Perşembe’den söylemiştim; bütün bu cami ve projeler faslı, illâ iki karşılaştırmaya çanak tutuyor. Birini yazdım; “Hitler’e ulaşma ve yaranma” yarışları ile “Erdoğan’a ulaşma ve yaranma” yarışları arasında. İkincisi ise taşra estetikleri (veya estetiksizlikleri) açısından Texas ile AKP arasında.

Bunu düşündüren, The New York Review of Books’un son (12 Temmuz - 15 Ağustos) sayısındaki bir yazı oldu. Gail Collins’in bir kitabının eleştirel tanıtımını Thomas Powers yapmış. Kitabın ana başlığı As Texas Goes, ABD politikasının ünlü as Maine goes, so goes the nation (Maine [sonuçları] nasıl giderse, ülke [sonuçları] da öyle gider) özdeyişine bir gönderme. 19. yüzyıl başlarından 1930’lara kadar cumhurbaşkanlığı seçimleri için geçerli bir göstergeymiş bu. Şimdi Collins “Texas’ın hali gibi [halimiz]” demeye getirerek, sırf seçim sonuçları bakımından değil, çok daha geniş ve genel ideo-kültürel bağlamlarda da Texas mantalitelerinin ne kadar belirleyici hale geldiğine dikkat çekiyor(muş). Başlığının ikinci bölümü : How the Lone Star State Hijacked the American Agenda (Texas’ın Meksika’ya karşı bağımsızlık savaşındaki bayrağına atfen, “Tek Yıldızlı Eyalet Amerika’nın Gündemini Nasıl Kapıp Kaçırdı”) bu yeni hegemonyayı vurguluyor.

Powers’ın kitap tanıtım yazısı, Texas’ın arazi ve petrol milyarderi, çoğu Cumhuriyetçi ve hattâ derin Cumhuriyetçi neo-con’larının fikir düşmanı, bilgi düşmanı, aydın düşmanı, uzmanlık düşmanı, her türlü sosyal reform ve yardım düşmanı, zenginliklerine mağrur, aç ve yoksulun, mağdurun halinden anlamaz, kaba, küstah, hödükçe dar kafalı, “ılımlı”yı bir küfür sözcüğü olarak kullanan, her fırsatta dine ve Tanrıya sığınan, “Yaradana biz Amerikalılar için dua ediyorum, birlik ve beraberliğimizi korusun” gibi lâflar ederken gözlerini devirip kendinden geçerek ağlamaklı olan, ama aynı zamanda bütün rakiplerine karşı son derece düşman ve kutuplaşmacı, örneğin sırf Barack Obama’nın “iyi biri” olduğunu söyledi diye Mitt Romney’e diş bileyen söylemi hakkında, Gail Collins’den aldığı hem komik hem korkutucu örneklerle dolu.

Hele Başbakan Erdoğan’ın “bütün gençliği alkolik yapmak istiyorlar” demecinden sonra, okuyabilen herkesin Thomas Powers’ın The Weird Truth About Texas (Garip Texas Gerçeği) yazısını (NYRB, Cilt LIX, sayı 12) ve tabii ayrıca, Gail Collins’in kitabının kendisini de okumasını salık veririm. Şu sırada bilhassa Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a ışık tutacağı kanısındayım.

***

 

İki hafta Olimpiyat arası

Birkaç ay önceydi sanırım; Taraf’ı ziyaret edecek oldum. Aşağıdaki güvenlik görevlisi kimi görmek istediğimi sordu ve kimliğimi de aldıktan sonra, “aa, ben sizi tanıyorum galiba” dedi; “siz spor yazarısınız sanırım.”

Yukarıya çıkınca anlattıydım ve epey de güldüydük, hep beraber. Derken Avrupa Atletizm Şampiyonası’yla birlikte Nevin Yanıt gündeme geldi (ve beni spor sayfalarında aramak akıllarına gelmeyen arkadaşlarımdan telâşlı telefonlar aldım, Halil, ne oldu, artık Taraf’ta yazmıyor musun diye). Daha yakında, basiretim bağlandı, Yasemin Çongar’a bir sms atacak oldum, gazete Olimpiyatları izlemeye nasıl hazırlanıyor diye.

İki kelimelik bir cevap geldi. Saklıyorum. Siz yazacaksınız !

Velhasıl, 12-13 Ağustos’a kadar Okuma Notları’na devam edebilir miyim, bilmiyorum şu anda. Telesiyej’in kof cazgırlığı da, 1 Mayıs 1977 de, sosyalizm tartışması da bekleyecek biraz. Ne yapalım, kabahat hep o güvenlik görevlisinin. Adamı bulup kâhin yapmalı.

  • Abone ol