Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Yerel seçimlerin sonucu


4.4.2019 - Bu Yazı 943 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Seçim sonuçlarından da görüyoruz ki Türkiye’de artık büyük ölçüde sınırları belirginleşmiş üç büyük seçmen öbeği bulunuyor: Kürtler, Anadolu ve bu ikisinin dışında kalan Batı’ya doğru yoğunluğunu arttıran kütle. Bu üç öbeğin büyük ölçüde Türkiye haritasında ayrıştığını da kabul etmek gerekiyor.

Hayat tarzından dine oradan Kürt sorununa kadar pek çok açıdan birbirinden ciddi olarak farklı düşünen bu üç sosyolojik blok, Türkiye siyasetini fiilen tanımlamaktadır.

Bu üç blok elbette birbirinden tamamen kopmuş değil: Örneğin, AKP Diyarbakır’da yüzde 30 oy almaktadır. Benzer şekilde AKP’nin kalesi olan Kahramanmaraş’ta CHP yüzde 30’a yakın oy almıştır. Ancak bu tür örneklere rağmen başat özellikleri ve öncelikleri birbirinden derin biçimde farklılaşmış üç bölge vardır ve bunların bazı temel konuları bakışı farklıdır.

İkinci olarak, kısa sürede değişmesi çok zor biçimde her siyasi partiye sadakatle ideolojik olarak oy veren büyük kitleler ortaya çıkmıştır.

Ekonomik krizin derinden hissedildiği Gaziantep, Konya ve Erzurum gibi bölgelerde AKP kolaylıkla yüksek oranda oy almaktadır. Aynı biçimde Trakya ve İzmir gibi yerlerde de CHP yüksek oy topluyor. Nitekim Kürtlerin yoğun yaşadığı yerlerin çoğunda HDP her zaman favori partidir.

Dolayısı ile Türkiye’de ideolojik rasyonalite ile oy veren büyük bir seçmen kitlesi artık oluşmuş ve kemikleşmiştir. Bu insanların siyasi tercihlerini değiştirmesi imkansız değil ancak çok zordur.

Bu durumun sonucu ise şudur: Türkiye’de seçimleri, bir ölçüde ABD’de olduğu, gibi karar değiştiren yerler belirleyecektir: İstanbul, Bursa, Ankara, Antalya gibi yüksek sayıda seçmene sahip ancak barındırdığı insanların parti tercihlerinde değişiklikler olabilen yerler, seçimlere damgasını vuracaktır.

Üçüncü bir nokta ise şudur: Anadolu’nun iç kısımlarında geleneksel-milliyetçi seçmen profili kemikleşmiştir. Ancak bu profilin siyasi tercihinin nerede İslamcı nerede Ülkücü bir yönelim göstereceği konusunda bir rekabet söz konusudur. Örneğin, Bayburt’ta MHP’nin aldığı oylar bu açıdan semboliktir. Aynı biçimde Erzincan, Karaman, Amasya gibi yerler de dikkat çekicidir.

Bu gibi yerlerde seçmenin AKP değil MHP tercihi önemlidir: AKP ve MHP’nin içinde olduğu ittifak bu partilerin ideolojik olarak aynı olduğu yanılsamasını üretmektedir. Halbuki AKP ve MHP ideolojik olarak kökten farklıdır.

Son tahlilde MHP’nin milliyetçi bakışı özü itibari ile sekülerdir. MHP’nin yönettiği yerel yönetimler, Anadolu’da AKP tarzı bir yerel İslamcılaşmaya izin vermeyecektir.

Dördüncü nokta ise mevcut seçmen dağılımını ciddi biçimde değiştirecek faktör sayısının artık azaldığıdır. Yani mevcut partiler ve onların iç içe olduğu ittifaklar ile Türkiye’de oluşan tabloyu büyük ölçüde değiştirmek zorlaşmıştır.

Artık ancak iki türlü yenilik seçmen sonuçlarını ciddi biçimde değiştirebilir: Partiler arası ittifakların bitmesi ve yeni ittifakların oluşması yahut yeni bir parti kurulması.

Yeni parti konusu sadece AKP ve İyi Parti açısından hayati bir konudur. Diğer partilerden endişe verecek ölçüde oy alabilecek yeni bir parti kurulmasının hiç bir şartı bulunmamaktadır.

Ancak yeni bir parti az bile olsa AKP’den oy alabilir ve bu AKP için büyük riskler oluşturabilir. Şöyle örnek verelim: Bazı eski AKPliler yeni bir parti kurup AKP’den yüzde 3 bile oy alsalar bu AKP için ciddi sorunlara yol açacaktır. Dolayısı ile yeni bir partiye karşı en kırılgan olan parti AKP’dir. Öte yandan İyi Parti de bazı oyları bugün tek alternatif parti olduğu için almaktadır. Yeni bir parti, merkez ve muhafazakar seçmenlerin İyi Parti’den ayrılmasına yol açabilir.

Beşinci konu ise devlettir. 1 Nisan sabahı YSK Başkanı’nın Anadolu Ajansı’nı kameralar önünde eleştirmesi ve CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul seçimlerinde önde olduğunu söylemesi son derece sembolik bir olaydır. Muhtemelen uzun bir süre sonra ilke defa kritik bir konuda bir devlet kurumunun temsilcisinin AKP aleyhine demecine şahitlik ediyoruz.

Eğer erken veriler bizi yanıltmıyorsa bu durumu şöyle yorumlamak mümkündür: 15 Temmuz ile başlayan kargaşa, devlet ve AKP’yi yakınlaştırmıştır. Devleti meydana getiren bürokratik yapı, kendi anlayışına göre ülkeye “çeki düzen” vermek için AKP ile yakınlaşmıştır.

Ancak, devlet artık AKP ile makul mesafeyi yeniden tesis etmek istiyor olabilir. Böyle bir durum, Türk devletinin tarzına da uygundur: Daha önceki örneklerden bildiğimiz gibi Türkiye’de devlet, “lüzum üzerine” sahaya iner şartlara göre değişen sertlikte ülkeye “şekil verir” ancak daha sonra geri çekilir.

Altıncı konu ise Türkiye’de seçimlerin devlet ve toplum arasında en önemli sözleşme olduğudur. Türkiye 1876’dan beri seçim yapmaktadır. Seçmek, seçime katılmak Türkiye’de halkın her kesiminin neredeyse kutsadığı bir olgu haline gelmiştir.

Bazen çoğunlukçuluk gibi sorunlara yol açsa bile seçimin bu kadar yaygın benimsenmesi son tahlilde büyük bir kazançtır. Ülkede ciddi bir otoriter rejim olduğu halde 31 Mart seçimleriyle Antalya, Ankara gibi şehirlerin el değiştirmesi seçimlerin Türkiye’de tartışılmaz belirleyici konumda olduğunu göstermektedir.

Şunu unutmamak gerekir ki demokrasinin özelliği her zaman iyi yönetimi garanti etmesi değildir, demokrasinin biricik özelliği insanlara değiştirme hakkı vermesidir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.04.2020
Sürdürülebilir fakirleşme modeline doğru
10.04.2020
Post korona döneminde gelişmekte olan ülkeler: Riskler büyüyecek
2.04.2020
Korona krizi, Türkiye’yi rasyonalize eder mi?
27.03.2020
Korona sonrası İslam dünyası: Dip seküler dalga güçlenecek
11.03.2020
İslami bir aydınlanma mümkün mü?
6.03.2020
Türkiye-Suriye savaşı: Ülke başka bir aşamaya geçerken...
1.03.2020
Kıbrıs’ın ‘gerçek manada’ fethi
20.02.2020
Darbe, olağanüstü siyaset: Zor konular hakkında teorik tahminler
16.02.2020
Suriye krizinde yeni soru: Konvansiyonel savaşa girilecek mi?
30.01.2020
Her türlü politik riskten arındırılmış iyilikseverlik
10.01.2020
'Para bitti' şimdi ne olacak?
20.12.2019
Davutoğlu'nun bazı mevcut söylemleri sarsma yeteneği CHP ve İYİ Parti'den fazla
13.12.2019
Otoriterleşmek+Kalitesizleşmek =?
28.11.2019
Sürdürülebilir fukaralık teorisi
23.11.2019
'Halkın Tanrı'sını' kızdırmamak
15.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
8.11.2019
Kürt meselesinde 'Yeni Türkiye' doktrini
3.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
25.10.2019
Türkçülüğe dönüş
18.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
10.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
4.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
28.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
12.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
15.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
5.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
20.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
15.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
8.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
17.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
12.05.2019
İslamcı postmodern darbe
6.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
27.4.2019
Sistem tıkandı: Rejim bunalımı kapıda
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
11.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
4.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
7.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
3.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
25.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
15.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
11.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
25.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
4.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive