Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar


6.6.2018 - Bu Yazı 507 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bugünlerde Suriye’nin geleceği için kartlar yeniden karılırken, İran’a karşı ABD-Suud-İsrail ekseni şekillenirken, İsrail kalan Filistinlileri de Doğu Şeria’ya sürme planını ısıtırken ve Trump yönetimi elçiliğini Kudüs’e taşıyarak Haşimi iktidarının Harem-üş Şerif üzerindeki hamilik hakkını anlamsızlaştırırken, velhasıl sular bu kadar köpürtülmüşken Ürdün kolayca akıntıya bırakılacak bir ülke olabilir mi?

Ürdünlüler birkaç gündür ayakta. 33 işçi örgütlenmesinin çağrısıyla 8 milyonluk ülkede 200 bin insan Amman’ı salladı. IMF reçetesine teslim olmuş hükümete karşı isyan 2011’deki ‘Arap Baharı’ günlerini anımsattı.

40 milyar dolar borcu olan Ürdün’den ayağını yorganına göre uzatmasını isteyen IMF’in yol haritası doğrultusunda ocaktan itibaren 165 ürüne vergi koyan, yakıt, elektrik, su, sigara ve ulaşıma zam yapan hükümet son olarak meclise sunduğu yeni vergi paketiyle halkın sabır taşını çatlattı. O taş ki nüfusunun sekizde biri kadar Suriyeli mülteciyi 7 yıldır sırtında döndürüyor. Yeni paket kurumlar vergisini yüzde 35’ten 40’a, işlenmiş gıdada vergiyi yüzde 24’ten 30’a çıkarmayı; vergiye tabi hane geliri rakamını 40 bin dolardan 22 bin 700 dolara, bireysel gelir rakamını 17 binden 11 bin 200’e indirmeyi, vergi kaçıranlara da hapis cezasını öngörüyor. Hükümet bu şekilde vergi ödeyen kesimin nüfus içindeki oranını yüzde 4.5’ten yüzde 10’a çıkarmayı hedefliyor. Hükümet “Vergi yoksa hizmet de yok” havasında giderken halktan sarsıcı bir yanıt aldı.

Ürdün siyaseti daha sofistikedir, İngiliz tarzının Arap süzmesidir. Öfkenin başbakana kanalize edilmesi, Kral’ın gereksiz inatlaşmalara girmeyip kabinede değişikliğe gitmesi gibi taktikler sistemi balta yemekten kurtarıyor. Kral, havacı bir asker olarak kükremesini bildiği gibi rüzgâra karşı esnemesini de biliyor.

Bu kez de gösterilerin altıncı gününde Başbakan Hani el Mülki’yi kızağa çekip Dünya Bankası’ndan gelen Eğitim Bakanı Ömer el Razzaz’ı dümene geçirdi. Öfkeye kulak verdi, inatlaşmadı, “Siz misiniz kabineme ‘Hırsızlar hükümeti’ diyen” demedi.

***

Körü körüne inat Ürdün’e göre değil. Bir tarafta Doğu Şerialı aşiretler, diğer tarafta çölün aşiretleri, 1948 ve 1967’de yerlerinden sürülmüş Filistinlilerle Haşimi ailesi kılı kırk yararak dengeyi tutturuyor. Filistinliler deyip geçmeyin, nüfusun üçte ikisini onlar oluşturuyor. İsrail’in Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze’deki ‘soykırım’ politikalarıyla Filistinli yarasını yeniden deştiği, Müslüman Kardeşler kanalından gelen siyasal İslamcıların dengeleri zorladığı, selefi-radikal İslamcıların çıkış fırsatı kolladığı, işsizliğin yüzde 18’i geçtiği bir ortamda Kral Abdullah basitçe saraya sadık Çerkes muhafızlarına yaslanarak ülkeyi sükuna erdiremez.

Abdullah’ın babası Hüseyin de 1989’da aynı esnekliği göstermişti. O vakit göstericilerin talep listesi hayli ağırdı, yine de saraydan geri çevrilmemişti. Dededen toruna üç başbakan çıkartan Rifai ailesinin siyasetteki sarsılmaz yerine rağmen Zaid el Rifai başbakanlıktan indirilmiş, sıkıyönetim yasası kaldırılmış, siyasi partilerin kurulmasına izin verilmiş, IMF’in acı reçetesi gereği sübvansiyonlara son veren ekonomik paketten vazgeçilmişti. Bu sarsıntı, İsrail’in kuruluşunu izleyen olağanüstü koşullarda siyasi partileri 1957’de yasaklamış olan Ürdün’ü ‘göreceli’ reformcu bir yola sokmuştu.

Ürdün kendisine ağabeylik taslayan diğer Arap ülkelerinden farklı bir siyasal kimliğe sahip. Yasaklı dönemde bile muhalefet etmenin kanalları kontrollü de olsa bir şekilde açık tutuldu. Bugün siyasi partilerden daha fazla toplumu harekete geçirme kapasitesi olan sendikalar ve meslek birlikleri, güçlerini, 1957-1989 arasındaki olağanüstü koşullarda partilerin yerini almalarına borçlu. Meslek dallarındaki örgütlenme becerisiyle bilinen Müslüman Kardeşler de o tarihlerde devşirdiği potansiyelle yeni dönemde İslami Eylem Partisi olarak siyasal arenada yerini almıştı. Oy desteği yüzde 12-16 aralığında seyreden Müslüman Kardeşler, Arap Baharı ile yakaladığı ivmeyi Mısır-Tunus hezimetinden sonra kaybetmeye başladı. Bu örgütün önünün alınmasında Ürdün yönetiminin dozu iyi ayarlanmış baskı-manipülasyon taktiklerinin rolü büyük. ‘Terörist ilan edilme’ ya da ‘dağıtılma’ tehdidi ile karşılaşan örgüt birkaç kez içeriden bölünmeler yaşadı. Yine de siyasal İslamcı kanatlar Ürdün yönetimi üzerinde ‘baskı faktörü’ olma özelliğini koruyor.

***

Ürdün’ü sadece iç dinamikleriyle okumak eksik kalır. Ürdün, 1994’te İsrail’i tanıyan anlaşmaya imza attığından beri ABD’nin bölgede statükonun korunması, Filistinlilerin dizginlenmesi ve İran’a karşı Arap bariyerinin sağlam tutulması bakımından özel ehemmiyet atfettiği bir ülke. Bu da 2011’den sonra Ortadoğu kaynar kazana dönerken hayli kırılganlığına rağmen Ürdün’ün neden camlı köşkte fazla incinmeden oturmaya devam ettiğinin bir diğer izahı. ABD her yıl Amman’a 1 milyar dolar civarında ekonomik ve askeri yardımı Haşimi ailesi sefa sürsün diye göndermiyor.

Peki bugünlerde Suriye’nin geleceği için kartlar yeniden karılırken, İran’a karşı ABD-Suud-İsrail ekseni şekillenirken, İsrail kalan Filistinlileri de Doğu Şeria’ya sürme planını ısıtırken ve Trump yönetimi elçiliğini Kudüs’e taşıyarak Haşimi iktidarının Harem-üş Şerif üzerindeki hamilik hakkını anlamsızlaştırırken, velhasıl sular bu kadar köpürtülmüşken Ürdün kolayca akıntıya bırakılacak bir ülke olabilir mi? Normalde olamaz ama tuhaf bir şeylerin döndüğü de anlaşılıyor.

Siyasal süreçlerin geçmişine bakıldığında normal mantık, Filistin-İsrail değil Arap denkleminde de Ürdün’e özel önem veren ABD’nin son dakika kurtarma fonlarıyla devreye girerek öfkenin sarayın kapılarına dayanmasını önleyeceğini söyler.

Bu noktada ortaklar arasında sıra dışı bir uyuşmazlığa parantez açmak istiyorum.

Kral Abdullah geleneksel ortakların bölge politikalarından dolayı epey zamandır huzursuz. Hatta öfkeli.

Evvela Ürdün’ün Suriye’ye müdahalede sıçrama tahtası olarak kullanılması nedeniyle 7 yıldır diken tarlasında sekerek dolaşıyor.

Defalarca Şam’a gizlice temsilci göndererek Suriye ile ilişkileri düzeltmek istediği mesajını iletti. Kral bu konuda neredeyse Rus lider Vladimir Putin’e dua eder hale geldi. Bir an önce Suriye krizini çözse de Ürdün cendereden kurtulsa diye bekliyor.

Kral Abdullah Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) cehenneme çevirdiği Yemen’e de asker göndermeye yanaşmadı.

Finansörlerini gücendirmemek için sınırlı hava desteğiyle yetindi. Suud ve Emirlikler’in Katar’ı cezalandıran adımlarına da gönülsüzce ve sınırlı tedbirlerle eşlik etti. Ürdün’ün dış dayanakları bu tutumları illaki kara deftere not etmiştir.

Şimdi Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (MbS) ve Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed (MbZ) ikilisi İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte bölgenin hassas ayarlarını kurcalıyor. İran’ı bölgede püskürtme planlarının yanı sıra Filistinlilere rağmen Filistin’i halletmeye çalışıyorlar.

Kral Abdullah, bu adımlarla Ürdün’ün iyice okkanın altına itildiğini düşünüyor. Birkaç kez Trump ve MbS’yi tehlikeli oyundan vazgeçirmeye çalıştı ama nafile.

***

Buradan Ürdün’ün ekonomik dar boğaza girmesi ve sokağa taşan öfkeye dönersek; Amerikan-Suud-Emirlikler-İsrail ekseni, Ürdün’ün hırpalanmasına izin vererek Kral’a patronun kim olduğunu hatırlatmak istiyor olabilir.

Son zamanlarda yaşanan bazı tuhaf gelişmeler, Riyad-Amman hattındaki uyumsuzlukların ilginç noktalara vardığını gösterdi.

MbS’nin İsraillilerle iş tutması, Filistin için yeni öneriler hazırlanırken Ürdün’ün bypass edilmesi ve bu şekilde Kral Abdullah’ın geleneksel rolünün düşürülmesi…

Suudilerin, Ocak 2017’de Körfez İşbirliği Konseyi’nin Ürdün’deki Suriyeli mültecilere 3.6 milyar dolarlık yardım paketini yeniletmeyerek kralı ayağından vurması…

Ürdün’e vaat edilen 250 milyon dolarlık Suudi yardımın askıya alınması…

Filistin kökenli Ürdünlü işadamı Sabih el Masri’nin Suudi Arabistan’da tutuklanması…

Bütün bunlar Amman-Riyad hattındaki gerilimin dışa vurumu.

Filistin lideri Ebu Mazen (Mahmud Abbas) ve Kral Abdullah aralıkta Türkiye’nin çağrısıyla Filistin’i görüşmek üzere İstanbul’da olağanüstü toplanan İslam İşbirliği Örgütü zirvesine katılmıştı. İddia o ki MbS-MbZ ikilisi, Filistin ve Ürdün’ün bu zirveye katılmalarını önlemeye çalıştı. Sözleri dinlenmeyince önce Arap Bankası Başkanı Masri’yi Riyad’da otel odasına hapsederek hem Abbas’a hem de Kral’a mesaj verdiler. Ardından MbS, 16 Aralık’ta Ebu Mazen’i Paris’ten Riyad’a ayağına çağırıp aşağıladı ve alenen tehdit etti.

Tabii aynısını Kral Abdullah’a yapamazlar. Kral yardımlar olmadan ayakta kalamayacağının farkında olsa da konumunu ustaca kullanabilen bir lider. Nitekim orduda Suudilerle dümen çevirebilecek üç yakınını açığa alarak kolay lokma olmadığını gösterdi. Bu olay olası bir darbe komplosunu açığa çıkarma hamlesi olarak algılandı.

En nihayetinde onlar için önemli olan jeopolitik konumuyla Ürdün’ün her zamanki gibi kendisine biçilen rolü benimsemesi. Ne var ki bu kez biçilen rol, Ürdün’ün fay hatlarını hiçbir şekilde dikkate almıyor. Tam bir cendere hali; sokakta öfke, ortaklar masasında Rus ruleti. Bir de sokaktaki ekmek kavgasına Filistin davasını tamamen satmış bir krala duyulacak Filistinli öfkesinin eklendiğini düşünün. Elbette mesele şu aşamada “Kral öldü yaşasın yeni Kral” başlığını taşıyacak kıvamda değil. Dediğim gibi Ürdün tehlikeli surlara salınacak bir ülke değil. Statükonun en simgesel sigortası da Haşimi krallığı. O yüzden ABD’nin nerede nasıl devreye gireceği önemli. Ertesi günü beklemek lazım.

.

Facebook Yorumları

Kod8
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8