ABD Kürtlerden vazgeçti mi?


25.10.2017 - Bu Yazı 877 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 ABD, Irak’ı tamamen İran ve Rusya’ya kaptırma pahasına Kürdistan’a sonuna kadar kalkan olmayacağını ortaya koydu. Bu durum Suriyeli Kürtler için de ABD ile yolculuğun güvenilirliğine dair önemli bir sinyal.

Irak ve Suriye’yi yakıp kavuran ortak cephede biri beklenen, diğeri beklenmeyen iki kritik gelişme dengeleri yeniden değiştirdi. ABD’nin desteğiyle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) uzun soluklu bir savaşın ardından geçen hafta Rakka’yı IŞİD’den temizledi. Bu zafer Rusya ve İran’ın yardımıyla doğu ve kuzey istikametinde hızla ilerleyen Suriye ordusuyla bayrak yarışına tutuşmuş olan ABD ve yereldeki ortaklarının konumunu güçlendirdi. Yarış Deyr el Zor ve El Bu Kemal istikametinde sürüyor.

Irak’ta ise ABD’yi hayli tuhaf bir pozisyona sokan trajik gelişmeler sahnelendi. Türkiye’nin baskı mekanizmalarını devreye soktuğu, İran’ın fazladan sahada durumu maniple ettiği, ABD’nin de izlemeye çekildiği bir süreçte Irak ordusu ve Haşd el Şaabi güçleri Kürdistan’daki referandumu fırsata çevirip tartışmalı bölgelerin kontrolünü geri aldı. Uluslararası güçlerin, Kerkük’te Irak’ın askeri bir operasyona kalkışmasına izin vermeyeceği hesabıyla risk alan Barzani yönetimi en başta Washington’ın ihanet ettiğini düşünüyor. Kürdistan’ın ABD’deki dostları ise Trump yönetimini İran’ı önleyeceğim derken Irak’ı tamamen Tahran’ın oyun sahasına çevirmekle suçluyor.

***

ABD’nin tutumunu, İran-Irak arasındaki Cezayir Anlaşması’ndan sonra ABD’nin Kürtleri yüzüstü bıraktığı 1975’deki hezimetin tekerrürü olarak görenler var. Paralellikler olsa da olayın boyutları farklı.

Dönemin ABD Başkanı Richard Nixon ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger 31 Mayıs 1972’deki Tahran ziyareti sırasında Şah Muhammed Rıza Pehlevi ile ‘ortak düşman’ Saddam Hüseyin’e karşı isyan eden Kürtlerin silahlandırılması konusunda anlaşmıştı. 16 milyon dolarlık bir yardım paketiyle İsrail’in temin ettiği Sovyet silahları Kürtlere verilmişti. Operasyonu İran gizli servisi Savak’la birlikte CIA yürütüyordu. Araplarla savaşta olan İsrail, Irak’ta Kürtler üzerinden başlatılacak bir çatışmadan medet umuyordu.

Bir yıl sonra Dışişleri koltuğuna geçen Kissinger, Kürtlerin sevgisini kazanmıştı. Öyle ki Mele Mustafa Barzani 1974’teki isyan sırasında silah yardımının sürmesi için Amerikan siyasetini de karıştıracak bir jestte bulunmuştu. Kürt lider, Nancy Sharon’la nikâhlanan Kissinger’a düğün hediyesi olarak üç değerli kilim ve bir inci kolye göndermişti. CIA’in gizli operasyonları ifşa olacak diye hediyeler gizli tutulmuş, bu yüzden de Kongre’de Kissinger aleyhine soruşturma açılmıştı. Bu arada Şatt’ül Arap’la ilgili pazarlıklar sürerken Kürtler, Saddam’a karşı Şah’ın elinde bir karta dönüşmüş ve nihayetinde iki ülke Cezayir’de anlaşma sağlamıştı. Bu anlaşma üzerine Kürtlere yardım kesilmişti. Basitçe Kürtler satılmıştı. Hezimete uğrayan Kürtler İran’a sığınmak zorunda kalmıştı.

CIA’in yaptığı son iyilik kansere yakalanan Mele Mustafa Barzani’nin Minnesota’daki Mayo Clinic’te tedavi görmesini sağlamaktı. Bunun da şartı ABD aleyhine laf etmemesiydi. Devran değişti; İran düşman, Saddam dost; sonra Saddam düşman Kürtler dost oldu vs.

***

Peki, ABD şimdi Irak’ta ne yapıyor? Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Kissinger’ın ayak izlerinden mi gidiyor?

Irak güçleri Kerkük’e girerken “Koordinasyon içinde çekilme var, olan sınırlı çatışma da yanlış anlamadan kaynaklandı” diyen Amerikan yönetimi şimdi ufaktan Bağdat’a fren yaptırmaya çalışıyor.

Barzani’nin referandumda ısrar etmesinden dolayı kızgın olsalar da Amerikalıların Kürtleri tamamen bırakması bölgesel çıkarları açısından mantıklı değil. Yine de ortaya çıkan durum, ABD’ye sırtını dayayarak kendi geleceklerini inşa edebileceklerini düşünen kimi Kürtlerin iyimserliğini yerle yeksan etti.

Elbette bu süreçte en fazla şaşırtan şey Amerikan eylemsizliği oldu. Malum Trump yönetimi hem Suriye hem Irak siyasetini İran’ı bloke etme ve nüfuzunu geriletme hedefine endeksledi. Irak’ta güdülen mantık şuydu:

2018’deki seçimlerde İran’la dirsek teması olan Şii liderlerin iktidara gelmesini önlemek için Başbakan Haydar el Abadi’nin elinin güçlü olması lazım. Kürdistan’daki bağımsızlık referandumu en başta Abadi’yi zayıflatır. Bu yüzden referandum 2 yıl ertelenmeli.

Yine de referandum yapıldı ve Abadi kimsenin beklemediği şekilde Kerkük’e operasyon emrini vererek elini güçlendirdi. İlk etapta belki ABD’nin işine gelen bir hesap. Fakat Abadi güçlenirken İran gerilemedi. Tam tersine kritik bir operasyonda orkestra şefliği yapacak kadar derin nüfuzunu koruduğunu ortaya koydu.

Bu saatten sonra ABD’nin ‘İran’ı geriletme’ siyaseti işe yarar mı? İlk deneme ters tepti. Tillerson büyük bir gafletle, “Artık IŞİD’le mücadelede sona gelinirken, Irak’ta bulunan İranlı milislerin evlerine dönmesi gerekiyor” dedi. Aynı cümleyi Iraklılar ve Suriyelilerin de Amerikalılar için kurabileceğini hesaba katmadı. İranlı milisler dediği Iraklılardan oluşan, meclis kararıyla yasalaşmış, devletten maaş alan Haşd el Şaabi. Tillerson bu saha bilgisiyle bizzat Abadi tarafından terslendi.

“Haşdi Şabi savaşçıları, Iraklı ve ulusaldır. Ülkesini korumak adına bedel ödemiştir. Onlar Irak meclisinin kararı gereği Savunma Bakanlığı’na bağlıdır.”

Dahası Haşd el Şaabi liderlerinden Kais el Hazali çok yaygın olan bir hissiyatı dillendirdi:

“Sizin silahlı güçleriniz, IŞİD varlığının yol açtığı bahane ortadan kalktıktan sonra vatanımızı gecikmeden terk etmek için hazırlıklara hemen şimdi başlamalı.”

Epey zamandan beri Bağdat’ta siyasi partiler ve gruplar arasında artan eğilim bir an önce ABD’nin Irak’tan elini eteğini çekmesi ve Rusya ile ilişkilerin güçlendirilmesi yönünde.

İçinde farklı eğilimler ve ilintiler barındıran Haşd el Şaabi adanmış bir mobilize güç olarak Irak’ta siyasete de yön verebilecek noktaya ulaştı. Şu aşamada ABD istedi diye kimse Haşd el Şaabi’yi dağıtmaya kalkmaz. Bu güç ya paralel ordu gibi kalır (ki İran buna bayılır) ya da ordu ve polise entegre olur. Dağılması siyasi liderlerin değil onun oluşumunu sağlayan dini mercieyyenin güçlü bir çağrısıyla mümkün olabilir. Ki Ayetullah Sistani’nin bunu mevcut koşullarda yapacağını zannetmiyorum.

***

Tartışma Haşd üzerinde yoğunlaşsa da siyasi alanda çok daha önemli bir çaba var: ABD bölgede eksen kaydırma operasyonuyla meşgul. Asıl üzerinde durulması gereken de bu. Tillerson Iraklıları ifrit eden bu çıkışı Suudi Arabistan’da yaptı.

Suud-Irak yakınlaşması ABD’nin İran’a karşı geliştirdiği stratejinin önemli bir ayağını teşkil ediyor. Pragmatist bir yaklaşımla Bağdat’ın da buna ihtiyacı var. İran etkisinden rahatsız olan bazı Şii liderler Tahran’ı dengeleyecek ittifaklar istiyor. Mehdi Hareketi’nin lideri Mukteda Sadr’ın Suudi Arabistan’dan sonra önceki gün Ürdün Kralı Abdullah’ı ziyaret etmesi bu kesimlerdeki eğilimi temsil ediyor.

Bir ara hem Bağdat hem Ankara hem Şam’ı köşeye sıkıştırmak için Suudiler Kürtlere yanaştı. Bu yanaşma hali Suriye’de hala devam ediyor. Irak’ta ise Suudiler Kürtleri desteklerken hem Şii cepheyi köşeye sıkıştırmak hem de Sünni Arapların federal bölge kurmasının yolunu açmak istiyordu. Son zamanlarda Bağdat-Riyad arasında yeni bir diyalog zemini oluşunca Kürtlere ilgi görünür olmaktan çıktı ve Suudiler ikili oynamaya başladı. Ancak 15 Ekim’de bir gecede her şey değişince Irak’ın bütünlüğünü koruduğu gerekçesiyle Abadi’yi ilk tebrik edenlerden biri Suudi Kralı Selman oldu.

***

Irak’ı Sünni Arap dünyasına çekerek İran’dan uzaklaştırma hedefi Amerikan siyasetinin odağındaysa Kürtler ne olacak? Washington’ın bütün yumurtaları Bağdat’ın sepetine koyduğu söylenemese de bundan sonra ne yapacağına dair ciddi belirsizlikler var. Kerkük ve diğer tartışmalı bölgeler Kürdistan’ın kontrolünden çıktıktan sonra kritik bir plan daha gündemde. O da Musul’un kuzeyinden Dicle hattını takip ederek Türkiye’ye çıkan güzergâhın Irak’ın kontrolüne geçirilmesi. Bunu, Kerkük-Ceyhan boru hattını yeniden devreye sokmak ve Habur Sınır Kapısı’na alternatif olarak Ovaköy’den kapı açmak için yapacaklarını söylüyorlar. Kürdistan yönetimine ağır bir darbe anlamına gelen bu hamle ayrıca Kürdistan’ın iki yakasını da hedef alıyor. Yani bu planla Rojava ile Başur (Güney Kürdistan) arasına bir tampon girmiş olacak. Tam da Ankara’nın Irak ve Suriye’ye yönelik müdahaleci politikalarına gerekçe yaptığı “Kürt koridorunu önleme” siyasetine uygun bir hamle. Bu hamleye karşı da ABD’nin tutumu belli değil.

Özetle ABD, Irak’ı tamamen İran ve Rusya’ya kaptırma pahasına Kürdistan’a sonuna kadar kalkan olmayacağını ortaya koydu. Bu durum Suriyeli Kürtler için de ABD ile yolculuğun güvenilirliğine dair önemli bir sinyal. Elbette Kürtlerin tamamen bu ortaklığa bel bağladığı söylenemez. Yarın Şam’la müzakere seçeneğine açık pozisyonda durmalarının bir nedeni de ABD’nin yarın ne yapacağının bilinmemesi. ABD sonsuza kadar Suriye’de kalamaz. Iraklılar gibi Suriyelilerin de ABD’ye “IŞİD ile savaş bitti, artık gidin” diyeceği günler çok uzak değil.

.

Facebook Yorumları

Kod8
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8