiği halde çekilmeyince ülkede çok başlı yönetim başladı; Suriye’de İslamcılar eliyle devrim denemesi başarısızlığa uğradı. Katar, Esad yönetimine karşı siyasi hesaplarla Şam’dan çıkardığı Hamas’ın siyasi liderliğini boşluğa bıraktı. İhvan’la ilgili bu politika Katar’ı Körfez’in ağalarıyla hep soğuk savaş içinde tuttu.

***

Asıl mesele İran’a dönersek; Katar 1991’den itibaren 1 milyar dolar harcayıp ABD’ye Ortadoğu’daki en büyük üssünü inşa ederken Tahran’a bu üssün İran’a karşı kullanılmayacağı sözünü vermişti. Buna karşı Suudiler, 1979’dan beri İran’ın belini kırmak eline geçen hiçbir fırsatı kaçırmak niyetinde değildi. Suudilerin ABD ile diplomatik mesaisi “Yılanın başını küçükken ezmeli” parolasına göre işliyordu. Saddam’ın İran’a karşı başlattığı savaşın finansörlüğünü yapan Suudiler, 2000’lerin başından itibaren Tahran’ın nükleer programı karşısında çare olarak Amerikan-İsrail ortak müdahalesini görmeye başladı. ABD’nin ‘Büyük Ortadoğu’ya yaptığı her müdahalenin İran’ı içine alacak şekilde genişletilmesi için bastırdı. 1991 Birinci Körfez Savaşı, 2001’de Afganistan’a müdahale, 2003’te Irak’ın işgali ve 2011’de Suriye’ye vekâlet düzeni içinde müdahalede namlunun İran’a dönmesi çok arzu edildi. Ama Suudiler Amerikalıları doğrudan İran’ı vurmaya bir türlü ikna edemedi.

Ne var ki paragöz Donald Trump bunları hayli umutlandırdı. ‘İranfobik’ Trump’ın ağzına 380 milyar dolarlık bal çalan Suudi Kralı Selman artık karşılığını bekliyor. Trump’ın 20-22 Mayıs’ta ilk yurt dışı gezisini yaptığı Riyad’da imzalan silah anlaşmasına ilaveten İslami Askeri Koalisyonu ilan edildi. Hayali 40 bin kişilik askeriyle sözde İslam NATO’su. Şii İran’a karşı ‘Sünni ordu’. Arkalarını sıvazlayanlar ise ABD ve İsrail.

Riyad’daki Suud-Amerikan sirkinden bir gün sonra Suud’un KİK’teki ortağı Katar’dan sinir bozucu bir sızıntı oldu.

Katar Resmi Haber Ajansı, Katar Emiri Şeyh Temim el Sani’nin Katarlı askerlerin yemin töreni sırasında “İran’a yönelik düşmanlık beslemekte bir hikmet yoktur”, “İran bölgede büyük bir güçtür”, “Hamas Filistin halkının meşru temsilcisidir”, “Ruslarla ilişkiler nedeniyle Trump kendi evinde soruşturmayla karşı karşıya” dediği aktarıldı. Bu sızıntı, Katar’ın “QNA siber saldırıya uğradı ve haber gerçeği yansıtmıyor” diyerek haberi kaldırtmasına ve törene katılanların “Emir törende konuşmadı” diyerek şahitlik yapmasına rağmen bu sızıntı ‘hasım müttefikler’ arasında medya savaşını başlattı. El Cezire ve Katar sitelerine erişim engeli konuldu. Sani’nin 28 Mayıs’ta İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile telefon görüşmesiyle bardak bir kez daha taştı.

Bir senaryoya göre körüklenen bir kriz sayesinde Suudiler, “İran’a karşı kullanılamaz” şerhi konulmuş olan Katar’daki Ebu Ubeyd Üssü’nün Riyad’a taşınmasını murat ediyor. ABD, Hava Operasyonlar Merkezi’ni 2003’te El Harc’daki Prens Sultan Hava Üssü’nden Katar’a taşımıştı. Suudiler epey zamandır üssü eski adresine istiyor. El Udeyd Üssü’nde 10 bin Amerikan askeri bulunuyor. Fakat ABD’nin ne askeri ne de istihbarat üslerini Katar’dan taşımasını gerektirecek mücbir neden henüz ortada yok.

Bir başka senaryoya göre Suudiler bu krizle bir saray darbesini tetiklemek istiyor. Sosyal medyada Sani’nin Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile aynı kaderi paylaşacağı ve Katar’da planlanan 2022 Dünya Kupası’nı iptal ettirmeye yetecek koşulların yaratılacağına dair tehditler havada uçuşuyor.

Katar, oğlun babaya saray darbesi yaptığı bir yer. Son olarak 1996’da babasını deviren Şeyh Hammad, Libya ve Suriye’yi cehenneme çeviren müdahalelerde rol kapıp her şeyi batırdıktan sonra 2013’te koltuğunu oğlu Şeyh Temim’e devretmişti. Bunu birçoğu ABD’nin de dahlinin olduğu görünmez darbe olarak okuyor. Bu iktidar değişimi Suriye’de Katar’ın geri vitese takmasına ve Suudi Arabistan’ın bir adım öne geçmesine yol açmıştı.

***

ABD’nin tutumu krizin gidişatını tayin etmede önemli. Belli ki Suudi Kralı Selman, Trump’tan cesaret alıyor. Trump, İran’ı kuşatmaya odaklı bölgesel politikalarını Suudi Arabistan ve BAE ile yürütürken Katar’ı bir adım geriye itti. Suudi Savunma Bakanı Muhammed bin Selman ve BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed’in Beyaz Saray’da ilk ağırlanan yabancı konuklar arasında yer alması önemli bir göstergeydi. Amerikan medyasına göre Trump’ın dış ilişkiler ‘fixer’ı damat Jared Kushner’in, Suudi Kralı’nın yerine hazırladığı oğlu Muhammed bin Selman ve BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf el Uteybe ile ilişkileri pek iyi. Trump yönetiminin İhvan’a bakışı da Suudi Arabistan ile BAE’ni ihya edecek paralellikte.

Ancak Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın “KİK’in birleşik bir cephe olarak kalması önemli” demesinden hareketle Amerikan tutumunun Katar’ı gözden çıkarma değil Suud’un hizasına sokma yönünde olacağını öngörmek mümkün. İran’ı halletmeye odaklanan KİK’teki çatlak elbette Tahran’ın işine yarayacaktır. Katar’ın İran’a yaklaşmasının Suriye siyasetine de yansımaları olabilir.

Sözün özü; mezhebi hatlar üzerinden İslam dünyasını patlatmaya dönük Amerikan stratejisi, İran’a gelmeden ‘Sünni’ cepheyi patlatmış gözüküyor. Suud’un sözde İslam NATO’suna gönülsüz de olsa ‘evet’ demiş birçok ülke şimdi nasıl geri basmak için ayağına yer arıyor. Bu konuda durumu hayli zor olan bir ülke var: Hem İran’a karşı tiratlarıyla Suudi Kralı’nın gönlünü hoş tutmaya çalışan hem de Katar’da üs kuran Türkiye.

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8