Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Çölün Martin Luther’ine yer açın!


27.10.2017 - Bu Yazı 930 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Muhammed bin Selman, ABD’nin de desteğini almış müstakbel kral olarak reformist bir poz verdi. Dünya medyasından aldı pohpohu. Mübarek sanki çölün Martin Luther’i!

IŞİD sahada yenilse de taşıdığı ideolojik ve militan potansiyeliyle bütün dünyayı tehdit ederken anlayış itibariyle bu örgütün ‘tanınmış devlet versiyonu’ Suudi Arabistan daha fazla parmakla gösterilir hale geldi. Bu imajından behemehal kurtulması lazım!

Ekonomik olarak da ülkenin geleceği puslu. Malum düşen fiyatlar yüzünden petrol eskisi kadar kazandırmıyor. Üretimi çeşitlendirmek lazım. Yatırım şart, bunun için de cazibe. Sosyal ve bireysel serbestiyetin olmadığı bir ahval ile ekonomik fırsatların yaratılması zor.

Ayrıca içeride bir ayağı çukurda olan Kral Selman tahtı kazığa bağlamak için oğlunu veliaht prensliğe terfi ettirip rakiplerini gözetim altına alsa da ‘siyasi istikrar’ garanti değil.

Tahtın varisi Veliaht Prens Muhammed bin Selman bu cendereden nasıl sıçrayacak? Bir yol, bir basamak lazım.

Muhammed bin Selman, ABD’nin de desteğini almış müstakbel kral olarak reformist bir poz verdi. Dünya medyasından aldı pohpohu. Mübarek sanki çölün Martin Luther’i!

Beklentilere uygun olarak önce kadınlara araç kullanma yasağının 23 Haziran 2018 itibariyle kaldırılacağı vaat edildi. Ardından hadis kitaplarında şiddeti teşvik eden yorumların ayıklanması amacıyla “Kral Selman bin Abdülaziz el Suud Kompleksi” adıyla bir merkezin kuruluşuna dair kararname imzalandı.

Bu arada yönetime eleştirel bakan ‘Sehvacı’ ulemadan birkaçı hapse atılarak kaş çatanlara gözdağı verildi.

Son olarak geçen Salı günü Muhammed bin Selman ılımlı İslam’a geçileceğini açıklayarak ses bombasını patlattı. “Çölün Davos’u” diye parlatılan Riyad’daki yatırımcı zirvesinde, “Suudi Arabistan nüfusunun yüzde 70’i 30 yaşın altında ve biz gelecek 30 yılı hayatlarımızı yıkıcı fikirlerle uğraşarak heba etmeyeceğiz. Bunları şimdi ve derhal yok edeceğiz. Suudi Arabistan 1979 yılı öncesinde olduğu gibi ılımlı İslam’a ve normal yaşama dönecek” dedi.

Kızıl Deniz sahillerinde 500 milyar dolarlık serbest ekonomik alan projesini pazarlarken biraz reformculuk oyunundan zarar gelmez! Proje örtünme zorunluluğu ve harem selamlığın olmadığı bir hayat da vaat ediyor.

***

Gerçekten reform olacaksa alkış! Reform adına 1979 öncesi dönem referans olacaksa orada durmak lazım. Veliaht prens yıkıcı fikirlerin başlamasına milat olarak 1979’u, sebep olarak da İran Devrimi’ni gösteriyor. Hâlbuki biz din adına şiddetin kaynaklarından biri olarak Suudi Arabistan’ın resmi mezhebi Vehhabiliği bilirdik! Orada reforma gidebilirler mi? Keşke. Ama onu yapmak, Suudi Arabistan’ın temeline dinamit koymak demektir. Gerçekten reform yapmaya kalkışsalar, ‘ılımlı İslam’ ifadesini bile küfür sayan Suud uleması ilk fırsatta 1979’daki Kâbe baskınına benzer bir kalkışmayı kışkırtabilir. Ulema eski gücünü yitirse de potansiyel yok değil.

Muhammed bin Selman konuşmasında, “Daha önce olduğu gibi tüm dünyaya, geleneklere, halklara ve dinlere açık olan ılımlı İslam’a dönüyoruz” ifadelerini de kullanmış. The Guardian’a özel demecinde de, “1979’daki İran devriminden sonra farklı ülkelerde insanlar bu modeli kopyalamak istedi. O ülkelerden biri de Suudi Arabistan’dı. Bununla nasıl baş edeceğimizi bilmiyorduk. Problem bütün dünyaya yayıldı. Şimdi bundan kurtulma zamanı” demiş.

Sanki komünizmle mücadele adına onlarca ülkeye milyarlarca dolar akıtıp selefi cemaatleri besleyen, Usame bin Ladin’i yetiştiren, El Kaide’yi doğuran ve IŞİD’i palazlandıran Suudilerin parası ve ideolojisi değildi. Sanki 11 Eylül saldırılarındaki kamikazelere para aktaranlar Suudi prensleri değildi.

Sinema ve tiyatronun yasak olduğu bir ülkenin, sorunun kaynağı olarak sinemada göz kamaştıran bir ülkeyi gösteriyor olması da tuhaf. İran rejim olarak hiç de matah değil, oturup İran güzellemesi yapacak da değiliz ama Suud’un IŞİD mantalitesinden geri kalmayan dini ve içtimai hayatından İranlılar sorumlu tutulamaz. Dini içerikli de olsa İranlıların kültürel yaşamlarındaki teatral zenginlik hiçbir Ortadoğu ülkesinde yok!

Muhammed bin Selman, Trump yönetiminin Ortadoğu’da İran’ı durdurma planlarında vaatkâr bir yere sahip. Yıkıcı hareketlerden İran’ı sorumlu tutması da bu role uygun bir tutum.

***

Muhammed bin Selman ısrarla tüm halklara ve dinlere açık bir Suudi geçmişinden söz ediyor. Nedir Suudilerin ‘cemaziyel evveli’?

O geçmişte sadece ülkenin Şii vatandaşlarına yapılanları listeleseler veliaht prensin boyunu aşar. Ders kitaplarında Hıristiyan ve Yahudilere karşı düşmanlığı ve nefreti körükleyen metinlerden söz etmiyorum bile. Camilerde kürsülerden saçılan mezhepçi nefreti dünya alem Suriye krizi boyunca azcık görme şansını buldu.

Şiiler için Arabistan Yarımadası, Vehhabilerin ideolojisi ile Suud hanedanlığının kılıcı ittifak kurduğundan beri ‘apartheid rejimi’ olageldi. Şiiler ve Alevilerin canları ve mallarını helal sayıp bunlara karşı savaşı ‘büyük cihat’ olarak gören İbni Teymiyye ve Muhammed bin Abdülvehhab’ın takipçilerinin sicili hayli kabarık. 1802’de Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki türbesini yakıp kitlesel katliam yapan onlardı. Yine 1903’te El Ahsa’yı yerle bir eden, 1926’da Medine’de El Baki Mezarlığı’nı yıkan, 1975’de İmam Cafer el Sadık’ın mezarını tahrip eden onlardı. Şiileri ve Alevileri ‘Hıristiyan ve Yahudilerden daha tehlikeli sapkınlar’ olarak gören bir din anlayışının temsilcileri sahip oldukları metinleri çöpe atmadan nasıl ılımlı olabilecekler merak ediyorum. Bu anlayışa göre Şiilerin kestikleri yenmez çünkü onlar Rafizi’dir. Kadınları ile evlenilmez çünkü onlar Müslüman değildir. Mahkemede şahitlikleri kabul edilmez çünkü onlar takiyyecidir. Kadınların ehliyet hakkını gasp etmenin çok ötesinde sorun.

***

Muhammed bin Selman’ın ılımlı dediği Suudi selefiliğinin bir cihadi bir de pragmatist tarafı var. ‘Cihadi’ damar yer yer sarayın başını ağrıtsa da her zaman varlığını korudu. Sonuçta kurucu aktörler cihadi selefiydi. Fakat bu cihadi damar tarihte iki kez sarayın keyfini kaçırdı ve her defasında da sert karşılık buldu.

1900’lerin başında Osmanlı’ya karşı kabileleri etrafında toplamaya çalışan Suud ailesi, Vehhabi öğretisine uygun olarak müminlerin emirine itaati ve küffara karşı cihadı farz ilan ederken ihtiyacı olan bedevileri yerleşik düzene geçirmek için de emirin ülkesine hicret kampanyası yürütüyordu. 2014’te IŞİD’in hilafet ilan ettikten sonra yaptığı da tam olarak buydu. Tarih bu kez Bilad-ı Şam’da tekerrür etti.

O vakit koyun ve develerini satıp yerleşik hayata geçenlere ‘İhvan’ yani ‘Kardeşler’ deniliyordu. Yeni yerleşim merkezleri de ‘Hicre’ (Hicret) olarak isimlendiriliyordu. Hicret edenlerin mükâfatı dünyada bolluk, ahirette cennetti! Bu şekilde büyüyen İhvan hareketi, Suudi Arabistan’ın devlet olma sürecinde milis gücü işlevi gördü. İhvan kurallara karşı gelenlere acımasızdı. Milisler yağma ve ganimet saikiyle hareket ediyordu. Saçları uzun, sakalları dağınık, bıyıkları kısa, entarileri uzundu. O dönemi tahayyül için bugün IŞİD’in fotoğraflarına bakmak kafi.

O zaman Vehhabiler devlet olma yolunda pragmatist tarafını öne çıkarınca işler değişti. Olup bitenleri İslam’dan sapma olarak gören İhvan, kılıcını bu kez Suudi ailesine karşı çekti. İsyan ters tepki ve kanlı bir şekilde tasfiye edildiler. İhvan’ın tasfiye edilmesiyle Vehhabilik militan tarafını geride bırakıp kurumsallaştı, yani devletin resmi mezhebi haline geldi. Bugün Suudi Arabistan’ın bayrağındaki iki kılıçtan biri İbn Suud’u, diğeri Aldülvehhab’ı temsil ediyor.

Suudiler İhvan’ı gömdü ama petro-dolarlarla cepleri dolar dolmaz Selefi ihracına başladı. İlk selefi medrese Cakarta’da açıldı. 1949’da Mekke’de açılan Şeriat Fakültesi ve 1961’de Medine’de kurulan İslam Üniversitesi İslam dünyası için Selefi öğretinin merkezlerine dönüştü. Hindistan’dan Nijerya’ya, Mali’den Moritanya’ya, Mısır’dan Pakistan’a kadar onlarca selefi cemaat Suudilerin yardımıyla ortaya çıktı. Selefiliği yaymada asıl rolü 1962’den sonra Rabıta üstlendi. Hedef komünizm ve Nasırizm’i engellemekti.

Gelir dengesinin bozulması, yozlaşma, israf ve şatafat gibi faktörlerle hortlayan İhvan ruhu 1979’da Kâbe baskınıyla kendini gösterdi. Suudi Arabistan kendi ülkesinde hanedana karşı meydan okumaya dönüşen bu ‘Sehva’ kalkışmasını bastırırken ideoloji ihracını kesmedi. Bugün onlarca ülkede binlerce Selefi kurum Suud’un parasıyla çarkını döndürmeye devam ediyor. Reform çok elzem ama pisliği çekmek için kepçenin çok derine dalması lazım.

Sözün özü; kılıcını Suudi Arabistan’ın bayrağına nakşettiren Abdülvehhab’ın Vehhabiliği bu devletin hala meşruiyet kaynağı. Muhammed bin Selman, Suud’un meşruiyet kaynağına laf edebilir mi? Hiç sanmıyorum. Günümüzün Sehva üyelerine biraz gözdağı, azcık PR, azcık iş. Ekonomik kaygılar dedesi İbn Suud’a, İhvan’ın kalesi Necd’de uyguladığı tütün yasağını Hicaz’da deldirtmişti. Sanki reformcu çıkış selefiliğin cihadi damarına ‘az geri bas’, pragmatist tarafına ‘az öne çık’ demekten öte bir anlam taşımıyor. Umarım yanılıyorumdur.

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8