Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri


21.1.2018 - Bu Yazı 954 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin zıt gündemlerin peşindeki Rusya ve ABD’nin ‘soğuk’ duruşu karşısında kendi ateşini biraz düşürmesi lazım. Hem Türkiye hem de bölgenin iyiliği için!

Türkiye’nin planlanan harekâtın peşrevi olarak sınırdan top ateşine tuttuğu Afrin’deki gerilimin gölgesinde aynı anda çok şey dönüyor. Bu gerilime kim neyin karşılığında nereye kadar yeşil ışık yakıyor? Tutumlar hangi noktada kırmızı ışığa dönüyor?

Türkiye haricinde Suriye krizine müdahil olan iki büyük aktör Rusya ve ABD, bağlayıcı ve keskin çıkışlardan kaçınıyor. Düşünün, Türkiye ilan edilmiş bir savaşı, (Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin ifadesiyle) ‘fiilen’ başlatıyor ama Suriye sahnesindeki aktörlerde ne bir telaş ne bir panik. İstifini bozan yok. Bu kadar ifadesizlik poker için bile fazla.

***

Türkiye’nin kuzeyden güç gösterisi sadece Rusya ve Suriye değil ABD için de ‘kullanışlı bir tehdit’ olabilir. Yeter ki bu tehdit iki NATO gücünü karşı karşıya getirmesin ya da ABD’nin planlarını alt üst edecek bir noktaya varmasın. Bu tür tehditler Kürtleri daha fazla ABD’ye itiyor.

ABD, Fırat’ın batısında Kürtler için garantör değil. O yüzden Kürtlerle ortaklık namına bir şey yapması da gerekmiyor. Rusya ile ABD arasında operasyon alanlarını belirleyen mutabakat oluştuğundan beri bu böyle. Sanki ABD, YPG’yle Fırat’ın doğusunda kurduğu ortaklık nedeniyle öfkesi kabaran Türkiye’nin gazını Afrin’de Kürtlere koruma sunmayarak alıyor. Ama iş ciddiye binince NATO’daki müttefikine operasyon yapmaktan kaçınmasını telkin ediyor. Çünkü bir yandan da şekillenmekte olan Amerikan stratejini uygulanabilir kılmak için ihtiyacı olan Kürtlere korundukları hissini verme gereği duyuyor.

Ayrıca ABD’nin YPG ile kurduğu ortaklıktan beslenen gerilimin Tel Ebyad, Kobani ya da Kamışlı’da değil de Afrin üzerinde temerküz etmesi, Suriye’deki Türk-Rus ortaklığını örseliyor. Bu da ABD açısından iyi!

Rusya, garantör olmasa da Afrin’de askeri gözlemci bulunduruyor. Ayrıca Rus ordusu geçmişte Türkiye destekli örgütlerin saldırıları karşısında Afrin’in savunmasına katkılar sağladı. Afrin karışırsa İdlib planının yanı sıra Astana süreci de elde patlamış olacak. İnisiyatifin Rusya’ya geçmesinden rahatsız olan ABD bu tür bir sonuç için de kadeh kaldırabilir.

ABD’nin önceliği Türkiye’yi fazla alevlendirmeden ve Rusya ile kafa kafaya gelmeden yeni Suriye stratejisini hayata geçirmek. Bu stratejinin başarısı IŞİD’le savaşta olduğu gibi Kürtlerle kurduğu ortaklığa bağlı. Hâlâ Kürtlerden başka sağlam bir alternatifi yok. Bakınız CIA’in eğitip donattığı ÖSO etiketli Mutasım Tugayı ve Levant Cephesi gibi örgütlerin temsilcileri geçen hafta Washington’a çıkarma yapıp, “YPG aynı zamanda Ruslarla çalışıyor, onları bırakıp bizi destekleyin, İran ve Hizbullah’ı en iyi biz yok ederiz” mesajı verdikleri halde Trump yönetiminden yüz göremedi. Çünkü bu örgütler denendi ve sonuç alınamadı.

Önemli ölçüde Kürtlerle ortaklığa dayalı yeni stratejiyi Dışişleri Bakanı Rex Tillerson 17 Ocak’ta Stanford Üniversitesi’ndeki konuşmasında 5 maddeyle özetledi:

– IŞİD ve El Kaide’nin tamamen yenilmesi ve tekrar ortaya çıkmasının önlenmesi.
– Suriye halkı ile Esad rejimi arasındaki çatışmanın BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde çözülmesi.
– İran’ın nüfuzunun bitirilmesi.
– Mültecilerin geri dönüşü için koşulların sağlanması.
– Kitle imha silahlarının yok edilmesi.

1, 4 ve 5’inci madde esas iki madde için makyaj. Dolambaçlı ve süslü laflar bir yana Tillerson’ın konuşmasından çıkan sonuç şu:

IŞİD tamamen ortadan kalkıncaya kadar Suriye’deki Amerikan askeri varlığı devam edecek. Halihazırda ABD’nin 2 bin askeri var. Çalışmalar ‘kurtarılmış’ bölgelerin istikrara kavuşması için yoğunlaştırılacak.

Bu şekilde Esad sonrası dönem için siyasi geçişin koşulları oluşacak ve İran’la bağlantılı unsurlar geriletilecek.

Yani hem YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) hem de Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’ndaki sivil yapılarla ilişkileri derinleştirecek. Konuştuğum Kürt kaynaklar kalabalık bir Amerikan heyetinin yakında bölgeye gelip yerel yönetimin birimleriyle görüşeceğini söyledi. Yani askeri ortaklığa siyasi boyut da ekleniyor. Zaten Türkiye’nin Afrin için alevlenmesinde bir neden İdlib’e yönelik Suriye ordusunun başlattığı operasyonsa diğer neden ABD’nin Kürtlerle kurduğu ilişkileri kurumsallaştırıp meşruluk kazandıracak adımlardır.

Amerikalıların niyetini daha basitleştirerek özetlersek; ABD, petrol, doğalgaz ve tarım alanlarıyla ülke ekonomisinin omurgasını oluşturan Fırat’ın doğusunda şekillenen yeni entiteyi Suriye’deki hesapları için sağlam bir koza dönüştürmeye çalışıyor. Yani Ürdün, Lübnan ve Türkiye sınırlarından beslenen gruplardan umudunu kestiğinden beri Kürtlere yaptığı yatırımı IŞİD sonrası dönemde kurumsallaştırmaya çalışıyor. Bu kurumsallaşma ABD’nin bölgede kalış süresini de uzatacaktır. Bu amaca matuf çalışmaların en önemlisi 30 bin kişilik ‘Sınır Güvenliği Gücü’nün kurulması planıydı.

***

Rusya da iki nedenle Türkiye’den Afrin’e yönelen bir baskıya sınırlı ve kontrollü olmak kaydıyla göz yumabilir:

Birincisi Halep’te olduğu gibi İdlib’in de Suriye ordusunun kontrolüne geçişini sağlayabilmek için Türkiye ile kurulan ortaklığın devamını temin etmek.

İkincisi Kürtlere Şam’la birlikte geliştirilecek çözüme ortak olmaktan başka şansları olmadığını hissettirmek. Yeter ki Türkiye’den yönelen baskı Soçi ve Astana süreçlerini rayından çıkaracak şekilde bir müdahale ya da işgale dönüşmesin. Dikkat ederseniz Rusya, Türkiye’nin Afrin’i topa tutması karşısında epey soğukkanlı. Orada gözlem gücü olduğu halde sükûnetini koruyor. Fakat hava destekli kara harekâtına yeşil ışık yakmıyor. Rusya kalkanı devre dışı bırakmadığı sürece hava operasyonu mümkün değil. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan bunun için Moskova’ya gitti. Nasıl bir yanıtla döndükleri şimdilik malumumuz değil. Bilinen şu: Rusya hem İdlib’deki cihatçıların kontrolüne son vermeye hem de Astana ve Soçi süreçlerini ilerletmeye kararlı.

***

Sınırlı bir Türkiye tehdidi Kürtleri işbirliğine zorlamak açısından Şam’ın da işine gelebilir. Ancak amaç Suriye’nin tamamında kontrolü sağlamak ve toprak bütünlüğünü sağlamaksa Şam yönetimi de bu tehdidin Kürtleri hepten ABD’ye mahkûm edecek bir boyut kazanmasını, bunun bir Türk işgaline dönüşmesini ve Ankara’nın elini güçlendirecek boyut kazanmasını istemez. Sonuçta Rusya gibi Suriye yönetiminin de Kürtleri kazanmaya ihtiyacı var. O yüzden Şam, Suriye sahasına girecek Türk jetlerinin vurulacağı uyarısını yaptı. Kuru kuruya bir tehdit değilse bu uyarı Moskova’nın tutumundan bağımsız değildir. Ve YPG’nin diğer bölgelerden Afrin’e gönderdiği takviye güçler de Suriye ordusunun kontrol ettiği koridordan geçiyor. Tabi ki bunların yanı sıra Şam’ın Kürtleri kazanmak için fiili özerkliğin geleceğine dair daha gerçekçi bir yaklaşım sergilemesi de gerekiyor. Bu da Türkiye’nin şiddetle engellemeye çalıştığı bir seçenek.

***

Türkiye’nin zıt gündemlerin peşindeki Rusya ve ABD’nin ‘soğuk’ duruşu karşısında kendi ateşini biraz düşürmesi lazım. Hem Türkiye hem de bölgenin iyiliği için!

Askeri bir maceradan Türkiye’nin kazanabileceği bir şey yok. Aksine kaybedeceği şeylerin listesi uzun. Eğer bugün ABD, Fırat’ın doğusunda çok sayıda üsse sahipse bunun birincil sorumlusu Türkiye’nin izlediği yanlış politikalardır. Türkiye 2012’den itibaren Kürtlerin kontrolü ele aldığı bölgelere yönelik birtakım örgütler üzerinden vekâlet savaşı yürüttü. Bunun için ÖSO ve cihatçı örgütler kullanıldı. IŞİD ortaya çıktıktan sonra da Kobani’de görüldüğü üzere Kürtlerin bölgelerine yönelen saldırılarda bu karanlık örgütün işi kolaylaştırıldı. Sonra Fırat Kalkanı Harekâtı ile yapılan doğrudan müdahale de Kürtleri daha fazla ABD’ye mahkum etti.

ABD karşısında caydırıcı ve somut hiçbir adım atmayan hükümet uzun süre Amerikan yönetimini, “NATO’daki müttefikinle mi yoksa bir terör örgütüyle bir ortaksın” ikilemine sokarak sonuç alabileceğini düşündü. Müttefikliğe yapılan atıfların işe yaramadığı anlaşıldı. Belki Afrin hamlesinin hedeflerinden biri de ABD’yi YPG’ye yardımları kesmeye zorlamak. Son hamle ABD’yi teskin edici bazı makyaj operasyonlarına sevk etse de temel stratejiyi değiştirmeye yetmeyebilir. Mesela Sınır Güvenliği Gücü oluşturma planı, Afrin müdahalesinin gerekçelerinden biri haline gelince Pentagon, “ABD yerel güvenlik güçlerini eğitmeye devam ediyor. Eğitim, toplumları yıkıma uğramış mültecilerin evlerine dönmeleri için güvenliği artırmak üzere tasarlanmıştır. Aynı zamanda IŞİD’in tekrar ortaya çıkmaması için gereklidir. Bu yeni bir ‘ordu’ veya ‘konvansiyonel sınır muhafız gücü’ değildir” açıklamasını yaptı. Bu hemen geri adım olarak okundu. Geri adım değil. Belki ordu çağrışımı yapan isimlendirme olmayacak ama eğitim ve destek sürecek.

Şam’ın efendisi kim olursa olsun güney sınırlarımızdaki Kürtler, Türkiye’nin komşuları olmaya devam edecek. Fecaatla malul Suriye politikasındaki yanlışlıklar Kürtlerin evlerini başlarına yıkarak telafi edilemez.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8