Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?


18.10.2019 - Bu Yazı 197 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Arapları yerleştirmek, konut inşa etmek gibi konuyu kalabalıklaştıran faktörleri bir kenara koyarsak, yetkililerin Türkiye’nin Suriye’deki ulusal çıkarını şöyle tanımladığını görüyoruz: Kuzey Suriye’de Kürtlerin son dönemde meydana getirdiği siyasi ve silahlı yeteneği ortadan kaldırmak.

O zaman önümüzdeki soru şudur: Peki, bu operasyon uzun vadede yukarıdaki şekilde tanımlanmış ulusal çıkara hizmet ediyor mu?

Burada kısa vadeli analizlere bakmamak gerekiyor. Çünkü karmaşık dış politik konuların kısa ve uzun vadedeki karakterli sürekli olarak farklılaşır.

İlk olarak altını çizilmesi gereken nokta, Türkiye’de asla bir türlü önemi kavranamayan, uluslararası kamuoyudur.

Bugüne kadar Kürtler hakkında uluslararası algının seçici bir algı olduğunu söylemek doğrudur. Bu seçici algı Kürtleri strateji davranan özellikle ABD ile olan ilişkilerinde pragmatik tavırları olan bir etnik grup olarak kodlamıştı.

Bu kodlama Kürtlerin, IŞİD ile yaptıkları mücadele ile değişti ve dünya kamuoyunda Kürtlerin algısı hakkında ilk büyük değişiklik yaşandı.

Halihazırdaki tablo değişmezse şunu söylemek mümkün: Son bir haftadaki gelişmelerden sonra Kürtler hakkında tamamen olumlu bir kamuoyu algısı gelişti. Türkler ve Kürtler arasındaki tartışma dünyada bir sömürü, özgürlük arayışı biçiminde yeniden kodlanıyor.

Hatta şunu demek mümkün: Kürtler hakkında dünya algısı son bir haftada son yüzyılda olmadığı kadar olumlu biçimde değişmiştir.

Türkiye’nin Kürt meselesinde dünya kamuoyunun bu şekilde dönüşmesi Türkiye’nin uzun vadede imkânlarını sürekli olarak kısıtlayacaktır.

İkinci olarak ele alınması gereken nokta, harekâtın Türkiye’nin ittifaklar sistemindeki yerine etkisidir.

Operasyona, pek çok AB ülkesi olumsuz tepki verdi. Almanya, Fransa gibi ülkeler bireysel olarak ambargo kararları aldı. Bireysel ambargo kararlarının AB düzeyinde tatbiki masadadır.

Aynı biçimde Arap dünyasından ciddi bir tepki gelmektedir. Türk kamuoyu, Arap dünyasına bir tür “tiksinme” ile baktığı için Arapların dış politika hiçbir etkisi olmayacağı gibi bir yanılsama içindedir.

ABD boyutunda ise durum karmaşık olmakla birlikte yine iç açıcı değildir. Başkan Trump’ın çelişkilerle dolu yaklaşımı karşısında güçlü bir kamuoyu ve Kongre baskısı oluşmaktadır. Azil süreci ile ilgili zaten büyük stres altında olan Trump işine geldiği anda Ankara’yı yüz üstü bırakacaktır.

Kendi içinde yüzlerce konuda bölünmüş ABD toplumu, Trump’ı dışarıda bırakırsak, Cumhuriyetçileri ve Demokratları da içerecek biçimde Kürtler konusunda aynı noktaya savrulmuştur.

Nihayet, Türkiye’nin son dönemdeki göz ağrısı Rusya’ya gelirsek durum yine çok iç açıcı değildir. Nitekim henüz birkaç gün geçmeden Putin, Arap dünyasında yaptığı bir konuşmada “işgalci güçlerin” Suriye’den çekilmesini istemiştir. Dahası Putin’in Türkiye’nin müdahalesini Esad yönetimi ve Kürtler arasında yakınlaşmayı tahrik etmesi için tolere ettiği izlenimi doğmaktadır.

Türkiye’nin dünyada kendi müttefiklerinden dahi destek bulamıyor alması sorunun uzun vadeli ele alınması bakımından önemlidir: Suriye meselesi küresel bir krizdir ve bu krizin masada çözülmesinde büyük devletler belirleyici olacaktır.

Kürtlerin konumu gibi konuların Suriye krizi bağlamında nihai çözümünü Türkiye’nin tek başına çözmeye gücü yoktur. Bu nedenle Türkiye’nin başka ülkelerle giriştiği gerilim siyaseti uzun vadede elini zayıflatacaktır.

Nihayet, son nokta operasyonun Kürtlerin, Kuzey Suriye’de siyasi ve silahlı yeteneklerini uzun vadede yok edip etmeyeceğidir.

Operasyonun ilk etkisi Kürtlerin, Esad yönetimi ile yakınlaşmasıdır. Şam rejiminin uzun vadede Kürtlerin silahlı bir otonomiye sahip olmasını benimseyemeyeceği açıktır. Ancak Rusya dâhil büyük devletler Kürtlere bazı siyasi haklar verilmesini istemektedir.

Burada kritik bir konu ise şudur: Esad yönetimi uzun vadeli olarak Türkiye sınırında Kürt sorunun stratejik bir faktör olarak da düşünebilir. Şam rejiminin Türkiye’ye yönelik sahip olduğu en büyük silah, düşük düzeyde bile olsa içinde “otonomi” geçen bir statüyü Kürtlere vermesidir.

Dolayısı ile Esad rejimini yıkmak amacı ile başlayan dış politikanın Esad’ın işine gelir sonuçlar üretmeye başlaması gibi Kürtlerin gücünü kırmak için başlatılan kampanyanın Kürtlere otonomi vermesi ihtimali ciddi olarak söz konusudur.

Suriye krizi başlayalı sekiz yıl oldu. Geçen sekiz yıllık süre zarfında bu kriz, dünyada ilk yıllarda Esad rejimi sorunu olarak tanımlandı. Daha sonra ise Esad rejimi unutuldu ve krizin bir IŞİD sorunu olduğu kabul edildi.

Maalesef son bir haftada yaşanan gelişmelere bakarsak dünya kamuoyu artık bu krize “Türkiye’nin Suriye’yi işgali” olarak bakıyor. Suriye denilince bugün itibari ile akla gülen Türkiye’nin bu ülkeye askeri olarak müdahalesidir.

Peki, bütün bunları Ankara bilmiyor mu? Elbette biliyor.

Ankara bu son harekâtın dahi Kürt sorununa kökten bir çözüm getirmeyeceğini biliyor. Zaten zurnanın zırt dediği yer de burası: Türkiye, Kürt sorununun kısa vadeli olarak çözülemeyeceğini düşünüyor.

O nedenle belirli aralıklarla Kürtlerin içeride ve dışarıda kazanımlarına siyasi ve askeri yollarla müdahale ederek onları tekrar sıfırlamak temel strateji olarak benimsenmiş durumda.

Dolayısıyla önümüzde uzun süre daha sürecek bir Kürt meselesi var ve dahası eğer yoluna devam ederse “yeni Türkiye” Kürt sorunu üzerinden palazlanacak.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
8.11.2019
Kürt meselesinde 'Yeni Türkiye' doktrini
3.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
25.10.2019
Türkçülüğe dönüş
18.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
10.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
4.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
28.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
12.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
15.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
5.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
20.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
15.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
8.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
17.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
12.05.2019
İslamcı postmodern darbe
6.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
27.4.2019
Sistem tıkandı: Rejim bunalımı kapıda
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
11.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
4.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
7.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
3.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
25.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
15.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
11.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
25.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
4.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive