Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler


26.9.2018 - Bu Yazı 121 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Parayla konuşturuldukları konferanslarda pişkince dünyaya devrim pazarlıyorlar. Bunlarla ne rejimi devirebilirler ne de yerine bir şey inşa edebilirler. O halde dertleri ne, neyin peşindeler? Sadece istikrarsızlaştırmak! Asya’yı Ortadoğu ve Avrupa’ya bağlayan bir omurganın çökertilmesi, Trump’ın sloganlaştırdığı “Amerika’yı yeniden büyük yapma” hedefinin neresinde duruyor acaba?

ABD, İsrail ve ‘Körfez ikilisi’ Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin ördüğü kuşatma hareketinin hız aldığı bir süreçte İran, Huzistan eyaletinin başkenti Ahvaz’da vuruldu.

1980-1988 İran-Irak Savaşı’nın başlangıcının yıl dönümünde Devrim Muhafızları’nın geçit töreninde dört saldırgan kalabalığı tarayarak 25 kişiyi öldürdü, 70 kişiyi yaraladı.

Saldırıyı Ahvaz’ın bağımsızlığı için mücadele eden silahlı Arap örgütleri adına ‘Ahvaz Ulusal Direnişi’ üstlendi. IŞİD’in yayın organı AMAK da üzerine atladı ama fail olarak birincisi üzerinde duruluyor.

İranlı yetkililer ABD ve İsrail’le birlikte Körfez’deki müttefiklerini terörün arkasında olmakla suçladı. Tahran ayrıca ‘ayrılıkçı örgütlere kucak açtıkları’ gerekçesiyle protestosunu Danimarka, Hollanda, Fransa ve Britanya’ya iletti. Ordu sözcüsü saldırganların Mossad’la bağlantılı olduklarını ve iki Körfez ülkesi tarafından eğitilip organize edildiğini öne sürdü.

Zamanlama olarak saldırı, BM Güvenlik Kurulu toplantılarına denk geldi. Ertesi gün gardını almış olarak New York’a giden Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD Başkanı Donald Trump’ın karşısına ‘terör destekçisi’ suçlamasıyla çıkma şansını bulacak. Tabii saldırı içeride de rejim açısından özgürlük, eşitlik, adalet, hak-hukuk, iş-aş talep eden kitlelerin ümüğünü sıkma bahanesi olacak.

Bu olay otomatik olarak İran’ı istikrarsızlaştırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. İran’ı Körfez’deki hasımlarına yanıt vermeye ve bu şekilde savaşın içine çekmeye dönük tuzak da olabilir. Ki Ulusal İran-Amerikan Konseyi’nin kurucusu Trita Parsi’nin kanaati bu yönde.

Üst düzeyde saldırının arkasında olanlardan intikam alınacağı söylense de İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Şamhani’nin şu sözü sistem içinde meselenin nasıl ele alındığına işaret ediyor:

“Bölge ülkeleri arasında şüphe ve anlaşmazlık çıkarmak isteyen düşmanların komplolarını boşa çıkarmak için komşularımızla yapıcı diyaloğu artırmak esastır.”

***

Ahvaz odaklı örgütlerin rejim değiştirme komplosunda öne sürülen araçlardan biri olduğunu düşünmek için sebepler var. Bir kere uluslararası iklim rejim değiştirme sezonuna yeniden girmiş durumda. İran genelindeki ­barışçıl gösteriler ve onların haklılığı bir yana son zamanlarda Kürdistan ve Huzistan eyaletlerinde silahlı direniş hafiften uç verdi. Gözler aynı zamanda Pakistan ve Afganistan’la sınır bölgelerinde. Buralarda geçen yıllarda Taliban ve El Kaide’den esinlenme Sünni örgütler şanslarını çok denedi. Şimdilik sakin. Bir dönem Türkler eliyle Azerbaycan bölgesi üzerinde de çok çalışıldı. İran sınırları bir etnik kemeri andırıyor. Sistem ne kadar güçlüyse sınırlar da o kadar müdahaleye açık. Doğuda Türkmen, Peştun ve Beluc bölgeleri, batıda Kürdistan, güneybatıda Arapların yaşadığı Huzistan, yine güneyde Arap yoğunluklu Hürmüzgan, güneybatı ve güneyde Luristan ve yine Lurların yaşadığı Kohkiluye ve Buyer Ahmed, kuzeybatıda Azerbaycan, kuzeyde Mazandaran, yine kuzeyde Türkmen yurdu Gülistan ve Kürtlerin yaşadığı Kuzey Horasan. Bu kemer rejimin haddinden fazla kuşkucu, hatta yer yer paranoyak yaklaşımlar sergilemesine de neden oluyor.

Trump yönetimi İran’ı hedef tahtasını oturtunca Körfez’deki ortakların Arap unsurlarını devreye sokmak için vakit kaybetmesi beklenmiyordu. The Atlantic’e demecinde İran dini lideri için “Hitler, Hamaney’in yanında daha iyi görünüyor” diyecek kadar kendini rejim değiştirme havasına kaptıran Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mayıs 2017’de “Savaşı İran’ın şehirlerine taşırız” tehdidi savurmuş, bir ay sonra da bir grup Tahran’da parlamento ve İmam Humeyni Türbesi’ni basarak 18 kişiyi öldürmüştü. Saldırıyı IŞİD üstlenmişti.

Körfez’e açılan Huzistan ise Suudilerin nüfuz etmekte zorlanmayacakları bir yer. Dışarıda, İran geneline hitap eden Halkın Mücahitleri Örgütü daha çok dikkat çekse de Ahvaz bağlantılı örgütlerin bazıları silahlı ve tetiklenmeye müsait.

Saldırıyı üstlenen ‘Ahvaz Ulusal Direnişi’ şemsiyesinin hangi örgütleri kapsadığı bilinmiyor. Ancak Ahvaz odaklı silahlı örgütler belli. Bunlar arasında Ahvaz Arap Kurtuluş Hareketi başı çekiyor. Danimarka’da yaşayan Habib Nabgan tarafından kuruldu. Grup çalışmalarını Danimarka’nın yanı sıra İsveç ve Hollanda’dan yürütüyor. 2005’ten itibaren Huzistan’da kamu kurumları ve petrol tesislerine yönelik en az 13 bombalı saldırı düzenledi. 1980’de Saddam Hüseyin’in desteğiyle Irak’ta kurulan ve bugün bir ayağı Avrupa’da olan Arap Ahvaz Kurtuluş Cephesi de çok sayıda bombalı eyleme imza attı. Ali Mazra’nın kurduğu Kanada merkezli Ahvaz Arap Halkların Demokratik Cephesi de Abadan rafinerisinin bombalanması dahil bazı saldırılara karıştı. Bunlar dışında daha sivil duran Hollanda merkezli Adil Sovidi’nin örgütü Arabistan Grubu, Hollanda’da yaşayan Falih Abdullah el Mansuri’nin kurduğu Ahvaz Kurtuluş Örgütü, Ahvaz Demokratik Dayanışma Partisi, Ahvaz Ulusal Kurtuluş Örgütü gibi hareketler de var. Hepsi dışarıda. İran’ın Batılı ülkelere azarı da bu yüzden.

Suudi istihbaratının hem Halkın Mücahitleri hem de Ahvaz çıkışlı örgütlerle ilişkileri çok eski.

***

Tabii İran’a müdahale deyince hepsinden önce Halkın Mücahitleri akla geliyor. Amerikalılar şu sıralar bu örgütü parlatmakla meşgul. Halkın Mücahitleri’nin New York’ta cumartesi günkü saldırıyla kesişen bir etkinliği vardı. Trump’ın özel avukatı Rudy Giuliani, ‘2018 İran Ayaklanması Zirvesi’ adlı bu etkinlikte devrimin yakın olduğunu müjdeledi: “Birkaç gün, ay ya da birkaç yıl içerisinde olabilir ama bu olacak. Devrilecekler. İran halkının canına tak etti. Yaptırımlar işe yarıyor.”

Giuliani örgütün mayısta Paris’te düzenlediği kongreye de katılmış ve Halkın Mücahitleri’ni mollalar rejimini yıkacak güç olarak selamlamıştı. Bushların Kanada versiyonu eski Başbakan Stephen Harper da yanındaydı.

Örgütün ABD’deki destekçiler listesi her geçen gün kabarıyor. Eski CIA başkanları James Woolsey ve Porter Goss, eski FBI Başkanı Louis Freeh, eski İç Güvenlik Bakanı Tom Ridge, eski Adalet Bakanı Michael Mukasey, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı General James Jones bunlar arasında. Örgüt, konferanslarına davet ettiği bu kişilerin ceplerini de şişiriyor. New York Times’a göre Paris’teki konferanslara davet edilen Amerikalı konuşmacıların çoğuna 15 bin ile 30 bin dolar arasında ödeme yapıldı. Kesesini patlatırcasına şişiren ise eski Pennsylvania Valisi Edward G. Rendell oldu. Rendell açıkça kendisine 150-160 bin dolar ödendiğini söyledi. Örgütle 10 yıldır ilişkisi olduğunu söyleyen Giuliani de miktarını belirtmeden para aldığını itiraf etti.

Paranın kaynağı da yabancı değil: Körfez’deki dostlar. ABD’nin kirli işlerinin baş finansörü öteden beri Suudi Arabistan. Doğruluğundan emin olmasak da Suudi finansmanına dair çarpıcı bir anekdot basına yansımıştı. Örgütün eski üst düzey üyelerinden Mesud Hudabandeh, bizzat yer aldığı bir yardım operasyonunu Ürdünlü gazeteci El Bevvabe’ye şöyle anlatmıştı: Kral Abdullah, 1989’da Mekke’ye gelen örgütün lideri Meryem Recavi’ye üç ton saf altın, dört çanta dolusu klasik Rolex saati ve Kabe’nin örtüsünden bir parça verdi. Suudi istihbarat yetkililerinin eşliğinde kargo Bağdat’a ulaştırıldı. Oradan Amman’da kara borsada satıldı ve para örgütle bağlantılı banka hesaplarına aktarıldı. Yardımın değeri 200 milyonu buluyordu.

Yardımda ödeme araçları pek tuhaf ve şüphe uyandırıcı. Yine de bu, Halkın Mücahitleri’nin finanse edildiği gerçeğini değiştirmiyor. Bu operasyonu idare eden eski Suudi İstihbarat Şefi Prens Turki bin Faysal örgütün 2016 ve 2017’deki konferanslarına teşrif etmişti.

Amerikalıların yeniden keşfettiği bu örgüt 2012’ye kadar ABD’nin terör örgütleri listesindeydi. Irak işgalinin ardından İran destekli milis güçlerinin menziline giren örgütün Eşref Kampı, Amerikalılar tarafından Tiran’a taşınmıştı. Bazı üyelere de Amerikan vatandaşlığı verilmişti.

2012’de bu konuyu The New Yorker’da kaleme alan Seymour Hersh’e göre Batılı istihbarat servisleri Irak işgalinden sonra bu örgütü daha da yakın plana aldı. Örgüt üyeleri 2005’ten 2008’e kadar Birleşik Devletler Müşterek Özel Operasyonlar Komutanlığı tarafından Las Vegas yakınlarında gizli bir tesiste askeri eğitimden geçirildi. NBC’e konuşan Obama döneminin iki üst düzey yetkilisine göre de Halkın Mücahitleri üyeleri Mossad tarafından finanse edilip eğitildi. Eğitilen kişiler 2007’de İranlı beş nükleer bilim adamına yönelik suikastlarda yer aldı.

Nihayetinde Amerikalılar ilişkide oldukları ve kullandıkları bu örgütü 2012’de kara listeden çıkardı. Aklanan örgütün sicilinde onlarca suikast ve bombalı eylemin olması müdahale meraklısı Amerikalılar için pek de sorun teşkil etmedi.

***

Amerikalılar kendilerinin de inanmadığı bir illüzyona tüm dünyanın kapılmasını istiyor. Afganistan, Somali, Yemen, Irak, Libya ve Suriye’deki müdahaleler ve rejim değiştirme oyunlarının net sonucu çöküş ya da kalıcı istikrarsızlık oldu. Bir de bakiye olarak ‘korkunç’ örgütler.

Parayla konuşturuldukları konferanslarda pişkince dünyaya devrim pazarlıyorlar. Bunlarla ne rejimi devirebilirler ne de yerine bir şey inşa edebilirler. O halde dertleri ne, neyin peşindeler? Sadece istikrarsızlaştırmak! Asya’yı Ortadoğu ve Avrupa’ya bağlayan bir omurganın çökertilmesi, Trump’ın sloganlaştırdığı “Amerika’yı yeniden büyük yapma” hedefinin neresinde duruyor acaba? Tam olarak bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz: Bu bölgedeki istikrarı en iyi değerlendirecek olan Çin, Rusya, İran ve Türkiye’dir. ABD İpek Yolu hatlarına ancak gerilim ve savaş olduğu sürece sokulabiliyor.

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8