Fikret Bila

T24



Bookmark and Share

İlker Başbuğ neyi kastetti?


7.02.2020 - Bu Yazı 394 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un, asker kişilerin askeri mahalde işledikleri suçtan dolayı sivil mahkemelerde yargılanmasını düzenleyen 26 Haziran 2009 tarihinde Meclis’ten geçen yasa değişikliğini işaret ederek, bu önergeyi getirenlerin araştırılmasını istemesi tartışma yarattı.

Başbuğ, bu sözlerini "FETÖ’nün siyasi ayağı yok dersek gerceği inkâr olur" diyerek bağlamıştı.

Başbuğ’un bu sözlerine en sert tepki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu, boru göstermeye benzemez. Parlamentonun hukuku boru ile sindirilemez. Bundan yaklaşık 11 yıl önce tüm partilerin desteği ile çıkarılan bir düzenlemenin üzerine FETÖ gölgesi düşürülmeye çalışılması en hafif tabiriyle Meclis’e saygısızlıktır" diye konuştu. Cumhurbaşkanı, AK Parti milletvekillerinden Başbuğ’a karşı dava açmalarını istedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de milletvekillerinin bugün suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

FETÖ nasıl yararlandı?

Şunu belirtmek gerekir ki iktidarın Türkiye’nin demokratikleşmesi, sivilleştirilmesi ve askeri vesayetten kurtulması amacıyla yaptığı yasal ve anayasal düzenlemelerden FETÖ, kendi amaçlarına ulaşmak, özellikle de Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) geniş çaplı bir tasfiye yapmak için yararlandı.

Başbuğ’un dikkat çektiği; askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını düzenleyen yasal değişiklikten sonra FETÖ’cü oldukları sonradan tescil edilen hâkim ve savcılar harekete geçtiler. TSK’ya karşı yürütülen tasfiye hareketinin ilk adımı olan Dursun Çicek ve Kayseri’de soruşturma yürüten subayların sivil mahkemelerce tutuklanması gerçekleşti.

Bu düzenlemeden yaklaşık bir yıl sonra, 12 Eylül 2010 tarihinde referandumda kabul edilen Anayasa değişikliğinden sonra da başta Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu olmak üzere Yargıtay ve Danıştay’a üye yapılan FETÖ’cü yargı mensuplarıyla yüksek yargı da bu örgütün kontrolüne girdi.

Sonrası malum…

Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi davalarla TSK’da çok geniş çaplı bir tasfiye gerçekleştirildi.

Cumhuriyet değerlerine bağlı generaller ve amiraller ve diğer subayların orduyla ilişikleri kesildi veya emekliye sevk edildiler. Bu komutanlardan boşalan yerlere de 15 Temmuz kanlı darbe girişimini yapan FETÖ’cü generaller getirildi.

Bu süreçte 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Genelkurmay Başkanı Erdelhun’un tutuklanmasından sonra tarihte ikinci kez tutuklanan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ oldu. Genelkurmay Başkanı Başbuğ "terörist" olmakla suçlandı ve 2 yıl 2 ay cezaevinde kaldı.

Başbuğ'un yaptığı çıkış

Hatırlamak gerekir ki İlker Başbuğ, o zaman cemaat olarak anılan FETÖ’ye karşı kamuoyuna açık şekilde ilk sert çıkışı yapan Genelkurmay Başkanı’dır.

Başbuğ, 14 Nisan 2009 tarihinde, Harp Akademileri’nde yaptığı konuşmada cemaat ve tarikatlara dikkati çekmiş ve "Kendilerinin güçlü bir konuma geldiğine inanan bazı din eksenli cemaatlerin hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ni gördüklerini, her fırsattan istifade ederek Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine faaliyetlerde bulunduklarını, bu yapılanlara karşı hukuk devleti kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tepkisiz ve etkisiz kalacağının düşünülmesinin ise büyük yanılgı olduğunu" söylemişti.

Başbuğ bu çıkışından sonra FETÖ’nün öncelikli hedefi haline geldi ve süreç, tutuklanıp cezaevinde iki yıl kalmasına kadar uzandı.

Madalya verilmedi

İlker Başbuğ’un görev yaptığı süre içinde iktidarla yıldızının barıştığı pek söylenemez. Zaman zaman yaptığı değerlendirmeler, "askerin siyasete karışması" olarak nitelendirildi. Harp Akademileri’nde konuşması da öyle…

Hükümet, Başbuğ’un açıklamalarından ve tutumundan duyduğu rahatsızlığı bütün genelkurmay başkanlarına verilen Devlet Üstün Hizmet Madalyası’nı vermeyerek gösterdi.

Kendisine madalya verilmemesini nasıl karşıladığını bir kokteylde Başbuğ’a sormuştum.

"Benim için madalya önemli değil, umursamıyorum, milletin takdirine bırakıyorum" yanıtı vermişti.

Hükümet Başbuğ’u Genelkurmay Başkanlığı’ndan madalya vermeyerek uğurlamıştı.

Erdoğan'ın üzüntüsü

Genelkurmay Başkanı’nın daha sonra "terörist" olduğu suçlamasıyla tutuklanması Türkiye'de olduğu kadar uluslararası camiada da şaşkınlıkla karşılanmıştı.

Başbuğ, bu kararı yine "milletin takdirine bırakıyorum" diyerek karşılamış ve cezaevine girmişti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da sonradan Başbuğ’un tutuklanmasını yanlış bulduğunu ve üzüldüğünü açıklamıştı.

17-25 Aralık olayları ardından 15 Temmuz darbe girişiminden sonradır ki, FETÖ’nün ne olduğu anlaşıldı. Birçok kişinin yaşamını yitirmesine, intiharlara neden olan davaların kumpas olduğu ortaya çıktı ve sanıklar beraat etti.

Sorun ve hedef ortak

FETÖ’nün ABD destekli uluslararası bir örgüt olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ele geçirmeyi hedeflediği, bu amaçla kanlı bir darbe girişiminde de bulunduğu sır değil.

Üzerinde düşünülmesi gereken nokta ise FETÖ’nün sadece İlker Başbuğ ve generalleri hedef almadığı aynı zamanda hükümeti devirmeyi hedeflediğidir.

Bu açıdan bakıldığında FETÖ için İlker Başbuğ da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da demokrasi de cumhuriyet de hedeftir.

Bu gerçek, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kurumlarının, geçmiş ve mevcut yetkililerinin FETÖ ile mücadelede dayanışma içinde olmalarını gerektirir. Bir terör örgütü olarak FETÖ bütün Türkiye’nin sorunudur.

Bu nedenle geçmişte anayasal ve yasal düzenlemelerden FETÖ’nün yararlandığına dikkati çeken ve bu düzenlemeleri partiye veya milletvekillerine tavsiye edenlerin ortaya çıkarılmasını isteyen Başbuğ’un, Gazi Meclis’i hedef aldığını öne sürmek abartılı bir yorum olur.

İktidarla İlker Başbuğ’un davalık hale gelmesi herkesten önce FETÖ’yü sevindirir.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.06.2020
Yeni baro düzeni belli oldu: Böl - parçala - yönet
19.06.2020
Salgınla mücadelede kaçak tutum
17.06.2020
İşçinin tazminatına göz dikmek
15.06.2020
İnce politika
12.06.2020
Vesayeti kaldırıyorum derken
5.06.2020
Milletvekilinin güvencesi yok olursa...
3.06.2020
Kılıçdaroğlu yaklaşımı
25.05.2020
Cami provokasyonu
22.05.2020
İttifaklar çatışması
15.05.2020
Muhalefet alanını daraltma politikası
13.05.2020
HDP seçmeni
8.05.2020
CHP ile Ak Parti arasındaki fark
6.05.2020
Askıda yaşam
4.05.2020
Düzen değişikliği
1.05.2020
Topun ağzındaki işçi sınıfı
29.04.2020
Salgın sonrasında çözüm Zonguldak modelidir
24.04.2020
İkinci 100 yıla girerken yeniden inşa önerisi
20.04.2020
Ekmek dağıtan paralel yapı ve Zonguldak
15.04.2020
Kız çocuklarını kendisine tecavüz edenle evlendirme merakı
6.04.2020
CHP'li belediyelerin başarısı
1.04.2020
Önce devlet üzerine düşeni yapmalı
18.03.2020
Sosyal devlet şimdi lazım
16.03.2020
Bilimin patronluğu esastır
11.03.2020
Yeni partiler siyasi tabloyu değiştirir mi?
9.03.2020
Cinsel politika
6.03.2020
Suriye’de kim dost kim düşman?
4.03.2020
Hedef Esad mı Kılıçdaroğlu mu?
2.03.2020
33 askerin sorumluluğu
28.02.2020
ABD'nin planı
26.02.2020
İdlib sorununda iç cephede durum
24.02.2020
Somut şartların somut tahlili
21.02.2020
Muhalefeti yargı eliyle bastırmak
19.02.2020
Böyle yargı mı olur?
17.02.2020
Atatürk'ün mirası
14.02.2020
Komşulardaki bölünme
12.02.2020
Kılıçdaroğlu’nun siyasi ayak hamlesi
10.02.2020
Kılıçdaroğlu’nun buluşma politikası
7.02.2020
İlker Başbuğ neyi kastetti?
5.02.2020
Türkiye artık bir karar vermeli
3.02.2020
Siyasetin finansmanı olarak bağış
29.01.2020
Bu binaları yapanlar kimler?
27.01.2020
İstanbul’a bir yıl lale ekilmezse ne olur?
24.01.2020
Muhalefetin hedefi demokratik, laik sistemi yeniden inşa etmek
21.01.2020
Kılıçdaroğlu’nun demokratik cephe yaklaşımı
13.01.2020
ABD mi, İran mı?
10.01.2020
Yeni Türkiye'nin çelişkileri
8.01.2020
Türkiye barıştan yana olmalı
6.01.2020
Ortada anti-emperyalist bir savaş var mı?
30.12.2019
Yargı reformuna ne oldu?
27.12.2019
Doğu Akdeniz'de tek başına
25.12.2019
Türkiye Cumhuriyeti hakkında sorunlu yaklaşımlar
23.12.2019
Atatürk ve Ecevit yanlışı doğru yapmaz
22.12.2019
İkili devlet otoritesi ve ikili hukuk
20.12.2019
Özel sektör orduları
18.12.2019
Sorunlar çözülmüyor büyüyor
16.12.2019
Gelecek Partisi'nin geleceği
13.12.2019
Yeni partiler nasıl başarılı olur?
11.12.2019
İki bütçe iki hazine
9.12.2019
Erdoğan-Davutoğlu tartışmasının siyasi ve teknik boyutu
6.12.2019
Kadın cinayetlerinde iyi hâl ve tahrik indirimi kaldırılmalı
4.12.2019
İşsizlik tehdidiyle asgari ücret belirlemek
2.12.2019
Muhalefet liderlerinin ortak kaygısı
29.11.2019
Babacan'ın kuracağı partinin farkı ne olacak?
27.11.2019
O polisler, o kadınları alkışlamalıydı
25.11.2019
CHP ne yapmalı?
22.11.2019
Kılıçdaroğlu'nun başarısı
20.11.2019
Erkek tehdidi altında yaşayan kadınlar
18.11.2019
Erdoğan-Trump dostluğu Türk-Amerikan ilişkilerini düzeltir mi?
15.11.2019
Meclis’i alt kimliklere bölmek
13.11.2019
Türkiye’nin Suriye’de ABD ile gideceği bir yer yok
11.11.2019
Atatürk’e yönelmenin siyasi nedenleri
8.11.2019
Bir şehit anasına niye dava açılır?
6.11.2019
Ecevit’in sol anlayışı
4.11.2019
Hunharca işlenmiş bir cinayet sanki bir ağız dalaşıymış gibi nasıl “üzücü bir olay” oluyor?
1.11.2019
Ermeni Soykırımı iddiası tarihin tekzip ettiği bir iddiadır
30.10.2019
Şam’ın egemenliği kimin işine gelir?
28.10.2019
Cumhuriyeti bekleyen tehlike
25.10.2019
Çöken projeler ve ertelenen hedefler
23.10.2019
Soçi uzlaşmasının sahaya ve siyasete etkileri
21.10.2019
Barış Pınarı’nın tarihi kökenleri
18.10.2019
Barış Pınarı Harekâtı'nın siyasal boyutu
16.10.2019
Türkiye’yi bekleyen riskler
14.10.2019
Barış Pınarı dengeleri değiştiriyor
11.10.2019
Amerikan mandası Arap ülkeleri
9.10.2019
Hangi Trump?
7.10.2019
Baskı siyaseti
4.10.2019
Tartışılması gereken sistemin bütünüdür
2.10.2019
Fırat’ın doğusuna harekât
30.09.2019
CHP’nin Suriye Konferansı’ndan iktidar da yararlanmalı
27.09.2019
Deprem riskini kadere havale etmek
16.09.2019
CHP’nin “büyük çadır” politikası
11.09.2019
ABD ile varılan güvenli bölge uzlaşmasından memnun muyuz, değil miyiz?
9.09.2019
Kayyım tartışmaları ve Kaftancıoğlu kararı
6.09.2019
Türkiye yalnız ülkeler arasına girmemeli
2.09.2019
Türkiye silahlı cihatçıları ne yapacak?
28.08.2019
TSK’da yeniden yapılandırma sinyalleri
26.08.2019
Kadın cinayetlerinin kökünü kurutmak
23.08.2019
Kayyım hamlesinin yan etkileri
21.08.2019
Sorun demokrasi ve hukukla çözülür, kayyımla değil
15.08.2019
Ortak harekât merkezinde Türkiye ile ABD'nin ortak hedefleri olacak mı?
13.08.2019
Türkiye-ABD uzlaşması ve CHP’nin girişimi
9.08.2019
Emekli edilen komutan Bitlislioğlu: 15 Temmuz tatbikat değil, darbe girişimidir
7.08.2019
Suriye Barış Koridoru Harekâtı’nın siyasi hedefi ve askeri öncelikleri
3.08.2019
YAŞ kararları: Orgeneral sayısı yarıya indi, hiçbir korgeneral terfi ettirilmedi, 15 Temmuz'dan sonra terfi ettirilen albaylar emekli edildi
26.07.2019
Yığınakta yapılan hata
20.07.2019
Yargı, siyasetin ceza organı olmaktan kurtarılmalıdır
17.07.2019
Türkiye ters yola girmiş araba gibi
15.07.2019
15 Temmuz bir karşı devrim hamlesidir
13.07.2019
CHP’nin yol hazırlığı
10.07.2019
İktidar ekonomik başarısızlığı nasıl itiraf etti?
8.07.2019
Merkez Bankası Başkanı operasyonunun nedenleri ve siyasi riskler
5.07.2019
ABD, Türkiye’nin stratejik ortağı değildir
4.07.2019
Ergenekon’dan önce Ergenekon’dan sonra
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive