AK Parti zayıflığını bile değerlendirip gücünü sürdürmeyi beceren bir siyasi zekaya sahip. Tabii bunda şans faktörünün de payı var. Bir de karşısındaki muhalefet cephesinin bu iki özellikten mahrum olmasının…

Şanslı çünkü, ilk katıldığı 3 Kasım 2002 tarihli seçimde, Genç Parti‘nin varlığı, oyların üçte birinin biraz üstünde bir oranda oy almasına rağmen, Meclis’teki sandalyelerin üçte ikisine sahip olmasını getirmişti AK Parti’nin…

Oylarının ciddi biçimde tırpanlandığı 7 Haziran 2015 ve 24 Haziran 2018 seçimlerindeki vartaları da, AK Parti, siyasi zekasıyla aşmayı başardı. İlkinde muhalif cepheyi ne yapacağını bilemez hale düşürüp seçimi yenileterek, sonuncusunda ise MHP ile ‘ittifak’ yaparak iktidarını sürdürüyor.

Herkesin beklediği, çok zayıf göründüğü bir ortamda gidileceğe benzeyen yedi ay sonraki yerel seçimde de, AK Parti’nin, yine bir yolunu bularak, özellikle büyükşehirlerde varlığını hissettiren oy kaybına rağmen, sandıktan bir kez daha başarıyla çıkmasıdır.

Elinde tuttuğu 17 büyükşehirde, anayasa referandumunda, ‘Hayır’ oyları önde çıkmıştı. İstanbul ve Ankara’da bile…

İttifak yerel seçimde de kurulabilir ve MHP’liler AK Parti’nin AK Partililer de MHP’nin adaylarına oy verdirilebilirlerse, CHP’li adayların başkan seçilegeldiği bazı il ve ilçelerde dahi, yerel yönetimler, iktidarın (AK Parti ile MHP’nin) eline geçebilir.

AK Partililer MHP’nin MHP’liler AK Parti’nin adaylarına oy verebilirler mi?

Son seçimde bu iki partinin seçmeninin böylesine stratejik bir tercihte fazla zorlanmadığı görüldü.

‘Cumhur İttifakı’ ve 24 Haziran başarısı AK Parti ile MHP’yi birbirine daha da yaklaştırdı.

Bu defa da ‘ittifak’ yerel seçimde işe yarayabilir.

Haberlere göre, muhalefet partileri, bu ihtimali ciddiye alıp onlar da 24 Haziran öncesi oluşturdukları ‘Millet İttifakı’nı daraltarak veya genişleterek bu seçimde de devam ettirme formülleri üzerinde çalışıyorlar.

‘Siyasi akıl’ ise, muhalefetin yerel seçimlerde, özellikle de bu yerel seçimde, ittifak yerine daha farklı bir yönteme başvurmasını gerektiriyor.

Ne olabilir o yöntem?

Yerel seçimler partilerin fanatik taraftarlarının bile parti bağlarının zayıfladığı, tercihlerde geçişliliğin daha fazla olduğu seçimlerdir. İnsanlar yörelerinin günlük ihtiyaçlarını karşılayacak, çevrelerini daha yaşanılır hale getirecek, 7/24 hizmetlerinde olacak bir belediyeye sahip olmak ister ve bunu gerçekleştireceğine inandıkları kişilere oylarını vermekte zorlanmazlar.

İktidar nimetlerinden mahrum bırakılacaklarını bilseler bile…

26 Mart 1989 tarihinde yapılan yerel seçimde, ANAP’ın kampanya sırasında kullandığı koltuğunda kımıldayamaz hale gelmiş belediye başkanı figürü, seçmene oyunu yanlış kullandığı taktirde hizmetlerde aksamalar olacağını hatırlatmayı amaçlıyordu. Sandığa gidenleri muhalefet partilerine oy vermekten caydıracağı umulan bu propaganda ters tepti ve ANAP büyük kentlerin neredeyse hepsini kaybetti; ANAP sandıktan SHP ve DYP’nin ardından üçüncü parti olarak çıkabildi.

O seçimde, büyükşehirlerden Adana, Ankara, Gaziantep, İstanbul, İzmir ve Kayseri’yi SHP, Bursa’yı DYP, Konya’yı da RP kazandı. ANAP bütün büyükşehirleri kaybetti.

Bir sonraki yerel seçimde (27 Mart 1994), Ankara, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, Kayseri ve Konya’da belediye başkanlıklarını RP kazandı.

Gösterdiği adaylar sayesinde…

Yerel seçimin genel seçimden farkı

Yerel seçimler, genel seçimlerden farklı olarak, partilerin gücünün fazlaca önem taşımadığı, buna karşılık adayların cazibesinin seçmenlerin oy tercihlerinde daha büyük rol oynadığı seçimlerdir.

Hiç değilse 1994 yerel seçiminden sonraki seçimlerin ortaya koyduğu gerçek budur.

Partiden çok adayın kimliğinin sonucu belirlediği seçimlerdir yerel seçimler…

AK Parti ile MHP, seçime, diğer partilerin göstereceği adaylardan daha parlak ve cazip adaylarla katılacak olursa, -ve bunu ön seçim yöntemiyle pekiştirirse- diğer bütün partiler her yerde tek aday üzerinde uzlaşmış olsalar bile, iktidar cephesi bu defa da sandıktan başarıyla çıkacaktır.

Bunun tersi de doğrudur: Her yerleşim bölgesinde, o yerin iyi, dürüst, çalışkan, namuslu, Beytülmal’de gözü olmadığı bilinen, yönü ileriye dönük, çevreye yeni değerler kazandırabileceği izlenimi veren bir ismini -ön seçimle tabanının da onayını alarak- aday çıkarabilen muhalefet partisinin seçimde başarılı olma ihtimali büyüktür.

“Olsun, ama mutlaka bizden biri olsun” yanlışlığından kaçınan partiye önümüzdeki seçimde şans tanıyorum.

Gönlüm böyle istiyor, ama eminim pek çok seçmen gönlünden çok aklına danışarak tercih kullanacaktır.

İyi olan kazansın. Kazanmalı.

  • Abone ol