Yürüyüşlerin yasaklanması büyük bir iktidar yanlışıdır, yürüyüşçülere ölçüsü kaçan tedbir, biber gazı kabul edilemez bir durumdur?

Dün cumhuriyetin kuruluş gününde ortaya çıkan acı ve düşük, hatta yasakçı ve otoriter, ülkenin son dönemde yaşadığı iktidar gerginleşmesini resmeden bir manzaraydı?

Ancak bu durum madalyonun sadece bir yüzünü oluşturuyor?

Öte yüzde CHP zihniyetinin başrolde olduğu başka bir görüntü vardı.

Nasıl?

Simge kavgasına sarılmak, simgesel bozukluklarla malul bu topluma yapılabilecek en büyük kötülüklerden birisidir.

Simgeler üzerinden siyaset yapmak, mümkün siyasetlerin en kolayı ama en tehlikelisidir, bölenidir.

Bu ülke yıllarca 29 Ekimler'de, 23 Nisanlar'da 'simgesel epilepsi'ler yaşadı.

Bu günler kutlama değil, kriz günleri oldu. Kimileri tarafından özellikle bu açıdan beklenen, arzulanan günler haline geldiler.

Pek çok siyasetçi ve siyasi parti, siyasi sığlıklarını, siyasetsizliklerini bugünlerde çıkan sorunlarla, rejim krizleriyle ikame etmeye çalıştılar.

CHP ve CHP'de devr-i Baykal açık örnektir.

Türkiye son yıllarda bu açıdan bir tür normalleşme yaşıyor.

Kimi ortak değerler, kimi birlikte yaşama kriterleri açısından mutabakatlar düne oranla daha sağlam.

Laik kesimde ve İslami kesimde sosyolojik açıdan karşılıklı yaşanan yakınlaşma ve demokratikleşme eğilimleri buna kanıttır. 'Sivillik' bu kesimlerin hakim dalgalarında ana toplumsal değerlerden birisi olma yoluna girmiştir.

Ortak değerler söz konusu olduğunda, şüphe yok ki, cumhuriyet, bu değerlerin önde gelenlerindendir.

Egemenliğin kaynağının halkta olduğunu söyleyen yönetim tarzı olarak 'cumhuriyet', bu ülkede dindar, laik, sağcı, solcu, gayrimüslim, Kürt hemen herkesin benimsediği bir yönetim tarzı ve siyasi değer sistemidir.

Ne var ki aynı 'cumhuriyet' kimileri için bürokratik ve askeri vesayetçi bir yönetim anlayışıdır.

Nitekim krizden beslenen o siyaset tarzı, toplumun aldığı tüm olumlu yola rağmen, cumhuriyetin 89. yılında kimilerinin elinde yine azdı?

Ancak bizce dün siyaseten öne çıkan, müsaade edilmeyen cumhuriyet yürüşünden 'siyasi yağ' çıkarmaya çalışanlardı.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, 'Suriye'de muhaliflerin silah kullanması serbest, Türkiye'de muhaliflerin yürümesi yasak?' diyerek siyasi bilinç altını dışa vuruyordu.

Silah kullanmak, iktidar, muhalefet? İnanılmaz benzetmeler? Ve yapılacak yürüşün bir cumhuriyet yürüyüşü değil, cumhuriyeti vesile eden, kullanan bir muhalefet gösterisi olduğunu itiraf?

Ve bir başka CHP çıkışı:

CHP İstanbul İl Başkanı tören alanındaki askerlere, 'Sizin korumanız gereken cumhuriyete biz sahip çıkıyoruz' diyebiliyordu.

Türk siyasetinin bir hafızası var?

Bu hafızada darbe, asker, sandık karşıtlığı ve CHP birliktelikleri özel bir yer tutar?

2006-2007'de Gül'ün Çankaya'ya seçilmesini engellemek ve müdahale zemini hazırlamak için yapılan cumhuhuriyet mitingleri silsilesinin, askeri göreve davet eden konuşmacıların, bunu takip eden 27 Nisan muhtırasının külleri henüz sönmedi?

Bu yürüyüşten kimi CHP'lilerin ne beklediklerinin kanıtı ortada değil mi?

Kılıçdaroğlu, 'Cumhuriyet karşıtları dün olduğu gibi bugün de kaybetmeye mahkumdur, kaybedecektir?' gibi hiç bir cumhuriyet karşıtının olmadığı bir ülkede ilk bakışta anlamsız, özünde ilkesiz bir faydacılık üzerine oturan cümleler sarfettikçe, CHP'nin siyaset tarzı bu oldukça, AK Parti'li yıllar daha uzun sürecektir? CHP, copları, yasakları, biber gazlarını bile gölgede bırakacaktır?

  • Abone ol