Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli


28.8.2018 - Bu Yazı 481 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Abartılı rakamlarla, “Orada 3 milyonun üzerinde sivil var, askeri operasyon felaket olur” uyarısının gölgesinde pazarlığın düğümlendiği iki nokta var: Biri yeniden inşa sürecine Türkiye’nin alınması, diğeri Şam’la masaya oturan Kürtlere özerklik tanınmaması. Türk askeri varlığının sonlanmasıyla ilgili pazarlıklar da doğrudan bununla ilintili hale gelecek. Tabii üçüncü talep Türkiye destekli grupların siyasi süreçle Şam’da iktidarın paydaşı olması.

Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Vladimiroviç Putin, 24 Ağustos’ta, NATO’daki ‘stratejik ortağı’ ABD ile ‘papaz olmuş’ Türkiye’nin üç stratejik koltuğunda oturan temsilcilerini ağırlıyor: Diplomasinin başı Mevlüt Çavuşoğlu, savunmanın başı Hulusi Akar ve istihbaratın başı Hakan Fidan. Konu Suriye, özelde İdlib. Yani Şam’ın efendisi olma hayallerinin bitirildiği yer. Bu hayali batıran aktörün önünde son çıkış pazarlığı.

Rus uçağını düşürüp bir de “Gerekirse yine düşürürüz” diye efelenmenin telafisi 3 yılda çok su kaldırdı. En yalın ifadeyle Türkiye’nin müttefikleriyle birlikte beslediği bütün silahlı gruplar ‘kurtarılmış’ bölgelerden yine Türkiye’nin katkılarıyla giriş kapısının eşiğine kürendi. Hamasetle heveslerini köpürtenler, son hamlede şah-mat kabilinden “Al cihatçılarını” lafının edileceği bir sipere sıkıştırıldı. Zor durum!

Ruslarla arayı düzeltmek için araya bir sürü stratejik proje girerken ekonominin de ‘ihanet edeceği’ tuttu. Şimdi Putin’in karşısında geleneksel ortaklarıyla da devreleri yakmış bir Türkiye duruyor. Siyaseten kendi ayaklarına gemici düğümü atmış, cepkeni de boşanmakta olan!

“Ortadoğu’da bizden habersiz yaprak kımıldamaz” dedirten özgüven patlamasından sınırlara tutunmuş küçük ‘Talibanıstan’a zeval gelmesin ki biz de savaş ganimetinden pay alalım çırpınışı. Perde inecek de bari itibarlı insin telaşı. Bunun için Moskova çıkarmaları ardı ardına geliyor. Bu gidişle diplomasinin kara kitabında ‘Moskova Yolu’ ara başlığının altına çok şey yazılacak gibi!

Çavuşoğlu bu temasları “Rusya bizim için stratejik bir ortaktır” sözüyle bir güzel cilaladı. Bu ‘stratejik’ sözüne diplomaside bir süre kısıtlama getirmenin bir yolu olsa keşke. Belki ilişkilerin içeriğinden hareketle Türkiye için münasip düşen ‘Stratejik Müşteri’ ifadesidir. Gaz alıcısı, nükleer teknoloji alıcısı, S-400 alıcısı vs. Henüz her seferinde Rus gümrüğünden ters yüz edilen ihracatçısına zehirsiz-ilaçsız sebze ve meyve paketlemesini öğretememiş ülkenin stratejik bağlamlardaki yerini tarif etmek hayli güç. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un tanımı daha dürüstçe: “Ankara ana ticari ve ekonomik ortaklarımızdan biri.”

Karşılıklı güvene dayanan, dengeli ve istikrarlı Türk-Rus ortaklığı kuşkusuz bölge için çok olumlu sonuçlar üretebilir. Ama Türkiye, Washington’la gerilimlere rağmen NATO’nun Rusya’yı Karadeniz havzasında bloke etme oyunlarının hâlâ bir numaralı ortağı. Ankara, Soğuk Savaş’tan miras bütün hesaplaşmaların içinde. İki ülkenin birbirine karşı bagajları hâlâ dolu. İlişkileri anlamlı kılacak olan güven başlığının altı boş.

Yine de Batı ile kavgalıyken Rusya çalınacak bir kapı. Putin de Türkiye’nin pozisyonunu son derece elverişli görüyor ve bütün gel-gitlere rağmen ilişkileri derinleştirebildiği kadar derinleştiriyor. Bununla hem Trans-Atlantik İttifakı’ndaki çatlağı büyütüyor hem de Suriye’de Türkiye’nin etkisini kendi lehine çeviriyor.

***

Suriye’de henüz iş bitmedi ve birçok yerde düğümü çözen Astana süreci en kritik boğum noktasına geldi. İdlib, ardından Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı ile kontrol ettiği bölgelerin akıbeti ilişkilerin Aşil topuğunu oluşturuyor. Putin, Erdoğan’ın katkılarıyla daha az masraflı ve daha az gürültülü bir operasyonla İdlib’i temizlemek istiyor. Erdoğan “Operasyon felaket olur” diye direttiğinde de “O zaman kendin hallet” restini çekiyor. Ki iddialar doğruysa son Moskova görüşmesinde Türkiye heyetine İdlib’deki halledilmesi istenilen yerlerin koordinatları bile verildi.

El Kaideciler, ‘pragmatist-ılımlı’ El Kaideciler, eski El Kaideciler, El Kaidecileri yeterince sert bulmayan hakiki El Kaideciler, El Kaide’den beri olduğunu söyleyip El Kaide çizgisinde olanlar ve El Kaidecilerin kader ortağı İhvancılarla dolu bir bölgeyi Türkiye nasıl halledecek? Ama pek cesurlar, “Halledemeyiz” demiyorlar. Temmuzda İdlib operasyonu için ilk işaret fişeği yakıldığında “Ilımlıları teröristlerden ayırmak” gibi imkânsız bir göreve atladıkları biliniyor. “Ilımlılar” dedikleri pek çok örgüt anlayış olarak terör listesindeki Heyet Tahrir el Şam’dan (HTŞ) çok da farklı değil. Artık ölçü el verenler ve vermeyenler!

Tam olarak neyin konuşulduğunu kendilerinden başka bilen yok. Eğer masaya konulan çözüm önerisi, İdlib’in ‘terörist’ örgütlerden arındırılıp Türk ordusunun kontrolüne bırakılması ise bunu reddedip Türkiye’ye düşmanlık ilan etmeye hazır örgütler var. Ayrıca Rusya ve Suriye de Türkiye’yi El Bab, Cerablus, Azez ve Afrin’den nasıl çıkaracağına kafa yorarken bir de İdlib’i Fırat Kalkanı’na katmak istemiyor.

Eğer çözüm, bu örgütlerin Fırat Kalkanı bölgesine transfer edilmesiyse bu da birinci öneriyle aynı tepkiyle karşılaşacaktır. Bu kaçınılmaz sonu bir sahne daha geciktirmek anlamına geliyor.

Eğer çözüm, Türkiye’nin nazının geçtiği örgütleri Ulusal Kurtuluş Ordusu çatısı altında birleştirip diğerlerini askeri yolla temizlemek ise bunun da açmazları var: Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun bileşenleri Dera’daki gibi bir çözüm modelini reddediyor ve İdlib’i sonuna kadar savunmaktan bahsediyor. Yani bu örgütler Astana sürecini henüz kabullenmiş değiller. Bunlar ‘teslimiyet’ anlamına gelen bir pozisyona çekildiklerinde içlerindeki radikal unsurların HTŞ ya da Hurras el Din gibi El Kaideci koalisyonlara katılmaları muhtemel.

HTŞ Komutanı Ebu Muhammed el Colani kendi grubunu “Suriye’de Sünnilerin en büyük savunucusu” ilan ederken güney cephesinde başvurulan rejimle uzlaşma modelinin kuzeyde tekrarlanmayacağını vurguladı. “Devrimin silahları ve cihat kırmızı çizgimizdir, bunlar pazarlık masasına konulmayacak. Halep’teki halkımızı sağlam durmaya çağırıyoruz. Mücahitler sizi yüzüstü bırakmayacak” diyen Colani, Türkiye’nin İdlib’i çevreleyen gözetleme noktalarıyla ilgili de “Bunlara güvenemeyiz çünkü siyasi pozisyonlar her an değişebilir” ifadelerini kullandı. Yani seçenek ne olursa olsun İdlib savaşmaya kararlı bir cephe barındırıyor.

Öneri, siyasi çözüm oluncaya kadar İdlib’e dokunulmamasıysa bu konuda da Rusların ikna edilmesi zor. Lavrov, Çavuşoğlu ile ortak basın toplantısında gayet net konuştu:

“İdlib’de gerilimi düşürme bölgesi oluşturulurken kimse bunu, Nusra Cephesi başta olmak üzere teröristlerin sivilleri kalkan olarak kullanabilmelerini temin için önermedi. Dahası bunlar orada eli kolu bağlı oturmuyor. Burayı Suriye ordusunun mevzilerine saldırmak için kullanıyorlar. Buradan Hmeymim’deki Rus üssüne saldırmak için gönderilen onlarca insansız hava aracı, yaklaşık 50 tane, düşürüldü. Çatışmadan kaçınmak ve sivil kayıpları en aza indirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Liderlerin (Tahran zirvesinde) bunu bütün detayları ile tartışacaklarından eminim.”

Suriye’de cehennem kazanını kaynatıp usulca kenara çekilenlerin sessizliği pek manidardı. Nihayet ABD, Fransa ve Britanya Rus-Türk pazarlığının tam ortasında “Kimyasal saldırı olursa Suriye’yi cezalandırırız” tehdidinde bulundu. Ruslara göre, İdlib’deki gruplar bir yandan Hama ve Halep’e saldırmaya hazırlanırken diğer yandan kimyasal saldırı komplosu tezgâhlıyor. Rus Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov dün komplo ile ilgili yer ve tarih bile verdi:

“Önümüzdeki 2 gün içinde Habit’in 6 kilometre güneyindeki Kafr Zayta yerleşim biriminde roket atarlarla kimyasal maddeler içeren patlayıcılar kullanılarak saldırı gerçekleştirilmesi planlanıyor.”
Bu tür bir senaryo Rusya ve Türkiye’nin ortak çözüm bulma arayışını torpiller ama Rusya’yı durdurmaz. Doğu Guta’da olduğu gibi.

***

İdlib’de tarafların pozisyonu ortadayken askeri bir hesaplaşma nasıl seçenek olmaktan çıkartılacak? Ayrıca tartışmalar sadece askeri operasyonla mı sınırlı? Tek dertleri siviller mi? İşin bu kadar uzamasının altında başka hesaplar yok mu?

Çobanbey ve Cerablus’tan El Bab’a kadar askeri harekât düzenleyip havadan ve karadan bombardımanla Afrin’e giren bir güç “Askeri operasyon felaket olur” argümanı kullanıyor. Allah’tan Saray’ın başdanışmanlarından biri, 31 Mart’ta CNN Türk’te gayet açık sözlüydü. “Rusya hava sahasını açmasaydı bırakın El Bab’a ve Afrin’e girmeyi, insansız hava aracı bile uçuramazdık” dedikten sonra bu sayede ihalelerde büyük pastayı Türk müteahhitlerin alacağını söyleyerek işimizi kolaylaştırdı. Gerçi Erdoğan da ta 2012’de bir mermer fabrikasının açılışında Suriye’de yapı sektörüne çok iş düşeceğini müjdelemişti. Vekâlet savaşlarının ganimeti de bu olsa gerek! Yık-Yap-Kazan!

Defalarca yazdık ama mecburen tekrar olacak; abartılı rakamlarla, “Orada 3 milyonun üzerinde sivil var, askeri operasyon felaket olur” uyarısının gölgesinde pazarlığın düğümlendiği iki nokta var: Biri yeniden inşa sürecine Türkiye’nin alınması, diğeri Şam’la masaya oturan Kürtlere özerklik tanınmaması. Türk askeri varlığının sonlanmasıyla ilgili pazarlıklar da doğrudan bununla ilintili hale gelecek. Tabii üçüncü talep Türkiye destekli grupların siyasi süreçle Şam’da iktidarın paydaşı olması. En önemlisi ilk ikisi. Rusların İdlib pazarlığı sırasında Türkiye’nin “Göç dalgası olur” itirazına karşı önerdiği mültecilerin dönüşüyle ilgili mekanizma da eninde sonunda bir inşaat ortaklığına dönüşebilir. Ki yeniden inşa ile ilgili diplomasi dışı kanallar da devrede. Rusya ile tüm konuşmaların alt metninde artık bu beklenti var.

.

Facebook Yorumları

Kod8
19.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8