Gökhan BACIK



Bookmark and Share

'Para bitti' şimdi ne olacak?


10.01.2020 - Bu Yazı 715 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’de “para bitti” sloganı ile özetlenecek durum halihazırda siyasetin ana dinamiğidir. Sokakta kendisine uzatılan mikrofona kızgın biçimde konuşan “sıradan vatandaş” para bittiği için böyle konuşmaya başlamıştır.

Para bittiği zaman insanların, işkence, insan hakları gibi konulara ilgisi de doğal olarak artar. Parasızlık, sıradan insanı muhalif yapar.

O nedenle, 2020 yılında siyaseti, dış politikadan insan haklarına oradan KHK’lilerin durumuna kadar para meselesi belirleyecektir.

Yeni bir çalışma alanı olarak ilgi çeken “nöro-ekonomi” konusunda uzman Mark Dean gibilerinin ortaya koyduğu veriler ufuk açıcı. Örneğin, altına yatırım yapanlar altının prim yapacağı şeklindeki haberleri gerçekçi görüyorlarmış.

Aynı biçimde “para bitince” insanlar daha önce fark etmedikleri KHK’liler, adalet sorunu gibi konuları konuşmaya başlamakta.

Aslında 2013 yılından beri Türkiye siyasetinin belirleyici dinamiği ekonominin istikrarlı biçimde bozulmasıdır. AKP, ekonomik bozulmayı durdurduğu yahut devletçi müdahalelerle durumu toparladığı zaman halk nazarında hızla yeniden itibar kazanmıştır.

2020 yılında ekonomik düzelme gerçekleşmeyecek. Hükümet, elbette şapkasından bu yılda “tanzim satış”, “Akdeniz’de gaz”, “Kanal İstanbul” gibi parlak fikirler çıkaracaktır. Ancak, Türkiye ekonomisinin aradığı ilaçlar üretim (fabrika) ve istihdamdır. Parlak fikirler ile Türkiye’de yüzde 28’e varan genç işsizliğe çare bulmak imkansızdır.

O zaman şu soruyu sormak gerekiyor? “Para bitti Erdoğan ne yapacak?”

Birincisi, Erdoğan elbette parlak fikirler yahut başka yöntemlerle ekonomik bazı sorunları çözmeye çalışacak. Çünkü Erdoğan biliyor ki ekonomik bazı düzeltmeler yaparsa kimse diğer alanlardaki ağır meseleleri görmeyecek.

İkincisi, Erdoğan ihtiyaçlarına göre otoriterleşmeye devam edecektir.

Bu yıl yahut başka bir yıl eğer bir seçim olacaksa Erdoğan’ın bu seçim düzlüğüne “ekonomik iyileşmeler var” havasında girmesi gerekiyor. Hem küçük burjuvazi hem şehirli orta sınıf ekonomiye hızla tepki verir. Örneğin, sekiz ay işler kötü gittikten sonra iki ay rahatlama, bu gibi gruplarda “aman toparlanma var bozmayalım” algısı üretir.

Erdoğan o nedenle bir seçim sürecine kontrollü biçimde ve bir ekonomik hikâye ile girmek zorunda. Unutmamak gerekiyor ki ekonomik kriz, Ali Babacan için kendiliğinden propaganda hükmünde.

Doğal olarak burada anahtar soru şudur: Ekonomi hiçbir şekilde toparlanmazsa ve fiilen bir siyasi iktidar değişikliğini zorlarsa ne olacak?

Burada iki ihtimal var: Birincisi Erdoğan pragmatik bir siyasidir ve kontrollü güç kaybetmeyi kabul edebilir. Bunun en iyi örneği MHP ile gücünü paylaşmasıdır. Eğer ekonomik şartlar ağır bir bunalıma dönüşürse Erdoğan, parlamenter sisteme dönüş dahil pek çok alternatifi düşünebilir.

Siyasi kariyerine bakarsak “Erdoğan’ın asla kabul etmeyeceği şudur” diye bir şey bulmak neredeyse imkânsız.

İkincisi, pek çok kişinin açık yahut üstü kapalı konuştuğu tam rejim değişimidir. Bu bakışa göre ekonomik ve diğer şartları düzeltmeyeceğini anlayan Erdoğan, tamamen kalıcı olacağı bir rejime geçer.

Bir yıl önceye göre bu senaryo artık daha az gerçekçidir. Türkiye iki yüzyıldır modernleşmeye çalışmasına rağmen bir Norveç olamamıştır ancak Türkiye’nin Kuzey Kore gibi bir yer olması da mümkün değildir.

Pek çok insanın ihmal ettiği bir noktayı buraya not etmek gerekiyor: Fiilen Türk dış politikası “ilga edilmiştir.” Türkiye’nin bugün itibari ile bir dış politikası yoktur. Bazı istisnai örnekleri saymazsak Türkiye hariciyesi bugün itibari ile bir tür turizm danışma masasıdır. Erdoğan’ı kıpırdamaz hale getiren faktörlerden birisi de kendi dış politikasıdır.

Türkiye’nin derin sorunları olmasına rağmen iki tane geleneksel ve bir tane yeni önemli dinamik, bu ülkeyi analiz ederken asla gözden kaçırılmamalıdır:

Birincisi, Türkiye 2. Dünya Savaşı sonrası büyük ekonomik krizler yaşadı ancak bir daha yaygın fukaralık yaşamadı. Haziran 2019 itibari ile Türk bankalarında vatandaşın dolar olarak sakladığı para 200 milyar doların üstündedir.

Türkiye’de insanları belirli bir ekonomik seviyenin altına itemezsiniz. Ortalama bir Türk, bir Alman’a göre elbette ekonomik olarak daha kötü şartlarda mutlu olur. Ancak, bir Türk ortalama bir İranlıya göre ekonomik olarak daha iyi şartlarda olmaya alışmıştır ve bu standart çok düşerse doğrudan muhalif haline gelir.

İkincisi, Türkiye toplumu tarihsel olarak modernleşme, İslam, laiklik gibi konularda ikiye bölünmüştür. Toplumun hemen hepsi dindardır ancak yarıya yakını din-siyaset ilişkisi konusunda daima diğerinden ayrılır. Hiçbir siyasi paradigma Türkiye’de kalıcı olarak yüzde 51 olamamıştır.

Nihayet yeni ortaya çıkan son derece önemli bir dinamik özellikle genç kuşağın içkin seküler hayat tarzıdır. Dindar aktörlerin yol açtığı sorunlar insanlarda Türkiye’de de genç kuşakta dine karşı tepki oluşturmuştur. Dahası Türkiye’de cemaatler de dahil Sünni otoritelerin dini yorumlama konusunda “bir santim yeniliğe taviz vermeyiz” saplantısı genç kuşakta “sanki çok umurumdaydı” tepkisini kalıcı hale getiriyor.

Sünni geleneğin Türkiye temsilcilerinin ümitsiz ve acınacak durumunu görünce yeni kuşağın İslam ile girdiği ve zaman zaman hesaplaşmacı bir şekildeki eleştirel tutum, son derece hayırlıdır.

Özetlersek, “para bitti” ve buradan çıkmak pek kolay değil.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.04.2020
Sürdürülebilir fakirleşme modeline doğru
10.04.2020
Post korona döneminde gelişmekte olan ülkeler: Riskler büyüyecek
2.04.2020
Korona krizi, Türkiye’yi rasyonalize eder mi?
27.03.2020
Korona sonrası İslam dünyası: Dip seküler dalga güçlenecek
11.03.2020
İslami bir aydınlanma mümkün mü?
6.03.2020
Türkiye-Suriye savaşı: Ülke başka bir aşamaya geçerken...
1.03.2020
Kıbrıs’ın ‘gerçek manada’ fethi
20.02.2020
Darbe, olağanüstü siyaset: Zor konular hakkında teorik tahminler
16.02.2020
Suriye krizinde yeni soru: Konvansiyonel savaşa girilecek mi?
30.01.2020
Her türlü politik riskten arındırılmış iyilikseverlik
10.01.2020
'Para bitti' şimdi ne olacak?
20.12.2019
Davutoğlu'nun bazı mevcut söylemleri sarsma yeteneği CHP ve İYİ Parti'den fazla
13.12.2019
Otoriterleşmek+Kalitesizleşmek =?
28.11.2019
Sürdürülebilir fukaralık teorisi
23.11.2019
'Halkın Tanrı'sını' kızdırmamak
15.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
8.11.2019
Kürt meselesinde 'Yeni Türkiye' doktrini
3.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
25.10.2019
Türkçülüğe dönüş
18.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
10.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
4.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
28.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
12.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
15.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
5.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
20.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
15.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
8.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
17.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
12.05.2019
İslamcı postmodern darbe
6.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
27.4.2019
Sistem tıkandı: Rejim bunalımı kapıda
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
11.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
4.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
7.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
3.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
25.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
15.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
11.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
25.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
4.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive