Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Korona sonrası İslam dünyası: Dip seküler dalga güçlenecek


27.03.2020 - Bu Yazı 284 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Korona bütün uluslararası düzeni etkileyecek. Bu olay, İslam dünyasında da bazı dinamikleri güçlendirecek bazılarını ise zayıflatacak.

Korona krizi, İslam dünyasında geleneksel din yorumuna ve İslamcı siyasete karşı büyüyen bir yeni kuşak tepkisinin arttığı bir ortamda çıktı. Korona, bu yeni kuşağın güçlenmesine ve geleneksel din yorumundan daha da uzaklaşmasına yol açacak.

Türkiye örneğinden bakarsak bu dinamiği zaten gözlemliyorduk. Örneğin KONDA’ya göre ülkede kendini modern olarak tanımlayanların sayısı yüzde 29’dan yüzde 45’e yükselmiştir. Bekir Ağırdır bunu “geç bir modernleşme” olarak tanımlıyor.

İran örneğine bakarsak bu ülkede de bir süredir zorunlu başörtüsüne karşı yükselen protestolar benzer bir geç modernleşme olarak okunabilir.

Aktivist Masih Alinejad’ın başlattığı eylemler kısa sürede büyük ilgi kaynağı haline geldi. Kampanyanın önemli isimlerinden Alireza Kiani gibilerine on binlerce insan destek verdi. Nitekim, Alinejad’ın sosyal medyada takipçi sayısı 2,5 milyona ulaştı. İnternet üzerinden Devrim Sokağının Kızları hashtagi ile başörtülerini çıkaran kadınların paylaştığı kısa videolar rejimi sarstı.

2018 yılında yapılan bir ankete göre İran toplumunun yaklaşık yarısı başörtüsü konusunun bireysel bir tercih olduğunu ve devletin bu işe karışmamasını düşünmekte.

Şunu unutmamak gerekiyor zorunlu başörtüsünü tartışmak İran rejiminin özünü tartışmaktır. Bu açıdan başörtüsü konusu, İran örneğinden yeni genç kuşağın mevcut siyasi ve İslami söylemden uzaklaşmasını simgeliyor.

Başta işsizlik gibi ekonomik sorunlardan dolayı İran’da 25 yaş altı kuşak ile İslamcı rejim arasında büyük bir kopuş söz konusu. İranlı gazeteci Ahmad Zeidabadi, ülkede pek çok kesimi buluşturan ortak değerin “rejimden memnuniyetsizlik” olduğunu söylüyor.

Burada iki noktanın altını çizmek gerekiyor: Birincisi hem Türkiye hem İran’da korona krizi üzerinden başlayacak yeni toplum ve devlet algısı tam olarak geleneksel ve hâkim dini yoruma tepkinin arttığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Dolayısıyla korona krizi, Türkiye ve İran gibi toplumlarda bir süredir devam eden din, toplum ve siyasal rejim üzerine yükselen yeni kentli genç kuşağın bakış açısını ve evrimini ciddi olarak etkileyecek. 

Şöyle bir karşılaştırma yapalım: 1999 depremi Türkiye’de sekülerizmin zayıfladığı ve İslami söylemin yükseldiği bir toplumsal konjonktürde yaşandı. 1999 depremi ile ortaya çıkan dinamikler Türkiye’de Kemalizm’e karşı siyasal ve teorik muhalefeti güçlendirmiştir. Halbuki, Kovid-19 krizi, Ortadoğu’da dini söylem ve aktörlerin zayıfladığı buna karşı yükselen yeni sekülerizm talebinin olduğu bir ortamda gerçekleşiyor.

Korona krizi ile başlayan süreç açık bir şekilde geleneksel din yorumuna büyük bir darbe vuruyor. Camilerin kapatıldığı, dini aktörlerin sessizliği büründüğü bir ortamda bütün TV kanallarında bilim kurulu üyeleri yeni otorite olarak sabah akşam selamlanıyor.

Modern Türkiye tarihinde toplumsal düzeyde ilk defa açık biçimde bilimin dinden daha birincil bir referans haline geldiğini gözlemliyoruz.

“Bilimin dediğini yapmak” şeklinde özetlenen bir slogan hükümetten sokağa oradan aileye yeni hayat biçimini etkiliyor. Neredeyse on yıldır 7/24 insanlığın her sorununa çözümün kendisi olduğunu iddia eden geleneksel din yorumu ise kenara çekilmekten ve daha çok tepki çekmemekten başka bir strateji geliştiremiyor.

İkinci nokta ise şu: Hem Türkiye hem İran’da İslamcı aktörler ekonomik olarak çok zayıflar. Kendilerine korumak için ellerinde kalan yegane araç otoriterleşmek.

Acil sorunlara yüksek kamu harcaması gerektiren yöntemlerle cevap veremeyen Türkiye ve İran yönetimleri çaresizce ekonomik krizin derinleşmesini izliyor. Dolayısıyla hakim İslami aktörlerin hem söylemleri artık ilgi çekici değil hem de ekonomik yönetimleri insanları mutlu etmiyor.

Ancak burada bir noktayı hatırlamak gerekiyor: Bütün insanlığı şok şeklinde etkileyen büyük olaylar dindarlığı farklı şekilde etkilenebilir. Örneğin, Avrupa’da veba salgını sonrası bazı dini gruplar daha radikalleşmiş ve bütün olup biteni Tanrı’nın bir cezası olarak okumuştur. Bu gruplar daha marjinal bir din yorumuna kaymış ve aşırı dini uygulamaları (günahkarları sorunun kaynağı olarak düşünüp cezalandırmak gibi) benimsemiştir.

Benzer bir durumun İslam dünyasında iki grupta ortaya çıkacağını öngörmek gerekiyor:

İlk olarak, eğitimsel ve yaş olarak geleneksel dini yorumdan asla vaz geçmeyecek kişiler dünya olaylarına daha mistik bakacaklardır. Karantina altında tutulan umreden dönen yurttaşlar arasından polise “Ankara ve İstanbul seçimlerini kaybettik hastalık bundan oldu” diye bağıran vatandaş buna bir örnektir.

Bu yaklaşım aynı biçimde Türkiye, Mısır ve İran gibi ülkelerde iç havza olarak tanımlanacak dünyaya daha kapalı kasaba ve bölgelerde güçlenecek. Bir bakıma şehirli İslam ve taşra İslam arasındaki farklılık daha büyüyecek.

Benzer radikalleşmeyi tarikatlar ve cemaatlerin çekirdek yapısına sadakatte kusur etmeyen kişilerde gözlemleyeceğiz. Dünyayı bir grup illüzyonu ile gören bu kişiler, korona ölümlerini ilahi bir ceza olarak yorumlayacaklar.

Dolayısıyla, Kovid-19 sonrası İslam dünyasında tarikatlar ve cemaatler daha da içe kapanacaktır. Zaten köken olarak Mesiyanik bir bakışa sahip bu yapılar, doğal nedensellikten daha da kopacaklar ve tamamen ahir zamancı bir doğaya evirileceklerdir. Bu evirilme sonucu bilimsel nedenselliğe inanan, bireysel özgürlüğü değerli gören kişilerin tarikat ve cemaatlerde barınması daha zorlaşacaktır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.04.2020
Sürdürülebilir fakirleşme modeline doğru
10.04.2020
Post korona döneminde gelişmekte olan ülkeler: Riskler büyüyecek
2.04.2020
Korona krizi, Türkiye’yi rasyonalize eder mi?
27.03.2020
Korona sonrası İslam dünyası: Dip seküler dalga güçlenecek
11.03.2020
İslami bir aydınlanma mümkün mü?
6.03.2020
Türkiye-Suriye savaşı: Ülke başka bir aşamaya geçerken...
1.03.2020
Kıbrıs’ın ‘gerçek manada’ fethi
20.02.2020
Darbe, olağanüstü siyaset: Zor konular hakkında teorik tahminler
16.02.2020
Suriye krizinde yeni soru: Konvansiyonel savaşa girilecek mi?
30.01.2020
Her türlü politik riskten arındırılmış iyilikseverlik
10.01.2020
'Para bitti' şimdi ne olacak?
20.12.2019
Davutoğlu'nun bazı mevcut söylemleri sarsma yeteneği CHP ve İYİ Parti'den fazla
13.12.2019
Otoriterleşmek+Kalitesizleşmek =?
28.11.2019
Sürdürülebilir fukaralık teorisi
23.11.2019
'Halkın Tanrı'sını' kızdırmamak
15.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
8.11.2019
Kürt meselesinde 'Yeni Türkiye' doktrini
3.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
25.10.2019
Türkçülüğe dönüş
18.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
10.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
4.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
28.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
12.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
15.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
5.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
20.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
15.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
8.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
17.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
12.05.2019
İslamcı postmodern darbe
6.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
27.4.2019
Sistem tıkandı: Rejim bunalımı kapıda
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
11.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
4.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
7.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
3.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
25.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
15.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
11.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
25.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
4.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive