Dehşet dengesine İL-20 girdisi


20.9.2018 - Bu Yazı 350 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 SU-24’ün düşürülmesi Putin’in elinde koza dönüşmüştü. Ankara ilişkileri rayına oturtmak için Suriye’de Ruslarla işbirliği yapmak durumunda kaldı. İL-20 doğrudan İsrail füzesiyle vurulmadığı için durum farklı. Yine de Rusya’ya İsrail’in önüne bir çizgi çekme fırsatı veriyor. Belki Ruslar İsrail’in davranışlarında değişiklik olup olmayacağına da bakacak, duruma göre adım atacak.

Suriye yönetiminin birçok cephede kontrolü geri aldığı son 2 yılda İsrail hayli korsanlık yaptı. İran ve Hizbullah’ın varlığını öne sürüp Suriye’nin stratejik tesislerini defalarca vurdu. Kendi kaynakları 200’ü aşkın hedefe 800’ü aşkın füze ve roket saldırısından söz ediliyor. Bahane İran ve Hizbullah olunca saldırganlık uluslararası alanda ‘dokunulmazlık’ kazanıyor.

Saldırganlıktaki bu rahatlığı hem Suriye’yi çarmıhta tutan dehşet dengesine hem de Rusya’nın hoşgörüsü ve tahammülüne borçlu. Rusya bugüne kadar kendi üslerindeki gelişmiş füze savunma sistemlerini İsrail jetleri ve füzelerine karşı çalıştırmadığı gibi Şam’ın S-300 talebini de karşılamadı. Basit bir nedenle: 30 Eylül 2015’te doğrudan müdahil olduğu Suriye krizini kendi bataklığına dönüştürmeden çözmek, bunu yaparken yol kazalarını sineye çekmek ve vekâlet savaşının ana destekçilerini mümkün olduğunca kışkırtmamak. Bu çerçevede savaşın genel seyrini etkilememesi şartıyla İsrail’in saldırılarına göz yumdu.

Yazın başında Dera, Kuneytra ve Süveyde’yi kapsayan güney cephesini temizlerken ABD ve İsrail’in operasyonun önünden çekilmesini temin için bir başka taktiksel yaklaşım sergilendi. Mademki İsrail ve ABD, Suriye’de temel sorunu İran ve Hizbullah’a indirgedi, o halde biz de onların korkularına oynayalım denildi. İran bağlantılı milis güçlerinin güney sınırlarından uzak duracağı ve operasyona katılmayacağı güvencesiyle Rusya güneydeki harekâtın önünü açtı. Rusya izlediği stratejiyle İsrail açısından bir nevi garantör ülke ya da düşmanlar arasında aracı konumuna geldi. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun son dönemlerde en fazla kapısını çaldığı yerin Kremlin Sarayı olması boşuna değil.

Türkiye ile Rusya arasındaki İdlib mutabakatına öfkeli bir yanıt gibi de duran son saldırının hedefinde Şam ve Hama’nın yası sıra Tel Aviv’e 400 km ötedeki Lazkiye vardı. Bahane aynı: İran. Fakat İsrail bu kez 14 Rus askerinin bulunduğu İL-20 uçağının Suriye savunma sistemi tarafından düşürülmesine sebep oldu.

Öfkesini belli eden ama Suriye operasyonunun komplikasyonlarını artırmama adına alttan alan Rusya bu olayı özetle şöyle bağladı:

İL-20 uçağı, sorumsuz, provakatif ve düşmanca davranan İsrail’e ait 4 adet F-16 jetinin Rus uçağını kalkan yapması neticesinde Suriye hava savunma sistemi tarafından vuruldu.

Ruslara göre İsrail, olaydan sadece bir dakika önce Suriye’de belli hedefleri vuracaklarına dair özel hattan Rus tarafına bilgi verdi. O vakitten sonra İL-20’nin tehlikeli bölgeden çıkma şansı yoktu. Böylece İsrail, Rusya ile tehlikeli yakınlaşmaların önlenmesi mutabakatını ihlal etmiş oldu. Üstelik dört F-16 inişe geçip 5 kilometre irtifada olan İL-20’yi kendilerine siper yaptı. İsrail jetleri Rus uçağına yakınlaşıp tek çizgi oluşturdu, Suriye’nin S-200 savunma sistemi ateş açtığında da hızla dağılarak hareket kabiliyeti sınırlı olan İL-20’yi hedef yaptı.

 ***

Rusya lideri Vladimir Putin için hazmı çok zor bir durum ama ‘kendini tut’ diyen mevcut dehşet dengesine kulak vermek durumunda. Ayrıca İsrail, uluslararası hakim düzende İsrail’den ibaret değil. Oraya dokunulduğunda sancıları başka bir sürü yerden nüksediyor. ABD’den farklı olarak Rusya’nın Ortadoğu’daki ilişkileri tek düze olmasa da İsrail’i idare eden bir boyuta sahip. O yüzden tercih hep gerilimleri emme yönünde.

Peki, son olay tamamen karşılıksız mı kalacak? Ya da en azından bunun Suriye sahnesinde etkileri olmayacak mı?

Sert açıklamalara rağmen Rusya, 2015’te sınırda SU-24 uçağını düşüren Türkiye’ye yaptığı türden bir yanıt vermeyeceğini peşinen ortaya koydu. Yani diplomatik ya da ekonomik yaptırım olmayacak. Bununla birlikte İsrail’i Suriye’de ‘dokunulmaz’ kılan statükonun korunmayabileceğinin işaretleri verildi.

Durum Türkiye ile kıyaslayan bir soru üzerine Putin “O zaman Türk avcı uçağı bizim uçağımızı kasten düşürmüştü. Burada ise daha ziyade bir dizi trajik olay zinciri var, zira İsrail uçağı bizim uçağımızı vurmadı” dedi. İsrail’i rahatlatan bu açıklama, arkasından gelen şu sözlerle dengesini buluyor:
“Suriye’deki askeri personelimizin, askeri tesislerimizin güvenliğinin sağlanması için tamamlayıcı tedbirler olacak. Bunlar herkesin derhal fark edeceği adımlar olacak.”

Savunma Bakanı Sergey Şoygu biraz daha sert adam pozisyonundaydı. İsrailli muadili Avigdor Lieberman’la görüştükten sonra “Rus uçağının düşmesinin sorumluluğu tamamen İsrail’e aittir. İsrail’i daha önce birçok kez Rus güçleri için tehlike teşkil edebilecek saldırılar gerçekleştirmemesi konusunda uyarmıştık… Bugün İsrail Savunma Bakanı’nı bu tür eylemleri yanıtsız bırakmayacağımız konusunda bilgilendirdim” dedi.

Savunma Bakanlığı’nın “İsrail’in bu düşmanca davranışına uygun ölçülerde karşılık verme hakkına sahibiz” açıklaması da İsrail’i dizginlemeye matuf bir ön uyarı olarak bir kenara not edilebilir.

***

Bundan sonra neler beklenebilir? Rusya’nın kendi teknik kapasitesini artırmanın ötesinde İsrail’e karşı olası tedbirleri ne olabilir?

Geçmiş sicilini dikkate alıp “İsrail yine bildiğini okur” diye düşünenler çoğunlukta. Kanaatimce İsrail daha tedbirli davranacak ve özellikle Rus güçleriyle kesişmekten kaçınacak. Fakat İran ve Hizbullah’ı gerekçe göstererek saldırı fırsatlarını da kaçırmayacak. Çünkü İsrail’in korkuları, Suriye’nin mutlak çöküşten sıyrılmasının yol açtığı hayalkırıklığının çok ötesine geçmiş durumda. 2013’te Suriye’deki savaşa katıldığından beri tecrübesi ve donanımını artıran Hizbullah, İsrail’in uykusunu kaçırıyor. İsrail istihbaratına göre Lübnan’ın altyapısının harabeye çevrildiği 2006 savaşındaki duruma kıyasla Hizbullah’ın güç kapasitesi üç katına çıktı. Ayrıca Suriye’deki savaş, bölgede Hizbullah’ın çizgisinde yerel milislerin doğmasına yol açtı. İsraillilerin işgal ettikleri Golan’la ilgili hop oturup hop kalkmasının bir nedeni de bu. Öte yanda “Hizbullahi çizgi” Haşd el Şaabi ile Irak’ta, Ensarullah ile Yemen’de güçlendi. İran da İsrail’i huzursuz etmek için elinden geleni ardına koymuyor. ABD ve İsrail’i restleşme ortamında İran’ın 2017’de Kirmanşah’tan fırlattığı orta menzilli 6 balistik füzeyle Deyr el Zor’da IŞİD’i hedef alması, 8 Eylül’de de kısa menzilli 5 füzeyle Erbil’e bağlı Koye’de üslenen İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin karargâhını vurması aynı zamanda kapasite ya da caydırıcılık gösterisi olarak da okunabilir. (Bu yazının kapsamını aşan uzun bir tartışma konusu.)

Rus cenahında Suriye’nin elinde 1960’lardan kalma S-200’ler değil de S-300’ler olsaydı bu kaza yaşanmazdı diyenler de var. İsrail ve dostlarını kışkırtmamak için Şam’a teslim edilmeyen S-300’ler için behemehâl yeşil ışık yakılmayabilir. Fakat Moskova, Suriye’yi bu sistemle donatma seçeneğiyle İsrail’in pervasızlığını bir nebze frenleyebilir. S-300 başından beri İsrail için kâbus. Beri tarafta Rusya, İsrail’e yanıt verme konusunda kısmen dizginlediği sahadaki dostlarına da şunu yapma, bunu yapma demekten vazgeçebilir. Yani Moskova, İsrail’e yardım ettiği konularda artık kılını kıpırdatmayabilir. Güvenlik refleksleriyle ‘paranormal’ bir devlet için bu da az bir şey değil.

Ezcümle SU-24’ün düşürülmesi Putin’in elinde koza dönüşmüştü. Ankara ilişkileri rayına oturtmak için Suriye’de Ruslarla işbirliği yapmak durumunda kaldı. İL-20 doğrudan İsrail füzesiyle vurulmadığı için durum farklı. Yine de Rusya’ya İsrail’in önüne bir çizgi çekme fırsatı veriyor. Belki Ruslar İsrail’in davranışlarında değişiklik olup olmayacağına da bakacak, duruma göre adım atacak. Ya da Suriye’deki oyunu nihayete erdirinceye kadar sineye çekecek. Casus eskisi Putin’i kestirmek kolay değil.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8