Şırnak Uludere'de 35 vatandaşımızın yaşamını kaybetmesi olayı, Türkiye'de Kürt meselesiyle ilgili bir "zihniyet sorunu" olduğunu bir kez daha gösterdi. 

O bölge insanını eşit vatandaş görmeyen, öldürülmesini normal karşılayan egemen bir zihniyet bu... 
Peki, bu zihniyet nasıl değişecek? 
Çok basit formülünü geçtiğimiz hafta Meclis'te konuşan Başbakan YardımcısıBülent Arınç verdi: 
Biz de o tarihi konuşmayı köşelerimizde yazıp yorumladık. Ne diyordu Arınç:
"Kürtlerin varlığı bin seneden beri bir gerçektir. İnkâr edemezsiniz. İnkâr ederseniz 1980 öncesine dönüş yaparsınız. Kürtleri tanıyacaksanız haklarını da tanıyacaksınız. Anayasal haklarını vereceğiz, tanıyacağız, diline saygı duyacağız. Bunları vermekle terörle eş anlamlı sonuç çıkarmayacağız. Irkçılığı reddediyoruz. Ben Kürdüm diyen bir insanın eğitim, kültür, dil hakkı ne varsa vereceğiz. Bu ulufe, bahşiş değil."
O bölgede 38 vatandaşın bombalanmasına zemin olan ve derin acıların yaşanmasına yol açan Arınç'ın söylediği bu temel insani hakların kullanılamaması değil mi? 
Üstelik hâlâ da kullanılmıyor. 
Bunu gerekçe yapıp şiddet kullananlarla mücadele de bu nedenle zorlaşıyor. 
O bölgeyi "tenkil ve tedip" (Yok etme ve terbiye etme) politikalarıyla dize getirmeye çalışan egemen zihniyeti devreden çıkarmadan Kürt meselesini çözmek zor... 
Siyasetin önce bu gerçeği görmesi sonra da bunu değiştirecek siyaset üretmesi gerekiyor. Sonuç değil neden önemli...

  • Abone ol