Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'


8.06.2019 - Bu Yazı 664 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hemen her yıl yapılan bir İslami endeks, dünyada en İslami ülkelerin Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç gibi ülkeler olduğunu iddia ediyor.

Endeksin temel çalışma yöntemi, ülkeleri insan hakları, siyasi haklar, hukuksal ve idari konular, uluslararası ilişkiler gibi başlıklar altında Kur’an’ın önerdiği ahlaki ölçülere göre değerlendirmek.

Doğal olarak her yıl Batı’nın hatta insanlığın en gelişmiş memleketlerinin en İslami ülkeler olduğu şeklinde ilan edilmesi Müslümanlar arasında büyük ilgi görüyor.

Halbuki bu çalışma son derece sorunlu bir yönteme dayanıyor dahası benim kanaatim bu çalışmaya yapanların niyetinin tam aksi yönde bir amaca hizmet ediyor: Bu tür çalışmalar, Müslümanların hali hazır zihinsel tembelliğine katkıda bulunuyor.

Şimdi bazı açılardan bu çalışmayı tartışalım.

Kur’an’da geçen doğruluk, adalet, çalışkanlık, ahde vefa gibi ilkeleri İslami olmak şeklinde tanımlayıp Norveç gibi bir ülkeyi İslami değerlere sahip olarak tanımlamak bir kere ne kadar doğru?

Bu ilkeler Budizm, Sosyalizm, Hristiyanlık gibi diğer sistemler tarafından da savunulmaktadır. Yani, doğruluk, temizlik, ahde vefa ilkesi gibi kavramlar üzerinden her toplum “en sosyalist”, “en Budist” ülke olarak nitelendirilebilir. Bir Taoist çıkıp “Adalet, Taoizm’deki temel değerlerden birisidir, o nedenle en Taoist toplum Yeni Zelanda’dır” diyebilir.

Dolayısı ile değerleri ontolojik olarak İslami olarak nitelemek temel bir yanlıştır. Doğruluk kavramını İslam icat etmemiştir, Hristiyanlık da icat etmemiştir, sosyalizm de icat etmemiştir. Yani, doğruluk, çalışkanlık gibi değerleri salt İslam’ı yahut başka bir paradigmayı niteler olarak görmek her açıdan yanlıştır.

Nitekim, İslami Değerler Endeksi’nin her yıl en İslami diye ilan ettiği Yeni Zelanda, İsviçre gibi ülkeler zaten Beşeri Gelişme Endeksi dahil her alanda en üst sıradalar. Sokak hayvanlarına en iyi davranılan ülkeler endeksi yapılsa yine bu ülkeler en üstte çıkacaktır.

İkinci nokta, çalışma Kur’an’ı seçici okumaktadır. Örneğin politik ve insan hakları konusunda kadın ve erkek eşitliği, şer’i ceza hükümleri, din değiştirme hürriyeti gibi pek çok konuda karmaşık meseleler dikkate alınmamaktadır.

Örneğin Norveç’te Hz. İsa’nın fevkalade kötü bir yönetici olduğunu iddia eden bir kitap yazabilirsiniz. Halbuki, İslam’da böyle bir düşünce özgürlüğü yoktur.

Mesela, endeksin en İslami ülke ilan ettiği Yeni Zelanda Başbakanı J. Ardern evlenmeden yaşadığı partnerinden bir çocuk doğurmuş ve sonra evlenme kararı almıştır. Bütün bunlara en ılımlı İslami normatif çerçevede izin vermek imkanı yoktur.

Yeni Zelanda’da yerleşik insan hakları anlayışı bir kadının bir erkekle nikahsız yaşama hakkının olduğunu ve onunla çocuk yapabilme hakkı olduğunu ve bu halde iken ülkenin lideri olabilme hakkı olduğunu kabul eder. Bunların her hangi birini sorgulamak bile mümkün değildir.

Dünya üzerine her hangi bir İslami yorumun bir kadına evlenmeden bir erkekle cinsel ilişkiye girme hakkı tanıdığını sanmıyorum dahası dünya üzerinde her hangi bir İslami yorumun nikahsız halde bir erkek ile çocuk yapan bir kadının o ülkenin lider olabileceğine cevaz verdiğini de sanmıyorum.

Açıkça yazarsak bunlar, bugün bize anlatılan İslam’a göre hak değildir. İnsanların böyle hakları yoktur.

Dolayısı ile söz konusu endeks, yöntem konusunda seçici okumaya dayanmaktadır. Şunu açıkça ifade etmek gerekiyor: İnsan aklının yorumlaması/müdahalesi olmaksızın Kur’an metninden bugünkü Yeni Zelanda, İsviçre gibi ülkelerde gördüğümüz şekliyle bir insan hakları yahut politik haklar çıkarmak teorik olarak imkansızdır.

Dolayısı ile İslami endeksin bize açıklaması lazım gelen şey şudur: Aynı cinsten kişilerin evlenmesinin yahut din değiştirme hakkının bir insan hakkı olarak görüldüğü İsviçre gibi ülkeler nasıl İslami olarak kalabiliyor?

Öte yandan, çalışmanın dışında Müslümanların verdiği tepki açısından da bu olay büyük bir çelişkiyi bize göstermektedir.

Bu çalışma, şöyle yahut böyle ama değerler üzerinden İslami olmayı tanımlıyor. Halbuki, Müslümanlar için bugün İslami olmayı tanımlayan esas unsurlar ritüellerdir yani tapınmadır.

Bir Norveçliye dürüst olduğu için “bak sen süper İslamisin” demekten çekinmeyen Müslümanlar kendi içlerinde dindarlığı salt ritüelliğe göre tanımlarlar.

Müslüman aydınların bazılarının mutlulukla karşıladığı bu endeks, “en İslami” olmayı namaz, oruç gibi ritüellere göre değil bazı değerlere göre tanımlar. Halbuki, hiçbir Müslüman ülkede namaz kılmayan ama adil yahut dürüst birine dindar denmez. Yani, bu ankete verilen tepki de gerçekçi bir tepki değil sadece “bakın Batılılar da İslam’ı doğruluyor” şeklinde bir aşağılık kompleksinden ibarettir.

Gerçekte bugünkü İslam’da dindarlık ritüellere boğulmuştur. İslam, değerler düzeni olmaktan çıkmış bir namaz dini olmuştur. Hatta namaz fetişizmi neredeyse İslam’ı yavaş yavaş mahvetmektedir.

Temel direği adalet, özgürlük, emek ve eşitlik olarak tanımlanmak yerine namaz olarak tanımlanmış bir İslam yorumu ile karşı karşıyayız. Hal böyle olunca bugünkü İslamiyet bir tapınma teorisine dönüştürülmüştür.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.04.2020
Sürdürülebilir fakirleşme modeline doğru
10.04.2020
Post korona döneminde gelişmekte olan ülkeler: Riskler büyüyecek
2.04.2020
Korona krizi, Türkiye’yi rasyonalize eder mi?
27.03.2020
Korona sonrası İslam dünyası: Dip seküler dalga güçlenecek
11.03.2020
İslami bir aydınlanma mümkün mü?
6.03.2020
Türkiye-Suriye savaşı: Ülke başka bir aşamaya geçerken...
1.03.2020
Kıbrıs’ın ‘gerçek manada’ fethi
20.02.2020
Darbe, olağanüstü siyaset: Zor konular hakkında teorik tahminler
16.02.2020
Suriye krizinde yeni soru: Konvansiyonel savaşa girilecek mi?
30.01.2020
Her türlü politik riskten arındırılmış iyilikseverlik
10.01.2020
'Para bitti' şimdi ne olacak?
20.12.2019
Davutoğlu'nun bazı mevcut söylemleri sarsma yeteneği CHP ve İYİ Parti'den fazla
13.12.2019
Otoriterleşmek+Kalitesizleşmek =?
28.11.2019
Sürdürülebilir fukaralık teorisi
23.11.2019
'Halkın Tanrı'sını' kızdırmamak
15.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
8.11.2019
Kürt meselesinde 'Yeni Türkiye' doktrini
3.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
25.10.2019
Türkçülüğe dönüş
18.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
10.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
4.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
28.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
12.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
15.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
5.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
20.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
15.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
8.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
17.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
12.05.2019
İslamcı postmodern darbe
6.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
27.4.2019
Sistem tıkandı: Rejim bunalımı kapıda
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
11.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
4.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
7.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
3.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
25.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
15.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
11.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
25.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
4.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive