Galip Dalay

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Bir belediyecilik faaliyeti olarak Filistin meselesi...


10.7.2017 - Bu Yazı 700 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Filistin meselesi uzun bir süredir bölgede yaşanan diğer krizlere ikincil kılınmış durumda. Ne Arap Birliği toplantılarında, ne İslam İşbirliği Örgütü buluşmalarında ne de Batılı liderlerin bölgeye yönelik söylemlerinde kendisine bir yere bulabiliyor. Gittikçe gündemi belirleme gücü azalan bir meseleye dönüşüyor Filistin sorunu.

Bölgenin her yanının ateş çemberine döndüğü, devlet yapılarının bir bir çöktüğü, devlet-dışı aktörlerin bölgesel jeopolitiği şekillendirdiği ve bölgesel rekabetin kızıştığı bir vasatta, Filistin meselesine acil mesai gerektirmeyen ‘donmuş’ bir kriz muamelesi yapılıyor. Filistin’de yeni bir trajedi veya büyük bir dram yaşanmadığı sürece de bu resimde bir değişiklik yaşanmayacak gibi duruyor. 

Bu durum İsrail’e büyük imkan sağlıyor. Bölgesel krizin ana menbaını Filistin meselesinin oluşturduğu yönündeki genel kanının gerçeği yansıtmadığı tezini Batı’da daha güçlü bir şekilde işleme imkanına sahip oluyor. Aynı zamanda birçok Arap ülkesiyle de Filistin meselesine dokunmadan bir normalleşme evresi yaşıyor. 

Bu durum Filistin sahasında kayda değer gelişmeler yaşanmadığı manasına gelmiyor. Sadece Hamas’ın son birkaç ayda yaşadığı gelişmeler dahi başlı başına önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Hamas kurucu belgesini değiştirdi. Artık 1967 sınırlarına dayalı iki devletli çözümü kabul ediyor. Yine, Hamas’ın en önemli ve en bilinen siması olan Halid Meşal Hamas’ın siyasi büro şefliğini İsmail Haniye’ye devretti. Bu devir dahi başlı başına önemliydi. Bölgede siyasal liderliğin ömür boyu yapılması gereken bir iş veya taşınması gereken bir ünvan olduğu anlayışının yaygınlığı dikkate alındığında, popüler bir siyasal ve devrimci liderin siyaset için genç sayılabilecek bir yaşta bu görevi başka bir yol arkadaşına devretmesi başlı başına mühim bir adımdı. Bu davranışla Halid Meşal önemli bir emsal oluşturdu. 

***

Bunlara ilaveten, Filistin’deki gruplar kendi içlerinde belli bir kırılma halini yaşıyorlar. Eğer bu süreç tamir edilmez veya geri döndürülemezse, Filistin sahasındaki mevcut aktörlerin bazıları bölünebilir ve yeni aktörler doğabilir. Burada özellikle Hamas içersinde ve çevresinde yaşananların dikkatle izlenmesi gerekiyor. Uzun bir süredir Birleşik Arap Emirlikleri - Mısır cephesi Filistin meselesinde ve Gazze’de kendilerine ait yeni bir dizayn ortaya koymaya çalışıyorlar. Dahlan üzerinden icra edilen bu siyasetin hedefini ya Hamas’ı ‘ehlileştirmek’ ya da Hamas içerisinde bir kanat üzerinde kontrol sağlayarak Hamas’ı ve Gazze sahasını dizayn etmek oluşturuyor. Körfez’de Katar’a abluka uygulayan devletler, krizin ilk aşamalarında Katar’ın ilişkisini kesmesini istedikleri ‘terörist’ gruplar arasında Hamas’ın ismini de zikretmelerine rağmen sonradan bu grubu Katar’a sundukları 13 maddelik listeye dahil etmemeleri, BAE ve Mısır’ın Hamas ve Gazze’ye yönelik izledikleri dizayn siyasetiyle yakından ilintilidir. Zaten bu süre zarfında Gazze’de şu anda fiili kontrölü elinde bulunduran ve askeri kanattan gelen Yahya Sinwar’ın da Mısır’da Dahlan’ın ekibiyle görüştüğü ortaya çıktı. Bunun emir-komuta zinciri veya istişare mekanizmasının işletilerek yapılan bir görüşme olmadığı kısa bir süre sonra ortaya çıktı. BAE ve Mısır, Dahlan üzerinden Hamas ve Gazze’ye yönelik ablukanın hafifletilmesini, Mısır sınırının açılmasının yanı sıra ekonomik yardımlar karşılığında hem Hamas’ı hem de Gazze’deki iktidar yapısını yeniden şekillendirmek istiyorlar. Tabii ki Filistin siyasetini de...

***

Bu süreç hem Filistin meselesi hem de Hamas için zorlu bir döneme işaret ediyor. Türkiye, Katar’a müzahir ve Filistin meselesinin siyasal boyutunda ısrarcı olan bir damara karşı, BAE-Mısır ile iş tutan ve Gazze’deki teknik ve maddi sıkıntıları gidermeyi önceleyen diğer bir damar filizleniyor. Tabii ki bir süredir İran ve Hizbullah’la ilişkilerin tekrardan tamir edilmesini ve işbirliğinin tahkim edilmesini salık veren bir damar zaten momentum kazanmış durumda. Siyasal damarda ısrar edenlerin üzerinde ‘terörist’ yaftası Demokles’in kılıcı gibi sallandırılıyor. 

Öyle görünüyor ki, yeni dönemde Filistin meselesinin siyasal boyutunda ısrar eden Hamas içerisindeki ana damar sakınılması gereken bir ‘terörist’ grup olduğu kampanyasını İsrail’den ziyade Arap devletleri yapacak. Bu kampanya sadece Hamas’ın mevzubahis damarıyla sınırlı kalmayacak.   Bir ‘siyasal mesele olarak Filistin’ ile bir ‘belediyecilik faaliyeti olarak Filistin’ meseleleri birbirlerinden ayrışıyor. Mevzubahis kampanya, bir siyasal mesele olarak Filistin sorununun da gayrı-meşru hale getirilmesi hedefini güdüyor. Yani Filistinlilerin siyasal talepleri gittikçe Hamas’la, hatta Hamas içerisindeki bir damarla özdeşleştirilip gayrı-meşrulaştırılırken, bir ‘belediyecilik faaliyeti olarak Filistin’ veyahut teknik başlıklara indirgenen Filistin’i ise ya Filistin Yönetimiyle ya da Hamas içerisindeki başka bir damarla özdeşleştirilip ön plana çıkarılacak. 

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.4.2018
İran'a Sovyet modeli..
3.4.2018
Suriye’de aktör, model ve meşruiyet tartışmaları...
22.3.2018
Muhammed bin Selman'ın tetiklediği sistemik tartışma...
15.3.2018
Türkiye-ABD ilişkilerinde Trump’ın ötesini görmek...
5.3.2018
Türkiye - İran ilişkileri nereye evriliyor?
26.2.2018
BM Güvenlik Konseyi kararından sonra Suriye
15.2.2018
Suriye’deki ‘yeni gerçeklik’ ne kadar gerçek?
8.2.2018
Astana’dan Soçi’ye Suriye’de değişmeyen
1.2.2018
Soçi’ye yansıyan Suriye manzarası
30.1.2018
Afrin Operasyonu ve ötesi
15.1.2018
Avrupa - Türkiye - Ortadoğu: Kim dönüşüyor, kim dönüştürüyor?
1.1.2018
Türkiye'nin Avrupa meselesi
25.12.2017
2018'e giderken dış politikadaki manzara
14.12.2017
Kudüs kararının ortaya çıkardığı manzara ve hatırlattıkları
4.12.2017
IŞİD’in geride bıraktığı boşluk ve bölgesel ittifaklar
30.11.2017
Türkiye-Batı ilişkilerinde çerçeve ve statü krizi
27.11.2017
Suriye’de ‘siyasi çözüm’ neyi ifade ediyor?
6.11.2017
Ortadoğu'daki kriz alanları ve Türkiye
26.10.2017
Şii milisler sorunu veya Irak’ın sonraki krizi
23.10.2017
Irak'ta yeni dönem ve Türkiye
16.10.2017
Post - IŞİD döneminin bölgesel jeopolitiği ve Türkiye
3.10.2017
Post-referandum döneminin opsiyonları
29.9.2017
Irak Kürdistanı’ndaki referandum ve Türkiye’nin siyaseti
19.9.2017
Irak Kürdistanı'ndaki referandumun sordurduğu sorular...
14.9.2017
"Kuzey Irak'ın" geri dönüşü...
8.9.2017
Türkiye - İran ilişkilerinin geleceği
29.8.2017
Türkiye, Esad rejimiyle görüşmeli mi?
21.8.2017
Türkiye – İran ilişkilerinin değişen mahiyeti
10.8.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık süreci ve Türkiye
31.7.2017
Diyanet raporu, Görmez hoca ve Türkiye'nin imaj sorunu...
27.7.2017
Tahran’da Ortadoğu’yu konuşmak...
10.7.2017
Bir belediyecilik faaliyeti olarak Filistin meselesi...
4.7.2017
Arap Cumhuriyetleri, Arap Monarşileri ve yeni dönem...
26.6.2017
Körfez'in yeni 'normali'
19.6.2017
Körfez krizi boyut değiştirirken
12.6.2017
Türkiye, Körfez krizine yönelik nasıl bir siyaset izlemeli?
8.6.2017
“Körfez” krizini nasıl okumalıyız?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8