Fikret Bila

T24



Bookmark and Share

Merkez Bankası Başkanı operasyonunun nedenleri ve siyasi riskler


8.07.2019 - Bu Yazı 632 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’yı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden alarak yerine yardımcısı Murat Uysal’ı atadı.

Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması ilk kez oluyor. Geçmişte, 12 Eylül yönetimi döneminde Merkez Bankası Başkanı İsmail Hakkı Aydınoğlu’nun istifaya zorlanması ve onun da istifa etmesi sayılmazsa, Çetinkaya, banka tarihine görevden alınan ilk Merkez Bankası Başkanı olarak geçecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Merkez Bankası yönetimiyle görüş ayrılıkları yaşadığı biliniyordu. Zaman zaman Merkez Bankası’nın kararlarını eleştiriyor, zaman zaman da kurumun bağımsızlığından söz ederek, beğenmese de kararları kabul etmiş görünüyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KHK ile Merkez Bankası Başkanı’nı görevden alıp alamayacağı da ayrı bir tartışma konusu oldu. Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı’nın, yasada açıkça düzenlenmiş konularda KHK çıkaramayacağı, kanunla düzenlenmiş konularla KHK arasında çelişki varsa kanunun uygulanacağı, Banka Kanunu’nda sayılan “görev ifa edemez” haller dışında başkanın görevden alınamayacağı (Madde-27) hükmü gibi çeşitli gerekçelerle, bu işlemin hukuka uygun olmadığını öne süren uzmanlar oldu. Bu tartışma özellikle, iktidar ile muhalefet arasında ve hukuk dünyasında tartışılmaya devam edecektir.

Üç gerekçe

Ankara’da, Merkez Bankası çevrelerinde ve ekonomi kulislerinde, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın görevden alınmasının, bu süreçte yaşanan üç önemli nedeninden söz ediliyor.

1. Gerginlik: Merkez Bankası kârının Hazine’ye erken aktarılması

Siyasi otorite ile Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya arasında ilk gerginlik, Merkez Bankası kârının zamanından önce Hazine’ye aktarılması talebiydi. 31 Mart yerel seçimlerine giderken Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet cephesinden gelen talep bu yöndeydi. Hazine’de nakit sıkıntısı vardı. Seçime giderken bu sıkıntıyı aşmak için, Merkez Bankası’nın, normal olarak geçtiğimiz nisan ayında toplanması gereken Genel Kurulu’nun -olağanüstü toplantı biçiminde- öne çekilmesi isteniyordu. Erken yapılacak Genel Kurul’da Merkez Bankası kârının nisan ayını beklemeden Hazine’ye aktarılması sağlanacaktı.

Başkan Çetinkaya, böyle olağanüstü yollara başvurulmasının, iç ve dış piyasaların Merkez Bankası’na olan güvenini zedeleyeceği, bankayı öngörülemez bir kurum haline getireceği savıyla, bu talebe karşı çıktı.

Ancak baskının yoğunlaşması üzerine bu talebi kabul etti ve Merkez Bankası Genel Kurulu 18 Ocak’ta toplandı ve kârını Hazine’ye aktardı.

Ancak, hükümet, Çetinkaya’nın hanesine bir “eksi” yazdı.

2. Gerginlik: İhtiyat Akçesi’nin aktarılması

Siyasi otorite ile Başkan Çetinkaya arasında ikinci gerginlik de, bankadaki “ihtiyat akçesi”nden (yedek akçe) de Hazine’ye kaynak aktarılması talebiydi. Merkez Bankası’nın; doğal afet, seferberlik, kıtlık, ekonomik çöküntü, çok büyük dış krizlerin etkisinden korunmak, savaş gibi olağanüstü hallerde kullanmak üzere ayırdığı ihtiyat akçesini hükümet istiyordu.

Bu talep de Türkiye yine bir seçim sürecindeyken geldi. 23 Haziran’da yapılan İstanbul yenileme seçimi öncesinde, yedek akçeden kaynak talep edilmişti.

Başkan Çetinkaya bu talebe karşı da direndi. İhtiyat akçesinin bu şekilde kullanılmasının, iç ve dış piyasalar için negatif bir algıya neden olacağını ve piyasa dengelerini bozacağını savundu.

Bu tutumu da Çetinkeya’nın hanesine ikinci “eksi” olarak geçti.

3. Gerginlik: Faizin indirilmemesi

Hükümet ile Merkez Bankası Başkanı arasında üçüncü gerginlik faiz konusunda yaşandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet Merkez Bankası’nın yüzde 24 olan faiz oranını düşürmesini bir süredir talep ediyordu. Enflasyonun yaz aylarıyla birlikte düşme eğilimine girmesi nedeniyle Merkez Bankası’nın da faizi indirmesi gerektiği bildirilmişti. Ancak Çetinkaya ve banka yönetimi; enflasyondaki gerilemenin mevsimsel etkiden kaynaklandığı, konjonktürel bir durum olduğu, yapısal reformlar yapılmadan faizin indirilmesi halinde yeniden dövizin ve enflasyonun yükseleceği düşüncesinde ısrar ettiği için Haziran ayında yapılan Para Politikası Kurulu’ndan faiz indirimi kararı çıkmadı.

Bu da hükümet açısından Çetinkaya’nın hanesine yazılan üçüncü ve bardağı taşıran “eksi”ydi.

İstifa et-etmem

Üçüncü “eksi”nin kayda geçmesinden sonra, siyasi otoritenin Çetinkaya’dan istifa etmesini istediği de kulislere yansıdı.

Ancak Çetinkaya’nın, Merkez Bankası’nın bağımsız bir kurum olduğunu, istifasının bu bağımsızlığa gölge düşüreceğini, görevden ayrılma koşullarının Merkez Bankası Kanunu’nda yazılı oluğunu öne sürerek ve 2021’e kadar görev süresi bulunduğunu belirterek istifa etmediği yansıyan bilgiler arasında.

Çetinkaya’nın bu yanıtı üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KHK ile görevden alma kararı verdiği belirtiliyor.

İhtiyat Akçesi ne olacak?

Merkez Bankası’ndaki İhtiyat Akçesi’nin Hazine’ye aktarılması konusu ne olacak?

Çetinkaya’nın bu aktarıma direnmesi karşısında, hükümetin bir yasal düzenlemeyle sorunu aşmayı düşündüğü kulislere yansımıştı. Ancak, bu kararın şimdilik askıya alındığı haberleri geldi. Merkez Bankası Başkanı’nın değiştirilmesi sonrasında, yasal düzenleme yapılmadan bu sorunun çözülebileceği düşüncesinin hakim olduğu ve yeni Başkan’ın tutumunun bekleneceği kulis bilgileri arasında.

Siyasi riskler

Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın bir dünya görüşüne sahip olmakla birlikte, Banka’nın fiyat istikrarını sağlama amacından çok uzaklaşmamayı gözettiği, faizin indirilmesi, İhtiyat Akçesi’nin Hazine’ye kullandırılması gibi kararları, ülkenin taşıdığı siyasi risklerle birlikte değerlendirilince, bu kararlara imza atmak istemediği vurgulanıyor.

ABD ile ilişkileri geren S-400 krizinin henüz çözüme kavuşturulmamış olması, buna bağlı olarak ABD’den ekonomik yaptırımların uygulanması için düğmeye basılabileceği, Doğu Akdeniz sorunu ve İran gerginliğinin, ekonomik krizi daha da tırmandırması olasılığının da Çetinkaya’nın hükümetin taleplerine direnmesinde önemli etkenler olduğunun da altı çiziliyor.

Güven azaltıcı bir tasarruf

Merkez bankalarının özerk bir yapıda olması gerektiği görüşü 1970’lerde yaşanan ekonomik kriz döneminde kabul görmüş bir yaklaşımdır. 1970’lerde özellikle petrol krizinden sonra gelişmekte olan ülkeler, yüksek enflasyon, banka-finans krizleri ve dış borç yükü nedeniyle merkez bankalarının siyasi otoritenin popülist taleplerinden etkilenmemesi için görece hükümetten bağımsız bir yapıya kavuşturulması fikri hakim olmuş ve bu yönde düzenlemeler yapılmıştır. Türkiye de bu yönde karar alan ülkeler arasındadır ve 2001 krizinden sonra Merkez Bankası’nın özerkliği güçlendirilmiştir.

Buna karşın son dönemde Merkez Bankası’na siyasi baskının artırılması, hükümetle Banka’nın sürekli bir çekişme içinde olması ve nihayet Başkan’ın hükümetin taleplerini yerine getirmiyor diye görevden alınması, iç ve dış piyasalarda güven azaltıcı bir etki yaratacaktır.

Bu tasarruf piyasalara inandırıcı bir biçimde anlatılamazsa, olumsuz etkilerin büyümesi şaşırtıcı olmaz.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
3.06.2020
Kılıçdaroğlu yaklaşımı
25.05.2020
Cami provokasyonu
22.05.2020
İttifaklar çatışması
15.05.2020
Muhalefet alanını daraltma politikası
13.05.2020
HDP seçmeni
8.05.2020
CHP ile Ak Parti arasındaki fark
6.05.2020
Askıda yaşam
4.05.2020
Düzen değişikliği
1.05.2020
Topun ağzındaki işçi sınıfı
29.04.2020
Salgın sonrasında çözüm Zonguldak modelidir
24.04.2020
İkinci 100 yıla girerken yeniden inşa önerisi
20.04.2020
Ekmek dağıtan paralel yapı ve Zonguldak
15.04.2020
Kız çocuklarını kendisine tecavüz edenle evlendirme merakı
6.04.2020
CHP'li belediyelerin başarısı
1.04.2020
Önce devlet üzerine düşeni yapmalı
18.03.2020
Sosyal devlet şimdi lazım
16.03.2020
Bilimin patronluğu esastır
11.03.2020
Yeni partiler siyasi tabloyu değiştirir mi?
9.03.2020
Cinsel politika
6.03.2020
Suriye’de kim dost kim düşman?
4.03.2020
Hedef Esad mı Kılıçdaroğlu mu?
2.03.2020
33 askerin sorumluluğu
28.02.2020
ABD'nin planı
26.02.2020
İdlib sorununda iç cephede durum
24.02.2020
Somut şartların somut tahlili
21.02.2020
Muhalefeti yargı eliyle bastırmak
19.02.2020
Böyle yargı mı olur?
17.02.2020
Atatürk'ün mirası
14.02.2020
Komşulardaki bölünme
12.02.2020
Kılıçdaroğlu’nun siyasi ayak hamlesi
10.02.2020
Kılıçdaroğlu’nun buluşma politikası
7.02.2020
İlker Başbuğ neyi kastetti?
5.02.2020
Türkiye artık bir karar vermeli
3.02.2020
Siyasetin finansmanı olarak bağış
29.01.2020
Bu binaları yapanlar kimler?
27.01.2020
İstanbul’a bir yıl lale ekilmezse ne olur?
24.01.2020
Muhalefetin hedefi demokratik, laik sistemi yeniden inşa etmek
21.01.2020
Kılıçdaroğlu’nun demokratik cephe yaklaşımı
13.01.2020
ABD mi, İran mı?
10.01.2020
Yeni Türkiye'nin çelişkileri
8.01.2020
Türkiye barıştan yana olmalı
6.01.2020
Ortada anti-emperyalist bir savaş var mı?
30.12.2019
Yargı reformuna ne oldu?
27.12.2019
Doğu Akdeniz'de tek başına
25.12.2019
Türkiye Cumhuriyeti hakkında sorunlu yaklaşımlar
23.12.2019
Atatürk ve Ecevit yanlışı doğru yapmaz
22.12.2019
İkili devlet otoritesi ve ikili hukuk
20.12.2019
Özel sektör orduları
18.12.2019
Sorunlar çözülmüyor büyüyor
16.12.2019
Gelecek Partisi'nin geleceği
13.12.2019
Yeni partiler nasıl başarılı olur?
11.12.2019
İki bütçe iki hazine
9.12.2019
Erdoğan-Davutoğlu tartışmasının siyasi ve teknik boyutu
6.12.2019
Kadın cinayetlerinde iyi hâl ve tahrik indirimi kaldırılmalı
4.12.2019
İşsizlik tehdidiyle asgari ücret belirlemek
2.12.2019
Muhalefet liderlerinin ortak kaygısı
29.11.2019
Babacan'ın kuracağı partinin farkı ne olacak?
27.11.2019
O polisler, o kadınları alkışlamalıydı
25.11.2019
CHP ne yapmalı?
22.11.2019
Kılıçdaroğlu'nun başarısı
20.11.2019
Erkek tehdidi altında yaşayan kadınlar
18.11.2019
Erdoğan-Trump dostluğu Türk-Amerikan ilişkilerini düzeltir mi?
15.11.2019
Meclis’i alt kimliklere bölmek
13.11.2019
Türkiye’nin Suriye’de ABD ile gideceği bir yer yok
11.11.2019
Atatürk’e yönelmenin siyasi nedenleri
8.11.2019
Bir şehit anasına niye dava açılır?
6.11.2019
Ecevit’in sol anlayışı
4.11.2019
Hunharca işlenmiş bir cinayet sanki bir ağız dalaşıymış gibi nasıl “üzücü bir olay” oluyor?
1.11.2019
Ermeni Soykırımı iddiası tarihin tekzip ettiği bir iddiadır
30.10.2019
Şam’ın egemenliği kimin işine gelir?
28.10.2019
Cumhuriyeti bekleyen tehlike
25.10.2019
Çöken projeler ve ertelenen hedefler
23.10.2019
Soçi uzlaşmasının sahaya ve siyasete etkileri
21.10.2019
Barış Pınarı’nın tarihi kökenleri
18.10.2019
Barış Pınarı Harekâtı'nın siyasal boyutu
16.10.2019
Türkiye’yi bekleyen riskler
14.10.2019
Barış Pınarı dengeleri değiştiriyor
11.10.2019
Amerikan mandası Arap ülkeleri
9.10.2019
Hangi Trump?
7.10.2019
Baskı siyaseti
4.10.2019
Tartışılması gereken sistemin bütünüdür
2.10.2019
Fırat’ın doğusuna harekât
30.09.2019
CHP’nin Suriye Konferansı’ndan iktidar da yararlanmalı
27.09.2019
Deprem riskini kadere havale etmek
16.09.2019
CHP’nin “büyük çadır” politikası
11.09.2019
ABD ile varılan güvenli bölge uzlaşmasından memnun muyuz, değil miyiz?
9.09.2019
Kayyım tartışmaları ve Kaftancıoğlu kararı
6.09.2019
Türkiye yalnız ülkeler arasına girmemeli
2.09.2019
Türkiye silahlı cihatçıları ne yapacak?
28.08.2019
TSK’da yeniden yapılandırma sinyalleri
26.08.2019
Kadın cinayetlerinin kökünü kurutmak
23.08.2019
Kayyım hamlesinin yan etkileri
21.08.2019
Sorun demokrasi ve hukukla çözülür, kayyımla değil
15.08.2019
Ortak harekât merkezinde Türkiye ile ABD'nin ortak hedefleri olacak mı?
13.08.2019
Türkiye-ABD uzlaşması ve CHP’nin girişimi
9.08.2019
Emekli edilen komutan Bitlislioğlu: 15 Temmuz tatbikat değil, darbe girişimidir
7.08.2019
Suriye Barış Koridoru Harekâtı’nın siyasi hedefi ve askeri öncelikleri
3.08.2019
YAŞ kararları: Orgeneral sayısı yarıya indi, hiçbir korgeneral terfi ettirilmedi, 15 Temmuz'dan sonra terfi ettirilen albaylar emekli edildi
26.07.2019
Yığınakta yapılan hata
20.07.2019
Yargı, siyasetin ceza organı olmaktan kurtarılmalıdır
17.07.2019
Türkiye ters yola girmiş araba gibi
15.07.2019
15 Temmuz bir karşı devrim hamlesidir
13.07.2019
CHP’nin yol hazırlığı
10.07.2019
İktidar ekonomik başarısızlığı nasıl itiraf etti?
8.07.2019
Merkez Bankası Başkanı operasyonunun nedenleri ve siyasi riskler
5.07.2019
ABD, Türkiye’nin stratejik ortağı değildir
4.07.2019
Ergenekon’dan önce Ergenekon’dan sonra
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive