Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Türkçülüğe dönüş


25.10.2019 - Bu Yazı 594 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 1912 yılında yayımlanan makalesinde Yusuf Akçura, Osmanlı devletinin önünde üç siyasal seçenek olduğunu ifade etmişti: Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük.

Osmanlıcılık esasen bugünkü modern vatandaşlık temeli üzerinde bir çözüm önermekteydi. Buna göre etnik kökenleri ve dinsel kimlikleri ne olursa olsun herkes Osmanlı üst kimliği altında bir araya gelecekti.

Ne var ki Akçura’ya göre bunun önünde büyük bir engel vardı: Hem Türkler yüzyıllardır yönettikleri unsurlarla ile “aynı seviyeye” inmek istemiyorlardı hem de diğer unsurlar bu projeyi benimsemiyordu.

Üzerinden yüz yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen Türkiye’nin, bugün Akçura’nın bıraktığı yerden tartışmaya devam ettiğini söylemek yanlış olmaz.

Cumhuriyet rejimi, Anadolu’da eşi benzeri görülmemiş bir Türkleştirme ve Sünnileştirme siyaseti takip etti. Ancak buna rağmen Osmanlıcılığın bir versiyonu olarak düşünülen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı altında bir istikrar sağlanamadı.

Cumhuriyet yurttaşlığı çizgisine ilk büyük muhalefeti İslamcılık gerçekleştirdi. 1960’lardan itibaren Arap düşüncesinde yoğrulmuş çağdaş İslamcılıktan etkilenen Türk İslamcılığı dönüşerek başarılı bir siyaset teorisi haline dönüştü.

Nitekim, Türkiye İslamcılığı, 2000lerin başında bir nevi İslam birliği ve dayanışması vadederek iktidara geldi. Türkiye İslamcılığının söylemi Arap İsyanlarına kadar başarılı bir paradigma olarak görüldü.

Ne var ki, Arap İsyanları ile Ortadoğu’da başlayan kaos, İslamcı – ve hatta İslami – kardeş birliği projelerini akamete uğrattı.

Bugün teknik olarak Libya, Yemen ve Suriye savaşları birer mezhep savaşları hüviyetindedir ve bunlara topyekûn Müslümanlar arası savaşlar demek mümkündür.

Arap isyanlarına büyük hayallerle ve beklentilerle bakan Türkiye’nin hissesine Libya ve Suriye iç savaşları düştü.

Özellikle Suriye iç savaşının Kürt sorunu üzerinden Türkiye için varoluşsal bir kriz doğurması bir dönüm noktası olmuştur: Müslüman, Sünni ancak Türk olmayan bir grubun tehdit olarak tanımlanması doğal olarak içeride hem vatandaşlık hem İslamcılık projelerini hızla çökertti. Kürt sorunu hem İslamcı hem Kemalist proje ile çatışmaktaydı.

Gelişmelere tepki olarak inanılmayacak kadar kısa bir sürede Türkiye de Türkçülüğe savruldu. Nitekim, bugün itibari ile Türkiye’nin genel siyaset tarzı Türkçülük esası üzerinedir.

1910’lu yılların sonunda Enver Paşa ile şahit olduğumuz Türkçülüğü başlangıç kabul edersek bugün Türkiye’de Türkçülüğün ikinci baharı yaşanıyor denebilir.

Peki bu yalancı bir bahar mıdır? Yoksa, Türkiye daha uzun bir süre Türkçülüğü benimseyecek midir?

Bu soruların cevabını hep birlikte zamanla göreceğiz ancak burada altını çizmemiz gereken bazı noktalar var.

Türkçülük dalgasına ilk olarak toplumun nasıl tepki verdiğini analiz etmek gerekiyor. Türkiye’de yaşayanların çoğunun özellikle son Suriye askeri müdahalesinden sonra ordu-millet düzenine girdiğini görüyoruz.

Ekonomik konularda bazı tepkilere rağmen genel olarak Anadolu ahalisi Türkçülükten memnun görünmektedir.

İkinci olarak muhalefet partilerinin de Türkçü dalgaya gönüllü olarak ve severek katıldığını gözlemliyoruz.

AKP’nin MHP ortaklığı ile bayraktarlığın yaptığı Türkçülüğe, CHP Kemalist-milliyetçilik, Saadet Partisi İslamcı-milliyetçilik üzerinden katılmakta tereddüt etmemiştir.

Bugün Türkiye bir tür milliyetçilikler panayırına dönmüştür: Vatandaşın önünde siyasal tercih olarak bulunan alternatifler esasen farklı milliyetçiliklerdir: Türkçü-milliyetçilik, İslamcı-milliyetçilik, Kemalist-milliyetçilik…

Örneğin, İslam’ı referans alan ve teorik olarak ümmetçi olması beklenen Saadet Partisi’nin Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Suriye’ye askeri müdahale sonrasında sosyal medyada paylaştığı mesajlara bakınca esasen bu partinin İslamcı değil milli-İslamcı bir parti olduğunu bir kere daha net görüyoruz.

Karamollaoğlu’nun paylaştığı mesajlarda altını çizdiği ve Türk-Kürt ilişkileri tarihinde “dört tarihi dönemeç” olarak nitelediği olayları betimleme tarzı tamamen Türk Tarih görüşünün özetidir. Tabii tarihe oradan bakınca Kürt siyasetini “adamlar çıldırmış olmalı ki böyle bir tarihi geçmişe rağmen bu işlerin peşine düştüler” olarak okumak kaçınılmaz oluyor.

Bir bakıma kamusal alanda farklı siyasal kimlikler üzerinden siyaset yapan partilerin aslında hepsinin çekirdek ideolojisinde yoğun milliyetçilik bulunmaktadır. Dahası bu partiler, milliyetçiliği milliyetçilik olarak tanımlamamakta sanki siyasin ve insanlığın normal durumu olarak görmektedirler.

Öte yandan şunun altını da çizmek gerekiyor: Türkçülük bir tercih değil, Türkiye’nin son on yılda yaşadıklarının doğal bir sonucudur.

Türkiye’de önce Batıcılık damarı neredeyse budanmıştır. Bütün sorunlarına rağmen İslami hareketten gelen İslami-evrensellik de AKP’nin son dönemde icraatları yüzünden zayıflamıştır.

Dolayısı ile elde kalan ve bugünkü otoriter rejimin de iç ve dış politikada ihtiyaçlarını temin edecek yegâne tutunum ideolojisi olarak Türkçülük görülmektedir.

Aslında bu durum, bir anlamda Türkiye’nin özüne dönmesi yani Orta Asyalılaşmasıdır.

Batıcılık ve İslam’ın evrensel yorumu gibi dinamikler zayıflayınca Türkiye’nin günün sonunda Kırgızistan yahut Türkmenistan gibi bir ülkeye dönüşeceğini kestirmek için uzman olmaya gerek yok.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.04.2020
Sürdürülebilir fakirleşme modeline doğru
10.04.2020
Post korona döneminde gelişmekte olan ülkeler: Riskler büyüyecek
2.04.2020
Korona krizi, Türkiye’yi rasyonalize eder mi?
27.03.2020
Korona sonrası İslam dünyası: Dip seküler dalga güçlenecek
11.03.2020
İslami bir aydınlanma mümkün mü?
6.03.2020
Türkiye-Suriye savaşı: Ülke başka bir aşamaya geçerken...
1.03.2020
Kıbrıs’ın ‘gerçek manada’ fethi
20.02.2020
Darbe, olağanüstü siyaset: Zor konular hakkında teorik tahminler
16.02.2020
Suriye krizinde yeni soru: Konvansiyonel savaşa girilecek mi?
30.01.2020
Her türlü politik riskten arındırılmış iyilikseverlik
10.01.2020
'Para bitti' şimdi ne olacak?
20.12.2019
Davutoğlu'nun bazı mevcut söylemleri sarsma yeteneği CHP ve İYİ Parti'den fazla
13.12.2019
Otoriterleşmek+Kalitesizleşmek =?
28.11.2019
Sürdürülebilir fukaralık teorisi
23.11.2019
'Halkın Tanrı'sını' kızdırmamak
15.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
8.11.2019
Kürt meselesinde 'Yeni Türkiye' doktrini
3.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
25.10.2019
Türkçülüğe dönüş
18.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
10.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
4.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
28.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
12.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
15.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
5.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
20.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
15.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
8.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
17.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
12.05.2019
İslamcı postmodern darbe
6.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
27.4.2019
Sistem tıkandı: Rejim bunalımı kapıda
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
11.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
4.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
7.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
3.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
25.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
15.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
11.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
25.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
4.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive