Erdoğan teröre karşı uzlaşma diyor, ETA, IRA örnekleri veriyor ama...


02.09.2012 - Bu Yazı 3840 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İspanya’da iktidar-muhalefet işbirliğinin sağlam bir anayasal temeli vardı. Anayasaya göre Basklar, (ya da Katalunya’da Katalanlar) kendi bölgelerinde kendi kendilerini yönetiyorlardı. Partileri vardı. Yerel parlamentoları, hükümetleri vardı. Bask dilinde eğitimleri vardı. Baskların barışçıl yollardan İspanya’dan ayrılma hakları da anayasal bir haktı.

Başbakan Erdoğan cuma gecesi Kanaltürk’teydi. Uslu çocuklar gibi karşısına dizilmiş meslektaşlarımın gayet terbiyeli sorularıyla birçok konudaki görüşlerini öyle hiç zorlanmadan açıklama fırsatını buldu.
Zorlanmadan diyorum, zira sorular sivri ve eleştirel olmaktan uzaktı. Ayrıca, Erdoğan’ı rahatsız edebilecek meselelerle ilgili sorgulamadan da yoksun sorulardı.
Neyse...
Niyetim meslektaşlarımı eleştirmek değil. Erdoğan hep böyle tek kale oynamaktan hoşlanıyor.
Başbakan Erdoğan’ın bazı değerlendirmelerine işaret etmek istiyorum.
Şu sözlerinin altını çizdim:
Terörle mücadele sadece siyasi iktidarın gayretiyle olacak bir mücadele değil. Dünyanın her yerinde İspanya olsun, İngiltere olsun, orada bütün başbakanlarla görüşmelerde hep şunu açık ve net ifade etmişlerdir:
‘Biz terörle mücadelede hiçbir zaman iktidar muhalefet ayrımını yaşamadık. Birlikte el ele verdik. Halkı ile, medyası ile bu mücadeleyi ortak yürüttük. Bu ortak mücadele neticesinde ETA ile mücadelede İspanya‘da bir yerlere vardık. Aynı şekilde IRA ile mücadelede İngiltere‘de biz bir yerlere vardık. Bunun başka çıkışı da pek yok.’
Dedikleri bu.
Biz ise Türkiye‘de maalesef muhalefet ile bu konuda el ele vermek veya medya ile el ele verip bu işin mücadelesini yürütmeyi ne yazık ki sağlayamadık.”
Erdoğan böyle dedi.
Şöyle bir bakınca makul sözler.
Terörle mücadelede iktidar-muhalefet işbirliği ya da uzlaşması... Bazı açılardan medyanın buna katkısı...
Kimselerin pek öyle itiraz edemeyeceği genel doğrular da denebilir.
Ama konuya biraz yakından bakınca, verdiği örneklerle Türkiye’deki durum mukayese edilince, aradaki ciddi farklılıklar kendini belli ediyor.
Alalım İspanya ve ETA örneğini.
Evet, ETA’ya karşı mücadele konusunda iktidarla muhalefet ve medya tarafından bazı işbirliği ve uzlaşma örnekleri verilmişti.
Ama bu işbirliği ve uzlaşmanın sağlam bir anayasal temeli vardı.
Anayasaya göre, örneğin Basklar, (ya da Katalunya’da Katalanlar) kendi bölgelerinde kendi kendilerini yönetiyorlardı.
Siyasal partileri vardı.
Yerel parlamentoları vardı.
Yerel hükümetleri vardı.
Her ikisi de seçimden çıkıyordu.
Bask dilinde eğitimleri vardı.
Ayrıca, Baskların -şiddeti dışlamak koşuluyla- barışçıl yollardan İspanya’dan ayrılma, kendi devletlerini kurma hakları da anayasal bir hak olarak kabul edilmişti.
Fakat, ayrılmayı savunan parti bunca yıldır seçim kazanamıyordu.
Baskların kendi bayrakları da vardı.
Ve İspanya’nın sarı kırmızı milli bayrağından da fazla hoşlanmazlardı.
Altı yedi yıl önce Baskların San Sebastiyan şehrinde Galatasaray’ın bir maçına gitmiştim. Akşam otelden çıkarken, sırtımdaki sarı kırmızı formayı gören otel yetkilisi beni uyarmıştı, “Yanlış anlaşılırsınız, iyisi mi bu formayı stadyumda giyin” diye...
Baskların vaziyeti böyleydi.
Bütün bunlara rağmen ETA bir süre daha terör ve şiddet siyasetini sürdürmüş, ancak gitgidetecrit olmuş, destek tabanı daraldıkça daralmış, marjinalleşmişti.
İspanya’da, işte böyle bir süreçte, böylesine demokratik bir anayasal zeminde iktidarla muhalefet uzlaşabilmiş, medya da hiç kuşkusuz desteğini vermişti.
Britanya’nın IRA örneğinde de, iktidar-medya-terör üçgeninde işbirliği konusunda da söylenecek çok şey var.
Ama bir pazar günü sözü uzatmak istemiyorum.
Sadece İspanya, Bask ve ETA’ya ilişkin yukarıda kısaca vurguladığım satır başlarına bakılırsa, Türkiye’nin bugün hangi noktada olduğu kolayca anlaşılır.
Sadece 24 saat Kürtçe televizyon diyerek, Kürtçe seçimlik ders diyerek, Kürtçe kurs ya da aş ve iş diyerek, sorunun adını bile koymaktan kaçınarak, Kürt demek yerine hala ‘Kürt kökenli vatandaşlar’ diyerek bu memlekette büyük uzlaşma yolları açmak hayaldir.
Yanı başımızda Kuzey Irak’a bakın.
Kürtçe öğrenim yapılan üniversiteleriyle, müfredatı Kürtçe olan liseleriyle, okullarıyla, Kürtçe radyo, televizyon ve gazeteleriyle, kendi partileri, kendi seçtikleri parlamentosu ve hükümetleriyle bir Kürt devleti kaç yıldır ilerliyor burnumuzun dibinde...
Türkiye’nin Kürtleri yanı başlarındaki bu oluşumu, bu çıplak gerçeği takip etmiyorlar mı?.. Kör mü sanıyorsunuz bu ülkenin Kürtlerini?..
Özetle:
Terör ve şiddete karşı elbette uzlaşmak, işbirliği yapmak gerekir.
Ama nasıl bir zeminde?
Hangi anayasal çerçevede?
Meselenin özü budur.
Ama maalesef biz hala etrafında dolaşmaya devam ediyoruz bu meselenin...
İyi pazarlar!

.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.07.2020
1000 gündür bir hücrede tek başına yatıyor; Osman Kavala'ya özgürlük!
21.07.2020
Devlet ana mı, baba mı bilmem ama yeniden sahne alıyor!
18.07.2020
Bu memlekette evladına hak, hukuk, adalet istemek...
15.07.2020
15 Temmuz'a karşı olmak, tek başına, demokratlığın kriteri olamaz!
14.07.2020
Evet, ya sıra Medeni Kanun'a gelirse... Yine sesiniz çıkmayacak mı?..
11.07.2020
Atatürk'ü de, laikliği de sevmeyen "tek adam"ın, Erdoğan'ın Ayasofya'yı cami yapması şaşırtıcı değil ki...
9.07.2020
AİHM Başkanı'na soruyorum, Ahmet Altan dosyasını tozlu raflarda unuttunuz mu yoksa?..
7.07.2020
Asker Paşalar'dan Sivil Paşalar'a...
3.07.2020
Oya Baydar 80 yaşında! İyi ki doğdun, iyi ki varsın sevgili Oya...
2.07.2020
Evet, Davutoğlu haklı, daha hiçbir şey bitmedi, her şey yeni başlıyor
28.06.2020
Hiç elleşmeyin, ikisi de gidici!
19.06.2020
Terör örgütü mü, değil mi?
17.06.2020
Erdoğan’dan İslam iktisadı… Demek ki ekonomide işimiz Allah’a kaldı!
15.06.2020
Boğulur gibi oluyorum bu satırları yazarken...
13.06.2020
Yaşadığımız acılar gücümüzdür!
11.06.2020
Demokrasi düşmanlığı yapan, faşist bir yazı nasıl olur da...
10.06.2020
Ne yapmalı ki AKP'deki çözülme muhalefette toplansın?
6.06.2020
Kasırganın gözü, kasırganın dibi...
5.06.2020
MECLİS'TE DARBE VAR!
4.06.2020
Benim ruhum o kadar güçlü değil mi, benim aklım o kadar özgür değil mi?..
3.06.2020
Trump Amerika'ya savaş ilan etti!
2.06.2020
Adalet yoksa, barış da yok!
29.05.2020
Özgürlük ve demokrasi sevdamızdan vazgeçmeyiz!
28.05.2020
Babacan'ın çıkışı umut verici...
27.05.2020
60 yıl önce askeri darbe, 60 yıl sonra sivil darbe... Ne kadar hazin...
26.05.2020
Ben 70 yaşındayım ve hapisteyim, ümitsizliğe kapılmayın
24.05.2020
Kürtler dün de yalnızdı, bugün de yalnız…
24.05.2020
Erdoğan'ın en büyük kâbusu...
21.05.2020
Kendi şiirini ezberleyip yakan şair!
19.05.2020
Cumhurbaşkanı'nı herkesin içinde ulu orta eleştirmek, hatta hakaret etmek!
17.05.2020
"Başıma eğer bir şey gelirse, bunun sorumlusu devlettir" diyen bir gazeteci...
15.05.2020
Tarihin akışı... Güzel bir rüya veya kâbus... Hangisi?..
13.05.2020
Eyyy savcılar!
12.05.2020
Nasıl bir memlekette yaşıyoruz? Hallerimiz ne kadar hazin!
10.05.2020
Bir ülkenin kendi tarihinin kepaze sayfalarıyla yüzleşmesinde Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier örneği...