Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar


20.8.2017 - Bu Yazı 719 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İsrail’in mantığı gayet basit: Kürdistan bağımsızlığa ulaşırsa bir müttefik kazanırım, ulaşamazsa üreteceği çatışmalarla Arapların beni unutacağı yeni bir dönem kazanmış olurum. Pekâlâ, Kürtlerin mücadelesi tamamen İsrail parantezine alınabilir mi? Elbette hayır. O halde Kürdistan'ın ikinci bir İsrail olarak konuşlandırılmasını önlemenin yolu Türkiye, İran ve Irak'ın bölge halklarının çıkarına ve barışa hizmet edecek şekilde Kürtlerin iradelerini desteklemesidir.

Irak Kürdistan’ı kendi kaderlerini tayin için referanduma gidiyor. Türklük namına tarihte 16 devlet kurduk, yine kurarız; bilmeyenler görsün işte Ak Saray’ın teşrifat merdivenlerinde her birinin timsali; Katar’a asker çıkarır Osmanlı ruhunu şahlandırırız, Şam’da namaz kılar Bilad-i Şam’ı selamlarız diyenler Kürt’ün rüyasında karabasan olmakta kararlı. Köklü emperyal bir miras üzerinde oturan İran da Ankara gibi referandumu sınır taşlarını yerinden oynatmanın başlangıcı olarak görüyor. İki ülkenin bölünme kaygısı politikalarda belirleyici. Bölünecek olan Irak ise şu aşamaya kadar en makul tepkiyi veren taraf. Sonuçta Irak’ın tutumu çözümün türünü de belirleyecek; uzlaşma mı iç savaş mı?

“Kosovalının olur, Boşnak’ın olur ama Kürtlerin kendi kaderlerini tayin hakkı olamaz” demek derin bir çelişkidir. Özerklik ya da federatif çözüme verdiğim değer bir kenara, etnik ve ulus devleti insanlığın derdine deva olarak görmesem de, bu yazının Kürtlerin temel haklarını sorgulamakla ilgisi yok. Fakat Kürt’ün hakkını teslim etmemiz, bağımsızlık denildiğinde bunun bölgesel ve uluslararası karşılıklarının ne olduğunu tartışmaktan kaçabileceğimiz anlamına da gelmiyor. Çünkü bu süreçleri besleyen ve sonucunu tayin eden asıl faktörler bölgesel ve uluslararası dengelerdir. Bölgede KDP dışındaki Kürt partilerini “Referandum zamansız” tartışmasına iten de yine bu faktörlerin getireceği yüktür, bedeldir.

Beri tarafta Kürdistan’ın bağımsızlığına destek olanların derdi de elbette basitçe Kürtlerin hakları değil. Haliyle referandum gibi temel bir hak başkalarının elinde silaha dönüşebiliyor.
***
Bağımsız Kürdistan’a destek veren yegâne devlet şimdilik İsrail. Başbakan Benyamin Netanyahu Amerikan Kongre üyeleriyle görüşmesinde “Irak’taki Kürtler bağımsız devlete sahip olmalı. Kürtler cesur, Batı’nın dostu ve bizimle aynı değerleri paylaşan bir halk” diyerek ülkesi namına olabilecek en açık pozisyonu sergiledi.

Bir de Suudi Arabistan son zamanlarda İran’ı durdurmak için İsraillilerle aynı gemiye binerken bağımsız Kürdistan’a çaktırmadan selam verdi. Kral Salman’ın danışmanı General Enver Macid Eşki, 2015’te İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın iki numaralı ismi Dore Gold ile Washington’da katıldığı bir konferansta Kürdistan devletinin kurulmasını da içeren yedi maddelik bir çözüm önerisi sunmuştu. Suudilerin İran’a karşı ortak strateji geliştirmek için İsrail’le daha önce beş gizli görüşme yaptığı da ortaya çıkmıştı. Eşki gürültü koparan önerisine sonradan biraz daha açıklık getirdi:

“İran büyük Fars devletini, Türkiye de Osmanlı İmparatorluğu’nu restore etme peşinde. Bu ülkelerin liderleri, mevcut politikalarına devam edeceklerse kaçınılmaz olarak bağımsız ‘Büyük Kürdistan’ kurulacak ve İran, Türkiye ve Irak’ın planlarını bozacak.”

Onlarca yıldır Kürtlerin bağımsızlığı meselesi “Irak, Türkiye, İran ve Suriye parçalanacak, 1948’de Kutsal Topraklar’da olduğu gibi ikinci bir İsrail kurulacak” senaryosu üzerinden tartışıldı. Özellikle Barzani ailesinin İsraillilerle ilişkileri yıllarca bu senaryonun en temel harcı oldu. Arap milliyetçiliğinin doludizgin gittiği dönemlerde Kürtlerin örgütlenmeleri “Siyonist proje” olarak görüldü. 1966’da Irak Savunma Bakanı Abdülaziz el Ukayli Iraklı Kürtleri ikinci bir İsrail’i kurmaya çalışmakla suçluyordu.

Bu tür suçlamaların dayanağı da İsrail’in 1950’lerde Kürtlerle temasa geçmesi; 1961’den itibaren isyan eden Kürtlere askeri eğitim, silah ve istihbarat desteği vermesi; petrol tesislerine düzenlenen en az 10 sabotajı planlamasıydı. İranlılar operasyonların detaylarına sahipti çünkü Mossad’ın yardımları Savak aracığıyla Kürtlere ulaşıyordu. İran’ın amacı Şatt’ül Arap anlaşmazlığı yüzünden Irak’ı istikrarsızlaştırmaktı. İsrail’in bölgede Arap olmayan bölge ülkeleriyle ilişkileri geliştirmesi ilk Başbakan David Ben-Gurion’un temelini attığı bir stratejiydi. İran şahıyla geliştirilen ilişki de, Irak’ta Kürt isyanının desteklenmesi de yine bu stratejinin uzantısıydı. İsrail için 1963’ten itibaren Kürtlere çalışan İran kanalı, 1975’te İran ile Irak arasında Cezayir Anlaşması imzalanınca çöktü. İsrail için ikinci fırsat 1990’daki Körfez Savaşı’nı takiben 36’ncı paralelin kuzeyinin uçuşa yasak bölge ilan edilmesiyle doğdu. Kürdistan artık Amerikan korumasında fiilen özerkti. Peşmerge’nin eğitilmesinde İsrail ciddi programlar yürüttü. Bu arada İsrail’in önceliği 1979’daki İslam Devrimi’yle eksenini değiştirmiş olan İran’dı. Kürdistan bu kez İran’a karşı casusluk faaliyetlerinde bulunmaz bir yere dönüştü. Barzani bu tür ilişkileri daha da derinleştirerek İran’ın nükleer faaliyetlerini izlemek isteyen İsrail’e Ağustos 2011’de insansız casus uçakları yerleştirme izin verdi. Daha önce Konya’daki uçuş eğitimlerini İran sınırlarında havadan casusluk için kullanan İsrail, Kürdistan üzerinden de İran’a sızıyordu. Bu sayede İran’da nükleer bilim adamlarına suikastlar düzenlendi.

Casusluk üssüne karşılık İsrail, Peşmerge’ye eğitim desteğini artırıp daha fazla Kürt öğrenciyi okullarına kabul etti. Kürt yönetiminin Türkiye üzerinden sevk ettiği petrolün yüzde 77 oranında alıcısı da İsrail idi.

İşte bu ilişkiler bağımsız Kürdistan denilince kaçınılmaz olarak gündeme geliyor.

***

İsrail, Kürdistan’ı Siyonist proje olarak görenlere koz vermemek için yakın zamana kadar ‘muğlaklık’ siyasetine sadık kaldı. 2011 sonrası Ortadoğu’da taşların yerinden oynadığı bir süreçte İran’ın nüfuz alanı genişleyip Türkiye’nin bölgesel hevesleri köpürünce İsrail de yavaşça açık oynamaya başladı. İsrail’in gizliliği terk etmesinde Haziran 2014’te Musul’un IŞİD’in eline düşmesi bir dönüm noktası sayılabilir.

Musul’un nasıl düştüğü, öncesinde yabancı istihbarat örgütlerinin neler yaptığı, Amman’da Batılı ve Körfez ülke temsilcilerinin katıldığı toplantıda nelerin konuşulduğu bağımsız bir soruşturmayı hak ediyor. Ama işin içinde ABD, İngiltere ve Fransa varsa bunun olmayacağını biliyoruz.

Musul’un IŞİD’in eline geçmesinin ardından Netanyahu’nun Tel Aviv’de düşünce kuruluşu INSS’deki konuşmasında dediği şuydu:

“Kürtler, siyasi kararlılık ve siyasi ılımlılıklarını ispat etmiş savaşçı bir halktır ve siyasi bağımsızlığı hak ediyorlar. Kürtlerin bağımsızlık arzularını desteklemeliyiz.”

Sadece Irak değil genel olarak Ortadoğu’nun dağılmakta olduğunun altını çiziyordu. Aynı dönemde Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman da, Amerikalı mevkidaşı John Kerry’ye telkinde bulunuyordu:

“Irak dağılıyor; bağımsız Kürdistan’ı kurmak kaçınılmaz bir sonuç.”

Aynı telkini en tepede Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Washington’da Başkan Barack Obama’ya yapıyordu:

“Kürtler fiilen kendi demokratik devletlerini kurdu.”

***

Gizlilik politikasının terk edilmesine paralel olarak Kürtler ile Yahudiler arasındaki ilişkilere dikkat çeken yazılar ve etkinlikler de artış kaydetti.

Eskiden İsrailliler uluslararası alanda kabul görmek maksadıyla bölgede iki ülkenin yegâne demokratik ve laik rejime sahip olduğunu vurgulardı: Türkiye ve İsrail. Türkiye’de sistem haşat edildikten sonra Kürtlerin demokratik model olduğu söylemi öne çıktı. (Burada Suriye’deki demokratik özerklik inşasından söz etmiyoruz. Irak Kürdistan’ındaki demokrasinin kalibresini oradaki partilere sormalı. Ki Kürdistan parlamentosundaki beş partiden dördü, Barzani’yi tarz-ı siyaset olarak Erdoğan’a, partisi KDP’yi de AKP’ye benzetiyor. Bu partiler referandum kararını iki yıldır kapalı tutulan parlamentoda alınmadığı için kabul etmiyor. Dört partiye göre Barzani kendi başarısızlığını örtmek için demokratik mekanizmaları değil olağanüstü siyaseti tercih ederek Kürtleri riskli bir yola sokuyor. Ortadoğu’da ‘yegâne laik ve demokrat ülke’ payesini kimseyle paylaşmayan İsrail’de de iki rejim cari: Yahudiler için demokrasi; Filistinli Araplar için apartheid. İşgalciliğini saymıyoruz.)

‘Takdir edilen’ Siyonistler arasında Bağdatlı Yahudi Kürt Moşe Barazani yeniden hatırlandı. Lehi üyesi Barazani (20) 1947’de bir İngiliz subaya suikast düzenlemek için giderken el bombasıyla yakalanmıştı. İrgun militanı Meir Feinstein (19) ise Kudüs Tren İstasyonu’ndaki bombalı saldırısından sonra ele geçirilmişti. İkili Kudüs’teki hapishanede İngiliz urganıyla asılmaktansa tutuldukları hücrede dinamitle kendi sonlarını getirmişti. Sadece manda yönetimine değil göçe zorlamak için Filistinlilerin evlerini havaya uçurmak dahil şiddet eylemleriyle İsrail devletinin taşlarını döşemiş olan Haganah, İrgun-Etzel ve Lehi’ye bağlı eski tutuklular, İsrail’in kuruluşundan sonra bu cezaevini Hechal Hagevura (Kahramanlar Salonu) adıyla bir nevi türbeye dönüştürdü. Daha sonra İsrail devleti burayı Yeraltı Mahkûmları Müzesi olarak restore etti. Feinstein-Barazani ikilisi için müzede anıt da yapıldı. Sözünü ettiğim yayımlarda bugünün Kürt mücadelesini İsrail’in 1948’deki doğuşuna benzetenler de var.

2016’da Şengal’de Peşmerge birliğini ziyaret eden Seth J. Frantzman, Kürt komutanın “Bu bizim 1948’imiz” sözünü Jerusalem Post’taki yazısına başlık yapıp Kürtlerin İsrail’i neden sevdiğine dair izlenimlerini aktarıyor:

– Kürtler de İsrail gibi terörle mücadele ediyor.

– Kürtler içinde de Yahudi topluluğu var, ‘kan kanı çeker’.

– Soykırım her yerde inkar edilirken Erbil’de Golda Meir’in kitapları satılıyor.

Başka birçok yazıda “Ortak düşmanla (Araplar) mücadele ediyoruz” ya da “Düşmanımızın düşmanı bizim dostumuzdur” esprisi tekrarlanıyor.

Doğrusu hayli tuhaf karşılaştırmalar. İsrail’e direnenler toprakları gasp edilmiş ve sürülmüş ya da apartheid rejimine maruz bırakılmış Filistinliler. Şengal’de Ezidilere soykırım yapan IŞİD ve onun Suriye’deki çocuğu Nusra İsrail’den destek gördü.

Kürt medyasında da şu tür çağrılar sıklaştı:

“İsrail ile Kürdistan arasında derin bir tarihsel dostluk var. Artık Kürtler açıkça İsrailli müttefiklerini kucaklamalı, İsrailliler de bir Kürt devleti için açıkça çağrıda bulunmalı.” (Diliman Abdulkader-NRT)

Mark Cancian ve Matthew Cancian’ın imzasıyla 3 Ağustos 2017’de Washington Kurdish Institute tarafından yayımlanan yazının konusu ise Kürtlerle Yahudilerin tarihsel mücadeleleri arasındaki paralelliklerdi. Yazıda iki halkın aynı kaderi paylaştıkları, soykırım dahil aynı felaketleri yaşadıkları, devlet olmadan önce de benzer yeraltı örgütleri ya da gölge yönetimler kurdukları tezi işleniyordu.

BOB’dan sonra istikrarsızlık, kaos ve çatışmaya dayalı Yeni Ortadoğu Projesi tartışılırken Başur (Güney Kürdistan) gibi Rojava’nın da İsrail’e üs verebileceği, bu şekilde tecritten kurtulabileceği, farklı askeri güçlerin birleştirilmesiyle Kürdistan Savunma Birlikleri’nin kurulabileceği ve ileride İsrail’le konfederal çatı altında birleşme olabileceğine dair senaryolar da eksik değil. Bu tür senaryolar eskiden Kürt ve Yahudi düşmanlığını körükleyenler tarafından servis edilirdi.

***

Güney Sudan Özgürlük Hareketi’ne (SPLA) verilen destek nasıl Sudan’ın bölünmesi sonrası bağımsız Güney Sudan’ı İsrail’e dost yaptıysa Barzanilerle kurulan dostluğun da bağımsız Güney Kürdistan’ı Yahudi devletinin doğal müttefiki yapacağı beklentisi söz konusu. Buna ilaveten Irak ve Suriye’deki kaos İsrail’in beklediği gibi ‘direniş ekseni’ni kırmadı aksine daha fazla direngen hale getirdi. Bu da Kürtleri İran’a karşı konuşlandıran arayışları tetikledi.

İsrailli gazeteci Rachel Avraham’ın 12 Haziran 2017’de Jerusalem Post’ta İran’ı Ortadoğu’da önlemek için en etkili strateji olarak önerdiği şuydu:

“Suriye ve Irak’ta bağımsız bir Kürdistan coğrafi olarak Şii hilalini koparacaktır. Barzani yönetimi İran’ın terörist gruplara gönderdiği kargoların kendi topraklarından geçmesine izin vermeyecektir.”

Jeostratejik hesaplar bu minvalde. Bu tür bir tahayyül de bağımsız Kürdistan’a karşı çıkan bölge ülkelerinin argümanlarına güç katıyor.

İsrail’in mantığı gayet basit: Kürdistan bağımsızlığa ulaşırsa bir müttefik kazanırım, ulaşamazsa üreteceği çatışmalarla Arapların beni unutacağı yeni bir dönem kazanmış olurum.

Pekâlâ, Kürtlerin mücadelesi tamamen İsrail parantezine alınabilir mi? Elbette hayır. O halde Kürdistan’ın ikinci bir İsrail olarak konuşlandırılmasını önlemenin yolu Türkiye, İran ve Irak’ın bölge halklarının çıkarına ve barışa hizmet edecek şekilde Kürtlerin iradelerini desteklemesidir. İnkâr, tecrit ve baskılamak sadece zulmün tarihine yeni sayfalar ekler, istikrarsızlık ve çatışmaları derinleştirir, dış müdahalelere de kapı açar.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
19.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8