Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?


19.6.2018 - Bu Yazı 364 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Afrin ve Menbic’in yarattığı hayal kırıklığı ile Kürtler Şam’a kayarken ABD sessizce izleyebilir mi? Kürtlerin ABD’yle ortaklığı devam ederken rejim ve müttefiklerin Kuzey Suriye için istenen özerkliği vermesi kolay olmayacak. Çünkü bölgede Amerikan varlığı bölünme senaryosu ile birlikte okunuyor.

ABD, Menbic’te Türkiye’yi razı edecek bir yola girerken Kürtler, Suriye yönetimiyle müzakereye evet diyen pozisyonlarını daha açık hale getirdi. Afrin, Kürtlerin belli sapmalar gösteren ‘Üçüncü Yol Stratejisi’nin önemini hatırlatan bir sarsıntıydı. Menbic bu kırılmayı büyüttü. Afrin için hiçbir taahhütte bulunmamış olan ABD’nin Menbic için verdiği güvencelerin de kum üzerinde yazılmış yazıyı andırdığı anlaşıldı.

Menbic’teki Türk-Amerikan ortaklık sürecine paralel olarak Şam’dan Rojava’ya bir heyet gitmesi, Kürtlerin de müzakere mesajı vermesi otomatik olarak IŞİD’i karşı şekillenmiş Kürt-Amerikan birlikteliğinin geleceğini tartışmaya açtı.

Kürtlerin demokratik özerklik serencamında yol almasını kolaylaştıran faktörler siyasal düzlemde farklı etnik, dini ve mezhebi grupların sürecin içine çekilme perspektifi; askeri alanda ise savunmada kalınmasıydı. Müdahaleci aktörlere angaje olmamayı gerektiren Üçüncü Yol bu konsept için uygun bir tanımdı.

Üçüncü Yol’dan her sapma ‘demokratik özerklik’ projesinin önündeki riskleri artırdı.

Kuşkusuz Kürtlerin ABD’yle ortaklığı bir davetle değil Amerikan güçlerinin düşmek üzere olan Kobani’de hava bombardımanıyla Kürtlere el vermesiyle yani fiili bir durum üzerinden başladı. Ancak Kürtler de birkaç beklentiye istinaden bu ortaklığa fazla değer biçip operasyonları Rakka ve Deyr el Zor’a kadar taşımakta beis görmedi:

– O beklentilerin başında Rojava projesinin siyaseten Batı’da tanınması geliyordu. Fakat sahadaki Amerikalı yetkililer askeri işbirliğini siyasi düzleme taşıma konusunda birkaç kez umut verse de Washington, Türkiye’yi daha fazla karşısına almamak için bundan kesinlikle sarfı nazar etti.

– İkincisi, hesapta, ABD’yle ortaklık, Türkiye’nin olası müdahalelerine karşı caydırıcı bir kalkan işlevi görecekti. Bir dönem kısmi bir frenden bahsedilse de bunun mutlak bir güvence olmayacağı görüldü. Sonuçta ABD’nin asla vazgeçemeyeceği bir NATO ortaklığı var. ABD, Rus yayılmasının önünde bariyer olduğu ve Kafkasya-Ortadoğu-Asya eksenlerindeki operasyonlarda stratejik avantajlar sunmaya devam ettiği sürece Türkiye’yi daha fazla örselemek niyetinde olmadığını gösterdi.

– Üçüncüsü, Suriye ordusu son perdede Fırat hattına yöneleceği zaman Amerikan varlığının onlara karşı da caydırıcı olacağı düşünüldü. Amerikan ortaklığının sunduğu rahatlıkla Suriye ordusunun bir daha Fırat’ın doğusuna gelemeyeceğine dair çıkışlar yapıldı. ABD şu aşamada Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelere yönelik Suriye ordusu ve ortaklarının hamlelerini kesse de bu konudaki beklenti şartların değişmesiyle karşılıksız kalabilir.

Gelinen noktada YPG ile derinleşen işbirliği ve sınır ordusu kurma girişimleri Türkiye’yi daha fazla kışkırttı ve Afrin operasyonu bu atmosferde gelişti. Beri tarafta Fırat’ın doğusunda Pentagon’un birkaç üs, CIA’in de istasyon kurması Rusya ve İran’ı da harekete geçirirken Suriye’yi daha tehditkâr bir çizgiye itti.

***

Trump yönetimi, tüm belirsizliklerine rağmen Suriye siyasetinde konsept değişikliğine gidiyor. Haliyle Kürtlerle ortaklığa yüklenen içerikte kaymalar oluyor. Nihayetinde Kürtler, bir model olarak Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nu gösterip Suriye’nin demokratik değişime sokulmasından bahsediyor. Hedef bu. Trump’ın hesapları ise artan oranda İran’a odaklanıyor. İran ve Rusya’nın desteğiyle ülke nüfusunun yüzde 70’inin yaşadığı bölgelerde kontrolünü yeniden tahkim eden Suriye yönetiminin yıkılmayacağını gören ABD’nin yeni yönelimi kabaca şöyle özetlenebilir:
Madem Suriye rejimi kalıcı o halde hiç olmazsa İsrail’in güvenliğini garanti edelim, İran’ın bu bölgede kalıcı hale gelmesini önleyelim, Suriye’nin geleceğini şekillendirecek ve nüfuz kanalları açacak pozisyonda kalalım, bunu yapabilmek için Suriye’yi ekonomik olarak dar boğaza sokalım ve Suriye enerji kaynaklarının yüzde 90’ını barındıran topraklar (yüzde 25-30) bizim kontrolümüzde, bunu koz olarak kullanalım.
Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson farklı ifadelerle bu niyet ve amacı dillendirmekten kaçınmamıştı.

Yeni konsepte uygun olarak Kürtler bir ara Suriye çölünde kendine yeni rol arayan Suudi Arabistan’ın gönlünü okşayıcı mesajlar verip Trump’ın İran karşıtı söylemlerine eşlik etti. Ancak tedbiri de elden bırakmayıp ABD’nin yeni planına asker olma konusunda da açık çek vermekten kaçındılar. İran bağlantılı güçler Rojava’ya saldırmadığı sürece YPG’nin de her hangi bir düşmanlık sergilemeyeceği yönünde bir pozisyon dillendirildi. Yine çok sert demeçlere karşın Suriye ordusuna karşı savaştan kaçınıldığı izlenimi de verildi. Taraflar bunun herkes için yıkım olacağının farkında. ABD’de belli çevrelerin, Kürtlerin günün birinde rejimle anlaşabileceğini, YPG’nin PKK’nin uzantısı olduğunu ve Türkiye’yi kızdırmaya değmeyeceğini belirtip Kürtlerle ortaklığı sorgulamasının nedeni bu. Ama Kürtlerin bir önceki tutumu, Şam cephesinde Kürtlere karşı olumsuz algıyı önleyemedi.

Bir tarafta Ankara’nın YPG öfkesi, diğer tarafta Kürtlerin Şam’a kayma ihtimali karşısında ABD, SDG içindeki Arap unsurları genişleterek yeni seçeneklerin yolunu açmaya çalışıyor. Ayrıca Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Mısır’ın katılımıyla bir Arap gücü konuşlandırmanın hayalini kuruyor. Ürdün ve Mısır bu işe çok soğuk.

***

Şam yönetimi de ABD’nin işini zorlaştıracak müdahale imkanlarını devreye sokmaya başladı. Kürtlerin kontrol alanlarını Arap bölgelerine doğru genişletmesi riskti. Suriye hükümeti şimdi bu bölgelerde Arap aşiretlerini kendi safında toplamaya çalışıyor. Yerelde de tepkiler örgütleniyor. Mesela Rakka’da askere alma girişimlerine tepki olarak YPG karşıtı gösteriler patlak verdi. SDG içinde de YPG ile Ceyş el Süvvar (Devrimciler Ordusu) arasında gerilim yaşandı. Bu gelişmeler hem Arap-Kürt ittifakının kırılma noktalarını hem de Rakka ve Deyr el Zor’daki zeminin güçten yana ne denli kaygan olduğunu gösterdi. Bu sürecin gideceği yer ‘Kürtler çekilsin’ çıkışıdır.

SDG’deki ortaklıkta temel motivasyon, IŞİD karşıtlığı olsa da birlikteliği büyüten etken Amerikan yardımlarıydı. Aşiretler ABD ile Suriye arasında bir seçime zorlandığında IŞİD’e karşı savaşta elde edilen ittifakların dağılması muhtemel. Para ve gücün aşiretlerin yönünün tayin edilmesinde önemli faktör olduğu unutulmamalı. Uluslararası koalisyon Rakka ve Deyr el Zor’da IŞİD’le mücadele adına Suriye’nin ekonomik altyapısını da yok etti. Bu da insanları çaresizce para kesesiyle gelene el vermek durumunda bırakıyor.

***

Menbic üzerine pazarlıklar sürerken Kürtleri yol haritalarını yeniden gözden geçirmeye iten başka gelişmeler da oldu. 3 Haziran’da ‘Cehennem Borsası’ başlıklı yazımda değindiğim gibi Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün’den oluşan bir heyet 29 Mayıs’ta Kobani’ye gitti. Heyet bölgede bir Sunni Arap gücünün oluşturulmasını gündeme getirdi. Rakka’yı birkaç kez ziyaret eden Suudi Bakan Samir el Sebhan da Menbic, Rakka ve Deyr el Zor’u içine alan bir ‘Sunni Arap Federasyonu’ projesini pazarlamaya çalıştı. Bunlar Amerika ile koordine olmadan geliştirilecek inisiyatifler değil. Kuzeydeki federatif yapılanma bir proje olarak etnik ve dini kimlikleri tanırken projenin mimarları etnik ya da mezhebi tanımlamalardan kaçındı. Edindiğim intiba Kürtlerin hem bu projeye hem de hariçten bir Arap gücünün konuşlandırılmasına sıcak bakmadığı yönünde.
Bu gelişmeler ışığında Suriye Devlet Başkanı Beşşar el Esad çekilen kartı görmüş olmalı ki, “SDG konusunda iki metot kullanacağız. İlki, müzakereler için kapı açıyoruz… Eğer müzakereler başarısız olursa Suriye ordusu, SDG’nin işgal ettiği bütün toprakları özgürleştirmek zorunda kalacaktır” çıkışını yaptı.

Bu tehdidi Şam’dan ‘Suriye Demokrasi Cephesi’ adlı partinin Rojava’ya gidip nabız yoklaması izledi. Kürtler de müzakereye hazır oldukları mesajı verdi. Bu minvalde verilmiş ilk mesaj değildi. Daha önce de Şam’la diyalogdan yana açıklamalar yapılmış ama karşılıklı restleşmelerle bu zemin ortadan kalkmıştı.

Yeni duruma dair TEV-DEM Eş Başkanı Eldar Halil’in bana söylediği şu:
“Şartlar değişti. Artık Şam ile ortak çözüm bulmanın zamanı geldi… Afrin ve Menbic’ten sonra kendi aramızda bir çözüm bulabiliriz. Suriyeli olmayan diğer güçlere bizi zor durumda bırakma fırsatı vermeyeceğiz. Suriyeliler olarak sorunlarımızı kendi aramızda çözmeliyiz. Diğer güçlerin hepsinin bir planı var, istedikleri var. Biz çözümü kendi aramızda neden aramıyoruz?”

Bu diyalogu imkânsız hale getirecek bir ön koşulun öne sürülmemesi de önemli. Mevcut anayasasında kendini ‘Arap’ olarak nitelendiren Suriye’nin önünde hazmı hiç de kolay olmayan bir proje var. Ayrıca bu projeye eşlik eden 50 bin kişilik silahlı güç. Bütün belirsizliklere rağmen caydırıcı Amerikan faktörü de hala devrede.

Amerikan faktörünün Kürtlerin rejimle bir inisiyatif geliştirmesine engel olup olmayacağını bilmiyoruz. Eldar Halil’e göre Şam’la diyalog Amerikalılarla konuşulmadı, konuşulsa da bu konuda kararı ABD değil Kürtler verecek!

Bu potansiyel restleşme gibi dursa da meselenin o noktaya taşınabileceğini zannetmiyorum. Afrin ve Menbic’in yarattığı hayal kırıklığı ile Kürtler Şam’a kayarken ABD sessizce izleyebilir mi? Bölgeye bu kadar silah ve mühimmat döktükten sonra süreçlerin kendi kontrolünün dışına çıkmasına göz yumar mı?

Kürtler açısından ciddi bir ikilem doğuyor. Kürtler öyle bir sürece sokuldu ki bir yandan ABD’nin planlarına hapsoldukça kendi asıl gündemlerinden uzaklaşıyorlar. Diğer yandan ABD ile ortaklık bittiğinde rejime karşı caydırıcı bir kalkandan olacaklarını düşünüyorlar. Sanırım bir süre daha ikili oyunu sürdürmeyi deneyeceklerdir. Rejimin, taleplere karşılık gelen gerçek bir çözümden kaçınması halinde ortaya çıkacak tıkanmayı Amerikan faktörüyle açmayı umacaklar. Kürtlerin ABD’yle ortaklığı devam ederken de rejim ve müttefiklerin Kuzey Suriye için istenen özerkliği vermesi kolay olmayacak. Çünkü bölgede Amerikan varlığı bölünme senaryosu ile birlikte okunuyor. Çok zor ve dinamik bir süreç…

.

Facebook Yorumları

Kod8
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8