Fikret Bila

T24



Bookmark and Share

İki bütçe iki hazine


11.12.2019 - Bu Yazı 182 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kamu kaynaklarının kullanımında Türkiye, "tek bütçe", "tek Hazine" sistemini uygulayan bir ülkedir.

Demokratik ülkelerde bütçeyi; idare, yargı ve yasama organı denetler.

Bu denetim yetkisini Anayasa’dan alır ve amacı vatandaşın ödediği vergilerin yasalara, kalkınma planı, yıllık program ve bütçe amaçlarına uygun harcanıp harcanmadığının saptanması ve varsa yolsuzlukların ortaya çıkarılması ve yargıya intikal ettirilmesidir.

Devlet vergi toplama ve harcama faaliyetlerini başta Anayasa olmak üzere, "mali anayasa" olarak bilinen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na ve ilgili gelir ve gider kanunlarına göre yapmak zorundadır.

Bu sistem içinde "bütçe birliği" ilkesine uygun olarak tek bütçe kullanılır ve merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider, tahsilat, ödeme, nakit planlaması ve borç yönetimi Hazine birliğini sağlayacak şekilde yürütülür.

Bu nedenle de tek bütçe ve tek Hazine vardır.

Bu tekliği sağlamak için bütçe ilkeleri belirlenmiştir. Merkezi idarenin tüm gelir ve gideri bütçede görünür, belli gelirler belli giderlere tahsis edilemez, bütçe şeffaf olur. Gelir, gider, tahsilat, ödeme ve borç yönetimi de tek Hazine tarafından yapılır.

İki bütçe

Anayasal ve yasal çerçeve bu olmasına karşın Türkiye’nin son yıllarda tek bütçe ve tek Hazine uygulamasından uzaklaştığı gözleniyor.

Bütün kamu kaynaklarının tek bütçe ile yönetilmesi, gelir ve giderlerinin tek bütçe içinde olması gerekirken, bütçe dışına çıkarılan kaynaklar nedeniyle fiilen "iki bütçe"li bir sisteme geçildiği görülüyor.

Bütçe dışında oluşturulan fonların büyüklüğü, önemli bir kamu kaynağının gelir ve harcama açısından, bütçe ilkeleri, Kamu İhale Kanunu ve Sayıştay denetiminin dışında yapıldığını gösteriyor.

Rahmetli Turgut Özal döneminde de bütçe dışına çıkarılan fonlar, denetim dışında yönetildikleri için kontrolden çıkmış ve bu fonlar kaldırılarak veya tasfiye edilerek yeniden bütçe içine alınmış, bütçe ve Hazine birliğine yeniden dönülmüştü.

Bugün ise bütçe dışı fon uygulamasının tekrar yaygınlaştığını görüyoruz.

Özellikle Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde Türkiye’nin "iki bütçeli" hale geldiğini, Bütçe Kanunu dışındaki fiili bütçenin mali denetim açısından merkezi denetim organlarının dışına çıkarıldığını gözlüyoruz.

İki Hazine

Ayrı durum Hazine için de geçerli.

Bütçe dışındaki fonların yönetimi Hazine dışında olduğu için iki bütçe gibi "iki Hazine"den de söz edebiliriz.

İkinci Hazine’ye yeni sistemde Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında yönetilen Varlık Fonu en büyük ve en önemli örnek olarak gösterilebilir.

Bütçe dışındaki fonların ortak özelliği Kamu İhale Kanunu ve Sayıştay denetiminin dışında tutulmuş olmalarıdır.

Bu nedenle Kamu İhale Kanunu’nun öngördüğü usullere bağlı olmadan ihale yapabilmekte ve Sayıştay denetimi dışında tutuldukları için de hesap verebilir olmaktan çıkmaktadırlar.

Gelir toplama ve harcama faaliyetleri de  Kamu Mali Yönetimi ve Kontrolü Kanunu’nun kapsamı dışında kalmaktadır.

Bu durum demokrasinin temel ilkelerinden olan bütçe hakkı, şeffaflık, hesap verilebilirlik açısından önemli bir gerileme ve kayıp oluşturmaktadır.

Erdoğan - Davutoğlu tartışması

Son dönemde kamu ekonomisi ve maliyesi açısından ortaya çıkan bu ikili tablo eski sistemdeki tek bütçe, tek Hazine yapısına oranla hukuka uygun olmayan, yasal dayanaktan yoksun işlemler yapılması açısından daha büyük risk taşımaktadır.

Gerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki Tank-Palet Fabrikası tartışmasının gerek eski Başbakan Ahmet Davutoğlu arasında yaşanan Şehir Üniversitesi ve kayırma tartışmalarının kaynağını da bu ikili yapı oluşturmaktadır.

Eski sistemde kamu ihaleleri, İhale Kanunu’ndaki usullere göre ve rekabet koşullarında yapılır, ihale devletin ihtiyacı olan mal ve hizmeti kamu çıkarları açısından en uygun fiyata ve en kaliteli şekilde sağlayabilecek yükleniciye verilirdi.

İhaleye tek başvuru varsa, o ihale yapılmaz, rekabet koşullarının oluşması beklenirdi.

Bir iş; gemi, uçak, tank, elektronik savunma sistemleri gibi çok özel uzmanlık gerektiriyorsa, bu durumlarda da bu konularda uzman özel kuruluşlar davet edilir, az sayıda da olsa yine rekabet koşullarında ihale yapılırdı.

Ayrıca büyük kamu ihaleleri sonuçlandıktan ve yüklenici ile sözleşme bağıtlandıktan sonra, sözleşme işe başlamadan önce Sayıştay’a gönderilir, bu kurumdaki uzman denetçiler tarafından mevzuata uygunluğu incelenir ve uygunluk onayı verildikten sonra işe başlanabilirdi. Bu, harcamadan önce denetim niteliğindeydi. İhale Kanunu’nun usulleri ve Sayıştay denetimi, yolsuzlukların önlenmesinde etkili olur, mevzuata uygunluk, Hazine kaybının önlenmesi, kayırmacılığa set çekilmesi açısından etkili olurdu.

Bütçe dışında önemli büyüklüğe varan fonların bu denetim ve fren mekanizması dışında kalması siyaset alanındaki iddiaların temel nedenini oluşturuyor.

Eski sistemdeki denetim mekanizmaları ve ilgili yasaların kapsamı geçerli olsaydı, tartışma konusu olmazdı.

Benzeri iddiaların sadece bütçe dışındaki kamu kaynakları için değil bütçe içindeki kamu kaynaklarının dağıtımı konusunda da dile getirilmesinin nedeni de, genel bütçe içindeki kurumların merkezi denetim organlarınca denetlenmesinin etkisiz hale getirilmesidir. Bu kurumlarda da "ben yaptım oldu" anlayışının hakim olması, denetim organlarının yetki ve işleyişinin zayıflatılması muhalefetin kuşku ve iddialarının ana kaynağıdır.

Türkiye’nin eskiden olduğu gibi tek bütçe, tek Hazine sistemine dönmesi; kamu kaynaklarının amacına, yasalara uygun, şeffaf, verimli bir şekilde kullanılması ve denetlenebilmesi açısından çok yararlı olacaktır. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.01.2020
İstanbul’a bir yıl lale ekilmezse ne olur?
24.01.2020
Muhalefetin hedefi demokratik, laik sistemi yeniden inşa etmek
21.01.2020
Kılıçdaroğlu’nun demokratik cephe yaklaşımı
13.01.2020
ABD mi, İran mı?
10.01.2020
Yeni Türkiye'nin çelişkileri
8.01.2020
Türkiye barıştan yana olmalı
6.01.2020
Ortada anti-emperyalist bir savaş var mı?
30.12.2019
Yargı reformuna ne oldu?
27.12.2019
Doğu Akdeniz'de tek başına
25.12.2019
Türkiye Cumhuriyeti hakkında sorunlu yaklaşımlar
23.12.2019
Atatürk ve Ecevit yanlışı doğru yapmaz
22.12.2019
İkili devlet otoritesi ve ikili hukuk
20.12.2019
Özel sektör orduları
18.12.2019
Sorunlar çözülmüyor büyüyor
16.12.2019
Gelecek Partisi'nin geleceği
13.12.2019
Yeni partiler nasıl başarılı olur?
11.12.2019
İki bütçe iki hazine
9.12.2019
Erdoğan-Davutoğlu tartışmasının siyasi ve teknik boyutu
6.12.2019
Kadın cinayetlerinde iyi hâl ve tahrik indirimi kaldırılmalı
4.12.2019
İşsizlik tehdidiyle asgari ücret belirlemek
2.12.2019
Muhalefet liderlerinin ortak kaygısı
29.11.2019
Babacan'ın kuracağı partinin farkı ne olacak?
27.11.2019
O polisler, o kadınları alkışlamalıydı
25.11.2019
CHP ne yapmalı?
22.11.2019
Kılıçdaroğlu'nun başarısı
20.11.2019
Erkek tehdidi altında yaşayan kadınlar
18.11.2019
Erdoğan-Trump dostluğu Türk-Amerikan ilişkilerini düzeltir mi?
15.11.2019
Meclis’i alt kimliklere bölmek
13.11.2019
Türkiye’nin Suriye’de ABD ile gideceği bir yer yok
11.11.2019
Atatürk’e yönelmenin siyasi nedenleri
8.11.2019
Bir şehit anasına niye dava açılır?
6.11.2019
Ecevit’in sol anlayışı
4.11.2019
Hunharca işlenmiş bir cinayet sanki bir ağız dalaşıymış gibi nasıl “üzücü bir olay” oluyor?
1.11.2019
Ermeni Soykırımı iddiası tarihin tekzip ettiği bir iddiadır
30.10.2019
Şam’ın egemenliği kimin işine gelir?
28.10.2019
Cumhuriyeti bekleyen tehlike
25.10.2019
Çöken projeler ve ertelenen hedefler
23.10.2019
Soçi uzlaşmasının sahaya ve siyasete etkileri
21.10.2019
Barış Pınarı’nın tarihi kökenleri
18.10.2019
Barış Pınarı Harekâtı'nın siyasal boyutu
16.10.2019
Türkiye’yi bekleyen riskler
14.10.2019
Barış Pınarı dengeleri değiştiriyor
11.10.2019
Amerikan mandası Arap ülkeleri
9.10.2019
Hangi Trump?
7.10.2019
Baskı siyaseti
4.10.2019
Tartışılması gereken sistemin bütünüdür
2.10.2019
Fırat’ın doğusuna harekât
30.09.2019
CHP’nin Suriye Konferansı’ndan iktidar da yararlanmalı
27.09.2019
Deprem riskini kadere havale etmek
16.09.2019
CHP’nin “büyük çadır” politikası
11.09.2019
ABD ile varılan güvenli bölge uzlaşmasından memnun muyuz, değil miyiz?
9.09.2019
Kayyım tartışmaları ve Kaftancıoğlu kararı
6.09.2019
Türkiye yalnız ülkeler arasına girmemeli
2.09.2019
Türkiye silahlı cihatçıları ne yapacak?
28.08.2019
TSK’da yeniden yapılandırma sinyalleri
26.08.2019
Kadın cinayetlerinin kökünü kurutmak
23.08.2019
Kayyım hamlesinin yan etkileri
21.08.2019
Sorun demokrasi ve hukukla çözülür, kayyımla değil
15.08.2019
Ortak harekât merkezinde Türkiye ile ABD'nin ortak hedefleri olacak mı?
13.08.2019
Türkiye-ABD uzlaşması ve CHP’nin girişimi
9.08.2019
Emekli edilen komutan Bitlislioğlu: 15 Temmuz tatbikat değil, darbe girişimidir
7.08.2019
Suriye Barış Koridoru Harekâtı’nın siyasi hedefi ve askeri öncelikleri
3.08.2019
YAŞ kararları: Orgeneral sayısı yarıya indi, hiçbir korgeneral terfi ettirilmedi, 15 Temmuz'dan sonra terfi ettirilen albaylar emekli edildi
26.07.2019
Yığınakta yapılan hata
20.07.2019
Yargı, siyasetin ceza organı olmaktan kurtarılmalıdır
17.07.2019
Türkiye ters yola girmiş araba gibi
15.07.2019
15 Temmuz bir karşı devrim hamlesidir
13.07.2019
CHP’nin yol hazırlığı
10.07.2019
İktidar ekonomik başarısızlığı nasıl itiraf etti?
8.07.2019
Merkez Bankası Başkanı operasyonunun nedenleri ve siyasi riskler
5.07.2019
ABD, Türkiye’nin stratejik ortağı değildir
4.07.2019
Ergenekon’dan önce Ergenekon’dan sonra
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive